İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan kur farkı alacağı davasında itirazın iptali talebinin reddine ilişkin istinaf kararını değerlendiriyor.
Özet: Bölge Adliye Mahkemesi, ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan döviz kuru farkı alacağı nedeniyle başlatılan icra takibine itirazın iptali davasında, ilk derece mahkemesinin davanın reddi kararını hukuka uygun bulmuştur; zira davacı her ne kadar faturaları USD üzerinden düzenlese de, davalının Türk Lirası çeklerle yaptığı ödemeleri herhangi bir ihtarda bulunmaksızın kabul etmesi, taraflar arasında kur farkı talep edilebileceğine dair özel bir anlaşma bulunmaması ve Yargıtay içtihatları doğrultusunda, ödemeyi TL olarak kabul eden satıcının sonradan kur farkı isteyemeyeceği gerekçeleriyle, davacının kur farkı talebinin reddi isabetli görülmüştür.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ12. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2022NUMARASI
: ████████ Esas - ███████ KararDAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;DAVA
: Davacı vekili, satım sözleşmesi kapsamında müvekkilinin davalıdan olan 7.889,05-USD alacağının tahsili için Çerkezköy İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra dosyasıyla takip başlatıldığını, ancak davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının takibe itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP
: Davalı vekili, takibe konu alacak talebinin kur farkı faturasına dayandığını, fakat taraflar arasında kur farkı hususunda bir anlaşmanın ve uygulamanın bulunmadığını belirterek, davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.İLK DERECE MAHKEME KARARI
: Mahkemece, bilirkişi raporunda fatura ve ödeme dekontlarında faturaların TL esas alınarak işlem yapıldığı, iplik satış sözleşmesinde kur farkı talep edilebileceğine ilişkin bir şartın olmadığı, ancak fatura üzerinde döviz tutarların kayıtlı bulunduğu, kur farkı istenen çek vadelerinin 2018 tarihli olduğunun belirtildiği; davalının ödemeleri çekle yaptığı, daha sonrasında davacının kur farkına dair fatura düzenlendiği ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre davacının kur farkı talep edemeyeceği gerekçesiyle, davanın ve davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davacı vekili, mahkemenin delilleri hatalı takdir ettiğini; bilirkişi raporunda 2018'de düzenlenen 4 adet kur farkı faturasının davalı tarafından ödendiğinin belirtildiğini, bu tespitin kur farkı anlaşmasını gösterdiğini; taraflar arasındaki ticari ilişkinin USD üzerinden olduğunu ve sipariş formlarının USD olarak düzenlendiğini belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.GEREKÇE
: Dava, kur farkından kaynaklanan bakiye alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. TBK'nın 99. maddesine göre; "Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir." Öncelikle kur farkı alacağının talep edilebilmesi, taraflar arasındaki sözleşmede bu konuda bir hüküm bulunmasına veya akdi ilişkinin yabancı para cinsinden olmasına bağlıdır (Yargıtay 19. HD’nin ██████████ E., █████████ K. sayılı ve █████/2018; ██████████ E., █████████ K. sayılı ve █████/2017 tarihli ilamları). Faturaların yabancı para birimi üzerinden düzenlenmesi taraflar arasında dövize endeksli ticari ilişki bulunduğunu ispata yeterlidir (Yargıtay 19. HD'nin ████████ E., █████████ K. sayılı ve █████/2019 tarihli ilamı). Diğer taraftan kur farkı talepleri kur farkı faturası düzenlenmesine bağlı değildir. Taraflar arasında yabancı para birimine endeksli bir ticari ilişkinin varlığı halinde kur farkı faturası düzenlenmeden de kur farkı alacağı talep edilebilir. Bu durumda kur farkı alacağının ödeme tarihindeki kurun dikkate alınarak hesaplanması gerekir (Yargıtay 19. HD'nin █████████ E., █████████ K. sayılı ve █████/2018 tarihli ilamı). Yine kur farkının dayanağı olan faturaların bedellerinin ne şekilde ödendiği hususu da önemlidir, zira sözleşmede aksine bir hüküm yoksa ödemenin çekle yapılması halinde kur farkının fiyatlandırılarak çekin miktar hanesine yazıldığı kabul edilmektedir. (Yargıtay 19. HD’nin ██████████ E., █████████ K. sayılı ve █████/2016; ██████████ E., ██████████ K. sayılı ve █████/2013 tarihli ilamları). Ödemeyi Türk Lirası üzerinden çek olarak kabul eden satıcının bu aşamadan sonra kur farkı isteyemeyeceğinin kabulü gerekir (Yargıtay 11. HD'nin █████████ E., ███████ K. sayılı ve █████/2021; █████████ E., █████████ K. sayılı ve █████/2022 tarihli ilamları). Somut olayda, taraflar arasında kur farkı ödenmesine ilişkin bir sözleşme bulunmadığı, davacının davalıya sattığı mallar için USD üzerinden faturalar düzenlediği, davalının da bu faturalara ilişkin TL üzerinden düzenlediği çeklerle ödeme yaptığı, davacının bu ödemeleri defterine kaydederek ticari ilişkide kur farkı hususunda davalıya karşı ihtarda bulunarak hakkını saklı tutmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamıştır. Öte yandan davacı vekili, müvekkilinin █████/2018-█████/2018 tarihleri arasında düzenlediği 4 adet toplam 175.295,87-TL bedelli kur farkı faturalarının davalı tarafından ödenmesinin taraflar arasında bir anlaşma olduğunu gösterdiği itirazında bulunmuştur.Ancak o faturalara ilişkin ödemeler, taraflar arasında kur farkı ödeneceği konusunda bir teamülün varlığını göstermekte ise de, davacı USD bedelli kestiği faturaların TL bedelli çeklerle ödenmesine rağmen, bu ödemeler için kur farkı talep edeceği yönünde bir çekince koymamıştır. Ödemenin çekle yapılması halinde kur farkının fiyatlandırılarak çekin miktar hanesine yazıldığı kabul edileceğinden davacının sunduğu 2018 tarihli sipariş formlarında da, kur farkı isteneceği şeklinde bir kayıt olmadığından, davacının istinaf nedenleri yerinde bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle, mahkemece davanın reddine dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,70-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 64-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2025