Yargıtay 8. Ceza Dairesi, sanığın genel güvenliği kasten tehlikeye sokma eyleminin silahlı tehdit oluşturduğunu belirterek, kasten yaralama temyizini reddedip TCK 53. madde uygulamasındaki hatayı düzelterek hükmü onamıştır.
Özet: Yargıtay, sanık hakkında kasten yaralama suçundan verilen adli para cezasına ilişkin temyiz talebini, cezanın miktarı nedeniyle kesin nitelikte olduğuna hükmederek reddetmiş; genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçundan kurulan mahkumiyet kararında ise, sanığın eyleminin esasen silahlı tehdit suçu oluşturduğunu belirtmekle birlikte, aleyhe temyiz olmaması sebebiyle bu durumu bozma nedeni saymamıştır; ancak, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53. maddesinin uygulanmasındaki eksikliği yeniden yargılama gerektirmeksizin düzelterek, hükmün düzeltilmiş haliyle onanmasına karar vermiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ
: Genel güvenliği tehlikeye sokacak şekilde silahla ateş etme ve kasten yaralamaHÜKÜM
: Hükümlülük ve müsadereGereği görüşülüp düşünüldü
:1- Sanık hakkında kasten yaralama suçundan dolayı hakkındaki tayin edilen adli para cezasının tutarına ve karar tarihinde yürürlükte olan 5219 sayılı Yasayla değişik CMUK.nun 305. maddesine göre hüküm, kesin nitelikte olup temyizi olanaklı olmadığından, temyiz isteğinin CMUK.nun 317. maddesi uyarınca oybirliğiyle (REDDİNE),2- Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesinde:Oluşa, tüm dosya kapsamına göre sanığın olaydan kısa süre önce tartıştıkları anlaşılan şikayetçinin evinin balkonuna ve camlarına doğru ateş etmesi şeklinde gerçekleşen eyleminin TCK.nun 106/2. maddesine uyan silahlı tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde suretiyle genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan hüküm kurulması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre, sanık müdafiinin cezalandırmaya yeter delil olmadığına, teşdiden ceza tayin edilmemesi gerektiğine dair ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak:5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın (c) bendinde yazılı sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet hakkından, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan koşullu salıverme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan ise 2. fıkra gereğince cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,Yasaya aykırı ise de, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümden 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölüm çıkarılarak yerine "TCK.nun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın (c) bendinde yazılı sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan koşullu salıverme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan ise 2. fıkra gereğince cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına" yazılmak suretiyle hükmün (DÜZELTİLEREK ONANMASINA), 03.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.