Ev hizmetlerinde 8 yıl sigortasız çalıştığı iddia edilen davacının hizmet tespiti davasında, çalışma sürelerinin ve eşinin hastane dönemlerinin eksik incelenmesi nedeniyle bozma kararı.
Özet: Davacının 2008-2016 yılları arasında davalılara ait evde sigortasız olarak ev hizmetleri ve hasta bakıcılığı yaptığını iddia ederek hizmet tespiti talebiyle açtığı davada, davalıların ev hizmetlerinin sigortalılık kapsamı, çalışmanın kesintisizliği ve hak düşürücü süreye ilişkin itirazları üzerine, ilk derece mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin kararı istinaf mahkemesince onanmış, ancak Yargıtay tarafından eksik inceleme ve araştırma gerektiği gerekçesiyle bozulmuş; bozmaya uyularak verilen yeni kararın feri müdahil kurum vekili tarafından tekrar temyiz edilmesiyle dosya Yargıtayın incelemesine gelmiştir.

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I.DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, ekonomik ihtiyaçlarından dolayı 07.04.2008 tarihinde davalılara ait Çeşme/Ilıca’daki villada yatılı olarak çalışmaya başladığını, yemek ve temizlik işlerini yaptığını, eşinin ise şoförlük ve bekçilik yapmaya başladığını, aynı zamanda o dönemde KML hastası olduğu için Kent Hastanesinde tedavi gören ...’ın eşi ...’ın hasta bakıcılığını da yaptığını, davacının ve eşinin sezon boyu tam gün mesai ücreti ödenmeden çalıştığını, maddi sıkıntıları olduğu için tüm bunlara boyun eğmek durumunda bırakıldığını, davacının eşinin 2010/Haziran ayında işten ayrılmasına rağmen, davacının davalıların yanlarında çalışmaya devam ettiğini ve 2010 yılından beri yaz aylarında Çeşme’de, kalan kış aylarında İzmir’de yaşayan davalıların evine her gün giderek sağlık, temizlik, hasta bakıcılık, hastane işleri, banka işleri ve mutfak işlerini yürüttüğünü, bu şekilde davacının 07.04.2008 tarihinden itibaren 31.03.2016 tarihine kadar 8 yıl boyunca davalılar yanında sürekli çalıştığını, defalarca sigortasının yapılmasını istemesine rağmen “sigortaya ihtiyacın yok” şeklinde karşılık alıp sigortasının yapılmadığını, akabinde sigorta istemesi sebebiyle davalılar tarafından işten kovulduğunu ileri sürerek, davacının davalılar nezdinde 07.04.2008–31.03.2016 tarihleri arasında geçen ve Kuruma bildirilmeyen hizmetlerinin tespitine karar verilmesini istemiştir.II.CEVAP1.Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davada 5510 sayılı Kanun'un 6/C maddesine göre ev hizmetlerinde çalışanların sigortalı sayılmadığını, ancak, anılan Kanun'a 11.09.2014 tarihinde eklenen ek 9. madde ile bu şekilde çalışanların ücretli ve kesintisiz çalışmaları halinde sigortalı sayılacaklarının hükme bağlandığını, Kanunda yapılan bu değişikliğin yürürlük tarihinin 01.04.2015 olup bu sebeple bu tarihten öncesi için davacının sigortalı sayılmadığı gibi davacının ev işlerine yardım etmek amacıyla haftada 1-2 gün yapmış olduğu çalışma süresinin de Kanun kapsamında olmadığını, yine ileri sürülen iddiaları kabul etmemek kaydıyla, 2008–2016 yılları arasındaki çalışmalarının kesintisiz bir çalışma olmadığından, 2015 yılından sonraki bölümün dahi talep ve dava edilmesinin mümkün bulunmadığını, ayrıca, davada 5 yıllık hak düşürücü sürenin söz konusu olduğunu, davacının müvekkillerinin yanında her ne kadar 2008 yılında başlayan bir çalışması olduğu iddia edilmişse de bunun kesinlikle doğru olmadığını, İzmir’de oturan davacının her gün Çeşme’den İzmir’e ve İzmir’den Çeşme’ye süresiz gidip gelmesinin ve yatılı olarak kalmasının da söz konusu olmadığını, diğer taraftan müvekkillerinin yaz sezonunda Amerika’da yaşayan çocuklarının Türkiye’ye gelip aynı evde birlikte kaldıklarını, evin 2 oda, 1 salon olup davacının yatılı kalıp kalmayacağının tereddüde dahi muhtaç olmadığını, müvekkillerinin yaşantılarının büyük bir bölümünü otellerde kalmak suretiyle geçirdiklerini, öte yandan, dava dilekçesinde davacının müvekkillerinin banka ve hastane işlerini yaptığı iddia edilmişse de davacının müvekkillerinin banka işlerini yapabilmesi için usulüne uygun olarak verilmiş vekaletnamesinin olmasının şart olduğunu, oysa kendisine böyle bir vekaletname verilmediğini, ayrıca hasta bakımı hususunda davacının herhangi bir eğitiminin de olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.2.Fer'i müdahil SGK Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir.III.İLK DERECE MAHKEME KARARIİlk Derece Mahkemesinin 16.11.2020 tarih ve ████████ E.-███████ K. sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer'i müdahil SGK Başkanlığı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 14.09.2022 tarih ve ████████ E.-█████████ K. sayılı kararı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde fer'i müdahil SGK Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece; Mahkemece tesis edilen hükmün eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğu, davacının davalıya ait evde hasta bakıcı ve ev hizmetlerinde çalıştığı iddiası üzerine yapılan yargılamada davalıların tatile gittikleri dönemlerde çalışma olmadığı yönünde bu sürelerin dışlanması doğru ise de, dava konusu dönemde davacının eşinin hastanede uzun sürelerde kaldığı, davacının bu dönemlerde eşinin yanında refakatçi olarak kalıp kalmadığı, kalmışsa bu sürelerin de dışlanması gerektiğinin gözetilmemesi buna göre davanın kısmen kabulüne dair hüküm kurulması gerktiğinin gözetilmemesi ve tespiti yapılan sürelerin hükümde açık şekilde gösterilmemesi, hükmün infaza elverişli olarak kurulmaması usul ve yasaya aykırıdır. Uyuşmazlık konusu husus hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmesi belirtilerek, hüküm bozulmuştur.Bozma sonrası İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 1-)Davanın kısmen kabulü ile ... T.C. kimlik numaralı ve ... s.s. numaralı davacı ...’ın; ... davalılar ... ve ...'a ait SGK İzmir İl Müdürlüğünde tescilsiz “ev hizmetleri” iş yerinde; 07.04.2008 – 31.03.2016 tarihleri arasında olmak üzere;07.04.2008 – 31.12.2008 264 gün01.01.2009 – 31.12.2009 360 gün01.01.2010 – 31.12.2010 360 gün01.01.2011 – 31.12.2011 357 gün (13.02.2011-16.02.2011 arası hariç)01.01.2012 – 31.12.2012 360 gün01.01.2013 – 31.12.2013 359 gün (03.10.2013 tarihi hariç)01.01.2014–31.12.2014 328 gün (18.06.2014-21.06.2014 ve 02.08.2014-08.08.2014 tarihleri arası ve 11.02.2014-05.03.2014 tarihleri arası hariç)01.01.2015–31.12.2015 343 gün (16.07.2015-18.07.2015, 18.07.2015-20.07.2015, 11.08.2015-16.08.2015 ve 22.09.2015-28.09.2015 ve 13.10.2015-14.10.2015 tarihleri arası hariç olmak üzere)01.01.2016–31.03.2016 90 günolmak üzere; hizmet akdine dayalı olarak ve asgari ücretle toplam 2821 gün çalıştığının tespiti ile söz konusu 2821 günlük çalışmasının Kuruma bildirilmediğinin tespitine,2-)Fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.VI. TEMYİZA. Temyiz SebepleriFer'i müdahil SGK Başkanlığı vekili temyiz dilekçesinde; hak düşürücü süre itirazlarının değerlendirilmediğini, bir kimsenin 8 yıla yakın uzun bir süre boyunca sosyal güvenceden yoksun olarak çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ev hizmetlerindeki çalışmanın sürekli olmasının bağımlılık unsurunun ve ücret olgusunun hiçbir duraksamaya yer bırakmayacak şekilde resmi ve yazılı belge ile ispatlanması gerektiğini, buna karşın iddianın yazılı delil ve belge olmadan salt tanık beyanlarına dayanılarak ispat edilmesinin mümkün olmadığını, ek olarak karardaki gün hesabının hatalı olduğunu belirterek, usul ve yasaya aykırı verilen kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve Gerekçe1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VII. KARARAçıklanan sebeplerle;Fer'i müdahil SGK Başkanlığı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,17.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.