Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin ticari kredi ve kefalet sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında bilirkişi hesaplamalarındaki eksikliklere dair istinaf kararının incelenmesi.
Özet: Bu hukuki evrak, Alternatifbank A.Ş. tarafından davalı kefile karşı başlatılan, ticari kredi alacağından kaynaklanan ve davalının itirazı üzerine duran icra takibine yapılan itirazın iptali davasına ilişkin bir istinaf incelemesidir. İlk derece mahkemesi, davayı kısmen kabul ederek belirli bir miktar üzerinden icra takibinin devamına ve icra inkar tazminatına hükmetmiş, ancak bazı talepleri reddetmiştir. Davacı banka, bilirkişi raporundaki faiz hesaplamalarının eksik olduğunu ve davalı tacir kefilin sorumluluğuna ilişkin yerel mahkeme değerlendirmesinin hatalı olduğunu belirterek kararı istinaf etmiştir.

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: █████████ - ████████

T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN
:... (...)
ÜYE
:... (...)
ÜYE
:... (...)
KATİP
:... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2023
NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ Karar
DAVACI
: ALTERNATİFBANK ANONİM ŞİRKETİ - 0060003154500048 - Ayazağa Mah. Azerbaycan Cad. 2 D Blok No:3M-1 Sarıyer/İSTANBUL
VEKİLİ
: Av...
DAVALI
: ...
VEKİLİ
: Av. .. Kocasinan/KAYSERİ
DAVA TÜRÜ
: İtirazın İptali (Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar)
DAVA TARİHİ
: █████/2022
KARAR TARİHİ
: █████/2025
KR. YAZIM TARİHİ
: █████/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacı banka ile Budaksan Elk. San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan çek karnesi ve ödeme planına bağlı spot/rotatif kredi sözleşmelerine ...'ın kefil olduğunu, daha sonra sözleşmelerden doğan nakdi ve gayrinakdi krediler ödenmeyince alacakların tahsili amacıyla Sakarya 4. İcra Müdürlüğü'nün █████████ Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine itirazda bulunduğunu, takibin durduğunu, davalının itirazında haksız olduğunu, açıklanan nedenlerle davalının Sakarya 4. İcra Müdürlüğü █████████ Esas sayılı dosyaya yapmış olduğu itirazlarının iptaline, alacak ve ferilerinin %20'sinden az olmamak üzere İcra İnkar tazminatına mahkum edilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ...
1-Açılan davanın KISMEN KABULÜ ile;
A) Sakarya 4. İcra Müdürlüğünün █████████ Esas sayılı takip dosyasındaki itirazın kısmen iptali ile takibin 366.920,30-TL asıl alacak 2.132,70-TL takip öncesi işlemiş faiz 106,64-TL %5 oranında gelir vergisi(BSMV) 225,20-TL ihtiyati haciz masrafı ve 1.140,00-TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 370.524,86-TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %40 oranında temerrüt faizi ve %5 oranında (BSMV) işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
b) Çek sorumluluk bedeline yönelik talebin reddine,
2-Davalı asıl alacak yönünden itirazında haksız çıktığından dava konusu miktar olan 370.524,86-TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine ... " karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararına dayanak oluşturan Bilirkişi raporlarında eksik hesaplama yapıldığını, bilirkişi raporunda ödenmeyen son taksitden (07.12.2021) kat tarihine (08.04.2022 tarihine) kadar ki sürece akdi faiz oranı %14 işleterek hesaplama yapıldığını, bu sebeple hesaplama eksik olduğunu, bilirkişi hesaplamada ödemesiz dönemdeki faiz alacağımızı dikkate almamış sadece taksitlerin ödenmediği tarihden hesap kat tarihine kadarki faiz hesaplamasını yaptığını, bu hali ile de yanlış ve eksik hesaplamaya dayalı bilirkişi raporunu dayanak alan yerel mahkeme kararı da hatalı olduğunu, yerel mahkemece kefil olunan açısından belirli bir borç olmadığı gerekçesi ile talebimiz reddedilmiş ise de davalı ... bir tacir olup, Budaksan Elektrik San. Ve Tic. Ltd. Şti. firmasının ortağı (aynı zamanda kurucu ortak) konumunda olduğunu, bu durumda bir şirketin kurucu ortağı olan bir tacirin şirketi adına olan kefaletinin belirsiz olduğu gerekçesiyle geçersiz olduğunun kabulü usul yasa ve hakkaniyete aykırı olduğunu beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı tarafça, istinaf dilekçesine karşı cevap dilekçesi verilmemiştir.
DELİLLER
: Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2023 Tarih - ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava; kefalet sözleşmesinden kaynaklanan alacak için yapılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Dosyanın incelemesinde; davacının, kefalet sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için Sakarya 4. İcra Dairesi'nin █████████ Esas sayılı ilamsız icra takibi başlattığı, davalının ödeme emrine süresinde itiraz etmesi üzerine eldeki davayı açtığı, davalının davanın reddini istediği, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.
İcra Takibine İtiraz etmek istiyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur (2004 sayılı kanun 62.madde). Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir (2004 sayılı kanun 67.madde).
Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır (HGK 2017/(19)11-1309 Esas. ████████ Karar).
6098 sayılı TBK'nın 583. maddesine göre kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.
6098 sayılı TBK'nın eşin rızası başlıklı 584. maddesinde; “eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır.
Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına veya adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine ya da kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalmasına sebep olmayan değişiklikler için eşin rızası gerekmez.
Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, █████/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz” hükümleri düzenlenmiştir.
Kefalet sözleşmesi alacaklı ile kefil arasında kurulan ve alacaklıya kişisel güvence sağlayan bağımsız nitelikte bir borç ilişkisidir. Kefalet sözleşmesi kişisel bir teminat sözleşmesidir. Diğer sözleşmeler gibi kefil ile alacaklının karşılıklı ve birbirine uygun iradelerinin birleşmesi ile meydana gelir. Bu sözleşme ile kefil, asıl borçlunun borcunu alacaklıya karşı ifa edememesi tehlikesini kişisel olarak üstlenmektedir. 6098 saylı Türk Borçlar Kanunundaki düzenleme uyarınca kefalet sözleşmesinin geçerli olarak kurulması için hangi hallerde eşin rızasının gerektiği ayrıntılı bir şekilde hükme bağlanmıştır. Emredici olan bu düzenlemeden, eşlerin feragat etmesi mümkün değildir. Eşin yazılı rızasının verilmesi adi yazılı şekle tâbidir. Yani rıza beyanının eş tarafından imzalanması gerekli ve yeterlidir. Ancak rıza somut ve belirli bir kefalet sözleşmesinin kurulmasından önce veya en geç sözleşmenin kurulması anında verilmelidir. Dolayısıyla gelecekte yapılacak kefalet sözleşmelerini de kapsayacak şekilde genel bir rıza verilemeyeceği gibi sözleşmenin yapılmasından sonra (geçersiz sözleşmeye geçerlik kazandırmak için de) rıza verilemez.
Türk Borçlar Kanunu 584-(1) maddesine göre; rıza sonradan verilecek icazet ile tamamlanmadığından, eşin izni tamamlayıcı unsur değil geçerlilik unsurudur. Yani kefalet sözleşmesinin geçerli olarak kurulabilmesi için eşin rızası mutlaka gereklidir. Aksi halde kefalet sözleşmesi geçersiz olacaktır. Zira; rıza, eşin kefil olma ehliyetini sınırlar ve rızanın yokluğunun yaptırımı kesin hükümsüzlüktür. Bu geçersizlik hakim tarafından resen dikkate alınır (Gümüş, M.A. Borçlar Hukuku, Özel Hükümler, İstanbul 2014, s.348). (Yargıtay HGK. █████/2017 tarihli ███████-1135 Esas - █████████ sayılı kararı).Hakim, Türk Hukukunu re’sen uygular (HMK. 33. madde). Mahkeme emredici düzenlemelerinin gereğini yerine getirmek zorundadır (Yargıtay HGK. █████/2013 tarihli ████████ Esas - ████████ sayılı Kararı).
5411 sayılı Bankalar Kanunu’nda “gayri nakdi kredi” kavramı tanımlanmamıştır. Ancak, 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca; muhatap banka, süresinde ibraz edilen çekin karşılığının bulunmaması hâlinde yasal sorumluluk miktarına kadar ödeme yapmak; çekin karşılığının kısmen bulunması durumunda ise, kalan meblağı tamamlamakla yükümlüdür. Aynı maddede ödeme yükümlülüğü ile ilgili bu hususun, hesap sahibi ile muhatap banka arasında çek defterinin teslimi sırasında yapılmış olan dönülemeyecek bir gayri nakdi kredi sözleşmesi hükmünde olduğu açıklanmıştır. Bu ödeme külfeti, sözü edilen Kanun gereğince bankalara yükletilmiş olduğundan, borçlunun bankadaki mevduatının bankaca müşterisine verilen her çek yaprağı için yasal sorumluluk miktarı ile sınırlı olarak banka lehine rehinli olduğunun kabulü zorunludur. Banka ile müşterisi arasında yapılan teminat mektubu veya çek hesabı açma sözleşmelerinde banka lehine risk gerçekleşmeden teminat mektubu bedeli veya karşılıksız çek bedelinden bankanın ödemek zorunda kalacağı meblağın depo edilmesini isteme yetkisi, söz konusu alacağın mevcut olduğunu göstermediği gibi, istenebilir olduğunu da göstermez (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun, 27.12.2017 tarih, 2016/1 E., 2017/6 K. sayılı kararı).
Eldeki davada; davaya konu edilen krediler ile çek depo talebine ilişkin kredi sözleşmeleri, hesap kat ihtarı ve tebligatı, hesap özeti ve kredi için TCMB’ye bildirilen faiz oranları dosya arasında alınmış, davacının anılan sözleşmeler nedeniyle alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı ve takip öncesi uygulanan faiz oranının yerinde olup olmadığı hususlarında inceleme yapılması için dosyanın bankacı bilirkişiye tevdi edildiği, bankacı bilirkişi tarafından 17.02.2023 tarihli raporun dosyaya sunulduğu, sunulan raporda özetle; davalının kefil olarak imzaladığı 13.09.2013 tarihli ve 1.565.000,00-TL kefalet limitli, yine 23.03.2017 tarihli ve 5.000.000,00 TL kefalet limitli iki adet sözleşme bulunduğu, sözleşmelerin davacı ile asıl borçlu dava dışı Budaksan Elektrik San. Tic. Ltd. Şti. ile imzalandığı, davalı ...’ın her iki sözleşmeye kefil olduğu, sözleşmeler gereği dava dışı asıl borçluya 08.04.2020 tarihli 745.742,00 TL tutarlı, 4 ay ödemesiz, 32 ay taksitli 36 ay vadeli kredinin ve depo talep edilen çek karnesinin tahsis edildiği, anılan kredinin 17 taksitinin tamamının ödendiği, 18. taksitinin ise 65,07 TL’lik kısmının ödendiği, kalan taksitlerin ödenmediği, 26.03.2022 tarihinde hesabın kat edildiğinin bildirildiği , davalıya hesap kat ihtarının tebliğ edilemediği, davalıya gönderilen hesap kat ihtarının davalının davacı bankaya bildirdiği adres olmadığı, dolayısıyla eldeki olayda 2004 sayılı yasanın 68/b maddesinin uygulanamayacağı, davacının takip tarihine kadar akdi faiz talep edebileceği, temerrüt faizi isteyemeyeceği, temerrüt faizini ise takipten sonraki dönem için talep edebileceği, dosyaya davacı tarafından sunulan TCMB ye bildirilen faiz oranlarına ve sözleşmeye göre; davacının uygulayacağı akdi faiz oranının %14 olduğu, temerrüt faizinin üst sınırının %75 olduğu, ancak davacının temerrüt faizi talebinin %40 ile sınırlı olduğu, anılan talebin sözleşmeye ve TCMB’ye bildirilen oranlarla uyumlu olduğu, buna göre 399.275,70 TL asıl borç, 8.428,73 TL akdi faiz, 421,44 TL BSMV 225,20 TL ihtiyati haciz gideri ile 1.140,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 409.471,07 TL takip tarihi itibariyle davacının davalılardan alacaklı olduğunun bildirildiği görülmüş, ancak bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada temerrüt olmadığı tespit edilmesine, akdi faiz oranının %14 olduğunun tespit edilmesine rağmen takip öncesi dönem için yapılan hesaplamanın %40 temerrüt faizi üzerinden yapıldığı, akdi faizin hesaplamaya katılmadığı, dolayısıyla hesaplamanın hatalı olduğu anlaşılarak ve taraf vekillerinin itirazlarının da değerlendirilmesi amacıyla ek rapor aldırılmış, dosyaya sunulan 04.05.2023 tarihli ek raporda; hesaplama %14 akdi faiz üzerinden yapılmış ve tarafların itirazlarının karşılanmış olduğu anlaşılmıştır.
Eldeki davada, yapılan tüm bu açıklamalar çerçevesinde; davalının taksitli kredi nedeniyle 366.920,30 TL ana para, takip öncesi işlemiş %14 akdi faiz oranından 2.711,13 TL faiz, 135,56 TL BSMV, 225,20 TL İhtiyati Haciz gideri, 1.140,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere 371.132,19 TL nakdi alacaktan davalının sorumlu olduğu, davacının takip öncesi işlemiş faiz talebinin 2.132,72 TL ile sınırlı olduğu, BSMV’nin de 106,64 TL ile sınırlı olduğu anlaşılmış, yine, dosya arasına alınan sözleşmelerde, her iki sözleşmenin de 6.17.05 maddesinde çek depo bedelinden sorumluluğa ilişkin düzenleme içermesi ;ancak anılan düzenlemenin sözleşmenin taraflarına hitaben düzenlendiği, kefil yönünden ayrıca ve açıkça bir düzenleme bulunmadığı anlaşıldığından; tüm bu hususlar gözetilerek mahkemece taleple de bağlı kalınarak davanın kısmen kabulü ile takibin 370.524,86-TL üzerinden devamına, çek sorumluluk bedeline yönelik talebin reddine şeklinde karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede ise;
Dosya kapsamında resen yapılan inceleme sonucu; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi, 7036 sayılı Kanun'un 3. madde 14-16. fıkralarda; tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarının Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği, Adalet Bakanlığı Bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin yargılama giderlerinden sayılacağı, yine bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderlerin anlaşmaya varılamaması halinde ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacağı düzenlendiği halde, Devlet bütçesinden karşılanan zorunlu arabuluculuk ücreti ile ilgili bir karar verilmemesi hatalıdır.
İlk derece mahkemesince arabuluculuk ücreti hakkında bir karar verilmediğinden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen kabul şeklinde sonuçlanması nedeniyle arabuluculuk ücretinin taraflardan sorumlulukları nispetinde tahsiline karar vermek gerektiği değerlendirilmiştir.
Gerekçeli karar başlığında; taraf vekilleri ile davacının adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.
Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle esastan reddine, yerel mahkemenin kararının kamu düzeni gereğince kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 353-(1)-b)-2) madde gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE;
1-)Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2023 Tarih - ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararının HMK'nın 353-(1)-b)-2) maddesi gereğince kamu düzeni gereğince KALDIRILMASINA,
YENİDEN YARGILAMA YAPILMASI GEREKMEDİĞİNDEN AŞAĞIDAKİ ŞEKİLDE HÜKÜM KURULMASINA,
a-Açılan davanın KISMEN KABULÜ ile Sakarya 4. İcra Dairesi'nin █████████ Esas sayılı takip dosyasındaki itirazın kısmen iptali ile takibin 366.920,30-TL asıl alacak ,2.132,70-TL takip öncesi işlemiş faiz, 106,64-TL %5 oranında gelir vergisi (BSMV), 225,20-TL ihtiyati haciz masrafı ve 1.140,00-TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 370.524,86-TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %40 oranında temerrüt faizi ve %5 oranında (BSMV) işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
b-Çek sorumluluk bedeline yönelik talebin REDDİNE,
c-Davalı asıl alacak yönünden itirazında haksız çıktığından dava konusu miktar olan 370.524,86-TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
ç-Harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 25.310,55-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 5.584,41-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 19.726,14-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
d-Davacı tarafından yapılan; 80,70-TL Başvuru Harcı, 5.584,41-TL Peşin/nisbi Harcı, olmak üzere toplam 5.665,11TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
e-Davacı tarafından yapılan; 1.642,50-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 1.642,50-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 1.316,20-TL'lik kısmanın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına,
f-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 54.873,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
g-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre red edilen kısım üzerinden hesaplanan 14.697,00-TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
ğ-Dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecine yönelik, 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Kanuna göre ve davalı aleyhine açılan davanın kısmen kabul edilmesi nedeniyle kabul ret oranına göre hesaplanan (%87,09 Kabul - %12,91 ret) 1.358,57 TL'nin davalıdan, bakiye kalan 201,43 TL'nin davacıdan tahsili için harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
h-Fazla yatan gider avansı ile delil avansı var ise karar kesinleştikten sonra yatıran tarafa iadesine,
2-)İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları;
a-Bakiye 345,55 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
b-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına,
c-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
ç-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davacıya iadesine,
d-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
e-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
f-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2025
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!