İş Mahkemesi, çıraklık dönemi çalışmalarının sigorta başlangıcı sayılması talebini Yargıtay bozması sonrası detaylı inceleyerek tekrar kabul etti.
Özet: Bu hukuki metin, çırak olarak çalışmaya başlayan bir davacının, fiilen üretime katıldığı iddiasıyla sigorta başlangıç tarihinin 1984 veya 1987 olarak tespitini talep ettiği bir davayı konu almaktadır; ilk derece mahkemesi davayı kabul etse de, yüksek mahkeme, davacının işyerindeki çalışmasının meslek ve sanat öğrenimine yönelik mi yoksa üretime yönelik, üretimin bir parçası olacak şekilde mi olduğunun tam olarak açıklığa kavuşturulması gerektiği gerekçesiyle kararı ikinci kez bozmuştur.
10. Hukuk Dairesi         ██████████ E.  ,  ██████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

    SAYISI
    : ████████ E., ████████ K.
    Taraflar arasındaki sigorta başlangıcının tespiti davasında İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı Kurum vekilinin temyiz isteminde bulunması üzerine verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
    İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
    İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının, emeklilik hizmetlerinden faydalanmak üzere Kuruma başvuru yaptığını, Kurum tarafından müvekkiline verilen cevapta, kendisinin 02.01.1984 tarihinde işe giriş bildirgesinin çırak olarak işaretlendiğini, bu nedenle 01.09.1985-30.08.1989 tarihleri arasındaki çalışmasının uzun vadeli sigorta kolu olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığının, müvekkilinin askerlik döneminden sonraki dönem olan 01.03.1991 tarihli işe giriş bildirgesi nazara alınarak 25 yıl sigortalılık süresi 52 yaş ve 5525 prim gün sayısına ihtiyacı olduğunun bildirildiğini, yaş şartını sağlamaması nedeniyle talebinin reddedildiğinin bildirildiğini, çırak olarak bildirilen ve tespiti istenilen dönemde müvekkilinin davalı işyerinde üretimle ilgili olarak çalışmalara bilfiil katıldığını, meslek ve sanat eğitiminin arka planda tutulduğunu, bu nedenle çıraklık ilişkisinden söz edilemeyeceğini beyan etmiş, müvekkilinin sigorta başlangıç tarihinin 02.01.1984 olarak tespitini, Mahkeme aksi kanaatte ise müvekkilinin çıraklık vasfını kaybettiği 18 yaşına girdiği tarih olan 25.08.1987 tarihi olarak tespitini talep etmiştir.
    II. CEVAP
    Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde, Kurum işlemlerinin hukuka uygun olarak yerine getirildiğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
    III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin 19.01.2023 tarihli ve █████████ E., ████████ K. sayılı kararıyla; "... toplanan deliller, sunulan bilgi ve belgeler, dinlenen tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde, davalı şirketin tasfiye memuru tarafından alınan beyan doğrultusunda şirket defter, bilgi belge ve kayıtlarına uluşmanın mümkün olmadığı anlaşılmakla, davacının sigorta başlangıç tarihinin 02.01.1984 tarihi olarak tespit edilmesi talebinin reddine karar verilmiş, 5510 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesi yollamasıyla uygulanan mülga 506 sayılı Kanun'un 60/G maddesinde "Bu maddenin uygulanmasında; 18 yaşından önce malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına tabi olanların sigortalılık süresi, 18 yaşını doldurdukları tarihte başlamış kabul edilir. Ancak bu tarihten önceki süreler için ödenen malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalan primleri prim ödeme gün sayılannın hesabına dahil edilir" düzenlemesi doğrultusunda davacının 18 yaşına girdiği 25.08.1987 tanhinin sigortalılığının başlangıç tarihi olarak tespitine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...." gerekçesiyle "Davacının davasının kabulü ile davacının davalı şirkete ait 37101.26 işyeri numaralı işyerinde uzun vadeli sigorta kollarına tabi olarak sigortalı çalışma başlangıç tarihinin 25.08.1987 olduğunun tespitine, karar verilmiştir.
    IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesi kararının süresi içerisinde davalı Kurum vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
    V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
    A. Bozma Kararı
    1.Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
    2.Dairemizin 03.05.2023 tarihli ve █████████ E. █████████ K. sayılı ilamında, "... Mahkemece, dinlenen tanık beyanları arasındaki çelişkiyi gidermeye yönelik olmak üzere davacının işyerinin hangi bölümünde; hangi işi yaptığı, dava konusu dönemde davacının işyerinde yapılan imalat işlerini yapabilecek durumda olup olmadığının tam olarak açıklığa kavuşturulması için dinlenen bordro ve davacı tanıklarının bu hususlarda tekrar beyanlarına başvurul malı, el de edilecek sonuca göre davacının iş yerindeki çalışmasının meslek ve sanat öğrenimine yönelik mi yoksa üretime yönelik, üretimin bir parçası olacak şekilde mi olduğu tespit edilmeli, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir...." denilmek suretiyle karar bozulmuştur.
    B.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile " ...Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda, Mahkememizce dinlenen davacı tanıkları, bozma ilamından önce dinlenen tanıkların ve bordro tanıklarının ağırlıklı beyanlarında, davacının davalı işyerinde çalışmasının öğrenmeye dayalı olmadığı, bilfiil üretime katkı amaçlı bir çalışma olduğu görülmüş, 506 sayılı Kanun'un 60/G maddesi uyarınca işe giriş tarihi olan 02.01.1984 tarihli çalışmasının prim ödeme gün sayısı olarak dikkate alınması gerekeceği, davacının 18 yaşını ikmal ettiği 25.08.1987 tarihi itibariyle sigorta başlangıç tarihinin tespitine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının 02.01.1984 tarihinde davalı ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi bünyesinde hizmet akdine dayalı olarak çalıştığının tespiti ile davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını ikmal ettiği 25.08.1987 tarihi olduğunun tespitine, karar verilmiştir.
    V.TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
    B. Temyiz Sebepleri
    1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde, davalı Kurum aleyhine diğere davalı ile birlikte yargılama giderlerini ödemesine karar verilmiş olmasına karşın davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinden sadece davalı ...Ltd. Şti. aleyhine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bu yönüyle bozulmasını talep etmiştir.
    2.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde, davanın reddinin gerektiğini beyanla kararı temyiz etmiştir.
    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, sigorta başlangıcının tespiti istemine ilişkindir.
    2. İlgili Hukuk
    1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371. maddeleri.
    2. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanun'un 2, 6, 9, 60, maddenin (G) bendi, 79, 108. maddesi hükümleridir.
    Bir kimsenin sigortalı sayılabilmesi için sigortalı işe giriş bildirgesinin varlığı yeterli olmayıp, aynı zamanda o kimsenin Yasanın belirlediği biçimde (506 sayılı Kanun'un 2. maddesi ve 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi) eylemli olarak çalışması da koşuldur. Bu yön 506 sayılı Kanun'un 6. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 7/a maddesinde ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ███████-549-555, ███████-437-448 ve ███████-306-320 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. Bu bakımdan davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığının yöntemince araştırılması gerektiği ortadadır.
    Hizmet tespitinin bir türü olan sigortalılık başlangıç tespiti davasında, dava konusu dönem yönünden hem çalışmaların geçtiği işyerinin varlığı hem de sigortalının çalışmalarının gerçek ve sigortalı çalışma olduğunun hiçbir teredüte yol açmayacak şekilde ispatlanması gerekmektedir.
    Bu tür davalar yalnızca bir günlük çalışmanın tespitinden ibaret olarak görülmemeli, bir günlük çalışmanın kabulü ile saptanacak sigortalılık başlangıcının sigortalıya sağlayacağı sigortalılık süresi ile birlikte kazandıracağı haklar dikkate alınmalı ve giriş bildirgesi ile birlikte eylemli çalışmanın bulunup bulunmadığı özellikle belirlenmelidir.
    Bu da dava konusu çalışmaların sigortalı çalışma niteliğinde olup olmadığı, sigortalı çalışma niteliğinde ise çalışmanın varlığı yönünden dönemde bordrolu olan tanık, yoksa komşu işyeri tanığı araştırarak ifadelerinin alınması, varsa bu döneme ilişkin makbuz, fatura, defter gibi tüm kayıt ve belgelerin incelenmesi, 506 ve 5510 sayılı Kanunlar ile Yargıtay’ın Yerleşik İçtihatları gereğidir.
    3. Değerlendirme
    1. Eldeki davada verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olup bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.
    2.Eldeki davada, işyerinin dava konusu dönem olan 1984/1. dönem bordrosunda adı bulunan 8 kişinin olduğu, bunlardan ... ve ...'nın vefat etmiş olmaları nedeniyle dinlenemedikleri, bordroda adı olup da daha sonra bu çalışmasına ilişkin iptal bordrosu bulunan ...'in dinlendiği, yine aynı bordroda adı bulunan ... ve ...'nın da dinlendiği, öte yandan aynı bordroda adı bulunan ... , ... ve ... 'un dinlenmediği, yine dava konusu dönemde çalışması bulunmayıp da sonrası dönemlerde işyerinden sigortalılıkları bulunan ... ile ...'in dinlendiği, kaldı ki dinlenen tanıkların da işyerinde tam olarak ne imalatı yapıldığı,davacının bu imalat içerisinde hangi işleri yaptığı ve davacının yapmış olduğu bu işlerin üretimin bir parçası olup olmadığı, davacının bu dönemde 14 taşında olduğu da belirtilerek bu işleri yapma konusunda fiziksel ve psikolojik yetkinliğinin olup olmadığı, bu işi ne kadar sürede öğrenebileceği hususlarında açık ve ayrıntılı beyanlarının bulunmadığı, böylelikle anılan tanık beyanları ve dosyadaki diğer delillere göre eksik inceleme ve araştırmaya dayalı hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
    Buna göre Mahkemece, davalı işyerinin dava konusu 1984/1.dönem bordrosunda çalışmaları iptal edilmemiş tüm bordro tanıklarının tespit edilerek yukarıda belirtilen kapsamda beyanları alınmalı, beyanlarının yetersiz olması ya da dinlenmemeleri halinde dava konusu dönemde işyerine komşu işyeri ve kayda geçmiş çalışanlarının, vergi, belediye, SGK ve emniyet aracılığıyla yapılacak araştırmayla yöntemince saptanarak, sigortalılık ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle re’sen bilgi ve görgülerine başvurulmalı, bu şekilde komşu işyeri ve çalışanlarının tespit edilememesi halinde tarafların da beyanları alınarak çalışmayı bilebilecek olan kişilerin tespit edilerek sigortalılık ve vergi kayıtları da getirtilmek suretiyle beyanları alınmalı böylelikle toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle davacının gerçek çalışma olgusu, somut ve inandırıcı bilgilere dayalı biçimde ortaya koyulmalıdır.
    3.Kabule göre de Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olmasına karşın davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması isabetsiz bulunmuştur.
    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
    Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
    Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
    06.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!