İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen LNG satış ve kiralama sözleşmesinden kaynaklı itirazın iptali davasında icra dairesi yetki itirazının öncelikle değerlendirilmesi gerekliliği.
Özet: Bu yargılama, davacı tarafından taraflar arasında akdedilen LNG satış ve kiralık tesis teslim sözleşmesinden kaynaklanan yaklaşık 120.170,51 TL tutarındaki ödenmemiş fatura bedellerinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali ve takibin devamı istemine ilişkin olup, mahkeme, davalının yalnızca borca değil, aynı zamanda icra dairesinin yetkisine de itiraz ettiğini tespit ederek, geçerli bir icra takibinin varlığı için yetki itirazının öncelikli olarak değerlendirilip çözüme kavuşturulması gerektiğine hükmetmiştir.

T.C.

İSTANBUL
18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
:████████ Esas
KARAR NO
:████████
DAVA
:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
:█████/2024
KARAR TARİHİ
:█████/2025
Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında akdedilen DÖKME sözleşmesine binaen ticari faaliyete başlandığını, davalının müvekkiline olan borçlarını ödemediğini, sözleşmeden kaynaklanan ödemelerin tahsili için müvekkili tarafından .... İcra Dairesinin ... Esas dosyası üzerinde icra takibi başlandığını, davalının icra dosyasına vermiş oldukları itiraz dilekçesi ile takibin durduğunu, itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalıya usulüne uygun olarak dava dilekçesi tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmış olup davalı tarafından süresi içerisinde dosyaya herhangi bir cevap dilekçesi verilmediği anlaşılmakla HMK M.128 hükmü uyarınca davalının dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaları inkar etmiş sayılmasına karar verilerek yargılama yapılmıştır.
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşme sebebiyle davacı tarafından davalı aleyhine tahakkuk ettirilmiş olan fatura bedellerinin- cari alacağın davalıdan tahsili istemiyle davalı aleyhine başlatılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali sitemine ilişkindir.
Somut olayda davacı ve davalı arasında akdedilmiş olan "Lng (sıvılaştırılmış Doğalgaz) Satış Ve Kiralık Lng Tesisi Teslim Sözleşmesi" kapsamında davacı tarafından davalı aleyhine tahakkuk ettirilmiş olan fatura bedellerinin ödenmemesi sebebiyle davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas Sayılı icra takip dosyasından 119.735,04 TL asıl alacak, 435,47 TL işlemiş faiz (27.02.2024 - 01.03.2024 ) olmak üzere toplamda 120.170,51 TL alacak isteminde bulunulmuş olduğu, davalının itirazı üzerine takibin durması sebebiyle işbu itirazın iptali davasının açılmış olduğu görülmüştür.
Mahkememizce yapılan kontrolde; işbu davanın konusu .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas Sayılı icra takip dosyasından davacının 119.735,04 TL asıl alacak, 435,47 TL işlemiş faiz (27.02.2024 - 01.03.2024 ) olmak üzere toplamda 120.170,51 TL alacak isteminde bulunulmuş olduğu, dava dilekçesinin talep sonuç kısmında itirazın tamamının iptalinin talep edilmiş olmasına rağmen harca esas değer olarak asıl alacak miktarı olan 119.735,04 TL'nin bildirilmiş olması sebebiyle davacı vekiline; işbu davaya konu edilen taleplerinin 119.735,04 TL asıl alacağa yapılan itirazın iptali mi olduğu, yoksa toplam takip çıktısı olan 120.170,51 TL'ye yapılan itirazın iptali mi olduğu hususunda beyanda bulunmak, itirazın tamamının iptalini talep edildiğinin beyan edilmesi halinde eksik kalan 7,43TL harcı ikmal etmek üzere verilen süre içerisinde davacı vekili tarafından sunulan beyan dilekçesinde; "Huzurdaki itirazın iptali davasındaki müddeabih, dava konusu .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibinde olduğu gibi 119.735,04 TL asıl alacak, 435,47 TL faiz olmak üzere 120.170,51 TL olup ara karar gereğince 7,43 TL tamamlama harcı yatırılmıştır." şeklinde beyanda bulunulmuş olduğu, bu hali ile eldeki dava değerinin 120.170,51 TL olduğu görülmüştür.
İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. İşbu dava dosyasının temelini teşkil eden icra dosyasında yapılan kontrolde borçlunun süresi içerisinde icra dosyalarına yapmış olduğu itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür. Bu nedenle davacının açmış olduğu davasının süresinde olduğu kabul edilmekle yargılama yapılmıştır.
Mahkememizce icra dosyası celp edilip incelendiğinde davalı borçlunun borca itiraz ile birlikte icra dairesinin yetkisine de itiraz etmiş olduğu görülmekle esas girilmeden önce icra dairesinin yetkisine yönelik yapılmış olan itiraz öncelikli olarak değerlendirilmiş olup bu doğrultuda yerleşik içtihatlar uyarınca itirazın iptâli davasının görülebilmesi, geçerli bir icra takibinin varlığına bağlıdır. Ortada geçerli takip yoksa itirazın iptâli davasının görülebilmesine usulen olanak yoktur. İcra dairesinin yetkisine itiraz halinde bu itiraz usulünce incelenip sonuçlandırılmadığı sürece geçerli bir takibin varlığından söz edilemez. O halde mahkemece, icra dairesinin yetkisine itiraz edildiği gözetilerek eldeki dava da öncelikle bu itiraz incelenerek doğru bir şekilde karar verilmelidir. Hukuk Genel Kurulunun █████/2004 tarih, ███████-410 esas, ████████ karar sayılı ilamı da bu yöndedir.
İcra takiplerinde yetki hususu, 2004 sayılı İİK’nın 50. maddesi yollaması ile usul Kanunu hükümlerine göre yapılmaktadır.
İİK’nın 50. maddesi; "(Değişik
: 3/7/1940-3890/1 md.) Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir.
Yetki itirazı esas hakkındaki itirazla birlikte yapılır. İcra mahkemesi tarafından önce yetki meselesi tetkik ve kati surette karara raptolunur.
İki icra mahkemesi arasında yetki noktasından ihtilaf çıkarsa Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 25 inci maddesi hükmü tatbik olunur." düzenlemesini içermektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Yetki itirazının ileri sürülmesi" başlıklı 19/2. maddesi; "Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz" hükmünü içermektedir. Anılan bu düzenleme kapsamında da borca itiraz dilekçesi ile birlikte borçlunun açıkça yetki itirazında bulunması ve yetkili olduğunu iddia ettiği icra dairesini açıkça bildirmesi gerekmekte olup bu kapsamda dosyadaki icra dairesinin yetkisine yönelik itiraz incelendiğinde sadece yetkiye itiraz ediyoruz şeklinde itirazda bulunulduğu, söz konusu itirazın usulüne uygun olmadığı; nitekim taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşmede HMK m.17 hükmü uyarınca İstanbul İcra Dairelerinin yetkisinin kararlaştırılmış olduğu anlaşılmakla yetki itirazının reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Tarafların karşılıklı tacir olmaları sebebi ile öncelikle defterlerinin incelenmesi gerektiğinden mahkememizin ön inceleme celsesinde taraflara usulüne uygun ihtaratı içerir şekilde uyuşmazlık konusu alacağın incelenebilmesi amacıyla tarafların 2023-2024 yılına ticari defterlerini sunmak üzere verilen kesin süre içerisinde davalı tarafın mahkememize herhangi bir ticari defter, belge ibraz etmediği gibi mahkememizce verilmiş olan kesin süre içerisinde defterlerin yerinde incelenmesi talebinde de bulunmamış olduğu görülmekle işbu hali ile HMK m.222 hükmü uyarınca davalının ticari defterlerini ibrazdan kaçınmış olduğu kanaatine varılmakla yargılama esnasında davacı tarafın ibraz etmiş olduğu ticari defterler ve taraflara ait celp edilen BA- BS formları karşılaştırmalı olarak incelenmek sureti ile mali müşavir bilirkişiden rapor alınmış olup mahkememize ibraz edilen raporda özetle;
Davacının ticari defterleri incelendiğinde, davaya konu 2023-2024 döneminde E-DEFTER mükellefi olduğu, ilgili yıllarda TTK. Md. 64 ve devam eden maddeleri ile VUK 220-226 maddeleri hükmü uyarınca Envanter defterlerinin açılış tasdiklerini yasal süresinde noterden yaptırdığı, E-defter olan dönem yevmiye defteri ve defter-i kebirlerini 13.12.2011 tarih ve sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “ ELEKTRONİK DEFTER TUTMA TEBLİĞİ” hükümleri uyarınca ticari defter tekil numaralarını zamanı içerisinde oluşturduğu görülmüş olup davacının incelemeye sunduğu ticari defterlerinin sahibi lehinde delil niteliği hususunda nihai takdir Sayın Mahkemenizin emrine sunulmuştur.
Davalı ile sözleşme ile başlayan ticari ilişkisinde ilk faturanın 11.12.2019 tarihinde kesilen ilk satış faturası ile başladığı, son faturanın kesildiği 06.02.2024 tarihli satış faturası ile sonlandığı, Bu süre zarfında davacı ... A.Ş.'nin ticari defter kayıtlarında ;
- 2023 yılında Toplam 1.410.530,05 TL fatura bedelini davalının cari hesabına borç kaydettiği, davalının ödeme vb. toplamı 1.269.413,32 TL.bedeli cari hesaba alacak kaydettiği, faturalardan ödemeler mahsup edildiğinde davalının 2023 yılı kapanış kaydında 141.116,73TL Borçlu olduğunun kayıtlı olduğu,
- 2024 yılında 2023 yılından devreden davalının 141.116,73 TL borç kaydı, 2024 yılında davalıya düzenlenen fatura bedeli toplamı 17.493,57 TL. borç kaydından, davalının dönemde cari hesaba ödediği toplam 38.875,26 TL düşüldüğünde, Takip Tarihi itibari ile davalının 119.735,04 -TL Borçlu olduğunun kayıtlı olduğu görülmüştür.
Davacı ...'ın yukarıda incelenen ticari defter kayıtlarında; davalıya “LNG TANK KİRALAMAHİZMETİ, LNG (SIVILAŞTIRILMIŞ DOĞAL GAZ” açıklamalı mal satışları nedeniyle e-faturalar kestiği, tüm bu satış faturalarının davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının kendisine kesilen bu faturalara karşı iade faturası kestiğine dair bilgi belgele, kayda rastlanmadığı, dosyadaki ticari bilgi ve belgelerde, Davalının kendisine kesilen ve gib fatura portalinden gönderilmiş bu iş bu e-Fatura (TEMEL FATURA) lara karşı karşı Vergi Usul Kanunu tanzim, teslim, bildirme-tebliğ, itiraz süreleri ile Türk Ticaret Kanunu ve Vergi Usul Kanunu'nun ilgili düzenlemelerine göre 8 günlük yasal sürede Noter, KEP vb. Yollar ile itirazına dosyada rastlanmadığı ve herhangi bir karşı İADE FATURASI kestiğine dair bilgi belge bulunmadığı,
Dava dosyasına müzekkere ile vergi dairelerinden gelen davacı firma ve davalı firmaların Form Ba/Bs mal ve/veya hizmet alım/satım beyanları karşılıklı tetkik edildiğinde aşağıda görülebileceği üzere, davalı firmanın davacının kestiği tüm faturaları bağlı olduğu vergi dairesine eksiksiz beyan ettiği görüldüğünden faturalardan haberdar olduğu ve faturaları kabul ettiği kanaatine varılmıştır.
Dosyadaki sözleşmenin 9. ÖDEMELER maddesinde LNG bedellerinin teslim tarihini takip eden 10 gün içinde ödeneceği (mad.9. 1), kira faturalarının faturanın tanzim tarihinden itibaren 10 gün içinde ödeneceği (mad.9.2) ödemelerin zamanında yapılmaması durumunda 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Hakkındaki Kanunun 51. Mad. göre uygulanmakta olan aylık gecikme zammının 4 puan üzerinde temerrüt faizi uygulayabileceği... hususlarının yazılı olduğu,
Takip talebinde davacının yıllık %44,25 oranında Reeskont Avans faizi talep ettiği görülmüştür.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51'inci maddesine göre 14 Kasım 2023 tarihinden bu yana aylık %3,5 (yıllık) %42'dir. Temerrüt halinde %7,5 faiz uygulanacağı hususunda anlaştıkları görülmüş, dosyada herhangi bir temerrüt ihtarına rastlanmadığından;
-Takibe konu esas alacağa 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51'inci maddesine göre aylık % 3,5 (günlük /30) göre takipte talep edilen geciken 3 günlük gecikme faizi uygulandığında takibe kadar 419,07 TL gecikme faizi uygulanacağı hesaplanmıştır.
Şeklinde hazırlanan rapor mahkememize ibraz edilmiştir.
Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).
Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir (Bknz. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin ████████ Esas, ████████ Karar Sayılı, █████/2020 Tarihli İlamı).
Benzer mahiyette bulunan Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin █████/2020 tarihli █████████ E. █████████ K. sayılı ilamında; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir.
... Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. ... bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." şeklindeki ilamı bir bütün olarak incelendiğinde her ne kadar davalı tarafça ticari defterler ibraz edilmemiş olsa da davalının vergi dairesine bildirmiş olduğu BA-BS formlarında davacı tarafından düzenlenmiş olan tüm faturaların davalının defterlerinde kayıtlı olduğu görülmüş bu hali ile ispat yükünün davalının üzerine geçmiş olduğu anlaşılmış olup davalının aksini ispatlayamadığı kanaatine varılmakla davacının takip tarihi itibari ile davalıdan 119.735,04 TL asıl alacağının bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Davacının icra takibindeki takip öncesi işlemiş faiz talebi bakımından yapılan incelemede; taraflar arasındaki sözleşmenin ÖDEMELER başlığını taşıyan 9.3. bendinde;
-LNG bedeli, LNG'nin teslim tarihini takip eden 10 (On) gün içerisinde nakten ödenecektir.
-... İşbu sözleşme kapsamındaki döviz cinsinden belirtilen ödemelerin Türk Lirası'na çevriminde, T.C. Merkez Bankası efektif satış kuru dikkate alınacaktır.
- İş bu sözleşmeden doğacak tüm ödemelerin Zamanında yapılmaması halinde ..., 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili hkk. kanunun 51. maddesine göre uygulanmakta olan aylık gecikme zammının 4 puan üzerine kadar temerrüt faizi Uygulayabilecektir. Müşteriye vade farkı çıkarılması halinde Müşteri'nin yapacağı İlk ödeme vade farkına mahsup edilecektir. ..., ödemelerin gecikmesi halinde LNG ikmalini durdurma, teminat isteme veya nakit ödeme yada çek alınması koşuluna bağlama hakkına sahiptir.
şeklinde düzenleme bulunmakta olup bu kapsamda taraflar arasında kesin vadenin ve bedelin ödenmemesi halinde uygulanacak faiz miktarı kararlaştırılmış olup bu kapsamda fatura bedelinin 10 gün içerisinde ödenmemesi halinde "aylık gecikme zammının 4 puan üzerine kadar temerrüt faizi" uygulanmasının basiretli tacir olan taraflar arasında kararlaştırılmış olması sebebiyle davacının davalıdan aylık %3,5 +4= 7,5 oranında faiz talep edebileceği, davacının takip talebindeki talebinin bu miktarın altında olduğu görülmekle taleple bağlı kalındığında aylık %7.5 oranı üzerinden takipte belirtilen 27.02.2024 - 01.03.2024 tarihleri arasındaki faiz miktarı hesaplandığında 441,52 miktarına ulaşıldığı, davacının ise 435,47 TL işlemiş faiz talep etmiş olması sebebiyle bu miktar ile bağlı kalınarak davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Davacının dava dilekçesi ile borçlunun %20'den aşağıda olmamak üzere inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesi yönündeki talebi değerlendirildiğinde İİK m. 67 hükmü uyarınca davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksızlığına karar verilmiş olması ve alacağının likit olması gerekmekte, kural olarak davalı borçlunun kötü niyetli olması şartı aranmamaktadır. Somut olayda davacının davasında haklı olduğu, dava konusu asıl alacağın fatura alacağından kaynaklı olması sebebiyle likit olduğu ve davalının haksız olarak takibe itiraz etmiş olduğu anlaşılmakla davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmekle icra dosyasında asıl alacak tutarı olan 119.735,04 TL 'nin %20'si oranında olan 23.947,01 TL'nin icra inkar tazminatı olarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere;
1-Davacının DAVASININ KABULÜ ile; davalının .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyasına vaki İTİRAZININ İPTALİ ile; takibin kaldığı yerden devamına,
2-Davalının haksız itirazları nedeniyle asıl alacak tutarı olan 119.735,04 TL 'nin %20'si oranında olan 23.947,01 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
3-Alınması gerekli olan 8.208,85-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 2.044,78-TL ile tamamlama harcı olarak alınan 7,43-TL harcın mahsubu ile bakiye eksik kalan 6.156,64-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 2.540,61-TL (başvurma, vekalet harcı, peşin harç ve tamamlama harcı) davetiye, posta gideri: 92,00-TL, bilirkişi ücreti: 4.500,00-TL olmak üzere toplam: 7.132,61-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.200,00-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
7-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!