Babanın yanında sigortasız çalıştırılma iddiasıyla açılan bir günlük hizmet tespiti davasının, bildirge karinesiyle istinafta kabulü ve SGK tarafından temyizi.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının babasının işyerinde bir gün sigortalı çalıştığının tespiti davasına ilişkin olup, ilk derece mahkemesi davacı ile babası arasında hizmet akdi ve bağımlılık unsuru bulunmadığı, aile ilişkisi nedeniyle çalışmanın genel yaşam deneyimine aykırı olduğu gerekçesiyle talebi reddetmiş; ancak bölge adliye mahkemesi, yasal süresinde verilmiş eski tarihli bildirge ile oluşan sigortalılık karinesinin kurumca aksinin ispatlanamadığını, kurumun prim ödemesi yapmayan işverene işlem yapmamasının sigortalı aleyhine yorumlanamayacağını ve diğer delillerle birlikte çalışmanın tespitine yönelik kararın uygun olduğuna hükmederek ilk derece mahkemesi kararını kaldırmıştır.
10. Hukuk Dairesi         ██████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

    SAYISI
    : █████████ E., █████████ K.
    İLK DERECE MAHKEMESİ
    : Manisa 3. İş Mahkemesi
    SAYISI
    : ████████ E., ███████ K.
    Taraflar arasındaki, (1) gün süre ile sigortalı çalıştığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
    Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının 10.09.1990 tarihinde davalı ...'in yanında işçi olarak çalışmaya başladığını, davalı ...'in 02.12.1991 tarih ve 74032 sayılı SGK işyeri prim borcu ile ilgili gelen yazıya ilişkin olarak 30.03.1992 tarihinde 3786 sayılı Kanun'a göre tahsilat belgesi karşılığında sigorta prim ödemesi yaptığını, 10.09.1990 tarihi itibariyle bir günlük sigortalılığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
    II. CEVAP
    Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde, Kurum kayıtlarında yapılan inceleme sonucunda 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine tabi ....sigorta sicil, .... TC Kimlik numaralı ...'in tescil kaydının bulunduğunun tespit edilmiş olup, 10.09.1990 yılında sigorta sicil kaydının bulunamadığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesince,"... ...’in, ...’in oğlu olduğu ve davaya konu inşaatın ... ve ailesinin ikamet ettiği evin inşaatı olduğu sabittir. Davacının çalışma iddiası yönünde, çalışmaları kayıtlara yansıyan tanık anlatımı bulunmamaktadır. ...’in, inşaatın işçiliğini davacı oğlu ile birlikte yaptıkları ve ücret ödemesinin ise yalnızca inşaatta çalışan ustalara yapıldığı yönündeki ifadesi ve tanık ...’ın ifadesi dikkate alındığında, ... ile ... arasında hizmet akdi ilişkisinin söz konusu olmadığı kanaatine varılmıştır. Kaldı ki, davacı ... ve ailesinin ikamet edeceği evin inşaatında, babası ...’in çalışanı olarak bulunması genel yaşam deneyimine aykırı bir durumdur. Davacının inşaattaki çalışma iddiasının, hizmet akdinin ayırt edici ve belirleyici özelliği olan bağımlılık unsurunu taşıdığı noktasında bir delil bulunmamaktadır. Yine iddia edilen çalışmanın varlığı kabul edilmesi halinde dahi; ...’in, oğlu ...’in sosyal güvenlik hakkından mahrum bırakması da genel yaşam deneyimi ve hayatın olağan akışına aykırıdır (aynı yönde Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 10.02.2020 tarih █████████ Esas ████████ Karar sayılı ilamı). Sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için mutlak koşul niteliğindeki hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığına ilişkin dosya kapsamı itibarıyla her türlü şüpheden uzak vicdani kanaate ulaştıracak bir delilin elde edilemediği..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
    IV. İSTİNAF
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... inceleme konusu davayla ilgili olarak toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde, bildirgenin yasal hak düşürücü süre içerisinde Kuruma verilmesi ve içeriğindeki kimlik bilgilerine göre davacıya aidiyetinin belirlenmesi, 506 sayılı Kanun'un bildirgenin düzenlendiği tarihte yürürlükte olan 9. maddesinde yer alan, işverenin, çalıştırdığı sigortalıları, bildirgelerle en geç bir ay içinde Kuruma bildirmek zorunda olduğu yönündeki düzenlemeye göre, 4447 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi öncesinde Kuruma sunulan bildirgenin çalışma olgusunun karinesini oluşturması ve davacı yararına oluşan bu yasal karinenin aksini ortaya koyacak herhangi bir kanıtın Kurumca ileri sürülmemesi, işyerinin, uyuşmazlık konusu tarihi kapsar biçimde 506 sayılı Kanun kapsamında faaliyetinin bulunması, yasal yönteme uygun olarak gerçekleştirilen bildirgeye dayalı tescilin Kurumca çekişmesiz sürdürülmüş olması, bildirgenin düzenlendiği tarihten itibaren süregelen dönemde prim ödemesi gerçekleştirmeyen işveren hakkında, sigortalıların sosyal güvenlik haklarını koruma anayasal yükümlülüğü altındaki Kurum tarafından herhangi bir işlem yapılmamış olmasının sigortalı aleyhine sonuç doğuramayacağına ilişkin hukuksal gerçeklik gözetildiğinde, inşaat işyerinin varlığına dair işyeri tescil belgesi, tanık beyanları ile inşaata ait yapı ruhsat belgesi, davalının inşaat işyerinde işçi çalıştırdığına dair düzenlenen dizi pusulası, aradan geçen zaman nedeniyle komşu tanık temininin zorluğu ile aleyhe kanıt da elde edilemeyen uyuşmazlıkta, davacının, babası olan davalının evine ait inşaat işyerinde uyuşmazlık konusu tarihte hizmet akdine tabi 1 günlük çalışma olgusunun varlığı belirgin iken aksi düşünce ile ve somut olaya uygun düşmeyen Yargıtay kararına dayanılarak verilen kararın hatalı olduğu anlaşılmıştır..." gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulü ile davacının, davalı işveren ...'e ait ... sicil numaralı işyerinde 10.09.1990 günü 506 sayılı Kanun hükümleri kapsamında hizmet akdine dayanarak, tüm sigorta kollarına tabi olarak asgari ücretle 1 gün çalıştığının ve sigortalılık başlangıç tarihi olduğunun tespitine karar verilmiştir.
    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Sebepleri
    Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının hatalı ve hukuka aykırı olduğu, davanın kabulüne dair verilen kararın kaldırılması ve yeniden yargılama yapılması gerektiğini, belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
    B. Değerlendirme ve Sonuç yuşmazlık, (1) gün süre ile sigortalı çalıştığının tespiti istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
    VI. KARAR
    Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    12.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!