Kamulaştırma Kanununun 10. maddesi uyarınca muhdesat bedeli tespiti ve aidiyeti davasında, istinafta esastan/süreden ret kararı sonrası temyiz incelemesi.
Özet: Samsunda bir taşınmaz üzerindeki muhdesatın (üç katlı yapı) kamulaştırma bedelinin tespiti ve idareye aidiyeti istemiyle açılan davanın ilk derece mahkemesince kabul edilmesinin ardından, davacı idarenin bilirkişi raporu hatalarına itirazı ile davalının teklif edilen bedelin düşüklüğü ve Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda gerçek karşılık talebiyle istinafa başvurması üzerine, istinaf mahkemesinin davacının istinafını esastan, davalınınkini ise yasal süre aşımı nedeniyle reddetmesiyle sonuçlanan uyuşmazlığın temyiz incelemesi talepleri doğrultusunda önceki yargılama süreçlerini özetleyen bir metindir.

MAHKEMESİ
: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk DairesiSAYISI
: █████████ Esas, ████████ KararKARAR
: Esastan ret/ Süreden retİLK DERECE MAHKEMESİ
: Samsun 2. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ Esas, ████████ KararTaraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan muhdesat kamulaştırma bedelinin tespiti ve muhdesatın davacı idareye aidiyeti davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf dilekçesinin süreden reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Samsun ili, ...... ilçesi, .....Mahallesi 28 ada 13 parsel (yeni 28 ada 18 parsel) sayılı taşınmazın üzerindeki 3 katlı yapının tamamının kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan yapının davacı idareye aidiyetine karar verilmesini talep etmiştirII. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalıya ait yapının 28 ada 13 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunduğunu, işbu taşınmaza dair kamulaştırma kararı bulunmadığını, aynı taşınmaza dair davacı idare tarafından daha öncesinde bedel tespit ve tescil istemiyle açılan davadan feragat edildiğini, kesin hüküm nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davacı idarece teklif edilen bedelin çok düşük olduğunu, kamulaştırma işleminin iptali istemiyle açmış olduğu davanın sonucunun bekletici mesele yapılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile tespit olunan kamulaştırma bedeline davanın dört ay içinde sonuçlandırılmadığı gözetilerek bu sürenin bitiş tarihi olan 06.11.2022 tarihinden karar tarihi olan 19.07.2023 tarihine kadar yasal faiz işletilerek işlemiş faiziyle birlikte davalıya derhal ödenmesine, dava konusu taşınmaz üzerindeki davalıya ait olan 3 katlı yapının davacı idareye aidiyetine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.B. İstinaf Sebepleri1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun hatalı değerlendirmeler içerdiğini, hükme esas alınamayacağını, dosya kapsamında alınan raporlar arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve ███████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasının iptal edildiğini, Anayasa'nın 46 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca taşınmazın gerçek karşılığı belirlenip işbu bedelin hüküm altına alınması gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.C. Gerekçe ve SonuçBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmaz üzerindeki davalıya ait 3 katlı yapının (muhdesatın) kamulaştırma bedelinin tespitinde, 3 katlı yapının davacı idareye aidiyetine karar verilmiş olmasında, davanın niteliği gereği davacı idare lehine vekâlet ücreti takdir edilmemesinde bir isabetsizlik görülmediği, davalı vekili tarafından istinaf dilekçesinin iki haftalık yasal süre geçtikten sonra verildiği gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf dilekçesinin süreden reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz Sebepleri1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş; Bölge Adliye Mahkemesince istinaf dilekçesinin süreden reddine yönelik olarak verilen kararın gerekçesiz olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.C. Gerekçe1. Uyuşmazlık ve Hukuki NitelendirmeUyuşmazlık, kamulaştırma konusu muhdesatın davacı idareye aidiyeti ile muhdesat bedelinin tespiti istemine ilişkindir.2. İlgili Hukuk1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.2. 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrası ile 11 inci maddesi.3. 6100 sayılı Kanun'un 345 inci maddesi.3. Değerlendirme1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2. Dava konusu yapıya 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca resmî birim fiyatları esas alınıp yıpranma payı düşülerek değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.3.01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve ███████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve █████ sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, ████████ Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir.4. 6100 sayılı Kanun'un 345 inci maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir. İstinaf dilekçesinin süresinden sonra verilmesi hâlinde anılan Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca istinaf dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.5. İlk Derece Mahkemesi kararı 13.08.2023 tarihinde; davacı idare vekilinin istinaf dilekçesi 23.08.2023 tarihinde davalı vekiline tebliğ edilmiş olup, istinaf dilekçesi ise yasal süre geçirildikten sonra 23.10.2023 tarihinde verilmiştir.Bu durumda; Bölge Adliye Mahkemesince istinaf dilekçesinin süreden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.6. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılama hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.7. Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Parsel Sorgu Uygulaması ve UYAP sisteminde bulunan Tapu ve Kadastro Bilgi Sistemi (TAKBİS) kayıtları üzerinden Dairemizce edinilen bilgiye göre; dava konusu 27 ada 13 parsel sayılı taşınmazın 13.02.2024 tarihli imar uygulaması sonucunda pasife alınıp 27 ada 18 parsel numarası ile davalı adına tapuya tescil edildiği, dava konusu 3 katlı binanın (muhdesatın) işbu parsel üzerinde yer aldığı anlaşılmış olup, yeni ada ve parsel numarası üzerinden hüküm tesis edilmemiş olması infazda tereddüt oluşturacağından bozmayı gerektirir.Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine,2. Kamu düzenine ilişkin olarak yapılan değerlendirme sonucunda, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,3. İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (1) ve (2) numaralı bentlerinin hükümden tümüyle çıkartılarak yerine " Davanın kabulü ile Samsun ili, İlkadım ilçesi, Kale Mahallesi 28 ada 13 parsel (yeni 28 ada 18 parsel) sayılı taşınmaz üzerinde bulunan davalıya ait olan 3 katlı betonarme yapının (muhdesatın) davacı idareye aidiyetine, dava konusu yapının kamulaştırma bedelinin 909.928,00 TL olarak tespitine, tespit olunan kamulaştırma bedeline davanın dört ay içinde sonuçlandırılmadığı gözetilerek bu sürenin bitiş tarihi olan 06.11.2022 tarihinden karar tarihi olan 19.07.2023 tarihine kadar yasal faiz işletilerek işlemiş faiziyle birlikte davalıya derhal ödenmesine, bu hususta ilgili banka şubesine müzekkere yazılmasına, takyidat bulunması halinde kamulaştırma bedeline yansıtılmasına," cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,04.02.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.(Karşı Oy)(Karşı Oy)KARŞI OYYargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve ███████-44 Esas, ███████ Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Davalı taraf vekilinin 11.03.2024 tarihli dilekçesindeki “Anayasa Mahkemesinin faizle ilgili iptal kararının nazara alınması gerektiğine” ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve ███████ Esas - ███████ Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir.Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığımız “Düzeltilerek Onama Kararı”na (faize ilişkin yönüyle) ve faizle ilgili 3 No’lu “Değerlendirme” görüşüne, açıkladığımız nedenlerle katılmıyoruz. 04.02.2025