Çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetten yoksun kılma suçlarından verilen mahkumiyetin sanık müdafiinin yaş hatası itirazına rağmen Yargıtay 9. Ceza Dairesince onanması.
Özet: Yüksek mahkeme, yerel ağır ceza mahkemesinin sanık hakkında "çocuğun nitelikli cinsel istismarı" ve "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçlarından verdiği mahkumiyet hükmünü onamıştır; bakanlığın kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebi usulden reddedilirken, sanık müdafiinin mağdurun yaşındaki hataya, rızasına ve suç vasfının değişmesi gerektiğine yönelik temyiz itirazları da esas yönünden kabul görmemiş, ancak bir üye, mağdurun beyanları ve rızası nedeniyle hata hükümlerinin uygulanarak beraat veya vasıf değişikliği yönünde karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karara muhalif kalmıştır.
9. Ceza Dairesi         ██████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ
    :Ağır Ceza Mahkemesi
    SAYISI
    : ████████ E., ████████ K.
    ŞİKAYETÇİ
    : Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı : ...
    SUÇLAR
    : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
    HÜKÜMLER
    : Mahkumiyet
    TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
    : Kısmi ret, kısmi onama
    5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237/2. maddesine göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, şikayetçi Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir.
    Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’un 260/1. maddesi gereği temyiz eden sanık müdafiinin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
    I. HUKUKÎ SÜREÇ
    Sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği iddiası ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesinin kararı ile sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103/2, 43, 62. maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise aynı Kanun'un 109/1, 109/3-f, 109/5, 43, 62. maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
    II. TEMYİZ SEBEPLERİ
    Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
    Sanığın hata hükümlerinden faydalanması gerektiğine, sanığın eyleminin reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğuna, mağdurenin rızasının olduğuna ve şikayetinin bulunmadığına, usul ve kanuna aykırı kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
    III.GEREKÇE
    A. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
    6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20/2. maddesi uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak Mahkemelerce re'sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Kanun'un 237/2. maddesine göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir.
    B. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Yönünden
    Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmanın toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
    IV. KARAR
    A. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
    Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle Bakanlık vekilinin temyiz isteğinin, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
    B. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Yönünden
    Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün Tebliğname’ye uygun olarak, Üye ...'nın karşı oyu ve oy çokluğuyla ONANMASINA,
    Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
    25.09.2024 tarihinde karar verildi.
    (Karşı Oy)
    MUHALEFET ŞERHİ
    Dairenin çoğunluk görüşüne katılmıyorum. Şöyle ki:
    Türk Ceza Kanunu’nun 30. maddesinde düzenlenen hata hükümleri, failin suçun kanuni tanımında belirtilen maddi unsurlarına ilişkin hatası durumunda, kastının ortadan kalkacağını düzenler. Aşağıdaki hususlar dikkate alındığında sanığın mağdurun yaşı konusundaki yanılgısının makul ve haklı bir hata olduğu kanaatindeyim.
    1. Sanık ile Mağdur Beyanlarının Örtüşmesi
    •Mağdurun şikayetçi olmaması
    : Mağdur, tüm aşamalardaki beyanlarında sanıktan şikayetçi olmadığını açıkça ifade etmiştir.
    •Mağdurun yanıltıcı bilgiler verdiğini kabul etmesi: Mağdur, beyanlarında okulu ve yaşı konusunda yanıltıcı bilgiler verdiğini kabul etmektedir. Bu durum, sanığın mağdurun yaşıyla ilgili yanılgısının mağdurun doğrudan etkisiyle oluştuğunu göstermektedir.
    2. Hata Kavramı ve TCK 30. Madde
    •Kastı ortadan kaldıran hata
    : TCK 30/1’e göre, failin suçun maddi unsurlarına ilişkin bilgisizliği veya gerçeğe ilişkin yanlış bir tasavvura kapılması kastı ortadan kaldırır. Kastın varlığından söz edebilmek için failin suçun tüm unsurlarını bilmesi gerekir.
    •Hata ile irade arasındaki ilişki
    : Failin iradesi ile objektif durum arasındaki uyuşmazlık, hatayı oluşturur. Bu uyuşmazlık, failin subjektif algısı ile dış dünyadaki gerçeklik arasındaki farktan kaynaklanır.
    •Cinsel suçlarda hata
    : Özellikle cinsel suçlarda mağdurun yaşı konusundaki hata, failin kasten hareket edip etmediğinin belirlenmesi açısından önem arz eder. Mağdurun yanıltıcı davranışlarının ve dış etkenlerin hatayı pekiştirdiği görülmektedir.
    3. Mağdurun Yaşıyla İlgili Hata ve Dosya Kapsamı
    •Eski dosyadaki gözlemler
    : 22.12.2014 suç tarihli ve █████████ esas sayılı dosyada, mağdurun kafede tanıştığı başka bir şahısla rızasıyla ilişkiye girdiği sabit olup, TCK’nın 104. maddesi uyarınca şikayet yokluğu nedeniyle düşme kararı verilmiştir. Bu karar, mağdurun yaşı konusundaki belirsizliğe ve failin yanılgısına dair önemli bir delildir.
    •17 yaşındaki gözlem
    : Aynı dosyada mağdurun 17 yaşında olduğu yönünde bir gözlem yer almakta olup, bu bilgi de sanığın mağdurun yaşı hakkında yanılgıya düşmesini açıklamaktadır.
    •Radyoloji raporu
    : Ayrıca, dosyada yer alan 09.03.2015 tarihli radyoloji raporunda mağdurun yaşının 16 ile uyumlu olduğu belirtilmiştir. Bu durum, mağdurun yaşı konusundaki belirsizliği ve failin hatasının makul bir zemine dayandığını göstermektedir.
    4. Mesajların Tarihine İlişkin Çelişki
    •Tarihler arasındaki çelişki
    : Yerel mahkeme, sanığın 18.05.2014 tarihinde mağdura mesaj gönderdiğini ve bu mesajın olaydan önce yazıldığını kabul etmiştir. Ancak, savunma ve dosya içeriği, mesajın 26.05.2014 tarihinde, yani olaydan sonra gönderildiğini göstermektedir.
    •Sanığın bilgisindeki etkisi
    : Bu tarihsel çelişki, sanığın mağdurun yaşı konusundaki bilgisine duyduğu güvenin doğruluğunu etkilemekte ve mahkemenin bu durumu yeterince değerlendirmediğini göstermektedir.
    5. Failin Subjektif Durumu ve Kastın Yokluğu
    •Sanığın yanıltılması
    : Mağdurun kendisini sanığa 18 yaşından büyük olarak tanıttığı, sosyal medya profilinde üniversite mezunu olduğu izlenimi yarattığı ve fiziksel görünümünün yaşına göre daha büyük olduğunun bilirkişi raporunda tespit edildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
    •Makullük ölçütü
    : Sanığın mesleki tecrübesi ve sosyal konumu dikkate alındığında, mağdurun yanıltıcı davranışlarının fail üzerinde etkili olduğu ve hatanın makul bir zemine dayandığı açıktır.
    6. Hukuki Değerlendirme
    •TCK 30. maddeye uygunluk
    : Türk Ceza Kanunu’nun 30. maddesi, suçun maddi unsurlarına ilişkin hatası olan failin kastını ortadan kaldırır. Sanığın mağdurun yaşına ilişkin yanılgısı, hatanın oluşum şartlarını sağlamaktadır.
    •Eski dosya ile bağlantı
    : █████████ esas sayılı dosyada verilen karar, mağdurun yaşıyla ilgili çelişkileri ve sanığın yanılgısının haklı nedenlerini ortaya koymaktadır.
    •Cezai sorumluluğun kaldırılması
    : Mağdurun yanıltıcı beyanları, fiziksel görünümü ve sosyal medya paylaşımları dikkate alındığında, failin mağdurun yaşı konusunda hataya düşmesi makul bir hata olarak değerlendirilmelidir.
    Sonuç
    :
    Tüm bu hususlar göz önüne alındığında
    :
    1.Sanığın mağdurun yaşıyla ilgili hatası, dosyadaki bilgi ve delillerle doğrulanmaktadır.
    2.Türk Ceza Kanunu’nun 30. maddesi uyarınca hata hükümlerinin uygulanması gerektiği açıktır.
    3.Yerel mahkeme kararının, hata hükümleri çerçevesinde bozulması ve sanık lehine yeniden değerlendirme yapılması gereklidir.
    Bu nedenle, çoğunluk görüşüne katılmıyor, sanık lehine hata hükümlerinin uygulanması gerektiğini düşünüyorum.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!