İş kazası sonucu sol gözünü kaybeden kasap ustasının maddi ve manevi tazminat davasında temyiz incelemesi ve mahkemenin kısmen kabul kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, 21.05.2014 tarihinde işinde kullandığı bıçağın kırılması sonucu sol gözünü kaybeden kasap ustası bir çalışanın açtığı, 5.100 TL maddi ve 150.000 TL manevi tazminat talep ettiği iş kazasından kaynaklanan davada, davalı işverenin çalışanın kendi dikkatsizliği ve görevi dışında hareket etmesi nedeniyle sorumluluk kabul etmeyerek davanın reddini istemesine karşın, ilk derece mahkemesinin daha önceki bir bozma kararının ardından yeniden yaptığı yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar vererek davacıya 214.377,51 TL maddi ve 15.000 TL manevi tazminat ödenmesine hükmettiği ve bu kararın taraflarca temyiz edildiği bir yargı sürecini özetlemektedir.
10. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

    SAYISI
    : ████████ E., ████████ K.
    Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iş kazasından kaynaklanan tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
    İlk Derece Mahkemesi bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.
    İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin davalı yanında yaklaşık 7 yıldır sigortalı kasap ustası olarak çalıştığını, 21.05.2014 günü saat 10:30 sıralarında işinde kullandığı bıçağın kırılması sonucu kırılan parçanın gözüne isabet etmesi neticesinde sol gözünü kaybederek özürlü kaldığını, kaza sonrasında Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan █████████ E. nolu soruşturma dosyasının şikayet yokluğu sebebiyle ██████████ K. no ile kovuşturmaya yer olmadığı kararı ile sona erip kesinleştiğini, davacının kaza sırasındaki mesleğinin kasap ustalığı olup vasıflı bir işçi olması neden dosyasının şikayet yokluğu sebebiyle ██████████ K. no ile kovuşturmaya yer olmadığı kararı ile sona erip kesinleştiğini, müvekkilinin kaza sırasındaki mesleğinin kasap ustalığı olup vasıflı bir işçi olması nedeniyle asgari ücretin önemli derecede üzerindeki bir gelirle (aylık 1.800.00 TL) çalışmakta ve gelir elde etmekte olmasına karşın, işveren tarafından sigorta kayıtlarında asgari ücret düzeyinde gelir elde ettiğini beyan ettiğini, müvekkilinin uğradığı kaza sonucunda bir organını kalıcı olarak yitirdiğini ve bu nedenle günlük yaşamını dahi idame ettirmede zorluk yaşar hale geldiğini, ayrıca kaza nedeniyle uzun süre hiç çalışamadığını, müvekkilinin tedavisinin sağlanması amacıyla konutunun bulunduğu yerden uzak mesafedeki Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne gidip geldiğini, her ne kadar bu masraflar fatura edilmemiş ise de hastane kayıtları incelendiğinde davacının kaç kez kontrol için geldiğinin tespit edilebileceğini, ortaya çıkmış, müvekkili yönünden ağır ve giderimi olanaksız olan zararlandırıcı sonuç, yaşamı boyunca giderilemeyecek ve sürekli artacak eleme kapılmasına neden olduğunu, her ne kadar özürlü hale gelmiş müvekkilinin uğradığı ve yaşamı boyunca artarak süreceği açık olan manevi elemin giderimi olanaksız olsa da kusurlu davranışları ile zararlandırıcı sonucun açığa çıkmasına neden olmuş davalının bu elem halinin giderimine katkı sunmakla yükümlü tutulması gerektiğini beyanla, 5.100,00 TL maddi tazminat ile 150.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
    II. CEVAP
    Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili işveren nezdinde kasap çırağı olarak hizmet veren bir çalışan olduğunu, olay tarihinde müvekkili işverenin görevlendirdiği şekilde kasap ustasının yanında çalışması gerekir iken eğilmiş olan bir bıçağı görevi olmadığı halde düzeltneye çalıştığı sırada yaralandığını, davacının 22.05.2014 tarihinde Cumhuriyet Polis Merkezi Amirliğinde vermiş olduğu ifadesinde de; “...Et kesme bıçaklarından birisi eğrilmişti, ben düzeltmek için tezgaha bastırdığımda bıçak kırıldı ve bir parçası sol gözümün beyaz kısmına battı, ben de o an canım yandığı için bıçağın parçasını kendim gözümden çıkardım...” şeklinde beyanda bulunduğunu, davacının görevi olmadığı halde eğrilen bir bıçağı düzeltmek isterken bıçağın kırılmasından dolayı yaralandığını, kaza ile ilgili olarak Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Kovuşturmaya Yer Olmadığına ilişkin karar verildiğini, davacının iş yerinde kendi dikkatsizliği sonucu ve görevi olmayan bir eylemde bulunduğu sırada yaralanması nedeniyle maddi tazminat isteminin yerinde olmadığını, müvekkilinin işyerinde iş sağlığı ve güvenliği açısından gerekli önlemleri aldığını, ayrıca davacıya gerekli eğitimin verildiğini, buna dair tutanağın bulunduğunu, müvekkilinin olayda kusurunun bulunmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesince bozma ilamı öncesi verilen 17.09.2021 tarih ████████ Esas, ████████ karar sayılı ilamı ile Mahkemece "...Davacının davasının kısmen kabulü ile;
    1-214.377,51 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 21.05.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
    2- 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 21.05.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
    3-Davacı tarafın fazlaya ilişkin talebinin reddine," şeklinde karar verilmiştir.
    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
    B. Gerekçe ve Sonuç
    Mahkemece dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan kanuni ve hukuki gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden Kanun'a aykırılık bulunmadığı anlaşıldığı gerekçesiyle HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca tarafların istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
    V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
    A. Bozma Kararı
    Kararına taraf vekilleri temyiz Kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemizce yapılan temyiz incelemesi neticesinde dairemiz 10.07.2023 tarih █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararıyla" 6100 sayılı Kanun'un 123. maddesinde "Davacı, hüküm kesinleşinceye kadar, ancak davalının açık rızası ile davasını geri alabileceği" düzenlenmiş olup davacı vekili 04.07.2023 tarihli dilekçesi ile davanın geri alınması talebinde bulunduğu anlaşılmakta olup, 6100 sayılı Kanun'un 123. maddesi gözetilerek, bu konuda davalınında beyanı da alınmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerektiği..." gerekçeleriyle bozulmuştur.
    B.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
    İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda,"...Davacı tarafça davalı aleyhine 21.05.2014 tarihinde meydana gelen kaza neticesinde, yaralanan davacının maddi ve manevi zararının tazmini amacıyla maddi ve manevi tazminat davacı açıldığı, Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda, davacının davalıya ait işyerinde 21.05.2014 günü çalışmakta iken bıçağı düzeltmek isterken ucunun kırılarak kırılan parçanın gözüne saplanması neticesinde İzmir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'nün 10.01.2017 tarih 286 karar sayılı Sağlık Kurulu Kararında belirtildiği üzere %37,2 oranında malul kalacak şekilde yaralandığı, kazanın meydana gelmesinde tecrübeli olması ve yeni ve daha sağlam bıçağı kullanmak yerine eski bıçağı düzelterek kullanması, işverenin böyle bir talimatının olmaması, davacının 7 yıllık iş tecrübesi nedeniyle bu riskleri bilen bir kimsenin göstermesi gereken dikkat ve özeni göstermediği, bu nedenle %70 oranında kusurlu olduğu, davalının işveren olması sıfatıyla çalışanların iş sağlığı ve güvenliğini sağlamakla, uygun çalışma ortamını, şartlarını sağlamakla yükümlü olduğu, davalı işverenin, kazalının (davacının), iş sağlığı ve güvenliğine dair eğitim almasını sağladığına dair dosya kapsamında bilgi/belge bulunmadığı (6331 sK m.4 ve Çalışanların İş Sağlığı Ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul Ve Esasları Hakkında Yönetmelik m.5 hükümlerine uymadığı), davalının işyerinde, iş güvenliği uzmanı görevlendirdiğine veya bu konuda herhangi bir OSGB firmasından hizmet aldığına dair bir bilgi/belge bulunmadığı (6331 sK m.6 hükmüne uymadığı) 6331 SK m4/1(c) maddesi hükmü uyarınca, yapmak veya yaptırmakla yükümlü olduğu risk analizini yaptırdığına dair bilgi/belge bulunmadığı, kişisel koruyucu donanımların sağlandığına/teslim edildiğine dair belge/tutanak vs bulunmadığı (6331 sK m.4/1 a ve b hükümlerine uymadığı), böylelikle davalı işverenin kazanın meydana gelmesinde %30 oranında kusurlu olduğu, Aktüerya bilirkişi tarafından davacının % 37,2 oranındaki sürekli iş göremezliğine isabet eden maddi zararın davalı tarafın kusur oranı (%30) doğrultusunda davalıdan tahsiline karar vermek gerektiği, Davacının manevi tazminat talebi de bulunduğundan manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirme sonucunda; manevi tazminata hükmedilirken olayın özellikleri, davacının sosyal ve ekonomik durumlarının göz önünde bulundurulması gerektiği, manevi tazminatın ne bir ceza ne de bir zenginleşme aracı olduğu, davacının duyduğu manevi acının bir dereceye kadar yumuşatılıp manevi dengenin onarılması aracı olduğu bu sebeple de kişilerin haksız zenginleşebileceği miktarı bulmaması gerektiği, haksız eylem ve tazminat arasında hak ve adalete uygun düşecek şekilde makul bir orantı kurmak gerektiği, davacının % 37,2 sürekli iş göremezlik oranı bulunduğunun da göz önüne alınması gerektiği anlaşılmakla çekilen acının telafisi amacıyla manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerektiği ..." gerekçesiyle ;
    "Davacının davasının kısmen kabulü ile;
    1-214.377,51 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 21.05.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
    2- 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 21.05.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
    3-Davacı tarafın fazlaya ilişkin talebinin reddine," şeklinde karar verilmiştir.
    VI. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
    B. Temyiz Sebepleri
    Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkile atfedilen kusur oranını kabul etmediklerini, son asgari ücretin hesapta gözetilmesinin kamu düzeninden olduğunu, manevi tazminatın az takdir edildiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
    Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, tüm önlemleri aldıklarını, hesap raporunun hatalı olduğunu, maaş tespitine itiraz ettiklerini, manevi tazminatın fahiş takdir edildiğini iddia ederek kararının bozulmasını talep etmiştir.
    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
    2. İlgili Hukuk
    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddeleri, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77., 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51, 52, 54, 55 ve 417.maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19 ve 21. maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'u hükümleri.
    3. Değerlendirme
    Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
    Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; davacının davalıya ait işyerinde 21.05.2014 günü çalışmakta iken kullandığı bıçağı düzeltmek isterken ucunun kırılarak kırılan parçanın gözüne saplanması neticesinde İzmir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü'nün 10.01.2017 tarih 286 karar sayılı Sağlık Kurulu Kararında belirtildiği üzere % 37,2 oranında malul kalacak şekilde yaralandığı, hükme esas alınan kusur değerlendirmesine göre kazalının kazanın meydana gelmesinde tecrübeli olması ve yeni ve daha sağlam bıçağı kullanmak yerine eski bıçağı düzelterek kullanması, işverenin böyle bir talimatının olmaması, davacının 7 yıllık iş tecrübesi nedeniyle bu riskleri bilen bir kimsenin göstermesi gereken dikkat ve özeni göstermediği, bu nedenle % 70 oranında kusurlu olduğu, davalının işveren olması sıfatıyla çalışanların iş sağlığı ve güvenliğini sağlamakla, uygun çalışma ortamını, şartlarını sağlamakla yükümlü olduğu, davalı işverenin, kazalının (davacının), iş sağlığı ve güvenliğine dair eğitim almasını sağladığına dair dosya kapsamında bilgi/belge bulunmadığı (6331 sK m.4 ve Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul Ve Esasları Hakkında Yönetmelik m.5 hükümlerine uymadığı), davalının işyerinde, iş güvenliği uzmanı görevlendirdiğine veya bu konuda herhangi bir OSGB firmasından hizmet aldığına dair bir bilgi/belge bulunmadığı (6331 sK m.6 hükmüne uymadığı) 6331 SK m4/1(c) maddesi hükmü uyarınca, yapmak veya yaptırmakla yükümlü olduğu risk analizini yaptırdığına dair bilgi/belge bulunmadığı, Kişisel koruyucu donanımların sağlandığına/teslim edildiğine dair belge/tutanak vs bulunmadığı (6331 sK m.4/1 a ve b hükümlerine uymadığı), böylelikle davalı işverenin kazanın meydana gelmesinde % 30 oranında kusurlu olduğu tespitinin yapıldığı anlaşılmaktadır.
    İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun'un 77. ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37. maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir.
    Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4. maddesinde:
    "İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede;
    a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.
    b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.
    c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır.
    ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır.
    d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir.
    Aynı Kanun’un 5. maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur:
    a)Risklerden kaçınmak,
    b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek,
    c)Risklerle kaynağında mücadele etmek,
    ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek,
    d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak,
    e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek,
    f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek,
    g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek,
    ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır.
    Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5. maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10. maddede ise, işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.2013 tarih ███████-102 Esas █████████ sayılı kararı).
    6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. ve 5. maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır.
    Objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2. maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir.
    Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.2013 tarih ███████-1121 E. ████████ sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir.
    İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır.
    Somut olayda dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre; Mahkemece kusur oran ve aidiyetinin tespitine yönelik 18.12.2017 tarihli kök kusur raporu aldırıldığı aldırılan raporda davacının %70, davalı işverenin %30 oranında kusurlu olduğu tespitinin yapıldığı devamla 26.06.2018 tarihli 2. kök kusur raporunun aldırıldığı raporda bu kez tam aksine davacının %30 oranında davalı işverenin ise % 70 oranında kusurlu bulunduğu tespitinin yapıldığı Mahkemece çelişkinin giderilmesi yönünden yeni bir heyete dosyanın tevdi yerine 2. kök kusur raporunu düzenleyen bilirkişilerden 29.04.2019 tarihli 1.ek raporun aldırıldığı, ek raporda 1. kök rapor gibi kanaat bildirildiği, raporlar arasında çelişki meydana geldiği ve raporların dosya kapsamına uygun düzenlenmediği anlaşılmakla iş bu raporları dayanak kılmak suretiyle hüküm tesisi hatalı olmuştur.
    O halde Mahkemece yapılacak iş, yukarıda yapılan açıklamalar gereğince Kurumca düzenlenen denetmen raporu örneği ile var ise rücu dosyası da getirtilerek, rücu ve ceza dosyası içeriği ile tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi suretiyle taraf itirazlarını karşılar mahiyette somut verilere dayalı kusur raporunun düzenlenmesi için dosyanın A sınıf iş güvenliği uzmanlarının bulunduğu heyete tevdi ederek, olayın gerçekleşmesinde tarafların kusur oranları , rücu ve dosyasında aldırılan kusura ilişkin bilirkişi raporlarını da inceler ve çelişkileri giderir mahiyette rapor aldırmak, dosyadaki tüm verileri değerlendirmek ve oluşacak sonuca göre kusur oranlarının tespitinden sonra yeniden hesap raporu alınmasının gerekmesi halinde davacı tarafça itiraza uğramayan 04.05.2021 tarihli hesap raporundaki verilerin aynen korunması suretiyle belirlenen maddi zarar tutarına belirlenen kusur oranlarını uygulamak ve sonucuna göre taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hak ilkesini de gözetir şekilde karar vermekten ibarettir.
    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle,
    Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
    Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
    Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine,
    20.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!