İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, azledilen kooperatif yönetiminin muvazaalı düzenlediği bonoya dayalı icra takibini durdurma amaçlı menfi tespit davasındaki tedbir talebi istinaf kararını inceliyor.
Özet: Bir kooperatif, aleyhine başlatılan icra takibine konu 1.279.120 TL bedelli senedin, azledilen önceki yönetim tarafından kooperatifin bilgisi ve onayı dışında, dayanak gösterilen hizmetler davalı şirket tarafından yerine getirilmediği halde düzenlenerek kooperatifin usulsüzce borçlandırıldığı ve bu durumun muvazaalı işbirliği sonucunda kooperatifi mali sıkıntıya soktuğu iddiasıyla menfi tespit davası açarak, yargılama giderlerini ve teminatı karşılama gücü olmaması nedeniyle icra takibinin durdurulması için tedbir talep etmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ45. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████ (derdest)ARA KARAR TARİHİ
: █████/2025DAVA
: Menfi TespitTALEP
: Tedbir (İİK 72.Maddesi Uyarınca Tedbir Talebi)KARAR TARİHİ
: █████/20256100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili Kooperatifin 30.06.2019 tarihinde yapılan 2018 Olağan Genel Kurulunda yönetim kurulu üyeleri ile denetçilerin azli ve yenilerinin seçilmesine karar verildiğini, azledilen eski yönetim kurulu üyeleri, yapılan ihtarlara rağmen kooperatife ait kaşe, mal, para, evrak, proje, senet, defter, banka hesap cüzdanı vb. kooperatife ait belge, para, mal ve evrakları teslim etmediğini, yeni yönetime sadece 29.12.2017 başlangıç tarihli son Yönetim Kurulu Karar defterini teslim edildiğini, takibe konu bono ve dayanak sözleşmeler hakkında, üyeler ve seçilen yönetim kurulunun hiçbir bilgisi bulunmadığını, arabuluculuk başvurusunda bono ve bonoya dayanak olarak 2010-2016-2018 tarihli sözleşmeler ile 2019 tarihli uzlaşma protokol gösterilmesine karşın 06.09.2019 tarihinde davalı tarafından müvekkili aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, icra takibinde yalnızca ibra edilmeyen yönetim kurulu üyeleri ..., ... tarafından 12.06.2019 tarihinde tanzim ve imza edilen 10.07.2019 vade tarihli 1.279.120 TL bedelli bononun dayanak gösterildiğini, bonoya dayanak sözleşmelerde müvekkil kooperatif adına imza atmış olan azledilmiş yönetim kurulunun 3. Üyesi Av. ... olduğunu, müvekkili kooperatifin tüm banka hesaplarına ve kooperatif mülkiyetindeki 16 adet taşınmazın tapu kayıtlarına haciz konulduğunu, borcun dayanağı olan belgelerin gönderilmesi talebinin uzun süre yerine getirilmediğini, davalının bonoya dayanak gösterilen sözleşmelere konu iş ve işlemleri yapmaması nedeniyle müvekkilinden alacağının bulunmadığını, icra takibine konu bononun vade tarihinin 10.07.2019 olduğunu ancak 30.06.2019 tarihinde seçilmiş olan yönetim kuruluna, davalı tarafından verilmiş bir proje bulunmadığını, sözleşmelere konu edimlerin yerine getirilmediğini, bononun vade tarihi itibarı ile mimari projenin hazırlanmamış olduğunu, edimini yerine getirmeyen davalı şirketin bonoya konu alacağına hak kazanmadığını ve alacağın da muaccel hale gelmediğini, azledilen yönetim kurulu ile davalının işbirliği içerisinde muvazaalı sözleşmeler ve bono tanzimi suretiyle kooperatifi usulsüz olarak borçlandırılığını, bahse konu sözleşmeler ve bonolara ilişkin olarak davalı şirket ile herhangi bir sözleşme yapılması ya da kooperatifi borca sokan bir işlem yapılması konusunda alınmış bir karar bulunmadığını, genel kurullara sunulmuş olan Yönetim Kurulu Faaliyet raporlarında davalı şirketle yapılmış olan bir sözleşme ve davalı mimara ve şirkete borçlu olunduğuna dair hiçbir açıklama bulunmadığını, azledilen şüpheli eski yönetim kurulu üyesi Av ... tarafından 04.09.2019 tarihinde bir kısım kooperatif evrakının müvekkiline teslim ettiğini, teslim edilen belgeler arasında takibe konulan bono dayanağı olarak gösterilen hizmetler karşılığında, davalı şirket tarafından ... Yapı Kooperatifine düzenlenmiş olan, 13.06.2019 tarih ve ... sayılı, 1.279.120.00 TL tutarlı fatura fotokopisine rastlanıldığını, faturanın gerçekliğinden şüpheye düşüldüğünü, Beyoğlu Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne başvuru yapılarak söz konusu faturanın incelendiğini, Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından, davalı şirket hakkında inceleme başlatıldığını, azledilen yönetimin belge ve evrakları teslim etmemesi nedeniyle yeni yönetimin tescilinin 22.07.2019 tarihinde gerçekleştiğini ve bu tarihten sonra banka hesaplarına ulaşmalarının mümkün olabildiğini, kooperatif hesaplarının azledilen yönetim kurulunun denetim ve tasarrufu altında bulunduğu, 1.279,120 TL bedelli bononun, ne düzenlenme tarihi olan 12.06.2019 tarihinde, ne de vade tarihi olan 10.07.2019 tarihinde kooperatifin kasasında ve bankalarda, bono borcunu karşılayacak bir para bulunmadığı tespit edildiğini, müvekkili kooperatifin müzayaka içine düşürüldüğünü, sosyal amaçla kurulmuş olan kooperatifin olağan faaliyetlerini yürütmesinin engellendiğini, kooperatifi büyük bir borç yükü altına sokan icra takibine karşı dava açılması ve takibin durdurulması için harç ve teminat tutarını karşılamasının imkansızlaştırıldığını, bu nedenle müvekkilimin oldukça fahiş miktar tutan yargılama giderlerini ödeme gücü bulunmadığını, talebinin açıkça dayanaktan yoksun bulunmadığını, tersine gerçekleştirilecek yargılama safahatı sonunda talebin kabulüne karar verilmesinin yüksek ihtimal olduğunu, borçlarını ve teminatı karşılamaya fazlası ile yetecek miktar ve değerde taşınmazı bulunduğunu, davalı ve azledilen yöneticiler tarafından açıkça müzayaka içine düşürüldüğünü, icra dosyasındaki hacizler nedeniyle hak arayamadığını, aramasının engellendiğini belirterek icra takibinin, ihtiyati tedbir yolu ile teminatsız olarak durdurulmasını talep etmiştir. Mahkemenin █████/2020 tarihli kararı; "İİK 72.Maddesinde "İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez." denildiğinden ve bahse konu takip dosyasının mahkememizde açılan menfi tespit davasından önce açıldığından ihtiyati tedbir talebinin reddine" karar verilmiştir. Davacı vekili █████/2022 tarihli dilekçesinde özetle; İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına konu bonodan dolayı borçlu olmadıklarının tespitine yönelik dava açtıklarını, meskur dosyada müvekkiline ait gayrimenkullerin satışı için İstanbul ... icra müdürlüğünün ... talimat sayılı dosyası ile satış kararının alındığını, satış günü olarak 26.04.2022 tarihinin tayin edildiğini, takibe konu bono için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından █████████ soruşturma dosyasına 15.04.2022 tarihinde iddianame düzenlendiğini, huzurdaki davalı ve vekili ile bono tanzim eden yöneticiler için görevi kötüye kullanma suçunun işlendiğinden bahisle iddianame düzenlendiğini, anılan hususlar dışında İstanbul 16 ATM nin ████████ esas ve ████████ esas sayılı menfi tespit davalarına dayanak bonolar için İstanbul CBS nin ███████████ numaralı soruşturma dosyasında da iddianame düzenlendiğini, yine bunların dışında aynı kişiler tarafından müvekkilinin ... adlı kişiye açmış olduğu ve İstanbul 12 ATM nin ████████ esas sayılı dosyasına konu taahhütname hakkında da İstanbul CBS tarafından ███████████ soruşturma nolu dosyasında özel evrakta sahtecilik suçu işlediklerine dair iddianame düzenlendiğini beyan ederek; HMK 209/1 ve HMK'nın 389 maddeleri uyarınca davaya konu takibin teminat alınmaksızın tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemenin █████/2022 tarihli kararı; "6100 sayılı HMK 209/1 maddesi “Adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz.” hükmünü haizdir. 2004 sayılı İİK 72/2-3 maddesi ise “İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Somut olayda dava, icra takibinden sonra açıldığından, maddenin açık lafzından da anlaşılacağı üzere ihtiyati tedbir yoluyla icra takibinin durdurulmasına karar verilemez. Öte yandan İİK, icra takip hukuku açısından HMK’na göre özel kanun olup takip hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda öncelikle İİK hükümlerinin uygulanması gerekir. Önceleri icra takibinden sonra açılan menfi tespit davalarında HMK'nun 209.maddesi uyarınca tedbir kararı verilebileceği yönünde Yargıtay 12. ve 19.Hukuk Dairelerinin kararları bulunmakta ise de, anılan Daireler daha sonra bu görüşlerinden vazgeçmişlerdir. Nitekim 12.HD'nin █████/2015 tarihli ██████████ E., █████████ K. sayılı kararında da belirtildiği üzere takibin kesinleşmesi öncesi veya sonrasında takibe konu senedin sahteliğinin iddia edilmesi HMK'nun 209.maddesi uyarınca takibin durdurulması sonucunu doğurmaz. Anılan hüküm genel mahkemelerde açılan davalarla ilgili olarak senedin hiçbir işleme esas alınamayacağını, başka bir anlatımla delil olarak kullanılamayacağını öngörmekte olup icra takibine etkisi yoktur. Yine Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin █████/2018 tarihli █████████ E., █████████ K. sayılı ilamında da İİK'nun 72.maddesi uyarınca açılan menfi tespit davalarında HMK'nun 209/1 maddesinin uygulama yerinin olmadığı belirtilmiştir. Nitekim İstanbul BAM 44 Hukuk Dairesinin █████████ esas ve █████████ karar sayılı ilamı ve yine İstanbul BAM 44 Hukuk Dairesinin ███████ esas ve ███████ karar sayılı ilamları da bu doğrultudadır. Açıklanan tüm bu nedenlerden dolayı davacının teminat alınmaksızın tedbiren takibin durdurulmasına dair reddine..." karar verilmiştir. Davacı vekili █████/2024 tarihli dilekçesinde özetle; takibe konulan bononun, mücerret borç ikrarını havi olmadığını, 2010-2016-2018 ve 2019 tarihli sözleşmelerdeki iş ve hizmetlerin yapılması karşılığında verilmiş teminat senedi olduğunu, bonodaki borca dayanak olarak gösterilen sözleşmelerin 01.07.2010 tarihli "bağımsız tapuların çıkartılmasına", 05.07.2016 tarihli "imara aykırılıkların kaldırılmasına", 01.09.2018 tarihli "imar barışı kapsamında yapılacak mimari ve teknik işlemlere" dair sözleşmeler ve 12.06.2019 tarihli "alınan müşavirlik hizmetlerinin bedellerine dair tenzilat ve uzlaşı protokolü" olduğunu, davada sonucu beklenen İstanbul 29. ACM'nin ████████ e sayılı dosyasında 17.09.2024 tarihli kararı ile bononun dayandığı sözleşmelere konu işlerin yapılmamış olduğunun ve sözleşmelerden kaynaklı, gerçekleşmemiş bir hizmete istinaden alacak oluşmayacağının tespit edildiğini, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı ile davalarının ispatlandığını, davaya konu bononun İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, söz konusu takipte müvekkili adına kayıtlı bulunan tüm taşınmazlara haciz konulduğunu, anılan icra takip dosyasında 3 adet taşınmazın satışının istendiğini, İstanbul Gayrimenkul Satış İcra Dairesi'nin ... Talimat dosyasında, 3 adet taşınmaz hakkında Kıymet Takdir Raporu düzenlenerek satış ihalesi aşamasına gelindiğini belirterek, 6100 Sayılı HMK 389 hükmü gereğince, meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması/ tamamen imkânsız hâle gelmesi veya gecikme sebebiyle ortaya çıkacak sakıncanın ve ciddi zararın önlenmesi amacıyla; İstanbul Gayrimenkul Satış İcra Dairesi'nin ... Talimat dosyasındaki satış işlemlerinin durdurulması için teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Mahkemenin █████/2024 tarihli kararı; "Davacı vekili █████/2024 tarihinde mahkememize ibraz ettiği dilekçesinde, 30.12.2020 tarihli dilekçelerinin ekinde dosyaya sunulan ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ██████████ sayılı soruşturması (soruşturma sonucunda azledilen kooperatif başkanı ... ve azledilen yönetici ... hakkında zimmet suçu nedeniyle İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2023/ 255 E. Sayılı dosyası ile kamu davası açılmıştır) sırasında, savcılık talimatı ile düzenlenen ve delilleri arasında bulunan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı 31.10.2016 tarih AK. █████-04 sayılı İnceleme Raporu ekinde yer alan 13.01.2016 tarihinde müfettiş ...’e verdiği ifade tutanağını dilekçenin ekinde yeniden sunduklarını beyan ederek ... tarafından müfettiş ...'e verilen ifade tutanağının eklendiği görüldü. Davacı vekili dilekçesinde, İstanbul 29 Asliye Ceza Mahkemesinin ████████ esas ████████ karar sayılı ilamını eklediği, söz konusu ilam incelendiğinde, davacının Kamu Hukuku olduğu, katılanların ..., ... Yapı Kooperatifi, ..., ... olduğu, sanıkların ise ..., ..., ..., ... olduğu, iddianın ... Yapı Kooperatifi yönetim kurulu üyeleri olan müştekilerin, eski yönetim kurulu üyelerine yönelik Kooperatife ait defter, belge ve paraların süresi içerisinde yeni yönetim kuruluna teslim etmedikleri, Kooperatif adına özel bir şirket lehine senet düzenleyerek, muvazaalı bir şekilde kooperatifi borçlandırdıkları, bu özel şirkete verilen faturanın aslını gizleyip kayıtlara intikal ettirmeyerek vergi kaçırdıkları yönünde şikayette bulunmalarına dayalı olduğu, savcılık marifeti ile Yüksek Mimar - Restorasyon Uzmanı Bilirkişi tarafından tanzim edilen bilirkişi raporunda "01.07.2010 tarihli Bağımsız Tapularının Çıkartılmasına Dair Sözleşme ile, Kat irtifakı tesis edildiği, Ancak 01.07.2010 tarihli Bağımsız Tapularının Çıkartılmasına Dair Sözleşme’de madde 4'de, 4.Müşavir yapacağı tadilat projesi ve alacağı onayları ve neticesinde kat irtifakının kurulmasının sağlanması karşılığı 130.000,00 USD + KDV kararlaştırılmıştır. Bununla beraber Kooperatif bu bedeli ödemeyecek ve bunun yerine ... ada ... Parseldeki fiilen yapılmış 5 bloktan B blokta, 45, 46 ve 47 no'iu dairelerin üstünde yer alan çatı arasına yapılacak 2 adet 3+1 dairenin kullanım hakkı ve alınabildiği takdirde tapusunu taahhüt etmektedir. Bahsi geçen taahhüt yerine getirilmesi ile bu borç karşılanmış olacaktır. Denilerek, ruhsat ve ruhsata ve kat irtifakına esas projesine aykırı bir şekilde, ruhsat ve ruhsata ve kat irtifakına esas projesinde var olmayan bir kattaki, var olmayan bağımsız bölümler taahhüd edilerek sözleşme yapıldığı; Çünkü belediyesinden ve tapudan gelen bilgiler olarak ayrıntılı incelendiği üzere; taşınmazın tapu kayıtlarında; B Blok : 4 BK + ZK + 4NK olmak üzere 2. bodrumdan başlayarak mesken olmak üzere toplam 47 BB'den oluştuğunun sabit olduğu; yani sözleşme ile vaad edilen, B blokta, 45, 46 ve 47 no'lu dairelerin üstünde yer alan çatı arasına yapılacak 2 adet 3+1 dairenin yasal olarak var olmadığı, ayrıca bu sözleşmeyle tesis edilen kat irtifakı sonrası, Suç duyurusu ekinde sunulu; 05.07.2016 tarihli imara aykırılıkların kaldırılmasına dair sözleşme; 01.09.2018 tarihli imar barışı kapsamında yapılacak mimari ve teknik işlemlere dair sözleşme 12.06.2019 tarihli alınan müşavirlik hizmetlerinin bedellerine dair tenzilat ve uzlaşı protokolü ile tapuda ya da belediyesinde taşınmazdaki aykırılıkların giderilerek taşınmazın yasallaştırılmasına, yapı kullanım izni alınmasına ilişkin herhangi bir resmi işlem tesis de edilmemiş olduğu, teknik olarak bu sözleşmelerden kaynaklı, gerçekleşmemiş bir hizmete istinaden alacak oluşamayacağı" denildiği, Kararın devamında delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe kısmında "İddia, sanıkların savunmaları, katılanların beyanarı, bilirkişi rapor içeriği ve tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; ... Konut Yapı Kooperatifi yönetim kurulu üyeleri olan katılanların, eski yönetim kurulu üyelerine yönelik Kooperatife ait defter, belge ve paraların süresi içerisinde yeni yönetim kuruluna teslim etmedikleri, Kooperatif adına özel bir şirket lehine senet düzenleyerek, muvazaalı bir şekilde kooperatifi borçlandırdıkları, bu özel şirkete verilen faturanın aslını gizleyip kayıtlara intikal ettirmeyerek vergi kaçırdıkları yönünde şikayette bulundukları, Şikayete konu iddialar yönünde kooperatifin ticari defter ve belgeleri üzerinde gereken araştırmanın yapılması için alınan bilirkişi raporu içeriğine göre sanıkların eylemlerinin sabit görüldüğü 1163 sayılı yasanın 62/son maddesi gereğince kooperatif yönetim kurulu üyeleri ve kooperatif memurlarının işledikleri suçlardan ötürü kamu görevlisi gibi cezalandırılacaklarının hükme bağlandığı, tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde ... Yapı Kooperatifi eski yönetim kurulu üyeleri olan ..., ... ve ...'in görevlerinin gereklerine aykırı hareket edecek şekilde Görevi Kötüye Kullanma suçunu işledikleri, anlaşılmakla eylemlerine uyan TCK 257-1 maddesi uyarınca cezalandırılmalarına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur." denilerek sanıkların cezalandırılmasına karar verilmiştir. Davacı vekili talep dilekçesinin ekinde, İstanbul Gayrimenkul Satış İcra Dairesinin ... talimat sayılı dosyasına ait █████/2024 tarihli kıymet takdiri raporunu eklediği görülmüştür. Mahkememizce UYAP sistemi üzerinden çıktısı alınan İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına ait █████/2022 tarihinde kapak hesabı yapıldığı, borç miktarının 1.959.412,93TL olduğu görülmüştür. HMK'nun İhtiyati tedbirin şartları başlıklı 389.maddesinde "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." denilmiştir. Dilekçe ekinde sunulan, Asliye Ceza Mahkemesi'ne ait karar, Asliye Ceza Mahkemesi'nce alınan bilirkişi raporu dikkate alındığında, yaklaşık ispat koşuluda dikkate alınarak ayrıca kooparatife ait taşınmazın satılması halinde telafisi imkansız zarar doğacağı anlaşıldığından HMK 389.maddesi gereğince davacının ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından en son alınan (█████/2022 tarihli) kapak hesabında bulunan 1.954.412,93TL 'nin %25'i oranında teminat yatırılması halinde İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından verilen talimat ile yürütülen İstanbul Gayrimenkul Satış İcra Dairesi Müdürlüğünün ... talimat sayılı dosyasından yapılan satış işlemlerinin durdurulmasına, davacının diğer taleplerinin ise duruşmada değerlendirilmesine aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle; "İhtiyati tedbir talebinin KABULÜ ile; İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından en son alınan (█████/2022 tarihli) kapak hesabında bulunan 1.954.412,93TL'nin %25'i oranında 488.603,23TL nakdi teminatın depo edilmesi veya bu tutarda kesin ve süresiz teminat mektubu ibraz edilmesi halinde İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından verilen talimat ile yürütülen İstanbul Gayrimenkul Satış İcra Dairesi Müdürlüğünün ... talimat sayılı dosyasından yapılan satış işlemlerinin durdurulmasına" karar verilmiştir. Davalı vekili █████/2025 tarihli tedbire itiraz dilekçesinde özetle; Kanunun amir hükmü uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında "ihtiyati tedbir" yoluyla satış işlemlerinin durdurulmasına" karar verilemeyeceğini, İİK 72/3.madde uyarınca "icra veznesine yatan paranın alacaklıya verilmemesi" yönünde ihtiyati tedbir kararı verebileceğini, İİK 72/3. Maddesi gereğince verilecek tedbir kararı sonrasında icra kasasına dosya borcunu yatırdığında, cebri satış işlemine de hukuken gerek kalmayacağını, ihtiyati tedbire dayanak olarak sunulan İstanbul 29. ACM'nin ████████ E. dosyasında verilen hükmün gerekçe dahi içermeyen tümüyle hukuka aykırı bir karar olduğunu, davanın dayanağı olan 19.03.2006 tarihli taahhütname ve 28.03.2006 tarihli protokolü içermediğini, şahitler dinlenmeden, keşif ve yerinde inceleme yapılmadan, istenilen resmi evraklar celp edilmeden, tümüyle evrak üzerinden yapılan bilirkişi incelemesine neticesinde yoruma dayalı olarak karar verildiğini, oysaki hükme dayanak olan bilirkişi raporu sonrasında dinlenen resmi görevli bürokrat şahitlerin de ifade ettiği üzere müvekkilinin, davacı kooperatifin kat irtifakı sorununu çözdüğünü, imar mevzuatına aykırı yapıda imara aykırılıkları giderecek imar planı değişikliği için raporlamalar yaparak resmi komisyonlara sunduğunu ayrıca ceza hükmüne dayanak rapor sonrasında inceleme konusu yapılan 01.07.2010, 05.07.2016, 01.09.2018 ve 12.06.2019 tarihli sözleşmelerin dayanağı olan 19.03.2006 tarihli taahhütname ve 28.03.2006 tarihli protokole de itirazlarını bildirdiğini,, bu taahhütname ve protokol hakkında imza inkarı yönünde savcılık soruşturması yapıldığı için ilk baştan savunmaya katılmadığının izah edildiğini, İst. 29. ACM'nin ████████ E. dosyasından verilen hükme karşı istinaf yoluna gidildiğini ve 01.07.2010, 05.07.2016, 01.09.2018 ve 12.06.2019 tarihli sözleşmelerin gereğinin yerine getirildiği hususunun dinlenen resmi bürokrat tanıkların beyanları doğrultusunda izah edildiğini, huzurdaki davada savunmalarına ve alacak hakkına dayanak olarak ceza yargılamasının dışında 19.03.2006 tarihli taahhütname ve 28.03.2006 tarihli protokole dayanılmış olup bu konuda eski yönetici ...'nın imzalarını inkar etmesi sebebiyle, sahtecilik iddiası ile İst. C. Savcılığı'nın ███████████ Soruşturma dosyasında yapılan bilirkişi incelemesinde evraklardaki imzaların eski yönetici ... elinin mahsulü olduğu ortaya çıktığnı ve "Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar" verildiğini, görüleceği üzere savunmalarının ve alacağının dayanağı olan İst. 29. ACM'deki ceza yargılamasının konusu dışında 19.03.2006 tarihli taahhütname ve 28.03.2006 tarihli protokoldeki imzalar ve taahhütlerin 2006 yılında müvekkili ile yapılan ve huzurdaki davada savundukları alacağın asıl kaynağını oluşturan evraklar olduğunu, inkar edilen imzaların eski yöneticinin elinin mahsulü olduğunun resmi rapor ile sabit hale geldiğini, yapılan sahtecilik şikayetinin takipsizliğe konu olduğunu beyan ederek, istinaf aşamasındaki İst. 29. ACM ████████ E. Hükmünün hukuka aykırı olması, dava konusu alacağın dayanağı olan ve İst. 29. ACM'deki ceza yargılamasına konu olmayan, sahtecilik iddiasına karşı takipsizlik kararı verilen 19.03.2006 tarihli taahhütname ve 28.03.2006 tarihli protokolün varlığı dikkate alınarak 10.10.2024 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını, aksi kanaat halinde İİK 72/3. Madde hükmüne uygun ihtiyati tedbire dönüştürülmesini talep etmiştir. Mahkemenin █████/2025 tarihli kararı ile; "İtiraz eden davalı taraf dilekçesinde, davanın menfi tespit davası olduğunu bu nedenle ancak İİK 72 maddesine göre ihtiyati tedbir kararı verilebileceğini, davacı tarafın söz konusu taşınmazın satılmasını istemiyor ise tüm icra dosyası borcunu icra dosyasına yatırarak icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir isteyebileceğini belirterek HMK 389 maddesine göre verilen ihtiyati tedbirin kaldırılmasını istemiş olup, davanın menfi tespit davası olması HMK 389 maddesine göre tedbir kararını verilmesini engellemeyeceğinden, davanın niteliği İstanbul 29 Asliye Ceza Mahkemesinin ████████ esas ████████ karar sayılı ilamı içeriği dikkate alındığında telafisi imkansız zararların doğmasını önlemek adına mahkememizce verilen ihtiyati tedbir kararı yerinde olup, davacının kooparatif olduğu da dikkate alınarak koopatife ait taşınmazın satışının önlenmesi için tüm icra dosyası borcunu icra dosyasına bloke etmesinin beklenemeyeceği..." gerekçesiyle ihtiyati tedbire yapılan itirazın reddine karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tedbire itiraz dilekçesindeki açıklamalarını tekrar ederek, Mahkeme'nin itirazın reddi kararındaki temel gerekçesinin davanın menfi tespit davası olmasının HMK'nın 389.maddesine göre tedbir kararı verilmesini engellemeyeceği yönünde olduğunu oysa HMK'nın 389.maddesi yargılama hukukunda tedbire yönelik genel bir madde, İİK'nın 72/3.maddesinin ise sadece menfi tespit davalarına özgü özel bir hüküm olduğunu, özel hükmün genel hükümden önce uygulanması gerektiğini aksi halde İİK'nın 72/3.maddesindeki emredici hükümlerin hiçbir önemi kalmayacağını beyan ederek; mahkemenin tedbire itirazın reddi yönündeki kararının kaldırılmasını, satış işlemlerinin durdurulmasına ilişkin ara kararın iptal edilmesini, aksi kanaat halinde ise İİK 72/3. madde hükmüne uygun ihtiyati tedbire dönüştürülmesini talep etmiştir. İstinaf sebeplerinin incelenmesi;Dava; kooperatifin önceki yönetim kurulu üyeleri ile davalı şirketin muvazaalı işlemler neticesinde icra takibine konu bono ile davacı kooperatifi borçlandırdıkları iddiasıyla, takipten sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Yargılama aşamasında davacı vekilinin tedbir talebi kabul edilerek, icra dosyasında satış aşamasına gelen taşınmazlar yönünden satış işlemlerinin durdurulması yönünde tedbir kararı verilmiştir. Sosyal ve ekonomik hayatın gelişmesi çerçevesinde zaman içinde geçici hukuki koruma türleri de farklılaşmaya başlamıştır. Genel geçici hukuki koruma türleri yeterli olmayınca, farklı hukuk alanlarına göre özel geçici koruma türleri ortaya çıkmıştır... Bu özel geçici hukuki korumalar, klasik ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz düzenlemelerinden farklıdır. Klasik geçici hukuki korumalar bakımından kalıcı etki doğuracak bir tedbire karar vermek mümkün değilken bu özel geçici hukuki korumalar bazen niteliği gereği daha geniş veya kalıcı etkiler doğurabilmektedir... Hukukumuzda özel Kanunlarında düzenlenmiş değişik geçici hukuki koruma türleri bulunmaktadır. Kanun'da da buna açıkça dikkat çekilmiş, özel hükümler saklı tutulmuştur (m. 406/2). Özel geçici hukuki korumalara öncelikle özel Kanunlardaki düzenlemeler uygulanır. Geçici hukuki korumalara ilişkin Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389 ila 406. maddelerinin, özel geçici hukuki korumalara doğrudan değil ancak niteliğine uygun düştüğü ölçüde kıyasen uygulanması gerekir. Ayrıca özel geçici hukuki koruma öngörülmüşse ihtiyati tedbir talep edilmemesi ve ihtiyati tedbire karar verilmemesi gerekir... Keza icra takibinde şikayet yargılamasında (İK m. 22), istihkak prosedüründe (İK m. 97/1), menfi tespit davasında (İK m. 72), kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte itiraz üzerine icra mahkemesinin (İK m. 169a/2), ilamlı icra takibinde Yargıtay'ın tehir-i icra (İK m. 36) kararı ile durdurulmasını sağlayan önlemler ile iflasın ertelenmesi (İK m. 179) icra ve iflas hukukuna özgü geçici hukuki korumalar olup teknik anlamda ihtiyati tedbir değildir; kendi özel kurallarına tabidir. Hüküm bulunmayan hallerde niteliğine uygun düştüğü ölçüde ihtiyati tedbire ilişkin hükümler kıyasen uygulanabilir. (Pekcanıtez Usul, Prof. Dr.Hakan Pekcanıtez, Prof.Dr. Muhammet Özekes, Doç.Dr.Hülya Taş Korkmaz, Doç.Dr.Mine Akkan, Cilt.III, s.2452, 2453, 2454). İİK'nın 72/2. maddesinde; "İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme talep üzerine alacağın %15'inden aşağı olmamak üzere gösterilerek teminat mukabilinde icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.", İİK'nın 72/3. maddesinde; ''İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez ancak borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın %15'inden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir'' hükmü yer almaktadır. 6100 sayılı HMK'nın 389/1 maddesinde; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.'', HMK'nın 390/1 maddesinde; "İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir.", HMK'nın 390/3 maddesinde; "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.'', HMK'nın 391/1 maddesinde; "Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir." düzenlemelerine yer verilmiştir.Geçici hukuki korumalardan olan ihtiyati tedbire karar verilebilmesi için ihtiyati tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve ihtiyati tedbirin bir sebebinin mevcut olması gerekir. Yargılama sırasında mevcut durumun değişmesi halinde hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, hakkın elde edilmesinin tamamen imkansız hale gelmesi, gecikme sebebinin bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi söz konusu olan hallerde ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilmelidir. Ancak ihtiyati tedbire karar verilmesi için mutlaka bir tehlikenin veya zararın doğmuş olması veya halen var olması da aranmaz. Dava konusu hak veya şey bakımından ortaya çıkacak tehlike ve zararın önlenmesi için de her türlü tedbire karar verilebilir. Her ne kadar sahtecilik iddiasına dayalı olsa da, menfi tespit davasında tedbir istemi yönünden Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun █████/2016 tarihli ███████-1128 E. ████████ K. sayılı kararında; "...Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; takibe konu senet üzerindeki imzanın keşideciye ait olmadığı iddianın İİK'nu hükümlerine göre mi yoksa 6100 sayılı HMK’nun 209. maddesi hükümlerine göre mi çözümlenmesi gerektiği noktasında toplanmaktadır.İcra ve iflas hukuku, icra ve iflas takiplerinin usul hukuku niteliğindedir. Bu hukuk dalının amacı, bir yandan takip alacaklısının alacağına kavuşması için borçlu veya üçüncü kişilerin çıkarabilecekleri zorlukları ortadan kaldırmak, diğer yandan kötüniyetli takiplere karşı takip borçlusunun kendisini korumasını sağlayacak hukuki çareler bulmak, bu arada takipten etkilenen üçüncü kişilerin menfaatlerini korumak, takip işlemlerinin yapılması sırasında insan hak ve hürriyetlerinin ihlal edilmesini önlemektir. İcra iflas hukukunun en önemli kaynağı İcra ve İflas Kanunu olup, bu Kanun, icra ve iflas takibinden, tahsile kadar uygulanması gereken usul hükümlerini düzenlemektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, İcra ve İflas Kanunu'nda bir hüküm olmayan hallerde, ancak İcra ve İflas Kanunu'nda açıkça gönderme olması (İİK 50, 68/a-4 gibi) veya bu kanunun özel veya genel hükümlerine aykırı olmaması (zorunlu dava arkadaşlığı) hallerinde uygulanabilir. Bu ilkeler ışığında HMK'nun 209/1. maddesinin ilamsız icra takiplerine etkisi değerlendirilmelidir. Bu maddeye göre “adi bir senetteki yazı veya imza inkar edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz.” Bu maddenin icra takiplerinde uygulanması gerektiğine ilişkin olarak İcra ve İflas Kanununda bir hüküm bulunmamaktadır. ...Borçlunun sahtelik nedenine dayalı olarak açtığı menfi tespit, İİK'nun 72. maddesi kapsamında bir dava olup, anılan maddedeki usule göre mahkemeden alınacak ihtiyati tedbir kararı ile icra takibi durdurulabilir. Sahtelik nedeniyle açılan menfi tespit davası gibi, Cumhuriyet Savcılığına aynı nedenle yapılan şikayet ve ceza mahkemesinde açılan dava da kendiliğinden icra takibini durdurmaz ve bekletici mesele yapılamaz..." denilerek, tedbir isteminin İİK 72.maddesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğine işaret edilmiştir. Ayrıca Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin █████/2012 tarihli █████████ E. █████████ K. sayılı kararında; "...Davacılar vekili, davacı ...’dan diğer davacı annesinin kefil olarak imzaladığı senedin işe girerken davalı şirket temsilcisi tarafından alınarak icraya konulduğunu, icra takibi sonrası yaşadığı evin satışa çıkarıldığını, borçlu olmadığının tespiti ile evin satışının durdurulması için tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, tensiple boşanma ve nafaka davaları dışında ancak aynı davada çekişmede olan taşınır ve taşınmaz mallar hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, dava konusu dikkate alındığında tedbir talebinin yasaya uygun bulunmadığı, davacının talebinin muhtemel alacağını güvenceye almaya yönelik ihtiyati haciz talebi olarak nitelendirilebilir ise de sözkonusu alacağın mevcudiyetinin ve miktarının yargılamaya muhtaç bulunduğu ve yasa da öngörülen şartlar bulunmadığı gerekçesi ile ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiştir... Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle mahkemenin satışın durdurulması konusunda verdiği kararın gerekçesi İcra İflas Kanunu’nun 72/3 maddesi uyarınca “İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında mahkemeden ihtiyati tedbir yolu ile icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir” hükmü karşısında hatalı ise de, icra takibinden sonra takibin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği, icra takibi nedeni ile satışın ihtiyati tedbir yolu ile durdurulması isteminin bu gerekçe ile reddinin gerektiği anlaşıldığından ret kararı sonuç itibari ile usul ve yasaya uygun olduğundan, davacının kanunu yoluna başvurusunun REDDİNE" karar verilmiştir. İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davası (aynı alacak için bu davadan önce yapılmış ve devam etmekte olan) ilamsız icra takibini (kendiliğinden) durdurmaz; şöyle ki: borçlu süresi içinde ödeme emrine itiraz etmemiş ve (bu nedenle) ilamsız icra takibi kesinleşmiş ise, alacaklı, (borçlunun açmış olduğu menfi tespit davasının devam etmesine rağmen) borçlunun mallarının haczini ve satışını isteyebilir, icra dairesi hacizli malları satar ve satış bedelinden alacaklıya alacağını öder... İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davası icra takibini kendiliğinden durdurmayacağı gibi menfi tespit davasına bakan mahkeme, ihtiyati tedbir yolu ile dahi icra takibinin durdurulmasına karar veremez (m.72,III). Ancak menfi tespit davasına bakan mahkeme, borçlu davacının (gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere) göstereceği teminat karşılığında, icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi (karş.m.138 vd) için (yani icra takibinin beşinci safhası olan paranın alacaklıya ödenmesi safhasını durdurmak için) ihtiyati tedbir kararı verebilir (m.72,III,c.2)... Mahkeme icra takibinin daha önceki safhalarının durdurulması için ihtiyati tedbir kararı veremez (m.72,III,c.1). Buna göre mahkeme, borçluya ödeme emri gönderilmemesi, icra mahkemesinin itirazın kaldırılması talebini incelememesi (ertelemesi), borçlunun mallarının haczedilmemesi ve haczedilmiş malların satılmaması için ihtiyati tedbir kararı veremez. (İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra İflas Hukuku, Prof. Dr. Baki Kuru, Av. Burak Aydın, s.147, 148).İşbu dosyada tedbir istemi İİK'nın 72.maddesine dayanmaktadır. Zira dava, davacı hakkında başlatılan bir icra takibi sonrasında açılan menfi tespit davası olup satış işlemlerinin durdurulması yönünde tedbir talep edilmiştir. Bu nedenle öncelikle İİK'nın 72.maddesinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Yasal düzenleme gereği takipten sonra açılan menfi tespit davasında tedbiren icra takibinin / satış işlemlerinin durdurulması mümkün değildir. Mahkemece anılan emredici düzenleme uyarınca satışın durdurulması isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, özel düzenlemelerde hüküm bulunmayan hallerde başvurulması gereken genel nitelikte ihtiyati tedbir kurumunun düzenlendiği HMK'nın 389.maddesi gerekçe gösterilerek satışın durdurulması yönünde tedbir kararı verilmesi hatalıdır. Ancak davacı vekilinin tedbir talebinin "çoğun içinde az da vardır" kuralı gereğince İİK'nın 72/3.maddesindeki "icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesi" yönündeki tedbiri de kapsadığının kabulü gerekmektedir. Bu itibarla olayda İİK 72/3.maddesine göre tedbir kararı verilmesini engelleyen bir durum söz konusu olmadığından, icra veznesine yatırılacak olan paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle ilk derece mahkemesi ara kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde yeniden hüküm tesis edilmiştir.H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ E. sayılı doyasında verilen █████/2025 tarihli itirazın reddine dair ara kararının ve █████/2024 tarihli tedbir kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.2 bendi uyarınca KALDIRILMASINA ve TEDBİR İSTEMİ YÖNÜNDEN YENİDEN KARAR VERİLEREK,a-Davacı vekilinin satışın durdurulması isteminin REDDİNE,b-Davacı vekilinin tedbir isteminin İİK'nın 72/3.maddesi uyarınca KABULÜ ile; İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasında takip çıkış değeri olan 1.323.143,05 TL'nin % 20'si oranında hesap edilen 264.628,61 TL nakit teminat yatırılması ya da aynı miktarda kesin ve süresiz teminat mektubu ibrazı koşuluyla İİK'nın 72/3 maddesi uyarınca icra veznesine yatırılacak olan paranın alacaklıya ÖDENMEMESİNE, 2-Kararın tebliği ve teminat alınmasına ilişkin işlemlerin ilk derce mahkemesince yerine getirilmesine, 3-Teminat yatırıldığında ilk derece mahkemesince karar gereğinin yerine getirilmesi için İstanbul ... İcra Müdürlüğü'ne (... E. sayılı takip dosyası) yazı yazılmasına ve kararın infazının sağlanmasına, 4-Harçlar Kanunu gereğince davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının ve istinaf karar harcının Hazineye gelir kaydına, 5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince esasa ilişkin verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.f bendi gereğince kesin olmak üzere karar verildi. █████/2025