Hazinenin 2/B uygulamasıyla orman dışına çıkarılan Ümraniyedeki taşınmazın fiilen orman vasfını koruduğu iddiasıyla açtığı tapu iptali ve tescil davasında temyiz incelemesi ve eski malikin tazminat hakkı.
Özet: Bu tapu iptali ve tescil davasında, hazine, 2/b uygulamasıyla orman dışına çıkarılarak davalı adına tescil edilen taşınmazın bir kısmının fiilen orman niteliğini koruduğunu iddia etmiş; ilk derece mahkemesi, taşınmazın fiili orman vasfındaki kısmının davalı adına olan tapu kaydını iptal ederek hazine adına tesciline karar vermişse de, Yargıtay karar düzeltme aşamasında, fiilen orman vasfındaki bu kısmın tapu iptali sonrası 6292 sayılı Kanun uyarınca davalıya rayiç bedelin faiziyle ödenmesi veya eşdeğer bir taşınmaz verilmesi gerektiği gerekçesiyle ilk hükmün eksik olduğunu belirtmiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ Esas, ███████ KararKARAR
: Davanın kısmen kabulüneTaraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş olup, kararın davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü.K A R A RÇekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede 1942 yılında 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 14.6.1978 tarihinde ilân edilerek kesinleşen aplikasyon ve 1744 sayılı Kanun'un 2 nci madde uygulaması, 12.9.1991 tarihinde ilân edilerek kesinleşen 3302 sayılı Kanuna göre yapılan 2/B madde uygulaması olduğu anlaşılmaktadır.Davacı vekili dava dilekçesinde, İstanbul ili Ümraniye ilçesi ... beldesinde bulunan 81 ada, 53 parsel (eski 81 ada, 39 parsel ve 81 ada, 41 parselin birleştirilmesiyle oluşmuş) sayılı taşınmazın tapuda davalı adına kayıtlı olup, 2/B uygulaması ile Hazine adına orman adına dışına çıkarılarak davalıya satışının yapıldığını, taşınmazın, yetkili Orman Kadastro Komisyonlarınca düzenlenen orman sınırlama harita ve tutanaklarında orman olduğunun sabit bulunduğu gibi davaya konu taşınmaz ve içinde bulunduğu alanın fiili orman durumunda olduğunu, ormanlarının mülkiyetinin Devlete ait olup devredilemeyeceğinin, zamanaşımı ile mülk edilemeyeceğinin açıkça belirtildiğini, bu sebeple yapılan 2/B işlemi geçersiz olduğundan, taşınmazın orman niteliğini yetirmediğinden, kamu malı vasfını koruduğunu, davalının adına taşınmazın tescil olmasının da bu niteliği ortadan kaldırmayacağını ve kamu malının bağlı bulunduğu hükümlerde değişiklik yaratmayacağını ileri sürerek, fiilen orman olan taşınmazın Hazine adına orman olarak tescilini istemiş, davalı vekili davanın reddini savunmuştur.Dava, orman olduğu iddiasına dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.İlk Derece Mahkemesince ilk olarak yapılan yargılama sonucunda; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerin öncesi orman olup, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarıldığı, orman sınırları dışına çıkarılan bir yerin Hazine adına tapuya tescil edilmesinin kanun gereği olduğu, öncesi orman olan yerlerin özel mülkiyete konu edilmesi, alınıp satılması, zilyetlikle iktisap edilmesi mümkün olmamakla birlikte, İstanbul ili Ümraniye ilçesi ... Mahallesi 81 ada yenisi 53, eskisi ise 39 ve 41 parsel olan ve bilirkişilerin rapor ve krokilerinde eylemli orman olduğundan parselin krokide yeşil olarak gösterilen alan ile krokide yeşil gösterilip zeminde çalılık alan olarak gösterilen toplam 1.023,17 metrekarelik kısmın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına Devlet ormanı olarak tesciline, krokide sarı renkli olan (A) ve (B) ile gösterilen kısım ile ilgili talebin reddine karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesince, bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen 01.03.2010 tarihli ek krokili raporda yeşil renk ile boyalı olarak işaretlenen toplam 1.023,17 metrekare yüzölçümlü bölümünün 2/B madde uygulaması sırasında ve halen eylemli orman olduğunun anlaşıldığı, eylemli orman olan yerler hakkında oluşturulan tapu kayıtlarının yolsuz tescil niteliğinde olduğu, halen eylemli orman olan taşınmazın özel mülkiyet olacak şekilde sicile kayıt edilmesinin kanuni dayanağının bulunmadığı, bu nitelikteki taşınmazların her nasılsa özel mülkiyet niteliği ile sicile geçirilerek, hakkında kayıt oluşturmasının yolsuz tescil olup, fiilen orman olduğu belirlenerek tapusu iptal edilen 1.023,17 metrekarelik bölüm yönünden davalının sebepsiz zenginleşme kurallarına dayanarak sorumlu kişi ya da kuruluşlardan ödediği satış bedelini isteyebileceği, taşınmazın diğer bölümlerinin de fiilen orman olmayıp 2/B madde koşullarını taşıdığı gözetilerek yazılı şekilde karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, ancak 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 36/A maddesi ve aynı Kanun'un geçici 11 nci maddesi uyarınca çekişmeli taşınmazın tapu maliki olan davalı aleyhine vekalet ücreti dahil yargılama giderlerine hükmedilemeyeceğinden, hükmün vekalet ücreti ve yargılama giderleri yönünden düzeltilerek onanmasına karar verilmiş, davalı vekilinin karar düzeltme talebi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesinin 11.11.2013 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile, 6292 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde işlem yapılması, taşınmazın rayiç bedelinin kanunî faiziyle birlikte belirlenerek tapu malikine ödenmesi veya taşınmazın değer ve emsaline denk başka bir taşınmazın Hazine tarafından tapudan ferağının ilgiliye verilmesi gerekeceği gerekçesiyle, davalı gerçek kişi vekilinin karar düzeltme istemi kabul edilerek, Dairenin 08.03.2012 tarihli ve ██████████ Esas, █████████ Karar sayılı düzeltilerek onama kararının kaldırılmış, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulü ile, İstanbul ili Çekmeköy ilçesi ... Mahallesi, 81 ada 53 parselin, bilirkişi heyetinin krokili raporlarında yeşil ile boyalı gösterdikleri 1.023,17 metrekarelik kısmın orman vasfında olduğu anlaşıldığından, bu kısma ilişkin davalı adına olan tapu kaydının iptali ile, bu kısmın orman vasfı ile davacı Hazine adına tapuya tesciline, kalan (A) ve (B) harfleri ile gösterilen kısımların orman vasfında olmadıkları anlaşıldığından, bu kısımlara ilişkin talebin reddi ile kalan kısmın davalı adına aynen muhafazasına, iptal olan ve orman vasfında olduğu anlaşılan kısmın dava tarihi itibari ile değeri olan 40.926,80 TL'nin, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş, kararın davacı ve davalı vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 05.10.2022 tarihli ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamıyla; İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyulmak suretiyle orman vasfında olduğu anlaşılan kısmın dava tarihi itibari ile değeri olan 40.926,80 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş ise de; tazminat istemi yönünden davalı tarafından usulüne göre açılmış bir dava olmadığı, dolayısıyla bozma ilamının maddi hataya dayalı olduğu, bu durum davacı lehine kazanılmış hak oluşturmayacağından, usulüne göre açılmış bir dava olmadığından tazminat yönünden hüküm kurulmaması gerekirken, tazminat yönünden hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak ikinci kez yeniden yapılan yargılama sonucunda; dava konusu İstanbul ili Çekmeköy ilçesi ... Mahallesi, 81 ada 53 nolu parselin 1.023,17 metrekarelik kısmının orman vafında olduğu, eylemli olarak da orman olduğu, bu kısma ilişkin oluşan tapunun yolsuz tescil vasfında olduğu anlaşılmış olduğundan, öncelikle bu kısmın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile, orman vasfı ile Hazine adına tesciline, raporda (A) ve (B) harflari ile gösterilen kısımların ise 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesindeki koşulları taşıdığı gözetilmiş olduğundan, bu kısımların tapu kayıtlarının aynen muhafazasına, tazminat talebi hususunda usulüne göre açılmış bir dava bulunmadığından, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, kararın davacı Hazine vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesine göre açılmış bir tazminat davası bulunmamasına, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekili ve davalı vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler ayrı ayrı kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.S O N U Ç
: Açıklanan sebeplerle;Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,17.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.