Yargıtay, Milastaki kadastro itiraz davasında, zilyetlikle imar ve ihya edildiği iddia edilen arazinin orman vasfının eski hava fotoğrafları ve uzman raporuyla incelenmesini kararlaştırdı.
Özet: Hazine adına tespit edilen bir arazinin, davacılar tarafından 30-40 yıldır imar ve ihya edilerek zeytinlik ve tarım arazisine dönüştürüldüğü iddiasıyla kendi adlarına tescil talebiyle açılan kadastro tespitine itiraz davasında, ilk derece mahkemesinin kabul kararı, taşınmazın orman vasfı, geçmişteki durumu ve imar planı konumu gibi kritik konularda eksik inceleme yapıldığı gerekçesiyle Yargıtay tarafından bozulmuştur; bozma sonrası ilk derece mahkemesince verilen ve Hazine yönünden usulden ret, diğer davalılar yönünden kabul içeren yeni kararın tekrar Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtaya gelmiştir.
8. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

    SAYISI
    : ███████ E., ████████ K.
    KARAR
    : Davalı ... idaresi yönünden usulden reddine, diğer davalılar yönünden kabulüne
    Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz (aktarılan) davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
    İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davalı ... İdaresi yönünden usulden reddine, diğer davalılar yönünden kabulüne karar verilmiştir.
    İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    K A R A R
    Muğla ili Milas ilçesi ... köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) uyarınca 2019 yılında Geçici 8 inci madde uyarınca yapılan kadastro çalışmaları neticesinde 121 ada 41 parsel 6469,76 m2 yüz ölçümüyle senetsizden tarla vasfıyla, Hazine adına tespit edilmiş, ...'ın taşınmazın bir kısmının Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde davalı olduğunu ileri sürerek yaptığı itirazı üzerine kadastro komisyonunca dava konusu 121 ada 57 parselin 121 ada 41 parselden ifraz edilerek 3831,4 m2 yüzölçümüyle tarla vasfıyla tespit edilip Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında tapusuz taşınmazın tescili davasında dava konusu olduğundan söz edilerek malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir.
    Davacıların Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesine hitaben sunmuş oldukları dava dilekçesinde özetle; Muğla ili Milas ilçesi ... köyü, Dipsarnıç Karamahmut mevkinde kain, doğusu ... zeytinliği, batısı ...'ın zeytinli tarlası, kuzeyi ... , güneyi Muğla Milas yolu ile çevrili tahminen 6.000 m2 miktarında taşınmazı 30-40 yıl önce fundalık ve delicelik iken büyük emek ve masraf karşılığı imar ve ihya ederek mahsuldar zeytinlik ve tarım arazisi haline getirdiklerini belirterek taşınmazın kendi adlarına tapuya kayıt ve tescilini istemişlerdir.
    Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; "...taşınmaza yönelik olarak imar-ihya işlemlerinin davacı ve öncesinde murisleri tarafından yapıldığı, niza konusu taşınmazın zilyetlikle 20 yılı aşkın bir süredir malik sıfatıyla nizasız fasılasız davacı tarafından tasarruf ve zilyetinde bulunduğu..." gerekçesiyle davanın kabulü ile bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 3469,62 m2 büyüklüğündeki taşınmazın davacılar adına son parsel numarası verilerek tapuya kayıt ve tesciline, bilirkişi raporunun karar eki sayılmasına karar verilmiş, hüküm davalılar Hazine, Orman Yönetimi ve ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi'nin 22.11.2017 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamında; "...Mahkemece taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu gerekçesinden hareketle hüküm kurulmuş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli olmadığı, hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman kadastrosunda orman sınırları dışında bırakıldığı belirtilmiş olup taşınmazın öncesinin orman sayılan yerlerden olup olmadığı eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarına göre belirleneceği, somut olayda ise en eski tarihli hava fotoğraflarının incelenmediği, sadece 1959 yılı memleket haritasında taşınmazın çalılık olarak gösterilen alanda kaldığı, eğiminin yaklaşık olarak % 10 olduğu, öncesi delicelik iken aşılanmak suretiyle halen üzerinde 40-45 yaşlarında zeytin ağaçları bulunduğunun tespit edildiği, dosyada bulunan ve hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda taşınmaz eğiminin %10 olduğu belirtilmiş ise de eğimin neye göre belirlendiği, klizimetre ile ölçülüp ölçülmediğinin belli olmadığı, ayrıca çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde imar uygulaması yapılıp yapılmadığının, yapılmış ise imar planı içinde kalıp kalmadığının, imar planının kesinleşme tarihi, idarece ecrimisil tutanağı düzenlenip düzenlenmediği, kamuya tahsis edilip edilmediğinin araştırılmadığı, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için; öncelikle mahkemece en eski ve davadan 15-20 yıl öncesine ait hava fotoğrafları, bu hava fotoğraflarından yararlanılarak üretilen memleket haritaları ve varsa amenajman planı ve fotogometri yöntemiyle kadastro çalışmalarına altlık olarak düzenlenen kadastro paftası getirtilip, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde imar uygulaması yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise imar planı içinde kalıp kalmadığı, imar planının kesinleşme tarihi, idarece ecrimisil tutanağı düzenlenip düzenlenmediği, kamuya tahsis edilip edilmediği araştırılması ve mahkemece halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis, bir fen elemanı ve ziraat fakültelerinin toprak bölümünden mezun olan bir ziraat mühendisi aracılığıyla mahallinde yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmesi; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumunun saptanması; tapu ve zilyedlikle ormandan yer kazanılamayacağı, taşınmazın toprak yapısı, eğimi, bitki örtüsü ve çevresi incelenmesi; fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritası ve hava fotoğrafının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ve hava fotoğrafı ölçeğine çevrildikten sonra, bu haritalar komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle,çekişmeli (A) harfli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte aynı haritalar üzerinde gösterilmesi, bilirkişilerce hava fotoğrafları ve dayanağı haritaları stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilmesi, raporlarında taşınmazın niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü, taşınmaz üzerinde bulunan bitki örtüsünün niteliği, ağaçların yaşları ve dağılımları ile ilgili açıklama yapmalarının istenmesi, funda ve makiliklerle örtülü orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan yerlerin orman sayılacağı, taşınmazın niteliğinin belirlenmesi açısından tarım uzmanından rapor alınması, taşınmaz üzerinde bulunan zeytin ağaçlarının adedi ve aşı yaşlarının açıklattırılması ve kilizimetre ile ölçülen eğimi belirlenmesi gerektiği, yapılacak araştırma sonucu, taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı, zilyetlik yoluyla kazanılabilecek yerlerden olduğu belirlendiği takdirde, yerel bilirkişi ve zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmesi; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar gerçek kişi yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi; 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca, davacı yanında, murisler yönünden de tapu ve ilgili kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığının saptanması, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması ve ayrıca Milas Belediyesi davaya dahil edilmiş ise de Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığının davaya dahil edilmemesinin doğru olmadığı..." gerekçesiyle bozma kararı verilmiş, bozma sonrası mahkemece yapılan yargılama sonunda; "...keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ile bir kısım tanık beyanlarının birbirleriyle uyumlu olduğu, taşınmazın ilk tesis kadastrosunun yapıldığı 1964 yılında çalılık olarak tescil harici bırakıldığı, bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın klizemetre ile yapılan ölçümde %9 eğimli olduğu, etrafının ve evveliyatının orman olmadığı, üzerinde delice üzerine aşılı 40-50 yaşında 102 adet zeytin ağacı bulunduğu, toprağının humus içermediği, davacıların babası ... tarafından 1975 yılı sonrasında açıldığı ve içerisindeki delicelerin aşılandığı, içerisinde karasabanla kuru tarım yapıldığı, vefatından sonra çocukları arasında yapılan taksimde bu yerin davacılara kaldığı ve davacılar ve üst soyu tarafından nizasız aralıksız malik sıfatıyla zilyet edildiği, 1980 lerin sonlarında imar ihyası tamamlanmış zeytinlik vasfı kazandığı..." gerekçesiyle davalı ... Genel Müdürlüğü yönünden davanın pasif husumet ve dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, davanın diğer davalılar yönünden kabulüne, dava konusu 121 ada 57 parsel sayılı taşınmazın 3831,40 m2 yüzölçümü ve zeytinlik vasfı ile taşınmazın tamamı 3 pay kabul edilerek davacılar adına eşit hisselerle tespiti ile tapuya kayıt ve tesciline, 16.06.2022 tarihli bilirkişi raporunun kararın eki sayılmasına, birleşen 2020/9 Esas sayılı dosya talep edeni Kadastro Müdürlüğü yönünden; davanın mahiyeti gereği kadastro tutanağı devredildiği anlaşıldığından karar verilmesine yer olmadığına, 121 ada 57 parsel sayılı taşınmazlar yönünden ███████ Esas sayılı asıl dosyada hüküm kurulduğundan yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekilince temyiz edilmiştir.
    Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
    S O N U Ç
    : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
    Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
    Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
    1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
    17.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!