Suudi Arabistanda tornacı olarak çalışan işçinin haksız fesih, zorla istifa iddiaları ve kıdem, ihbar, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile yıllık izin alacakları taleplerine ilişkin iş mahkemesi kararının temyizi.
Özet: Davacı işçinin Suudi Arabistandaki tornacı olarak çalışması sırasında iş sözleşmesinin haksız feshini ve zorla istifayı ileri sürerek kıdem, ihbar, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile yıllık ücretli izin alacakları talep ettiği davada, ilk derece mahkemesi Türk hukukunun uygulanacağını kabul ederek, davacının zorla istifa iddiasını ispat edemediği ve sözleşmesinde fazla çalışmanın ücrete dahil edildiği gerekçesiyle kıdem, ihbar, fazla çalışma ve hafta tatili alacaklarını reddetmiş, ancak tanık beyanlarına dayanarak ulusal bayram ve genel tatil alacağını kısmen kabul etmiş olup, bu karara davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir.Davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 14.01.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.Duruşma günü davacı vekili Avukat .... ile davalı vekili Avukat ... geldiler.Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işverenin Suudi Arabistan’daki işyerinde 28.04.2019-31.10.2020 tarihleri arasında tornacı olarak net 2.000,00 USD ücretle çalıştığını, ücret ödemelerinin elden yapıldığını, 06.00-20.00 saatleri arasında haftanın her günü çalıştığını, iki haftada bir gün izin kullandırıldığını, dinî bayramların ilk iki günü dışında tüm ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, yıllık izin kullanmadığını, iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız feshedildiğini, çıkış işlemleri yapılırken bir takım toplu evrak imzalatıldığını ve zorla istifa dilekçesi yazdırıldığını, kısmi tazminat ödemesi yapıldığını belirterek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacının Suudi Arabistan’da müvekkili Şirket tarafından yapılan Taif- Arafat Boru Hattı Projesinde tornacı olarak 29.04.2019 tarihinde çalışmaya başladığını ve hâlen yapımı devam eden bu projeden 31.10.2020 tarihinde istifa ederek ayrıldığını, davacının iddialarının aksine Nisan 2019-Aralık 2019 tarihleri arasında net aylık ücretinin 4.402,20 SAR olup Ocak 2020-Ekim 2020 tarihleri arasında net aylık ücretinin 4.891,30 SAR olduğunu, davacının ödemeleri SAR cinsinden yapılmışken taleplerin USD cinsinden istenemeyeceğini, davacının özel sebeplerden dolayı istifa ettiğini, zorla istifa dilekçesi alındığı iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, varsa fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının ödendiğini, bordroların imzalı olduğunu, her gün 16 saat çalışmanın hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Suudi Arabistan’da bu ülkenin dinî ve millî bayramlarında ve cuma günlerinde çalışma yasağı olduğunu, Türkiye’de geçerli olan dinî bayramların Suudi Arabistan’da da geçerli olduğunu, bu dönemde çalışılmadığını, 23.10.2019 - 06.11.2019 tarihleri arasında 15 günlük yıllık izin kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 18.07.2023 tarihli kararı ile; somut olayda taraflar arasında imzalanan sözleşmede açıkça Türk mevzuatının uygulanacağının belirlenmiş olduğu ve tarafların dava devam ederken Türk mevzuatının uygulanmasını talep ettikleri, bu nedenle Türk hukukunun uygulandığı, davacının işten ayrılış tarihi itibarıyla aylık ücretinin brüt 5.148,73 SAR olduğu, davalı tarafından 26.10.2020 tarihli davacının el yazısı ile yazılmış ve özel sebeplerle istifa ettiğini belirten dilekçe sunulduğu, dava dilekçesinde imzanın ve yazıların davacıya ait olduğunun ve davalı tarafından zorla imzalatıldığının beyan edildiği, dosyada dinlenen davacı tanıklarının davacıdan önce işten ayrıldıkları ve davacının istifa dilekçesini zorla imzalatıldığını ispat edemediği, davacının iş sözleşmesini haklı olarak feshettiği iddiası bulunmadığı, bu nedenlerle davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığı, taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinin 4. maddesinde fazla çalışmanın ücrete dâhil olduğunun belirtildiği, sözleşmede aylık ücret ve davacının imzası bulunduğundan yerleşik içtihatlar gereği fazla çalışmanın ücrete dâhil olduğunun kabul edildiği, bordrolarının imzalı olduğu, bordrolarda tahakkuk bulunduğu, bu nedenle davacının fazla çalışma ve hafta tatili alacağı bulunmadığı, dosyada kapsamında ulusal bayram ve genel tatil çalışmasına ilişkin belge bulunmadığı, tanık beyanlarına göre davacının ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma yaptığı ve ücretinin ödenmediği, davacının ulusal bayram ve genel tatil alacağı net 1.514,79 SAR kabul edilmesine rağmen kısa kararda sehven net 1.072,01 SAR yazılmış olup çelişki oluşturmamak için düzeltme yapılmadığı, ancak yargılama gideri ve vekâlet ücreti hesaplamalarında ulusal bayram ve genel tatil alacağının net 1.514,79 SAR esas alındığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin 18.07.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 08.02.2024 tarihli kararı ile; davalının cevap dilekçesinde ve/veya ön inceleme duruşmasında, taraflar arasındaki uyuşmazlığa davacının çalıştığı ülke hukukunun uygulanması gerektiğine, Türk hukukunun uygulanamayacağına dair bir iddiada ve savunmada bulunmadığı, Mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir hukuka aykırılık görülmediği, Mahkemece kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, işverenin ücret bordrolarında hile yaptığına dair itibar edilebilir ve ciddi bir delil olmadığı, her ne kadar İlk Derece Mahkemesince ulusal bayram ve genel tatil ücretinde miktar itibarıyla hata yapılmış ve kısa karar/hüküm özeti ile gerekçeli kararın hüküm fıkrası arasında çelişki oluşmaması için, kısa kararda/hüküm özetinde bir değişiklik yapılmadığı gerekçede belirtilmiş ise de, davacı vekilinin bu hataya yönelik bir istinaf sebebinin bulunmadığı, istinaf incelemesinin istinaf sebepleri ile bağlı kalınarak yapılacağına dair yasal düzenleme gözetilerek bu hatanın kaldırma nedeni yapılmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİBölge Adliye Mahkemesinin 08.02.2024 tarihli kararının süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairece, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının, gerekçede net 1.514,79 SAR olduğu kabul edilmesine rağmen net 1.072,01 SAR olarak hüküm altına alınmış olmasının gerekçe hüküm çelişkisi oluşturduğu gerekçesiyle sair temyiz itirazları incelenmeksizin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilâmı doğrultusunda çelişki giderilerek önceki gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.VI. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde;1. Davacının ücret miktarının hatalı ve eksik belirlendiğini,2. İşverenin bordro hilesi yaptığını,3. Alacakların hatalı hesaplandığını,4. İş sözleşmesinin işveren tarafından haklı neden olmadan feshedildiğini ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve GerekçeTaraflar arasındaki uyuşmazlık; ücret miktarı, iş sözleşmesinin feshi, alacakların ispatı ve hesaplanması noktalarındadır.1.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2. Fesih bildirimi tek taraflı bir irade beyanı olup bu beyan, belirsiz süreli iş sözleşmelerinde süre verilerek sözleşmenin sona erdirilmesinde kullanılabileceği gibi belirli ya da belirsiz süreli sözleşmelerin haklı nedene dayanarak, işçi veya işveren tarafından süre verilmeksizin sona erdirilmesinde de kullanılmaktadır. Bu nedenle iş sözleşmelerinde fesih bildirimi, sözleşmeyi belirli bir sürenin geçmesiyle ya da derhal sona erdiren, karşı tarafa yöneltilmesi gerekli tek taraflı bir irade beyanı olup muhataba ulaşması ile sonuç doğurur. İş sözleşmelerinde fesih bildiriminde bulunma hakkı, kural olarak her iki tarafa da tanınmıştır. Hukuki niteliği itibarıyla fesih bildirimi, yenilik doğuran bir hak olup beyanın karşı tarafa ulaşması ile sonuç doğurur; bu nedenle karşı tarafın kabulüne gerek yoktur. Hukuk sistemimizde feshin işçi veya işveren tarafından yapılmasına bağlanan hukuki sonuçlar farklı olduğundan fesih bildiriminin kimin tarafından gerçekleştirildiğinin belirlenmesi önem taşımaktadır. Yine iş sözleşmesinin her iki tarafça feshedilmiş olması hâlinde de ilk önce kimin tarafından feshedildiğinin ortaya konulması gerekmektedir. İş sözleşmesinin kimin tarafından feshedildiği belirlendikten sonra sözleşmeyi sona erdiren bozucu yenilik doğuran hak bu kişi tarafından kullanılmış sayılacağından, feshe bağlanan hukuki sonuçlar kullanan kişiye göre belirlenecektir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 19.09.2018 tarihli ve ███████-3097 Esas, █████████ Karar sayılı ilâm).İşçinin haklı bir nedene dayanmadan ve bildirim öneli tanımaksızın iş sözleşmesini feshi, istifa olarak değerlendirilmelidir. İstifa iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla birlikte iş ilişkisi sona erer.İşçinin istifa dilekçesindeki iradesinin fesada uğratılması da sıkça karşılaşılan bir durumdur. İşverenin tazminatların derhal ödeneceği sözünü vererek ve benzeri baskılarla işçiden yazılı istifa dilekçesi vermesini talep etmesi ve işçinin buna uyması hâlinde, gerçek bir istifa iradesinden söz edilemez. Bu hâlde feshin işverence gerçekleştirildiği kabul edilmelidir.Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut uyuşmazlık incelendiğinde; davacı, iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini, istifa dilekçesinin gerçek iradesini yansıtmadığını, iş sözleşmesinin sona ereceği tarihte istifa etmesinin olağan olmadığını belirtmiştir. Davalı işveren ise davacının istifa ettiğini savunmuştur.İlk Derece Mahkemesince iş sözleşmesinin istifa ile sona erdiğinden davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığı gerekçesiyle kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya içeriği ile örtüşmemektedir.Dosya kapsamında dinlenen davacı tanıklarından R.S. "Ben iş yerinden ayrılmadan önce işveren bana ve diğer çalışanlara bizi Türkiye'ye göndereceklerini, ancak ücretlerimizi ödeyeceklerini söylediler ve bizlere belge imzalattılar. Belge imzalamadığımız takdirde bizlere dava açacaklarını söylediler." şeklinde beyanda bulurken diğer davacı tanığı S.K. "davacı benden bir buçuk ay sonrasında işten ayrıldığından alacaklarını alıp almadığını tam olarak bilmiyorum fakat kendisine sorduğumda alacaklarımı almadım bana kendisine istifa kağıdı imzalattığını söylediler, hatta bende davalı firmadan çıkarken bana istifa kağıtlarını imzalattırdılar hatta parmakta bastırdılar, bunun nedeni ise pandemi de işten çıkartmaları yapamadıkları için bizden bu şekilde imza topladılar," şeklinde beyanda bulunmuş, davalı tanığı ise davacının istifa dilekçesi verdiğini beyan etmiştir. Davacı taraf dava dilekçesinde COVİD-19 salgını nedeniyle ücretsiz izin istediğini ancak iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedildiğini, çıkış işlemleri için toplu evrak imzalatıldığını ve istifa dilekçesi alındığını beyan etmiştir. Tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, davacı tarafın istifaya ilişkin beyanı ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde istifa dilekçesinin davacının iradesini yansıtmadığının ve iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından feshedildiğinin kabulü gerekmektedir.Bu nedenlerle kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerekirken istifa dilekçesi geçerli kabul edilerek reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.VII. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Davacı yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,14.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.