Hazinenin orman vasfıyla tescilini talep ettiği parselin tapu iptali davasında, eski hava fotoğrafları incelemesi yetersiz bilirkişi raporu nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının bozulması.
Özet: Bir taşınmazın orman vasfında olup olmadığına ilişkin tapu iptali ve tescil davasında, Yargıtayın önceki bozma kararı uyarınca ilk derece mahkemesinin kısmen kabul ve kısmen ret yönündeki kararı temyiz edilmiş olup; bozma kararında, uyuşmazlık konusu taşınmazın geçmişteki niteliğini belirlemek için sunulan orman bilirkişisi raporunun eski tarihli hava fotoğrafları, memleket haritaları gibi belgeleri usulüne uygun incelemediği ve yetersiz olduğu, bu nedenle önceki bilirkişiler dışında bağımsız, uzman orman mühendisi, ziraat mühendisi ile fen elemanı marifetiyle çevredeki diğer parseller de dikkate alınarak kapsamlı bir keşif ve raporlama yapılması gerektiği vurgulanmıştır.
8. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

    SAYISI
    : ████████ E., ████████ K.
    KARAR
    : Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine
    Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
    İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
    İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    K A R A R
    Giresun ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) uyarınca 1988 yılında yapılan kadastro çalışmaları neticesinde 868 parsel 14.062 m² yüzölçümüyle Mart 1328 tarihli tapu kaydı ve tedavüllerine istinaden fındık ve çay bahçesi vasfıyla, ... adına tespit edilip 27.05.1989 tarihinde tapuya tescil edilmiş, 2017 yılında yapılan 22/a uygulaması neticesinde 290 ada 56 parsel numarasını alarak 13.004,50 m2 yüzölçümüyle tespit edilmiş, halihazırda ..., ..., ... ve ... adına kayıtlıdır.
    Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; Giresun ili ... ilçesi ... Mahallesi 868 parselin tapuda davalılar adına kayıtlı olduğunu, bu taşınmazın orman vasfında iken açma yapmak suretiyle üzerindeki orman örtüsünün yok edildiğini, bu hususla ilgili Tirebolu Sulh Ceza Mahkemesinin ███████ Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını ve raporda taşınmazın orman vasfında olduğunun belirtildiğini ifade ederek taşınmazın tapusunun iptali ile orman vasfı ile hazine adına tapuya kayıt ve tescilini istemiştir.
    Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulü ile dava konusu Giresun ili ... ilçesi ... Mahallesi, yukarı mahalle mevkiinde kain 868 parsel sayılı taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla davacı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş hüküm, davalılardan ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 10.02.2016 tarihli ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamında; "...08.03.2013 tarihinde yapılan keşif sonrasında uzman orman bilirkişi ... Dizdar tarafından düzenlenen 21.10.2013 tarihli raporda dava konusu taşınmazın 1959 tarihli memleket haritası ile dayanağı 1955 tarihli hava fotoğraflarında orman sayılan alanda kaldığı belirtilmiş iken Dairenin 03.███████ tarihli geri çevirme kararı üzerine aynı orman bilirkişinin fen bilirkişi ile ortak düzenlediği 18.11.2015 havale tarihli ek raporda "Harita Genel Komutanlığından rektefiye edilmiş sivil kullanıma açık cad, gis vb. programlarda açılabilecek formatta hava fotoğrafları temin edildiği takdirde, kadastro ölçeğine dönüşüm sağlanabileceği, ancak sivil cad, gis programlarında rektefiye edilmiş hava fotoğraflarının üzerinden bilgisayar ortamında bitki örtüsünü inceleyebileceğimiz görüntünün sağlanabileceği hakkında bilgi sahibi olmadığı, aynı hava fotoğraflarının basılı halde birbirini takip eden hava fotoğrafları ile streoskop altında incelenmesi gerektiği" ifadelerinin yer aldığı görülmektedir. Bu durumda eski tarihli hava fotoğraflarının orman bilirkişi tarafından usulüne uygun şekilde incelenmeden rapor tanzim edildiği anlaşılmakta, dava konusu taşınmazın komşularının çay,fındık bahçesi ve tarla niteliği ile kayıtlı oldukları ve ziraat bilirkişi raporunda da dava konusu taşınmazın üzerinde 30-40 yaşında fındık ağaçlarının bulunduğu belirtildiğine göre orman bilirkişi tarafından düzenlenen raporun dava konusu taşınmazın eski tarihli belgelerde orman sayılan yerlerden olup olmadığını belirlemeye yeterli ve kanaat verici olmadığı, mahkemece, taşınmazın bulunduğu yere ait en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı, tesbit tarihinden 15 veya 20 yıl önce çekilmiş hava fotoğrafları ile bu fotoğraflardan üretilmiş memleket haritası, topografik fotogrametri yöntemiyle düzenlenen kadastro haritaları, geniş pafta örneği ile komşu parsellere ilişkin kadastro tesbit tutanak ve dayanakları ile oluşmuş ise tapu kayıtları ilgili yerlerden getirtildikten sonra önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman yüksek mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanı marifetiyle yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun) 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 sayılı Kanun) ve 5658 sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanunlar (5658 sayılı Kanun) karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanun'un 45 inci maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 tarihli ve █████ E.K.; 14.03.1989 tarihli ve █████ E.K. ve 13.06.1989 tarihli ve 7/25 E.K. sayılı kararlarıyla iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun (5304 sayılı Kanun) sayılı Kanun'un 14 üncü maddesiyle yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapıları, bitki örtüsü ve çevreleri incelenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritası ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli, yine fotogrametri yöntemiyle düzenlenen kadastro paftalarında zilyet ve tasarruf edilen yerlerden olup olmadığı ile ön bindirmeli çekilen ve birbirini izleyen streoskopik çift hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelenip taşınmazların üzerindeki bitki örtüsünün ve bitki örtüsünü oluşturan unsurların sayı olarak tarif edildiği, ağaçların cinsi, yaşı, kapalılık oranı, hakim ağaç türü ve varsa kullanım durumunun detaylı olarak belirtilip uygun rapor alınmalı; zilyetlikle kazanılacak kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı yönünden ziraatçı bilirkişiden rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar davalılar yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi uyarınca, davalılar yanında, (murisler) yönünden de Tapu ve ilgili Kadastro Müdürlükleri ile Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2 inci maddesi hükümleri dikkate alınarak sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği..." gerekçesiyle bozma kararı verilmiş, bozma sonrası mahkemece yapılan yargılama sonunda; "...alınan bilirkişi raporları, tanık ve mahalli bilirkişi beyanları doğrultusunda..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile Giresun ili ... ilçesi Merkez Mahallede bulunan 868 parsel sayılı taşınmazın 09.10.2018 tarihli fen bilirkişi ek raporu krokisinde (A) harfi ile gösterilen 4244,22 metrekarelik kısmının tapu kaydının iptali ile davacı kurum adına tapuya kayıt ve tesciline, 09.10.2018 ve 22.09.2017 tarihli fen raporu ile eklerindeki krokilerin kararın eki sayılmasına karar verilmiş, karar davacı Hazine vekilince temyiz edilmiştir.
    Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
    Ancak İlk Derece Mahkemesi kararında hüküm fıkrasının birince bendinde yer alan "davacı kurum adına tapuya kayıt ve tesciline" şeklindeki ifadenin hatalı olduğu, orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tescil hükmü kurulması gerektiğinden hükmün yukarıda ifade edilen bendinin hüküm yerinden çıkartılması, yerine "orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline" ibaresinin eklenmesi gerekmekte olup, bu husus hükmün bozulmasını gerektirmekte ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesinin yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığı anlaşıldığından, hükmün aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
    SONUÇ
    : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
    Davacı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
    İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının birinci bendindeki "davacı kurum adına tapuya kayıt ve tesciline" cümlesinin hüküm yerinden çıkartılarak yerine "orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline" cümlesi eklenmek suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
    1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
    17.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!