Basın yoluyla kişilik haklarına saldırı iddiasıyla açılan manevi tazminat davasında siyasetçilere yönelik haberin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilerek davanın reddedilmesi.
Özet: Bir Ataşehir Belediye Başkanı ve İstanbul Milletvekilinin, Diriliş Postası gazetesinde yayımlanan, kendilerini terör örgütüyle ilişkilendirerek kişilik haklarını ihlal ettiğini iddia ettikleri haber nedeniyle açtıkları manevi tazminat ve kararın yayınlanması davası, ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi tarafından reddedilmiştir; mahkemeler, siyasetçilerin ağır eleştirilere katlanması gerektiğini, haberin belediye yetkilileri hakkındaki soruşturmalar ve yardım tırlarının gittiği terör örgütünün etkin olduğu bölgelerle ilgili görünür gerçekliğe uygun ve güncel bir konu olduğunu, basının haber verme ve kamunun haber alma hakkı kapsamında basın ve ifade özgürlüğü sınırları içinde kaldığını, bu nedenle kişilik haklarına hukuka aykırı bir saldırı teşkil etmediğini belirtmişlerdir.
4. Hukuk Dairesi         ██████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

    SAYISI
    : ████████ E., █████████ K.
    HÜKÜM/KARAR
    : Davanın Reddi / İstinaf Talebinin Esastan Reddi
    İLK DERECE MAHKEMESİ
    : İstanbul Anadolu 13. Asliye Hukuk Mahkemesi
    SAYISI
    : ████████ E., ████████ K.
    Taraflar arasındaki basın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat ve kararın yayınlanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
    Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I. DAVA
    Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'nin Ataşehir Belediye Başkanı, diğer müvekkili ...'nin İstanbul Milletvekili olarak görev yaptığını; 30.06.2017 tarihinde Diriliş Postası Gazetesi ve gazetenin internet sitesinde yayınlanan haber nedeniyle müvekkillerinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, haberde kullanılan söz ve ifadeler ile müvekkillerinin terör örgütü ile ilişkilendirildiklerini, hukuka aykırı haberin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini, Ataşehir Belediyesinde görev yapan dava dışı kişiler ve müvekkili ... hakkında görevi kötüye kullanmak, kamu kurum ve kuruluşlarının ihalesine fesat karıştırmak suçlarından yürütülen ceza soruşturmasında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının ██████████ Esas sayılı dosyasında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 13 üncü maddesine göre davalıların zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını belirterek her bir davacı yönünden 10.000,00 TL olmak üzere 20.000,00 TL manevi tazminatın haksız eylem tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalılardan tahsili, haberin hukuka aykırılığının tespiti ve kararın tirajı yüksek bir gazetede yayınlanması isteminde bulunmuştur.
    II. CEVAP
    Davalılar vekili cevap dilekçesinde; siyasetçi olan davacıların sert ve ağır eleştirilere katlanmaları gerektiğini, güncel bir konu ile ilgili basın ve ifade özgürlüğü kapsamında dava konusu haberin yapıldığını, davacıların kişilik haklarına saldırı olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; siyasetle uğraşan davacıların sert, ağır ve incitici eleştirilere katlanmaları gerektiği, eleştirilerin sert olmasının haberi hukuka aykırı ... dönüştürmediği, dava konusu haberin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında olduğu, kişilik haklarına bir saldırı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
    B. İstinaf Sebepleri
    Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu haber ile müvekkillerinin açıkça terör örgütü ile ilişkilendirildiklerini, gerçek olmayan bir haberin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini, sivil toplum kuruluşları tarafından usulüne uygun başlatılan yardım kampanyasına belediye olarak dört tır ile destek verildiğini, tırların kayıtları mevcut olmasına rağmen hukuka aykırı haber yapıldığını, haberin güncel olmadığını, kamu yararı bulunmadığını, kişilik haklarına ağır saldırı bulunduğunu, gerçek olmayan olgu isnadı ile hedef gösterildiklerini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.
    C. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu habere konu edilen Ataşehir Belediye Başkanı ve yetkilileri hakkında "görevi kötüye kullanma", "haksız mal edinme", "kat karşılığı konut inşaat yapım işi ihalesini iş deneyim belgesi usulüne uygun olmayan firma üzerine bırakmak suretiyle mevzuata aykırı davranma" iddiaları ile ilgili inceleme ve soruşturma yapıldığı, Ataşehir Belediyesi yardım tırlarının üzerinde yazılan isimlerin davacılarca da kabul edildiği, bu ismi yazılan bölgelerin terör örgütünün etkin olduğu yerler olduğunun taraflarca bilindiği, buna göre davaya konu yazının görünür gerçekliğe uygun olduğu ve güncel olan konuların gazetecilik tekniği gereği okuyucunun ilgisini çekmesi için çarpıcı başlıklara yer verilerek iddia kapsamında ve eleştiri sınırları içerisinde aktarıldığı, haberin yayın tarihi itibari ile kamu yararının ve toplumsal ilginin bulunduğu, dava konusu yayında kullanılan ifadelerin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı; basının haber verme, toplumun da haber alma hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, yayında özle biçim arasındaki dengenin bozulmadığı, yazının ağır eleştiri niteliğinde olduğu; kaba, incitici, nezaket dışı sözler olduğu kabul edilmekle beraber kişilik haklarına saldırı niteliğinde bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
    B. Temyiz Sebepleri
    Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu haber ile müvekkillerinin açıkça terör örgütü ile ilişkilendirildiklerini, gerçek olmayan bir haberin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini, sivil toplum kuruluşları tarafından usulüne uygun başlatılan yardım kampanyasına belediye olarak dört tır ile destek verildiğini, tırların kayıtları mevcut olmasına rağmen hukuka aykırı haber yapıldığını, haberin güncel olmadığını, kamu yararı bulunmadığını, kişilik haklarına ağır saldırı bulunduğunu, gerçek olmayan olgu isnadı ile hedef gösterildiklerini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.
    C. Gerekçe
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık; 30.06.2017 tarihinde Diriliş Postası Gazetesi ve gazetenin internet sitesinde yayınlanan haberde kullanılan söz ve ifadeler ile davacıların kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat, haberin hukuka aykırılığının tespiti ve kararın yayınlanması istemlerine ilişkindir.
    2. İlgili Hukuk
    6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 26 ve 28 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 49 ve 58 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 24 ve 25 inci maddeleri, 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1 ve 3 üncü maddeleri, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 10 uncu maddesi.
    3. Değerlendirme
    Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
    Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; davalı eser sahibi hakkında dava konusu haber nedeniyle iftira, hakaret ve suç uydurma suçlarından yürütülen soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kesinleştiği, davalı Belediye Başkanı ve dava dışı Ataşehir Belediye Başkanlığı görevlileri hakkında habere konu iddialardan dolayı inceleme ve soruşturmalar yapıldığı, haberin bu yönü ile görünür gerçeğe uygun olduğu, siyasetçi sıfatına sahip olan davacıların sert eleştirilere katlanmaları gerektiği, haberin toplumun bilgi edinme ve basının haber verme hakkı kapsamında kaldığı, o anda var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından basının sorumlu tutulamayacağı, özle biçim arasındaki dengenin korunduğu, ifade özgürlüğü ve bu bağlamda basın özgürlüğünün asıl, sınırlamanın ise istisna olduğu, sınırlamanın kanuni olması, meşru amaca dayanması ve demokratik toplumda gerekli ve orantılı olmasının gözetilmesi gerektiği; basının, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumlu olduğu, haberin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 22 Nisan 2013 tarihli ve ████████ başvuru numaralı kararında “İfade özgürlüğünün, demokratik bir toplumun vazgeçilmez esasını ve bu toplumun gelişiminin ve her bireyin kendini gerçekleştirmesinin temel koşulunu oluşturduğunu, 10. maddenin 2. fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla ifade özgürlüğünün sadece kabul edilen, zararsız ya da farklı olan “bilgi” ya da “düşünceler” için değil ama ayrıca hoşa gitmeyen, sarsıcı ya da rahatsız edici olanlar için de geçerli olduğunu, bunların, “demokratik toplumun” onlarsız olamayacağı çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gereği olduğunu, 10. maddede açıklandığı gibi bu özgürlüğe yapılan sınırlamaların her halde dar yorumlanması gerektiğini ve herhangi bir sınırlama gereksiniminin ikna edici bir biçimde ortaya koyulması gerektiğinin...” ifade edildiği; tüm bu açıklamalar ışığında dava konusu haberde geçen söz ve ifadelerin, davacıların kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağı anlaşıldığından, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
    Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,17.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!