Muhtaçlık aylığının kesilmesi ve yersiz ödenen meblağın tahsili uyuşmazlığında İş Mahkemesinin 5434 sayılı kanun kapsamındaki davalarda görevli olmadığına ilişkin Yargıtay bozma kararı.
Özet: Bir sigortalının aylık kesme işleminin iptali, yeniden aylık bağlanması ve borçlu olmadığının tespiti ile Kurumun yersiz ödenen 5434 sayılı Kanun kapsamındaki aylığın iadesi taleplerini içeren davada, İş Mahkemesinin kısmen kabul kararı temyiz edilmiş; Yargıtay, uyuşmazlığın 5434 sayılı Kanundan kaynaklanması nedeniyle İş Mahkemesinin görevli olmadığına, sigortalının davasında idari yargının, Kurumun alacak davasında ise genel mahkemelerin görevli olduğuna hükmederek kararı bozmuştur.

Mahkemesi
:İş MahkemesiNo
:788-263Sigortalı, aylık kesme işleminin iptali ile yeniden aylık bağlanmasını ve borçlu olmadığının tespitini istemiş, Kurum ise, birleştirilen ███████ Esas sayılı dava ile 5434 sayılı Yasanın 72. maddesi kapsamında bağlanıp yersiz olarak ödendiği iddia ettiği 4.682,04 TL’nin yasal faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.Mahkeme, gerek sigortalı, gerekse Kurum tarafından açılan davaların yazılı biçimde kısmen kabulüne karar vermiştir.Hükmün, taraflar avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.Dosya içeriğinden, davacı ve karşı davalı ...’e; Emekli Sandığı iştirakçisi iken 22.08.1995 tarihinde ölen kızından dolayı 5434 sayılı Yasanın 72. maddesi uyarınca 01.04.1996 tarihi itibariyle muhtaçlık aylığı bağlanarak 31.10.2006 tarihine kadar ödeme yapıldığı, ancak kendisine 01.08.1996 tarihi itibariyle Bağ-Kur’dan yaşlılık aylığı bağlandığının anlaşılması üzerine, Emekli Sandığı tarafından muhtaçlık durumunun tekrar değerlendirilip ve Elazığ Valiliği İl İdare Kurulunun 23.06.2009 tarihli kararı ile 01.01.1998-31.12.2006 arası dönem bakımından muhtaçlığın kalktığının belirlenmesi üzerine, söz konusu dönemde ödenen 4.682,04 TL’nin borç kaydedilip iadesinin istendiği ve temyize konu karşılıklı davaların da bu çerçevede açılıp birleştirilerek görüldüğü ve her iki davanın da kısmen kabulüne hükmedildiği anlaşılmaktadır.İş Mahkemeleri, 5521 sayılı Kanun ile kurulmuş istisnai nitelikte özel mahkemeler olup, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 106’ncı maddesi ile mülga 1479 sayılı Kanunun 70’inci ve mülga 506 sayılı Kanunun 134’üncü maddesinde, bu Kanunların uygulamasından doğan uyuşmazlıkların yetkili iş mahkemelerinde görüleceği, 5510 sayılı Kanun’un 101’inci maddesinde de, aksine hüküm bulunmayan hallerde, 5510 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkların iş mahkemelerinde görüleceği düzenlenmiştir. 5510 sayılı Kanun’un geçici 4’üncü maddesinde ise; “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanuna göre; aylık, tazminat, harp malûllüğü zammı, diğer ödemeler ve yardımlar ile 08.02.2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre ek ödeme verilmekte olanlara, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dâhil 5434 sayılı Kanunda kendileri için belirtilmiş olan şartları haiz oldukları müddetçe bunların ödenmesine devam olunur. Ancak, 5 ilâ 10 yıl arasında fiili hizmet süresi olan iştirakçilerden dolayı dul ve yetim aylığı almakta olanların, aylık ve diğer ödemeleri, bu Kanunun 32’nci, 34’üncü ve 37’nci maddelerindeki şartları haiz oldukları müddetçe devam edilir... Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dâhil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri ayrıca dikkate alınır.” hükmü öngörülmüştür.Somut olayda, 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre bağlanıp sonradan iptal edilerek istirdadı talep edilen davaya konu emekli aylıklarının kesilmesi de 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olduğundan, uyuşmazlığın çözümünde gerek mülga 506 ve 1479 sayılı Kanunların gerekse 5510 sayılı Kanun’un uygulama yeri bulunmamaktadır. Bu durumda sözü edilen 101’inci madde hükümlerine göre sınırlı yetki ile donatılmış iş mahkemesi görevli değildir.Öte yandan; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2’nci maddesine göre kimler aleyhine idari yargıda dava açılabileceği açıklanmış olup, gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişileri hakkında idari yargı yerinde dava açılamayacağı ve dava konusu uyuşmazlığın çözümünde genel mahkemelerin görevli olduğu nazara alınmalıdır.Mahkemece, öncelikle her iki davanın tefriki ile sigortalı tarafından açılan davada idari yargının görevli olduğu dikkate alınıp yargı yolu yanlışlığı nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmesi, Kurum tarafından açılan davanın ise genel mahkemede görülmesi gerektiği nazara alınarak görevsizlik kararı verilmesi gereği gözetilmeksizin, işin esasına girilerek yazılı biçimde hüküm tesis edilmesi isabetsiz bulunmuştur.O halde, taraflar avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.SONUÇ
: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacı ve karşı davalıya iadesine, 12.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.