İş kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerine yapılan ödemelerin tahsili davasında, kusur belirlenirken alt işverenlik tanımı ve kurumun halefiyetten bağımsız rücu hakkı yeniden incelenmeli.
Özet: İş kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirlerin tahsili amacıyla açılan rücu davasında, Yargıtay, davalılardan birinin alt işverenlik sıfatının yanlış değerlendirilmesi nedeniyle kusur oranlarının hatalı tespit edildiğini ve Anayasa Mahkemesi kararı sonrası kurumun rücu hakkının "halefiyet ilkesi" yerine bağımsız "basit rücu" hakkına dönüştüğü gözetilmeksizin hükmedilen miktarın davalıların kusur karşılığını aştığı hususunun incelenmemesi eksikliği sebebiyle yerel mahkeme kararını bozmuştur.

Mahkemesi :İş Mahkemesi
No
:1326-89Dava, iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelir ile diğer ödemelerin 506 sayılı Kanunun 26. maddesi uyarınca tahsili istemine ilişkindir.Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde, davanın ... yönünden reddine, diğer davalılar yönünden kabulüne karar verilmiştir.Hükmün, davacı Kurum ve davalılardan ...İnş. Taah. Ltd.Şti vekilleri ile ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.1- 506 sayılı Kanunun kusur sorumluluğunu esas alan 26. maddesine dayanan rücu davalarında kusurun belirlenmesinde, zararlandırıcı sigorta olayının ne şekilde oluştuğunun dosya içeriğindeki tüm deliller takdir olunarak belirlenmesi ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatı açısından uzman sayılacak kişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden kusur oran ve aidiyeti konusunda rapor alınması gereklidir.Somut olayda, hükme esasa alınan kusur raporunda, davalılardan ... taşeron olarak nitelendirilerek kusurlu bulunmuş ise de, yapılan değerlendirme yanılgılı olup hüküm kurmaya elverişli değildir.506 sayılı Kanun, alt işverenlik için, bir işte, bir işin bölüm yada eklentilerinde işverenden iş almayı aramaktadır. 87. madde anlamında aracıdan söz edebilmek için, aracının aldığı iş, işverenin asıl işinin bölüm ve eklentilerindeki işin bir kesimi ya da yardımcı işler kapsamında bulunmalıdır. Bir diğer anlatımla, bir işverene ait işyerindeki üretim sürecine, başka bir işverenin dahil olması durumunda “aracıdan” söz edilebilecektir.Oysa ...'ın davalı ... İnş. Taah. Ltd.Şti'de 13.04.2002 tarihinde işe başladığına dair işe giriş bildirgesi düzenlenmiş olduğu, Nisan ayı içinde 18 günlük bildirimde bulunulduğu, kazalı ... hakkında da, kaza tarihinden bir gün önce, yine 13.04.2002 tarihinde işveren ...İnş. Taah. Ltd.Şti'de tarihinde işe başladığına dair işe giriş bildirgesinin Kuruma intikal ettiği, olay sonrası saat 16.45'te karokalda alınan ilk ifadesinde, ...'ın, kendisinin de işçi olduğu ve arkadaşının çığlıklarını duyması üzerine yanına gittiği belirtmesi, 15.03.2002 tarihli ...İnş. Taah. Ltd.Şti ile ... rasında düzenlenmiş görünen adi yazılı taşeronluk sözleşmesinin her zaman düzenlenebilir nitelikte olup, dinlenen tanık beyanında da ...'in sıva ustası konumunda olduğu, taşeron konumunun bulunmadığı ve hastaneye kazalının götürüldüğünde davalı şirket elemanlarının bir kısım belgeleri ...e imzalattıkları şeklindeki beyanları, adı geçenin vergi kaydı bulunduğuna dair bir tespite rastlanmayışı dagözetildiğinde, davalı ...'ın alt işveren(taşeron) sıfatı bulunmadığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.Bu yönde, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman bilirkişi heyetinden; kusur oran ve aidiyeti konusunda yeniden rapor alınıp irdelenerek, açıklanan esaslar da gözetilmek suretiyle hüküm kurulmalıdır.2-Kabule göre, 506 sayılı Kanunun 26. maddesindeki “Halefiyet” ilkesi uyarınca, Kurumun rücu alacağı, hak sahiplerinin tazmin sorumlularından, isteyebileceği maddi zarar (Tavan) miktarı ile sınırlı iken; Anayasa Makemesinin 23.11.2006 gün ve ███████ Esas ve ████████ sayılı kararı ile anılan yasa maddesinin birinci fıkrasında yer alan “...sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere...” bölümünün Anayasa’ya aykırılık nedeniyle iptalinden sonra, bu madde uyarınca açılan davalarda artık “halefiyet ilkesi’ne” dayanılamayacağı, kurumun rücu hakkının hukuki temelinin (halefiyet değil) bundan böyle; yasadan doğan, sigortalı ya da hak sahibi kimselerin alacaklarından bağımsız, kendine özgü “Basit Rücu” hakkına dönüşmüş olması karşısında;Hükmedilen miktarın, haksahiplerine bağlanan gelirlerin ilk peşin sermaye değerlerinin davalıların kusur karşılığını aştığı gözetilmemiştir.Mahkemenin, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.O hâlde, davacı Kurum ve davalılardan ...İnş. Taah. Ltd.Şti vekilleri ile ...'ın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.SONUÇ
:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan ...İnş. Taah. Ltd.Şti ile ...'a iadesine, 12.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.