Trafik-iş kazasında ölen sigortalının hak sahibine bağlanan gelirin 506 sayılı Kanun gereği rücuan tahsilinde sigorta şirketlerinin poliçe limitleri, temerrüt halleri ve Türkiye Reasürans Şirketler Birliğinin iflas nedeniyle yaptığı ödemelerin değerlendirilmesi gerektiğini belirten bozma kararı.
Özet: Bu hukuki metin, trafik-iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahibine bağlanan gelirin rücuan tahsili talepli davada, Yüksek Mahkemenin, ilk derece mahkemesinin kararını eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme nedeniyle bozduğunu; davacı kurumun toplam zararının ve bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin doğru belirlenmesi, sigorta şirketlerinin poliçe limitleri dahilinde yaptığı ödemelerin kurumun rücu alacağına etkisinin doğru değerlendirilmesi, özellikle kurumun 506 sayılı Kanundan kaynaklanan rücu hakkının halefiyet ilkesine dayanmaması sebebiyle diğer tazmin sorumluları yönünden bu ödemelerin düşülmemesi gerektiği, ayrıca faiz başlangıcının usulüne uygun tespiti ve taleple bağlılık ilkesi gözetilerek yeniden hüküm kurulması gerektiğini belirtmiştir.
10. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ██████████ K.
    "İçtihat Metni"

    Mahkemesi
    :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi
    No
    :525-5
    Dava, trafik-iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahibine bağlanan gelirin 506 sayılı Kanunun 26. maddesi uyarınca tahsili istemine ilişkindir.
    Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde, davanın Türkiye Reasürans Şirketler Birliği yönünden kabulüne, diğer davalılar yönünden reddine karar verilmiştir.
    Hükmün, davalılardan Türkiye Reasürans Şirketler Birliği vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
    Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün  dayandığı  gerektirici  gerektirici sebeplere göre, kararın aşağıdaki bend dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
    Dava, 07.09.2002 tarihli trafik-iş kazasından doğan rücu tazminatı istemine ilişkin olup, 5510 sayılı Yasanın 21. maddesiyle yeniden getirilen “sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı” tazmin hükmünün, 5510 sayılı Yasanın yürürlüğü öncesinde gerçekleşen iş kazalarından kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı gözetildiğinde, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 26. maddesidir.
    Sigorta şirketleri, sigortaladığı aracın sürücüsü ile şayet tespit edilmişse araç malikinin kusurlarıyla ve poliçe limitleriyle sınırlı biçimde zarardan sorumlu tutulabilirler. Kurumun kanundan doğan basit rücu hakkı nedeniyle, tazmin sorumlularının sigortalı ya da hak sahiplerine yapmış oldukları ödemelerin rücu alacağından düşülmemesi gerekmekte ise de; sigorta şirketlerinin 2918 sayılı Kanun kapsamında poliçeye dayalı akdi sorumluluğu nedeniyle poliçe limitini teşkil eden miktarın sigortalı ya da hak sahiplerine ödediğinin geçerli belgelerle kanıtlanması durumunda; sigorta şirketlerinin mükerrer ödeme ile karşı karşıya bırakılmaması bakımından ödedikleri miktar oranında sorumlu tutulmaması, yargılama giderleriyle vekalet ücretinden sorumluluğun da, poliçe limiti kapsamındaki ödeme yükümlülüğüyle orantılı olarak belirlenmesi gerekir.
    2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 98 ve 99. maddeleri ile Karayolları Trafik Garanti Fonu Yönetmeliği’nin 12, 13 ve 14. maddelerinde yazılı şekilde bir başvurunun varlığına karşın gerekli ödemenin yapılmaması halinde, davalı ... şirketinin anılan düzenlemede öngörülen 8 iş günlük yasal sürenin sonunda temerrüde
    düşeceği, gerekli belgeler ibraz edilmeksizin başvurulması ya da hiç müracaatın bulunmaması halinde ise sigorta şirketinin temerrüdü söz konusu olmayacağından, faiz başlangıcının icra takibine girişilmişse takip tarihi, dava açılmışsa dava tarihi olarak kabul edilmesi gerekir.
    Ne var ki, Sigorta Şirketi tarafından poliçeye dayalı olarak sigortalı ya da hak sahiplerine yapılan ödemenin; kurumun rücu hakkının sigortalı ya da hak sahiplerine tanınan haktan bağımsız olarak kullanılması, başka bir anlatımla halefiyet ilkesine dayanmaması nedeniyle, 506 sayılı Yasanın 26. maddesi kapsamındaki diğer tazmin sorumlularının tavan sınırlamasına tabi olmayan sadece sigortalı ya da hak sahiplerine bağlanan gelirin ilk peşin değeri ve buna uygulanan kusur payı ile sınırlı bulunan sorumluluklarında rücu alacağından düşülemeyeceği de unutulmamalıdır.
    Davada somutlaşan olayda, davalı ... Sigorta A.Ş'nin zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesinde öngörülen 11.000,00 TL poliçe limitini kapsamında, adı geçen sigorta şirketinin iflasına karar verilmesi , ruhsatının iptal edilmesi sebebiyle, Türkiye Reasürans Şİrketler Birliği tarafından dava açılmadan önce 25.06.2004 tarihinde tek hak sahibine 5.830 TL'lik ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır.
    Mahkemece yapılacak iş, öncelikle davacı Kurumun talep edebileceği toplam zararı belirlemek, bu yönde hak sahibine bağlanan ilk peşin sermaye değerli geliri, gelir bağlamada uygulandığı anlaşılan 506 sayılı Kanunun 92. maddesi de gözetilmek suretiyle belirlemek, belirlenecek miktarı evlenme sebebiyle dönüştüğü fiili ödemeyle karşılaştırarak hangisi düşük ise onu esas alarak, yukarıda belirtilen esaslar dahilinde Türkiye Reasürans Şİrketler Birliği'nce ödenmesi gerekli toplam miktarı saptamak, ancak taleple bağlılık ilkesi de gözetilerek, varılacak sonuca göre bir hüküm tesis etmektir.
    Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
    O halde, davalılardan ... vekili Kurumun bu yönlerini amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
    SONUÇ
    : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan ...'ne iadesine, 12.06.2012 gününde oy birliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!