T.C. İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde ayıplı peluş şapka siparişinde niteliklere uymayan ürünlerin, eser sözleşmesi kapsamında ayıpsız misli ile değiştirilmesi talepli alacak davasının yargılama süreci.
Özet: Davacı, eser sözleşmesi uyarınca sipariş edilen kulaklı peluş şapkaların onaylı numunelerden boyut ve özellik olarak farklı, imalat kusurları içeren ayıplı ürünler olduğunu, bu durumu davalıya derhal bildirmesine rağmen sorunun çözülmediğini ve gizli ayıp bulunduğunu iddia ederek, söz konusu ürünlerin ayıpsız misli ile ücretsiz değiştirilmesini talep etmiş; davalı ise ürünlerde ayıp olmadığını, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını ve ürünlerin iade edilmediğini savunarak davanın reddini istemiş, mahkeme ise uyuşmazlığın çözümü için tahkikat aşamasında bilirkişi raporu almıştır.

T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
:████████ ESASKARAR NO
:████████DAVA
: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: 19.12.2023KARAR TARİHİ
: 04.03.2025Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:İDDİA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı ---------- kulaklı peluş şapka sipariş ettiğini ve ürünlerin müvekkiline teslim edildiğini, devam eden süreçte ürün paketleri açıldıktan sonra yapılan incelemelerde ürünlerin siparişe konu özellikte olmadıklarının fark edildiğini ve durumun derhal davalıya bildirilerek ayıplı ürünlerin iade alınması gerektiği hususu dile getirildiğini ayrıca iade faturasının da kesildiğini ancak davalı tarafça, arabuluculuk süreci de dahil olmak üzere şu ana kadar problemi çözücü herhangi bir adım atılmadığını, müvekkiline teslim edilen ürünlerin boyutları, onaylı çekim numunelerinin boyutlarından bariz şekilde küçük olduğunu, teslim edildiği haliyle kulak uzunluğunun on beş cm gelen ürün çekim numunesinde ve kalıpta on dokuz cm olduğunu, kalıbı özellikle başörtüsü üzerine takılabilecek pazar anlamında da kurumsal kimlik anlamında da ürünlerden fayda sağlanılmasının mümkün olmadığını, bu haliyle, bahsi geçen ayıp üründeki dikiş ve imalat kusurlarıyla da birlikte değerlendirildiğinde müvekkilinin mağdur olduğunu, ilgili Mevzuat hükümlerinde de belirtildiği üzere; ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda ya da reklam ve ilanlarında yer alan veya satıcı tarafından bildirilen veya standardında veya teknik düzenlemesinde tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan ya da tahsis veya kullanım amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren malların, ayıplı mal olarak kabul edildiğini, mevcut olan ayıp dolayısıyla davacı müvekkilinin makul olarak beklediği faydaların ortadan kalktığını, davaya konu ürünlerdeki ayıpların gizli ayıp niteliğinde olduğunu, söz konusu ürünlerde gizli ayıbın var olduğunu, ürünlerdeki ayıpların davalı kaynaklı olduğunu ve davanın haklılığının tespit edileceğini, tüm bu nedenlerle; davanın kabulünü, dava konusu ürünlerin ayıpsız misli ile ücretsiz olarak değiştirilmesini, yargılama harç ve giderleri ile ücret-i vekaletin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.SAVUNMA
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ekinde yalnızca dava şartı arabuluculuk sürecine ilişkin (İlk oturum, son tutanak v.s.) tutakların sunulduğunu, ispat külfeti kendisinde olan davacının delillerini verilen kesin sürede sunmamış olması davasını ispat hakkını yitirmesine yol açmakla sonradan sunulacak delillere muvafakat etmediklerini, bu nedenle ispatlanamayan davanın öncelikle reddini, davada harca esas değer gösterilmediğinden tamamlatılması için ara karar oluşturulmasını aksi takdirde davanın usulden reddini, malların ayıplı olduğunu kabul anlamına gelmemek üzere süresi içinde ayıp ihbarında bulunulmadığından davanın reddini, açık ayıplarda iki gün, açık olmayan ayıplarda ise sekiz gün içinde ayıp ihbarında bulunulması gerektiğini, davacı tarafça ayıp ihbarına ilişkin herhangi bir delil sunulmadığını ve bu aşamadan sonra sunulmasına muvafakat etmediklerini, ürünlerin ayıplı olduğunu kabul anlamına gelmemek üzere; ayıplı olduğu ve kullanılamadığı ileri sürülen tekstil ürünlerinin müvekkili şirkete iade de edilmediğini, bu yönde bir talebin de gelmediğini, tüm bu nedenlerle; ispat külfeti davacı tarafta olmakla ne dava dilekçesi içeriğinde somut bir anlatım ne de buna ilişkin delil sunulmadığından gerçeğe aykırı iddia ve isnatlara dayalı davanın esastan reddini, yargılama giderleri ve avukat vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN İNCELENMESİ VE GEREKÇE;Dava; eser sözleşmesinde ayıba dayalı olarak malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi talepli davadır.Davacı vekili özetle; davalı tarafla, kulaklı peluş şapka üretimi konusunda anlaştıklarını, sipariş ettikleri ürünlerin davacıya teslim edildiğini ancak yapılan kontrolde ürünlerin siparişe konu özellikte olmadıklarının fark edildiğini ve durumun derhal davalıya bildirildiğini beyan edere, sözleşmeye konu ürünlerin ayıpsız misli ile değişimini dava ve talep etmiş; davalı vekili ise; malların ayıplı olmadığını, kendilerine ayıp ihbarı yapılmadığını, ayıplı olduğu iddia edilen ürünlerin kendilerine iade edilmediğini beyan ederek davanın reddini istemiştir.Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda basit yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış, yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, hukuki ihtilaf noktaları belirlenmek suretiyle tahkikat aşamasına geçilmiş, bilirkişi raporu alınarak dava sonuçlandırılmıştır.Taraflar arasında kulaklı peluş şapka üretimine, alım-satımına dair ticari ilişki bulunduğu, davacının alıcı-iş sahibi, davalının satıcı-yüklenici olduğu, malın davacıya teslim edildiği, malın bedelinin davacı tarafından ödendiği hususlarının ihtilafsız olduğu; taraflar arasındaki ihtilafın; taraflar arasında peluş kulaklı şapka'nın ölçü özelliklerinin kararlaştırılıp kararlaştırılmadığı, kararlaştırılmışsa malın bu özelliklerde olup olmadığı yani ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise bunun gizli ayıp mı açık ayıp mı olduğu, davacı tarafından ayıp ihbarının süresinde ve gereği gibi yapılıp yapılmadığı, malın davalıya iade edilip edilmediği, bu kapsamda malın ayıpsız mili ile değiştirilmesi şartlarının oluşup oluşmadığı hususlarında toplandığı anlaşılmıştır.Dosya Tekstil Mühendisi ve Borçlar Hukuku alanında nitelikli hesap uzmanı bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetine tevdii edilmiştir.Bilirkişi heyetinin █████/2024 tarihli raporlarında özetle; "...A. Teknik inceleme neticesinde:1. Davacı işyerinde incelenen ürünlerin kulak boylarının eksik olduğu, kararlaştırılmış numuneye uygun yapılmadığı tespit edilmiş olup ürünlerin tamamında bulunan ölçü farklılıklarının basit bir muayene ile tespit edilebilen açık ayıplar olduğu,2. Ürünlerin ----- tarihinde teslim edildiği, --------gönderilen elektronik posta ile ölçülerin onaylanan kalıptan farklı olduğunun ifade edildiği (ayıp ihbarının yapıldığı),3. Uzun kulaklıklı pelüş şapkaların önemli bir kısmının dikiş bitim yerlerinde, sabitleme dikişi yapılmamasından dolayı, hafif bir çekme ile kolayca söküldüğü, dikişin bitim kısmındaki hafif bir kuvvet uygulanması sonucu oluşan sökülmenin,kullanım veya bir kuvvet tatbiki ile ortaya çıktığından gizli ayıp niteliğinde olduğu, gizli ayıba ilişkin bir ayıp ihbarına rastlanmadığı, 4. Sunulan yazışmalar incelendiğinde davalı tarafça davacıya teslim edilen ürünlerin davacı için özel olarak üretildiği; özel üretim hususunda taraflarca anlaşmaya varıldığı,B. Borçlar mevzuatına yönelik inceleme neticesinde: 1. Dosya kapsamında yazılı şekilde kurulmuş bir sözleşme bulunmadığından taraflar arasında TBK m. 207 hükmünce satış sözleşmesi mi, yoksa TBK m. 470 hükmünce eser sözleşmesi mi kurulduğunun açıkça anlaşılamadığı; davalının cevap dilekçesinde “ticari satım” tabiri kullanılmış ise de yukarıdaki teknik incelemede “davalı tarafçadavacıya teslim edilen ürünlerin davacı için özel olarak üretildiği; özel üretim hususunda taraflarca anlaşmaya varıldığı” beyan edildiği için taraflar arasında TBK m. 470 hükmüne göre “eser sözleşmesi”nin kurulduğu ve buna göre davacının “işsahibi”, davalının da “yüklenici” sıfatını haiz olduğu kanaatine varıldığı, 2. Yukarıdaki teknik incelemede hem açık ayıbın hem de gizli ayıbın bulunduğunun; açık ayıba ilişkin ayıp ihbarının yapıldığının ve fakat gizli ayıba ilişkin ayıp ihbarınaise rastlanmadığının beyan edildiği;3. Davacı tarafından ayıp iddiasına dayalı olarak “ayıpsız bir benzeri ile değişim hakkı”nın kullanıldığı;4. Ancak taraflar arasında eser sözleşmesinin kurulduğu kabul edilir ise bu halde,davacının ayıp iddiasına yönelik olarak alıcının ayıptan doğan sorumluluk (ayıba karşı tekeffül) kapsamında seçimlik haklarının düzenlendiği TBK m. 475 hükmünde ayıpsız bir benzeri ile değişim hakkından söz edilmediği;5. Hal böyle olmakla kanunda işsahibine tanınan seçimlik haklar arasında sayılmayan bu hakkın (ayıpsız benzeri ile değişim hakkının), huzurdaki davada talep edilip edilmeyeceğini takdirin, Sayın Mahkeme’ye ait olduğu..." şeklinde kanaat belirttikleri görülmüştür.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen esersözleşmesindenkaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir.Eser sözleşmesi, iş sahibinin ödemeyi taahhüt ettiği ücret karşılığında yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi ve teslim etmeyi üstlendiği iki taraf için hak doğuran ve borç yükleyen bir sözleşmedir. TBK’nın 470 ve devamı maddelerine göre, yüklenici bir bedel karşılığında iş sahibine bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de yapılan iş karşılığı bir bedel ödemeyi yükümlenmiştir. Yüklenici, eseri sözleşmeye fen ve sanat kurallarına ve iş sahibinin ondan beklediği amaca uygun olarak imal edip, tam ve eksiksiz olarak süresinde iş sahibine teslim ettiğini, iş sahibi de iş bedelini ödediğini ispatla yükümlüdür. Eser sözleşmesi ilişkisinin bulunduğu durumlarda kural olarak işin yüklenici tarafından yapılıptamamlandığı karine olarak kabul edilir. TBK'nın 474.maddesi gereği; iş sahibi, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorundadır. Ayıp halinde iş sahibinin seçimlik hakları 475.maddede düzenlenmiştir. Bu maddeye göre; "Eserdeki ayıp sebebiyle yüklenicinin sorumlu olduğu hâllerde işsahibi, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: 1. Eser işsahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa sözleşmeden dönme. 2. Eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere, eserin ücretsiz onarılmasını isteme. İş sahibinin genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. ".Yasanın 477.maddesine göre ise; "Eserin açıkça veya örtülü olarak kabulünden sonra, yüklenici her türlü sorumluluktan kurtulur; ancak, onun tarafından kasten gizlenen ve usulüne göre gözden geçirme sırasında fark edilemeyecek olan ayıplar için sorumluluğu devam eder. İşsahibi, gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, eseri kabul etmiş sayılır. Eserdeki ayıp sonradan ortaya çıkarsa işsahibi, gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorundadır; bildirmezse eseri kabul etmiş sayılır."Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi).Tüm bu açıklamalar ışığında; kulaklı peluş şapka üretimine dair bir anlaşma bulunduğu, sunulan yazışmalardan anlaşıldığı üzere, ürünlerindavacı için özel olarak üretildiği, bu nedenle sözleşmenin eser sözleşmesi olarak nitelendirilmesi gerektiği, malın davacıya █████/2023'te teslim edildiği, malın bedelinin davacı tarafından ödendiği, ürünler üzerinde yaptırılan teknik incelemeye göre; ürünlerin kulak boylarının eksik olduğu, uzun kulaklıklı peluş şapkaların önemli bir kısmının dikiş bitim yerlerinde, sabitleme dikişi yapılmamasından dolayı, hafif bir çekme ile kolayca söküldüğü, ürünlerin kararlaştırılmış numuneye uygun yapılmadığının tespit edildiği, bu ayıplardan bir kısmının gözle görülebilir bir muayene ile anlaşılabilen açık ayıplar olduğu, sökülmeye dayalı ayıpların gizli ayıp olarak nitelendirilebileceği, davacının ----adresinden davalının ------ tarihindegönderilen elektronik posta ile ölçülerin onaylanan kalıptan farklı olduğunun bildirildiği, bu ayıp ihbarının sadece ürünlerin kalıbına dair olup teslimden bir ay geçtikten sonra yapıldığı, gizli ayıp sayılan sökülmeye dair ayıpların ise hiç bildirilmediği, bunun yanında TBK'nın 475.maddesine göre, iş sahibi olan davacının ayıptan kaynaklı yapabileceği talepler arasında 'ürünün ayıpsız bir benzeri ile değişim' hakkından söz edilmediği anlaşılmakla, yerinde görülmeyen davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur:HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının davasının REDDİNE,2-Harçlar Kanununa göre alınması gerekli 615,40-TL karar harcının, davacı tarafından yatırılan 269,85-TL peşin harç ve 4.610,00-TL tamamlama harcından mahsubu ile hazineye gelir kaydına, artan 4.264,45-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,3-Davacı tarafından yatırılan 615,40-TL karar harcın davacı üzerinde bırakılmasına,4-Davacı tarafından başvurma harcı, vekalet harcı, bilirkişi ücreti, tebligat, posta ve müzekkere gideri olarak sarf edilen 7.459,05-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,5-Davalı tarafından vekalet harcı olarak sarf edilen 209,10-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,6-Ret olunan dava yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davalı lehine takdir olunan 38.822,11-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,7-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ------ bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,8-Dosyada mevcut gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde -------Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.04.03.2025