İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinde acentelik sözleşmesinin feshi nedeniyle denkleştirme tazminatı talebi ve tarafların haklı/haksız fesih iddiaları üzerine görülen alacak davası.
Özet: Davacı, davalı tarafından acentelik sözleşmesinin haksız feshi üzerine Türk Ticaret Kanunu madde 122 uyarınca denkleştirme tazminatı talep etmekte, davalı şirketin müşteri portföyünü genişleterek menfaatine hizmet ettiğini belirtirken; davalı ise sözleşmeyi yasal 3 aylık ihbar süresine uyarak veya acentenin performans düşüklüğü nedeniyle haklı sebeple feshettiğini, denkleştirme tazminatı için davacının yeni müşteri kazandırıp sözleşme sonrası davalının önemli menfaat elde ettiğini ispatlaması gerektiğini savunarak davanın reddini istemektedir.

T.C.

İSTANBUL
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ███████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2017
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 20.04.2005 tarihinde davacı ile davalı ... A.Ş. arasında acentelik sözleşmesinin imzalandığını, Davacının Davalı ... şirketinin acentesi olarak faaliyet gösterdiğini, Davacının yıllarca işlerini sorunsuz şekilde yürüttüğünü davalı şirketin müşteri portföyünün genişlemesinde büyük rol oynadığını, davacının 2015 yılına ait acente hedefleri tablosunda 2014 yılının miktarların da belirtildiğini, Belirtilen bu miktarlara rağmen davalı tarafın, ... 2. Noterliği, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile acentelik sözleşmesinin feshedildiğini ve ... tarihinde 5 iş günü içerisinde ellerindeki belgeleri eksiksiz teslim etmeleri gerektiğini davacıya bildirildiğini, Davalı ... tarafından yollanan ihtarname de "Taraflardan her biri 3 ay evvel Noter aracılığı ile veya iadeli taahhütlü bir mektup ile feshi ihbar etmek kaydıyla sözleşmeye her zaman feshedebilir.." maddesi doğrultusunda 05.08.2016 tarihi itibariyle sözleşmenin resen fesih edilebileceğini ihtar ve ihbar ederiz, denildiğini, Davacının 6102 sayılı TTK' nın 122. Maddesi gereğince de Davalı yandan Denkleştirme tazminatı taleplerinin olduğunu, buna göre hesaplanan tazminatın 14.062,04 TL olduğunu beyan ederek yukarıda açıklanan nedenlerden ile, Acentelik sözleşmesinin davalı tarafından feshi sebebiyle, şimdilik 10.000.00 TL denkleştirme tazminatının ticari faiziyle davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı arasında 20.04.2005 tarihinde akdedilen Acentelik Sözleşmesinin 13.11.2009 tarihinde yenilendiğini, acentelik sözleşmesinin borç doğuran bir sözleşme olduğunu, bu tür sözleşmelerde feshin olağan ve olağanüstü olmak üzere iki şekilde yapılabileceğini, olağan fesihte TTK. m. 121 gereğince belirsiz süreli acentelik sözleşmesinin 3 ay önceden ihbarda bulunulmak şartıyla hiçbir gerekçe gösterilmeksizin feshedilebileceğinin emredici şekilde düzenlemiş olduğunu, Sözleşme'nin 27. maddesinde işbu acentelik sözleşmesinin süresiz olarak yapıldığını, taraflarından her birinin 3 ay evvel noter aracılığı ile veya iadeli taahhütlü bir mektup ile feshi ihbar etmek kaydıyla sözleşmeyi her zaman feshedebileceğinin düzenlendiğini, davalı şirketin acentelik sözleşmesini kanundan doğan kanuni hak ve acentelik sözleşmesinden doğan sözleşmesel hak kapsamında 3 aylık ihbar mehiline uyularak feshedilmiş olduğunu, Nitekim, ... 2. Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacı acenteye 3 aylık mehil verildiğini ve işbu mehilin bitmesine müteakip acentelik sözleşmesinin 05.08.2016 tarihi itibari ile fesih edileceğinin bildirildiğini, Bir an için davalı şirketçe sözleşmenin ihbar süresine uyulmadan feshedilmiş olduğu düşünülse dahi davalı şirketçe acentelik sözleşmesinin haklı sebepte feshedilmiş olduğu, Sözleşme'nin 11. maddesi gereğince davacı acentenin portföyü geliştirme borcunun bulunduğunu, acente üretiminin benzer durumdaki acentelerin normal üretimlerinin altına düşmesi ve davalı şirketçe yapılan ihtara rağmen acentenin üretimini makul bir süre içerisinde tekrar beklenen/taahhüt edilen düzeye çıkarmamasının acentelik sözleşmesinin feshi bakımından haklı bir sebep oluşturduğunu, Davacıya davalı tarafından gönderilen fesih ihtarnamesinde; 2014 yılı prim üretiminin 307.270-TL ,2015 yılı 10 aylık prim üretiminin 154.809-TL, olarak gerçekleştiğini ve prim üretiminin düşük olduğu belirtildiğini ve üretimin yeterli şekilde gerçekleştirilmemesi sebebiyle acentelik sözleşmesi fesih edildiğinin bildirildiğini, bu bağlamda davalının haklı sebeple acentelik sözleşmesin feshettiği aşikar olduğunu, Fesih haklı olsun yada olmasın denkleştirme tazminatı talep edilebilmesi için davacı acentenin yeni müşteriler bulduğunu ve bu yeni müşteriler sayesinde acentelik sözleşmesinin sona ermesinden sonra da davalı ... şirketinin önemli menfaatler elde ettiğini davacı tarafından ispatlaması gerektiğini beyan ederek yukarıda arz ve izah olunan nedenler ile; davanın reddine, yargılama giderleri ve Vekalet Ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Dava, acentelik sözleşmesinden kaynaklanan denkleştirme tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
Dosyada tarafların bildirdiği belgeler, Acentelik sözleşmesi, ... 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin... esas sayılı dosyası, ticari defter kayıtları, ihtarname, ... 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...esas sayılı dosyası ve bilirkişi raporları delil olarak değerlendirilmiştir.
Mahkememizin ...esas...karar █████/2020 tarihli kararı ile davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili kararı istinaf etmiş, karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin ... esas ... karar █████/2023 tarihli ilamı ile "... Taraflar arasında 2005 yılından itibaren süren acentelik sözleşmesi ilişkisi bulunduğu ve bu ilişki kapsamında düzenlenen sözleşmelerin dosyada bulunduğu anlaşılmıştır. 26.04.2015 tarihli sözleşmeden sonra taraflarca 13.11.2009 tarihli acentelik sözleşmesi düzenlenmiştir. Bu sözleşmenin incelenmesinde, davalı şirketin Mersin bölgesinde poliçe düzenleme yetkisinin davacıya verildiği, davacı acentenin başka yerlerde de sigorta teminatı verebileceğinin kabul edildiği görülmüştür. Acentenin yükümlülükleri sözleşmenin 8 vd. maddelerinde düzenlenmiş olup, buna göre acentenin, mevzuata uygun olmak koşulu ile üretimi artırmak ve şirketin vereceği satış hedeflerini gerçekleştirmek zorunda olacağı belirtilmiştir. Sözleşmenin 11/2.maddesinde ise, acentenin üretimini benzer durumdaki acentelerinin normal üretiminin altına düşmesi ve şirketçe yapılan ihtara rağmen, acentenin üretimini makul bir süre içinde tekrar beklenen düzeye çıkarmamasının sözleşmenin feshi bakımından haklı neden oluşturacağı kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin 27. maddesinde süre belirlenmiş olup, bu sözleşmenin 13.11.2019 tarihinden itibaren süresiz yapıldığı kabul edilmiştir. Sözleşmenin 27/2. Maddesinde ise taraflardan her birinin üç ay önce noter aracılığıyla iadeli taahhütlü bir mektup ile feshi ihbar etmek kaydı ile sözleşmeyi her zaman feshedebileceği düzenlenmiştir. Sözleşmenin 27/3. maddesinde, acentenin yasal düzenlemelere bu sözleşmenin hükümlerine ve şirketçe verilecek emir ve talimata uymaması veya diğer herhangi haklı sebep bulunması halinde şirketin üç aylık ihbar süresine uymaksızın sözleşmeyi derhal feshedebileceği düzenlenmiştir. Maddenin son fıkrasında ise acentenin mevzuata, mevzuatta emredici şekilde düzenlenen haklar ve sözleşmenin 33. maddesindeki haklar saklı kalmak kaydıyla, hiçbir hak talep edemeyeceği talep edilmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi devam ederken davalı tarafından gönderilen 16.11.2015 tarihli bildirim ile yapılan performans değerlendirmesi kapsamında, acentenin son iki yıllık performans verilerinin gözden geçirildiği, 2014 yılı prim üretiminin 307.270 TL, 2015 yılı 10 aylık prim üretiminin 154.830 TL olduğu ve üretimin ağırlıklı olarak kaza branşı poliçelerinden oluştuğu ve üretim hedeflerinden uzak seyrettiği bildirilerek, acentenin risk seçimine dikkat etmesi ve portföyün çeşitlendirilmesi sureti ile üretim hedefine ulaşması gerektiği bildirilmiştir.
Davalı tarafından düzenlenen ve üç ay öncesinden gönderildiği ihtilafsız olan ... 2.Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarı ile sözleşmenin 13/2.maddesi gereğince son iki yıllık verilere göre üretim hedeflerine ulaşılmaması nedeniyle, sözleşmenin 3 ay öncesinden ihbar edilerek 05.08.2016 tarihinde fesih edildiği bildirilmiştir.
Dosya kapsamındaki belgelerden, davalı yanca fesihten önce davalının prim üretim hedeflerinin yetersiz kaldığının ve üretilen primlerini genellikle kaza branşına ilişkin olması nedeniyle primin çeşitlendirilerek prim üretiminin artırılması hususunda davacının uyarıldığı anlaşılmıştır. Belirtilen üretim hedefinin yakalanmaması üzerine aslında süre verilmeksizin sözleşmenin haklı nedenle 27/3.maddeye göre fesih imkanı varken haklı neden gösterilerek sözleşmenin 27/2. maddesine göre üç aylık süre verilerek sözleşmenin fesih edildiği anlaşılmıştır. Mahkemece mali müşavir bilirkişilerden alınan raporlarda; davacının prim üretim performansı Mersin ilindeki diğer acentelerle karşılaştırılmış olup, 2014, 2015, 2013 yılı primlerini diğer iki acenteden daha düşük olduğu anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki sözleşmede açıkça, portföyün tamamen kaza sigortasından yapılmış olmasının ya da riskin dağıtılmamasının sözleşmenin 11. maddesine göre haklı nedenle fesih sonucunu doğuracağı belirtilmemiştir. Bu nedenle mahkemece davalının feshinin haklı olup olmadığı benzer nitelikteki Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 30.11.2015 tarih ve ... E. K.sayılı kararı ile ... Esas, ... Karar sayılı kararına göre değerlendirilmelidir. Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri değerlendirilmeden soyut olarak feshin haklı olduğunun kabulü yerinde değildir. Bu nedenle fesih olgusunun belirtilen şekilde değerlendirilerek feshin haklı olup olmadığı belirlenmelidir. Mahkemece feshin haklı nedene dayanmadığının kabulü halinde ise bu kez denkleştirme tazminatının hesaplanması için alınan bilirkişi raporunun hüküm için yeterli olmadığı anlaşıldığından buna ilişkin işlemlerin yapılması gerekir.
Bilirkişi raporunda, denkleştirme tazminatı alacağı fesih sonrası yenilenen 88 adet poliçe esas alarak belirlemiştir. Oysa denkleştirme alacağının üst sınırını oluşturan bu rakamın davacının talep edebileceği tazminat olarak kabul edilmesi hatalıdır.
Acentenin portföy tazminatı talep edebilmesi için dört koşulun gerçekleşmesi gerekir: 1-Acentelik sözleşmesinin denkleştirme talep edecek şekilde sona ermiş olması, 2-Acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra müvekkilin, acentenin çabasıyla oluşturulan yeni müşteri çevresinden önemli menfaatler elde etmeye devam etmesi, 3-Sözleşmenin sona ermiş olması nedeniyle acentenin, müvekkiline devrettiği yeni müşteri çevresinden gelir elde etme imkanını kaybetmiş olması, 4-Acenteye denkleştirme ödenmesinin hakkaniyete uygun (hakkaniyetin bir gereği) olması ( Özge AYAN, Acentenin Denkleştirme Talep Hakkı, Seçkin Yayınları, Ankara 2008, s. 146 vd; Arslan KAYA, Ticaret Kanunu Şerhi- Birinci Kitap Ticari İşletme- Yedinci Kısım-Acentelik, 2. Basım, İstanbul 2016, s.247 vd).
Bu açıklamaya göre, mahkemece öncelikle bu dört koşulun gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edilmelidir. Bundan sonra, koşulları varsa alacağın hesaplanmasına geçilmelidir.
Denkleştirme alacağının hesaplanma şekli konusunda mevzuatta bir formül verilmemiştir. Bu durumda karşılaştırmalı hukuktan ve 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesindeki düzenlemeden ve Yargıtay uygulamasından hareketle bir hesaplama yöntemi uygulanmalıdır.
Denkleştirme talebinin temelinde, acentenin (olayımızda davacının) kendi çabasıyla oluşturduğu yeni müşteri çevresinin, sözleşme ilişkisi sona erdiğinde müvekkile devredilmiş olması ve bu yeni müşteri çevresinin ekonomik bir değerinin olması yatmaktadır. Bu nedenle, öncelikle oluşturulan yeni müşteri çevresinin tespiti yapılmalıdır. Acentenin göreve başladığı tarihte mevcut olan müşteri çevresi hariç, yeni oluşturulan müşteri çevresi belirlenmelidir.
Bundan sonra hesaplama üç aşamada yapılır:
Birinci aşamada, acentenin kendi çabasıyla kazandırdığı yeni müşteri çevresinden müvekkilin elde ettiği/elde etmesi muhtemel menfaatler/gelirler hesaplanır. Daha sonra, acentenin yeni müşteri çevresiyle işlem yapamayacak olması nedeniyle uğradığı gelir kaybı hesaplanır. Bu kayıp, acentelik sözleşmesi devam etseydi, acentenin temel edimleri karşılığında elde edeceği ücret (provizyon) gelirleridir. Burada temel bir kural vardır: Müvekkilin menfaati, acentenin ücret kaybı kadardır. Bu nedenle, müvekkilin elde edeceği menfaatin, acentenin gelir kaybı kadar olduğu ilkesinden hareketle, öncelikle acentenin gelir kaybının hesaplanması uygun olacaktır. Bu hesaplama yapılırken, acentenin temel ediminin karşılığı olan ücretler esas alınmalı ve maliyetler düşüldükten sonraki net gelir esas alınmalıdır. Acenteye arızi olarak ödenen ücretler bu hesaplamada dikkate alınmamalıdır. Acentenin bir yıllık gelir kaybı bulunmalıdır.
Gerek müvekkilin elde edeceği menfaat miktarının gerekse acentenin yoksun kaldığı toplam gelir miktarının hesaplanabilmesi için, yeni müşteri çevresinin müvekkille ne kadar süreyle ticari ilişkide bulunacağının, somut olayın özelliklerine göre tahmin edilmesi gerekir.
Daha sonra, işin niteliğine ve acentelik ilişkisinin devam ettiği süredeki veriler dikkate alınarak, yıllık müşteri kayıp oranı belirlenir. Yeni müşterilerle müvekkilin tahmini ilişki süresi esas alınarak her yıl için belirlenen miktarlardan, müşteri kayıp oranında indirim yapılır. Her yıl için bulunan zararlar toplanır.
Bulunan bu ham alacak üzerinden, acentenin denkleştirme alacağını peşin olarak alacağı düşünülerek, faiz indirimi yapılır ve birinci aşamadaki ham alacak bulunur.
İkinci aşamada hakkaniyet denetimi yapılır. Somut olayın özelliklerine göre, hakkaniyet ilkesi gereğince alacak tutarında indirim veya artırım yapılabilir. Örneğin, müvekkilin markasının tanınmışlığı yeni müşteri çevresinin oluşumunda etkili olmuşsa, alacak miktarından uygun bir oranda indirim yapılmalıdır. Acente olağanüstü çaba göstermiş, önemli reklam ve tanıtım çalışmaları yapmışsa alacak miktarı hakkaniyet gereği artırılabilir. Hakkaniyet ölçüsü de uygulanarak, acentenin denkleştirme alacağı hesaplanmış olur.
Üçüncü aşamada, hesaplanan denkleştirme alacağının, yasal üst sınırı aşıp aşmadığı denetlenir. Eğer üst sınırın altındaysa hesaplanan alacağa aynen hükmedilir; üst sınırı aşıyorsa, alacak tutarı üst sınıra indirilerek hüküm altına alınır. Denkleştirme talebinin üst sınırı, 6102 sayılı TTK’nın 122/2. maddesinde şöyle tanımlanmıştır: “Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır”. Üst sınırın hesaplanmasında, ilk basamaktaki hesaplamadan farklı olarak, acentenin her türlü geliri hesaplamaya dahil edilmeli ve bürüt gelir esas alınmalıdır. Üst sınır acentenin alacak talebini sınırlayan bir düzenleme olduğundan, hesaplamanın bu şekilde yapılması hakkaniyete uygun olacaktır. Yukarıda açıklandığı üzere, hesaplama aşamalarla yapılmalı ve üst sınır denetimi en son yapılmalıdır.
İlk derece mahkemesinin hükme esas aldığı raporda böyle bir hesaplama yapılmamış, sadece yenilenen poliçe sayısına göre talep edilebilecek bir tazminat olduğu belirtilmiş ve sonuca gidilmiştir. Bu durumda ilk derece mahkemesinin denkleştirme alacağına ilişkin yaptığı inceleme hüküm vermeye elverişli değildir.
Açıklanan bu gerekçelerle HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesince davanın çözümünde etkili olacak önemli deliller toplanmadan, fesih konusunda taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinin ihtarlarla birlikte değerlendirilmeden ve denkleştirme tazminatı hebasının yasada belirlenen şekilde yapılmadığı anlaşıldığından, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu hükmünün kaldırılarak, davanın yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir." gerekçesiyle kaldırılmıştır.
HMK'nın 266/1. maddesi gereği dosyanın bir sektör (Sigorta Acentelik Hizmetleri) uzmanı, bir mali müşavir ve bir Borçlar Mevzuatından kaynaklanan Nitelikli Hesaplama Uzmanı bilirkişi heyetine tevdi ile mahkememizce toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı incelenmek ve bozma ilamında belirtilen "Acentenin portföy tazminatı talep edebilmesi için dört koşulun gerçekleşmesi gerekir: 1-Acentelik sözleşmesinin denkleştirme talep edecek şekilde sona ermiş olması, 2-Acentelik sözleşmesi sona erdikten sonra müvekkilin, acentenin çabasıyla oluşturulan yeni müşteri çevresinden önemli menfaatler elde etmeye devam etmesi, 3-Sözleşmenin sona ermiş olması nedeniyle acentenin, müvekkiline devrettiği yeni müşteri çevresinden gelir elde etme imkanını kaybetmiş olması, 4-Acenteye denkleştirme ödenmesinin hakkaniyete uygun (hakkaniyetin bir gereği) olması ( Özge AYAN, Acentenin Denkleştirme Talep Hakkı, Seçkin Yayınları, Ankara 2008, s. 146 vd; Arslan KAYA, Ticaret Kanunu Şerhi- Birinci Kitap Ticari İşletme- Yedinci Kısım-Acentelik, 2. Basım, İstanbul 2016, s.247 vd).
Bu açıklamaya göre, mahkemece öncelikle bu dört koşulun gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edilmelidir. Bundan sonra, koşulları varsa alacağın hesaplanmasına geçilmelidir.
Denkleştirme alacağının hesaplanma şekli konusunda mevzuatta bir formül verilmemiştir. Bu durumda karşılaştırmalı hukuktan ve 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesindeki düzenlemeden ve Yargıtay uygulamasından hareketle bir hesaplama yöntemi uygulanmalıdır.
Denkleştirme talebinin temelinde, acentenin (olayımızda davacının) kendi çabasıyla oluşturduğu yeni müşteri çevresinin, sözleşme ilişkisi sona erdiğinde müvekkile devredilmiş olması ve bu yeni müşteri çevresinin ekonomik bir değerinin olması yatmaktadır. Bu nedenle, öncelikle oluşturulan yeni müşteri çevresinin tespiti yapılmalıdır. Acentenin göreve başladığı tarihte mevcut olan müşteri çevresi hariç, yeni oluşturulan müşteri çevresi belirlenmelidir.
Bundan sonra hesaplama üç aşamada yapılır:
Birinci aşamada, acentenin kendi çabasıyla kazandırdığı yeni müşteri çevresinden müvekkilin elde ettiği/elde etmesi muhtemel menfaatler/gelirler hesaplanır. Daha sonra, acentenin yeni müşteri çevresiyle işlem yapamayacak olması nedeniyle uğradığı gelir kaybı hesaplanır. Bu kayıp, acentelik sözleşmesi devam etseydi, acentenin temel edimleri karşılığında elde edeceği ücret (provizyon) gelirleridir. Burada temel bir kural vardır: Müvekkilin menfaati, acentenin ücret kaybı kadardır. Bu nedenle, müvekkilin elde edeceği menfaatin, acentenin gelir kaybı kadar olduğu ilkesinden hareketle, öncelikle acentenin gelir kaybının hesaplanması uygun olacaktır. Bu hesaplama yapılırken, acentenin temel ediminin karşılığı olan ücretler esas alınmalı ve maliyetler düşüldükten sonraki net gelir esas alınmalıdır. Acenteye arızi olarak ödenen ücretler bu hesaplamada dikkate alınmamalıdır. Acentenin bir yıllık gelir kaybı bulunmalıdır.
Gerek müvekkilin elde edeceği menfaat miktarının gerekse acentenin yoksun kaldığı toplam gelir miktarının hesaplanabilmesi için, yeni müşteri çevresinin müvekkille ne kadar süreyle ticari ilişkide bulunacağının, somut olayın özelliklerine göre tahmin edilmesi gerekir.
Daha sonra, işin niteliğine ve acentelik ilişkisinin devam ettiği süredeki veriler dikkate alınarak, yıllık müşteri kayıp oranı belirlenir. Yeni müşterilerle müvekkilin tahmini ilişki süresi esas alınarak her yıl için belirlenen miktarlardan, müşteri kayıp oranında indirim yapılır. Her yıl için bulunan zararlar toplanır.
Bulunan bu ham alacak üzerinden, acentenin denkleştirme alacağını peşin olarak alacağı düşünülerek, faiz indirimi yapılır ve birinci aşamadaki ham alacak bulunur.
İkinci aşamada hakkaniyet denetimi yapılır. Somut olayın özelliklerine göre, hakkaniyet ilkesi gereğince alacak tutarında indirim veya artırım yapılabilir. Örneğin, müvekkilin markasının tanınmışlığı yeni müşteri çevresinin oluşumunda etkili olmuşsa, alacak miktarından uygun bir oranda indirim yapılmalıdır. Acente olağanüstü çaba göstermiş, önemli reklam ve tanıtım çalışmaları yapmışsa alacak miktarı hakkaniyet gereği artırılabilir. Hakkaniyet ölçüsü de uygulanarak, acentenin denkleştirme alacağı hesaplanmış olur.
Üçüncü aşamada, hesaplanan denkleştirme alacağının, yasal üst sınırı aşıp aşmadığı denetlenir. Eğer üst sınırın altındaysa hesaplanan alacağa aynen hükmedilir; üst sınırı aşıyorsa, alacak tutarı üst sınıra indirilerek hüküm altına alınır. Denkleştirme talebinin üst sınırı, 6102 sayılı TTK’nın 122/2. maddesinde şöyle tanımlanmıştır: “Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır”. Üst sınırın hesaplanmasında, ilk basamaktaki hesaplamadan farklı olarak, acentenin her türlü geliri hesaplamaya dahil edilmeli ve bürüt gelir esas alınmalıdır. Üst sınır acentenin alacak talebini sınırlayan bir düzenleme olduğundan, hesaplamanın bu şekilde yapılması hakkaniyete uygun olacaktır. Yukarıda açıklandığı üzere, hesaplama aşamalarla yapılmalı ve üst sınır denetimi en son yapılmalıdır." şeklinde verilen karar doğrultusunda hazırlanan █████/2024 tarihli bilirkişi raporunda; taraflar arasında 20.04.2005 tarihli acentelik sözleşmesinin akdedildiği, bilahare sözleşmenin 13.11.2009 tarihinde yenilendiği, sözleşmenin davalı tarafından ... 2. Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ... tarihi itibariyle feshedildiği, dolayısıyla taraflar arasındaki ticari ilişkinin 20.04.2005 tarihinden 05.08.2016 tarihine kadar devam ettiği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmadığı, taraflar arasındaki ihtilafın, davalı ... tarafından yapılan feshin haklı olup olmadığı ve davacının portföy tazminatı talebinde bulunup bulunamayacağı, bulunabilecekse tazminat tutarının ne kadar olabileceği hususlarında toplandığı, davalı ... tarafından ticari defter ve kayıtların sunulmadığı, bu nedenle dosya kapsamında mevcut belgeler ile inceleme yapılabildiği, davacı defter ve kayıtlarından 2012 ve 2015 yılı ticari defterlerinin de tam olarak incelemeye sunulmadığı, ancak 2013-2014 yıllarına ait ticari defterlerin usulüne uygun olarak tutulduğunun anlaşıldığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 30.maddesi kapsamında davacı defter ve kayıtları hakkında nihai karar ve takdir yetkisinin Mahkemede olduğu, Dosya kapsamında yapılan incelemede, davacı acentenin 2014 yılı prim üretme hedefinin 283.664,00 TL olduğu, davacının ise 2014 yılında 307.272,00 TL prim ürettiği, böylelikle hedefin üzerinde seyrettiği, 2015 yılı prim üretme hedefinin ise 313.500,00 TL olduğu, ancak davacının 2015 yılında 192.111,00 TL prim ürettiği ve belirlenen hedefin altında kaldığı, bu sebeple davalı ... tarafından 16.11.2015 tarihli performans değerlendirmesi yazısı ile davacı acenteye ihtarda bulunulduğu, fakat davacı acente tarafından üretimin tekrar beklenen düzeye çıkarılamaması sebebiyle sözleşmenin davalı ... tarafından feshedildiği, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri dikkate alındığında, nihai karar ve takdir yetkisi Sayın Mahkemede olmakla birlikte, davalı tarafından yapılan feshin haklı olabileceği, bu nedenle TTK 122 kapsamında davacının” denkleştirme isteminde bulunamayacağı ve acentelik sözleşmesinin denkleştirme talep edecek şekilde sona ermediği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararında, davacı acentenin portföy tazminatı talep edebilmesinin koşullarından ilk üçünün raporumuzda incelendiği, ancak acenteye denkleştirme ödenmesinin hakkaniyete uygun olup olmadığı hususunda takdir yetkisinin Sayın Mahkemede olduğu, yapılan inceleme sonucunda, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından haklı nedenle feshedilmiş olabileceği değerlendirildiğinden davacının portföy tazminatı talep edebilmesi için İstinaf İlamında belirtilen yasal koşullarının oluşmadığının değerlendirilebileceği, nihai karar ve takdir yetkisinin Mahkemede olduğu, Davacının sözleşme devam etseydi elde edeceği ücretlerin gelir kaybı olarak hesaplanacağı, bu nedenle 2017 yılı için bir yıllık gelir kaybının 6.637,08 TL, davacı acentenin, ... ilinde acentelik faaliyeti gösterdiği ve davalı ... şirketine müşteri kazandırdığı, acentenin müşteri çevresinin ... ili ve çevresinde kendi kurduğu ilişki kapsamında elde ettiği müşterilerden oluştuğu ve fesihten sonraki süreçte yarıdan fazla poliçe sahibinin poliçesini iptal ettiği dikkate alındığında, davacı acentenin müşterilerle arasındaki ilişki kapsamında müşterileri yönlendirip yönetebildiğinin düşünülebileceği, bu nedenle ve poliçelerin iptal hızı göz önünde bulundurularak, müşterilerin davalı ... ile tahmini olarak 2 yıl daha (2018-2019) ticari ilişkiye devam edebilecekleri, bu nedenle istinaf kararı doğrultusunda bu yıllar bakımından da davacı acentenin gelir kaybının hesaplanması gerektiği, bu bağlamda yapılan hesaplama sonucu fesihten sonra davalı ... ile tahmini olarak 2 yıl daha ticari ilişkide bulunabilecekleri kanaatine varılması halinde, davacı acentenin ham alacağının (2017-2018-2019) 14.535,21 TL olacağı, rapor tarihine kadar oranlanarak bir kısım müşterilerin davalı ile ticari ilişkisinin devam edeceği kanaatine varılması halinde ise, davacı acentenin ham alacağının 20.848,21 TL olacağı, TTK 122 uyarınca davacının talep edebileceği portföy tazminatı üst sınırının 50.592,40 TL olduğu, terditli olarak yapılan ham alacak tutarlarının üst sınırın altında kaldığı, hakkaniyet denetimi hususunda değerlendirmenin Mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir.
Dosyanın kök raporu hazırlayan bilirkişi heyetine tevdii ile taraf vekillerinin itirazları değerlendirilerek alacak talebi yönünden sonuç bedelin tek bir tabloda bir araya getirilmek ve itirazları karşılar nitelikte gerekçelendirmek suretiyle hazırlanan █████/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda; davacı vekilinin itirazı doğrultusunda dosyada mevcut belgelerin yeniden incelenmesinde, dosyada davacıyla aynı il ve ilçede (Mersin-Yenişehir) faaliyet gösteren ... sigorta isimli acentenin 2011 yılında 266.572 TL, 2012 yılında 306.353 TL, 2013 yılında 322.589 TL, 2014 yılında 297.284 TL ve 2015 yılında 332.612 TL üretimi olduğu, bu acentenin 2015 yılı hariç davacı acenteden daha az olduğu, son 5 yıllık üretiminin de davacı acentenin altında kaldığı, yine emsal olarak sunulan Info Sigorta isimli acentenin 2015 yılında 277.650 TL ürettiği, bu rakamın da 2015 yılı prim hedefinin altında olduğu, bu bağlamda, her ne kadar kök raporumuzda feshin haklı olabileceği yönünde değerlendirmede bulunulmuş ise de, davacı vekilinin itirazı, doktrin ve Yargıtay içtihatları birlikte değerlendirildiğinde, davacı acentenin 2015 yılı prim üretme hedefinin altında kalmasının davalı ... bakımından aradaki ilişkinin devamını çekilmez hale getirmeyeceği yönünde kök raporumuzdan farklı bir kanaate varılabileceği, neticeten feshin haklı olup olmadığı hususunda nihai karar ve takdirin Mahkemede olduğu, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesi davalı tarafından ... 2. Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ... tarihi itibariyle feshedildiği, bu bağlamda, davacının 2016 yılı için komisyon ve diğer ödemeler tam olmadığından davacı vekilinin itirazında haklı olabileceği, yapılan hesaplama sonucunda davacının 2011-2015 tarihleri arasında (2015 yılı dahil) beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı komisyon ortalamasının 72.438,40 TL olduğu, dolayısıyla davacının talep edebileceği üst sınırın 72.438,40 TL olarak yeniden hesaplandığı, kök raporumuzdaki hesaplamaların dosyada mevcut İstinaf ilamında öngörüldüğü şekilde yapıldığı, Taraflar arasındaki 13.11.2009 tarihli acentelik sözleşmesinin 33.maddesinde, acente tarafından şirkete kazandırılan sigorta ettirenlerin sigorta sözleşmelerini acentelik sözleşmesi son bulduktan sonra da şirketten yenilemeleri halinde şirketin önemli çıkar elde ettiğinin kabul edileceği yönünde düzenleme bulunduğu, davacı acente tarafından davalıya kazandırılan sigorta ettirenlerden 88 tanesinin sigorta sözleşmelerinin acentelik sözleşmesi son bulduktan sonra da yenilendiği, bu bağlamda sözleşmeye göre davalının önemli çıkar etmiş olabileceği, nihai karar ve takdir yetkisinin Mahkemeye ait olduğu, davacının sözleşme devam etseydi elde edeceği ücretlerin gelir kaybı olarak hesaplanacağı, bu nedenle 2017 yılı için bir yıllık gelir kaybının 6.637,08 TL olarak hesaplandığı, kayıp oranı doğrultusunda sonraki yıllar için de gelir kaybının hesaplanarak tablolaştırıldığı, davacı tarafından davalıya kazandırılan sigortalıların davalı ile kaç yıl daha ticari ilişkide bulunacağı hususunda tahmin ve takdir yetkisinin Mahkemede olduğu, bu nedenle raporumuzda terditli olarak hesaplamalara yer verildiği bildirilmiştir.
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, █████/2024 tarihli bilirkişi raporu, █████/2024 tarihli ek bilirkişi raporu, taraf vekillerinin duruşmadaki beyanları, tarafların bildirdiği belgeler, acentelik sözleşmesi, ... 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, ticari defter kayıtları, ticaret sicil kayıtları, ihtarname, ... 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...esas sayılı dosyası, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin... esas ...karar █████/2023 tarihli ilamı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında 20.04.2005 tarihli acentelik sözleşmesinin akdedildiği, bilahare sözleşmenin 13.11.2009 tarihinde yenilendiği, sözleşmenin davalı tarafından ... 2. Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 05.08.2016 tarihi itibariyle feshedildiği, davanın ise █████/2017 tarihinde ikame edildiği anlaşılmakla davanın Türk Ticaret Kanunu'nun 122/4. Maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, TTK'nın 122. maddesi uyarınca denkleştirme tazminatı talebinde bulunulabilmesi için acentelik sözleşmesinin haksız şekilde feshedilmesi gerektiği, bu bağlamda sözleşmenin haklı sebeple feshedildiği vakıasını ispat külfetinin davalı taraf üzerinde bulunduğu, davalı tarafça sözleşmenin haklı sebeple feshedildiği vakıasına ilişkin olarak taraflar arasındaki sözleşmenin 30.maddesi kapsamında sözleşmede belirlenen hedeflere ulaşılamadığı sebebine dayanıldığı, tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelendiğinde; davacı acentenin 2014 yılı prim üretme hedefinin 283.664,00 TL olduğu, davacının ise 2014 yılında 307.272,00 TL prim ürettiği, böylelikle hedefin üzerinde seyrettiği, 2015 yılı prim üretme hedefinin ise 313.500,00 TL olduğu, ancak davacının 2015 yılında 192.111,00 TL prim ürettiği ve belirlenen hedefin altında kaldığı, dolayısıyla davacı firma açısından acentelik sözleşmesinin 30. maddesi bağlamında belirlenen hedefe ulaşılamadığı vakıasının sabit olduğu ancak sözleşmenin haklı sebeple feshedildiği vakıasının ispatı için davalı firma ile aynı bölgede ve aynı tarihlerde acentelik sözleşmesi imzalanan diğer firmalarca belirlenen hedeflere ulaşılamadığında sözleşmenin aynı şekilde feshedilip edilmediği hususunun da irdelenmesi gerektiği, dosya kapsamında taraflarca sunulan belgelerin incelenmesinde; ... sigorta isimli acentenin 2011 yılında 266.572 TL, 2012 yılında 306.353 TL, 2013 yılında 322.589 TL, 2014 yılında 297.284 TL ve 2015 yılında 332.612 TL üretimi olduğu, bu acentenin 2015 yılı hariç davacı acenteden daha az olduğu, son 5 yıllık üretiminin de davacı acentenin altında kaldığı yine emsal olarak sunulan Info Sigorta isimli acentenin 2015 yılında 277.650 TL ürettiği, bu rakamın da 2015 yılı prim hedefinin altında olduğu ancak her iki dava dışı acente ile olan sözleşmenin sürdürüldüğü dolayısıyla davalı firma açısından yalnızca sözleşme ile belirlenen hedeflere ulaşılamamasının haklı fesih sebebi sayılamayacağı ve sadece sözleşmede belirlenen hedeflere ulaşılamamasının davalı firma açısından sözleşme ilişkisini çekilmez hale getiremeyeceği tüm bu sebeplerle davalı tarafça sözleşmenin haklı sebeple feshedildiği vakıasının ispat edilemediği, dosya sunulan delillerden taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin feshini haklı kılacak delil yahut emare saptanmadığı, feshin haklılığını ispat yükünün davalı tarafta bulunduğu ancak davalı tarafça feshin haklılığının ispat edilemediği anlaşılmakla haksız fesih olgusu Mahkememizce kabul edilerek TTK'nın 122. maddesinde düzenlenen ve davacı tarafça talep edilen denkleştirme tazminatının tespiti için dosya bilirkişiye tevdi edilmiş ve bilirkişi tarafından tanzim olunan son rapor olan █████/2024 tarihli ek bilirkişi raporu usul ve yasaya uygun olması ile hüküm kurmaya elverişli ve gerekçeli olması sebebiyle hükme esas alınarak 6102 sayılı TTK'nın 122/2. maddesi uyarınca denkleştirme tazminatı hesabında acentenin son beş yılda toplam 60 aylık faaliyet sonunda elde ettiği ortalama komisyon geliri baz alınarak davacının talep edebileceği üst sınırın 72.438,40 TL olduğu ve tespit edilen bu bedele %20 hakkaniyet indirimi uygulandığında belirlenen tutarın davacı talebi olan 40.000,00 TL'nin üzerinde kalacağı dolayısıyla taleple bağlılık ilkesi mucibince davacı tarafça talep edilebilecek toplam denkleştirme tazminatının 40.000,00 TL olduğu değerlendirilerek, davanın kabulü ile, taleple bağlı kalınarak 40.000,00 TL denkleştirme tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ıslah dilekçesinde faiz talebinde bulunulmadığından bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığına, karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere;
1-Davanın KABULÜ ile, taleple bağlı kalınarak 40.000,00 TL denkleştirme tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ıslah dilekçesinde faiz talebinde bulunulmadığından bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığına,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 2.732,40-TL nispi karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 170,78-TL peşin harç, 520,00-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 690,78-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.041,62-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan 170,78-TL peşin harç, 31,40-TL başvurma harcı, 520,00-TL ıslah harcı, 12.000,00-TL bilirkişi ücreti, 308,30-TL posta giderleri olmak üzere toplam 13.030,48-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden, karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T.'deki esaslara göre belirlenen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Artan gider/delil avansından artan avans olması halinde, hüküm kesinleştiğinde ve talep edildiğinde yatırana iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.█████/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
*Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!