Fikri ve Sanat Eserleri Kanununa Muhalefet Suçundan Mahkûmiyetin Kanun Yararına Bozulması İstemiyle, Dava Zamanaşımı ve Bandrol Yükümlülüğüne Aykırılık ile Mali Haklara Tecavüz Suçlarında Fikri İçtima Kuralının Uygulanması.
Özet: Antalya Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin, 5846 sayılı Kanuna muhalefetten sanık hakkında verdiği mahkûmiyet kararının, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına bozulması talep edilmiştir; zira kararda, suç için öngörülen sekiz yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin, ilk mahkûmiyet kararından itibaren hesaplandığında hükümden önce dolduğu ve davanın düşmesi gerektiği, aksi durumda ise tek fiil ile işlenen mali haklara tecavüz ve bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçlarında Türk Ceza Kanununun 44. maddesindeki fikri içtima kuralı gereğince sanığın sadece en ağır cezayı gerektiren bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçundan cezalandırılması gerekirken hatalı hüküm kurulduğu belirtilmektedir.

MAHKEMESİ : Antalya Fikrî ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi
SAYISI
: ███████ E., 2021/4 K.SUÇ
: 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na muhalefetKARAR
: MahkûmiyetKANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN
: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet BaşsavcılığıTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: İlgili kararın kanun yararına bozulmasıAntalya Fikrî ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin, 24.11.2021 tarihli ve ███████ Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun 71/1 ve suç tarihinde yürürlükte bulunan █████. maddeleri uyarınca 1 yıl 4 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve zincirleme suç kapsamında kesinleşen dava dosyası ile hükmedilen 10 ay hapis ve 100,00 TL adlî para cezasının mahsubuna karar verilmek suretiyle sanığın neticeten 6 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, temyiz edilmeksizin 08.12.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 13.05.2023 tarihli ve 94660652-105-07-2298-2023-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının,11.07.2023 tarihli ve KYB - ██████████ sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:I. İSTEMYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.07.2023 tarihli ve KYB - ██████████ sayılı kanun yararına bozma isteminin;“1-Dosya kapsamına göre,Sanığın eylemine uyan suç için kanunda öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre olağan dava zamanaşımının aynı Kanun’un 66/1-e maddesi gereğince 8 yıl, olağanüstü zamanaşımı süresinin 12 yıl olduğu, somut olayda 5237 sayılı Kanun'un 67/4. maddesi uyarınca zamanaşımını kesen en son işlem olan ilk mahkumiyet kararının verildiği █████/2012 tarihinden sonra zamanaşımını kesen başkaca bir sebep bulunmadığı anlaşılmakla; 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin ilk mahkumiyet kararının verildiği █████/2012 tarihinden itibaren kararın verildiği █████/2021 tarihine kadar gerçekleştiği, bu nedenle sanık hakkında atılı suç yönünden dava zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde;2-Kabule göre de,Yargıtay 7. Ceza Dairesinin █████/2022 tarihli ve █████████ esas, ██████████ karar sayılı ilamında "Hükümden önce █████/2020 tarih ve 31188 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 12.06.2020 tarih ve ███████ E., ███████ K. sayılı kararı ile, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun █████/2008 tarihli ve 5728 sayılı Kanunun 143. maddesiyle değiştirilen 81’inci maddesinin on üçüncü fıkrasında düzenlenen “Bandrol yükümlüğüne aykırılığın aynı eserle ilgili olarak 71’inci maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde tanımlanan suçla birlikte işlenmesi halinde, fail hakkında sadece 71’inci maddeye göre cezaya hükmolunur. Ancak; verilen ceza üçte biri oranında artırılır.” hükmünün iptal edilmesi ve 5237 sayılı TCK'nun 44’üncü maddesinde ise “işlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan cezalandırılır” hükmüne yer verilmiş olması karşısında;Somut olayda, sanığın eylemine uyan bandrol yükümlülüğüne aykırılık eylemi ile ilgili hak sahibi kişilerin hukuken geçerli belgeleri süresi içerisinde sunarak şikayetçi olması nedeniyle hem manevi, mali veya bağlantılı haklara tecavüz başlıklı 5846 sayılı Kanunun 71’inci maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen suçun hem de aynı Kanunun 81’inci maddesindeki sanığın eylemine uyan ve re'sen takibi gerektirmesi nedeniyle CMK’nun 253 ile devamı maddeleri uyarınca uzlaştırma hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmayan bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçunun oluşacağı ve TCK'nun 44. maddesi gereğince sanık hakkında en ağır cezayı gerektiren bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçundan TCK'nun 81/4. maddesi uyarınca hüküm kurulup, TCK'nun 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümleri kapsamında bulunan ve kesinleştiği anlaşılan cezanın mahsubuna karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken..." şeklinde belirtildiği üzere, sanık tarafından bandrolsüz veya sahte bandrollü kitap satıldığının anlaşıldığı somut olayda, tek fiil ile sahte bandrollü ve izinsiz çoğaltılmış kitap satmak suretiyle mali haklara tecavüz, sahte bandrol kullanmak ve farklı bir esere ait bandrolü tatbik etmek suçlarının birlikte oluşması nedeniyle, 5237 sayılı Kanun'un 44. maddesinde düzenlenen fikri içtima kuralı gereğince sanığın bunlardan en ağır cezayı gerektiren ve meydana gelen suçların en ağırı olan bandrol yükümlülüğüne aykırılık suçundan 5846 sayılı sayılı Kanun'un 81/4. maddesi uyarınca cezalandırılması gerektiği gözetilmeden, ayrıca bandrolsüz ve izinsiz çoğaltılmış kitap satmak suretiylemali haklara tecavüz suçundan da mahkûmiyet hükmü kurulmasında; isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.II. GEREKÇEA.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Kanun Yararına Bozma İstemine Dayanan İhbarname İçeriğindeki Hususlardan (1) Numaralı Neden Yönünden;Sanığın yargılama konusu eylemine göre belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan, aynı Kanun'un 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği ise 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, anılan Kanun'un 67 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi gereği, zamanaşımını kesen son işlemin 15.10.2019 tarihli mahkûmiyet hükmü olduğu ve 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmediği anlaşılmakla,Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma talebinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.B.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Kanun Yararına Bozma İstemine Dayanan İhbarname İçeriğindeki Hususlardan (2) Numaralı Neden Yönünden;Kanun yararına bozma müessesesinin uygulanmasında, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrasındaki "Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar." şeklindeki düzenleme esas alınarak, kanun yararına bozma incelemesinin, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki istem ve gerekçe ile sınırlı olduğu cihetle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki talep yerinde görüldüğünden istemin kabulüne karar vermek gerekmiştir.III. KARARA.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Kanun Yararına Bozma İstemine Dayanan İhbarname İçeriğindeki Hususlardan (1) Numaralı Neden Yönünden;Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,B.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Kanun Yararına Bozma İstemine Dayanan İhbarname İçeriğindeki Hususlardan (2) Numaralı Neden Yönünden;1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,2.Antalya Fikrî ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinin, 24.11.2021 tarihli ve ███████ Esas, 2021/4 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.12.2024 tarihinde karar verildi.