Silahlı terör örgütüne yardım suçunda kesin delil bulunmaması, şüphenin sanık lehine yorumlanmaması ve fazla ceza tayini nedeniyle mahkumiyetin bozulması.
Özet: Yüksek yargı mercii, silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan verilen mahkumiyet kararını, sanığın örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğuna dair bağlantı tespit edilemediği, terör örgütüne yardım etme kastıyla hareket ettiğine dair kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, mevcut şüphenin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği ve temel cezanın belirlenmesinde orantılılık ilkesine aykırı hareket edildiği gerekçeleriyle bozmuştur.
3. Ceza Dairesi         ██████████ E.  ,  ██████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

    SAYISI
    : █████████ E., 2021/8 K.
    İLK DERECE MAHKEMESİ
    : Uşak 3. Ağır Ceza mahkemesi
    SAYISI
    :███████ E., ████████ K.
    SUÇ
    : Silahlı terör örgütüne yardım etme
    HÜKÜM
    : İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında 5271 sayılı CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca verilen beraat kararının kaldırılarak, Bölge Adliye Mahkemesince TCK’nın 314/3 ve 220/7 maddesi delaletiyle aynı yasanın 314/2, 220/7, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca verilen mahkûmiyet kararı
    TEMYİZ EDENLER
    : Sanık müdafii ve Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı
    TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
    : Onama
    Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hüküm temyiz edilmekle;
    Temyiz edenlerin sıfatı, başvurularının süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
    Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
    Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
    A)Örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğuna dair herhangi bir bağlantı tespit edilemeyen sanığın, dosya kapsamına yansıyan eylemleri de göz önünde bulundurulduğunda; aşamalardaki savunmalarının aksine, terör örgütüne yardım etmek kastı ile hareket ettiğine dair kesin ve inandırıcı delil bulunmaması karşısında, mevcut şüphenin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden atılı suçtan sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi,
    B) Kabul ve uygulamaya göre;
    Anayasanın 138/1. maddesi hükmüne göre, TCK'nın 61. maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle 3/1. maddesinde düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığı ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç ve saik, örgüt içindeki konumu ve kaldığı süre, faaliyetlerinin nitelik süreklilik ve çeşitliliği gözetilerek işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun bir cezaya hükmedilmesi gerekirken; dosya içerisinde bulunan deliller dikkate alındığında yetersiz gerekçe ile suçun unsurları ayrıca teşdit sebebi kabul edilerek temel cezanın belirlenmesinde TCK’nın 61/3. maddesine aykırı olarak sanık hakkında fazla ceza tayin edilmesi,
    Kanuna aykırı, Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Uşak 3. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!