Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte yardım etme suçundan verilen mahkumiyetin, yeterli delil yokluğu, şüphenin sanık lehine yorumlanması ve ceza tayinindeki hukuka aykırılıklar sebebiyle Yargıtayca bozulması
Özet: Yargıtay, terör örgütüne üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan sanık hakkında verilen mahkumiyet kararını, sanığın örgüt hiyerarşisine dahil olduğuna dair kesin delil bulunmaması ve yardım kastıyla hareket ettiğine dair inandırıcı kanıt olmaması, bu nedenle şüphenin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği ile temel cezanın alt sınırdan uzaklaşarak tayin edilmesinde ve sevk maddeleri gösteriminde hukuka aykırılıklar tespit edildiği gerekçesiyle bozmuştur.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI
: █████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: İzmir 2.Ağır Ceza MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.SUÇ
: Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmeHÜKÜM
: Sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen beraat kararına yönelik istinaf mahkemesince duruşma açılıp kararı kaldırılarak TCK’nın 220/7. maddeleri delaletiyle TCK’nın 314/2, 220/7, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca mahkumiyetine yönelikTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: OnamaBölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;Temyiz edenlerin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi;Sanık müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği ceza süresi yönünden yasal koşulları oluşmadığından reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;1- Örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğuna dair herhangi bir bağlantı tespit edilemeyen sanığın, aşamalardaki savunmalarının aksine örgüt liderinin talimatı doğrultusunda terör örgütüne yardım etmek kastı hareket ettiğine dair kesin ve inandırıcı delil bulunmaması karşısında, mevcut şüphenin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden atılı suçtan sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi,2-Kabul ve uygulamaya göre de;a-Anayasanın 138 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca; suçun işleniş biçimi, işlendiği yer ve zaman, meydana gelen tehlikenin ağırlığı göz önünde bulundurularak, hakkaniyete uygun bir ceza tayini gerekirken temel cezanın belirlenmesinde suçun unsurlarının teşdit sebebi olarak nazara alınamayacağı da gözetilmeden, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı olarak alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle hüküm kurulması,b-Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek yardım ettiği kabul edilen sanık hakkında temel ceza belirlenirken TCK'nın 314/3 maddesinin de delalet maddesi olarak gösterilmesi gerektiği gözetilmeksizin atıf maddesi olarak sadece TCK’nın 220/7 nci maddesinin gösterilmesi,Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.