Kimya sektöründeki davacı şirketin, eski çalışanının rekabet yasağını ihlal ederek rakip firmada çalışması ve ticari sırları kullanması nedeniyle açtığı haksız rekabet ve cezai şart tazminatı davası.
Özet: Kimya sektörünün lider firmalarından davacı, uzun yıllar bünyesinde satış yetkilisi olarak çalışıp ticari sırlara ve müşteri portföyüne erişmiş olan eski çalışanı davalının, işten ayrıldıktan bir yıl sonra rakip bir şirkette göreve başlayarak, hizmet ve sadakat sözleşmelerindeki rekabet yasağı ve gizlilik yükümlülüklerini ihlal ettiğini ve haksız rekabette bulunduğunu iddia ederek, bu durumun tespiti, meni ve sözleşmeden doğan 30.000 TL cezai şartın ödenmesini talep etmektedir.

T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████KARAR NO
: █████████DAVA
: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2020KARAR TARİHİ
: █████/2024KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2025Davacı tarafından mahkememizde açılan davada yapılan yargılama sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili tarafından mahkememize sunulan dava dilekçesinde özetle; 1- Davacı şirket vekili, huzurdaki davada özetle; müvekkili şirketin, 1987 yılından beri kimya sektöründe özellikle hızlı yapıştırıcılar, yapıştırıcılar, yapı kimyasalları ve teknik aerosoller alanında aktif olarak faaliyet göstermekte olduğunu, ülkemizde ve başta komşu ülkeler olmak üzere yurt dışında da piyasanın önemli bir aktörü olduğunu, özellikle mobilya ve sanayi tipi tutkal sektöründe Türkiye'nin lider firmalarından biri olduğunu; davalının, müvekkili ile arasındaki Hizmet Sözleşmesine istinaden müvekkili şirket bünyesinde Anadolu Bölge Yurt İçi Satış Yetkilisi olarak 19.03.2013 - 30.11.2018 tarihleri arasında çalışma gerçekleştirdiğini, 30.11.2018 tarihli dilekçesi ile kendi rızası ile işten ayrılmak istediğini, buna mukabil işten çıkışının sağlandığını, işten ayrılırken bizzat kaleme aldığı ibraname ile tüm hak ve alacaklarının kendisine ödendiğini, Müvekkilinden herhangi bir alacağının kalmadığını ve müvekkili ibra ettiğini kabul ve beyan ettiğini, tüm bu süreçte taraflar arasındaki ilişkinin iyi niyet çerçevesinde sürdüğünü, davalının işten kendisinin ayrılmak istemiş olmasına rağmen bütün kıdem ve ihbar tazminatının müvekkili şirket tarafından ödendiğini; taraflarca imzalanmış 19.03.2013 tarihli Hizmet Sözleşmesinin rekabet yasağına ilişkin düzenlemeler içerdiğini, ayrıca ihlal halinde personelin 2009 şartlarına göre 30.000 TL tutarında cezai şart tazminatı ödeyeceğinin de hüküm altına alındığını, sözleşmenin TBK m.445/f.2 uyarınca ayakta tutulması gerektiğini, Yargıtay uygulamasının somut olayın özelliklerinden işçinin işverenin bölgesi içerisinde, faaliyet alanında ve aynı görev ile başka bir işveren ile çalışması halinde sınırlama yapılmasa dahi hakimin bu yönde takdir yetkisini kullanarak rekabet yasağını ayakta tutabileceği yönünde olduğunu; ek olarak, davalı ile müvekkili şirket arasındaki 19.07.2018 tarihli Sadakat Sözleşmesi ile davalının gizlilik ve sadakat borçları altına girdiğini ve davalının brüt maaşının 12 katı kadar cezai şartı ödemeyi kabul, beyan ve taahhüt ettiğini; davalının, müvekkili frmada görev yaptığı 5 yıl 8 aylık süre boyunca müvekkilinin tüm müşteri çevresine ve bu müşteri portföyü ile ilgili her türlü müşteri sırrına vakıf olduğunu, bununla birlikte müvekkilinin tüm ticari sırlarını da bulunduğu pozisyon ve yer aldığı toplantılar vasıtasıyla öğrendiğini, bunun yanı sıra hiç bilmediği bir alanda kendisine sıfırdan başlayarak yapıştırıcı, tutkal ürünleri ve yapı kimyasalları pazarları ve kullanım yerlerinin de öğretildiğini; davalının, işten ayrıldıktan yaklaşık bir sene sonra müvekkilinin rakibi konumunda olan ..... Kimyasal unvanlı şirkette çalışmaya başladığını, söz konusu şirketin kimya sektöründe faaliyet gösterdiğini, şirket tarafından müvekkilinin ürettiği tüm ürünlerin üretiminin gerçekleştirilmekte olduğunu, ..... tescil numaralı markaları müvekkilinin iştigal alanı olan hızlı yapıştırıcıların dahil olduğu 01 ve 02 numaralı marka sınıflarında tescilli şekilde kullanmakta olduğunu; davalının, müvekkili şirketin tüm satış ve pazarlama, portföy, yurtiçi ve yurtdışı pazar hacimleri, üretim kapasiteleri, tedarik politikaları, mali politikaları ve karlılık gibi politikalarına hakim olduğunu, pozisyonu gereği müvekkilinin müşteri çevresi ile birebir tanıştığını ve müşteriler gözünde müvekkilini yıllarca temsil ettiğini, davalının edindiği tüm bu bilgileri kullanmasının müvekkilini önemli zararlara uğratacak nitelikte olduğunu, davalının müvekkili firmada müşteri çevresine ve iş sırlarına nüfuz etmiş olmasının sonradan çalışmaya başladığı şirket için müvekkilinin müşteri çevresine dair vakıf olduğu tüm bu sırları ifşa etmesi ihtimalinin dahi müvekkilini önemli zararlara uğratma ihtimalini barındırdığını, sözleşmede yer alan rekabet yasağı hükmünün davalının firmada çalıştığı pozisyon nedeniyle gerekli ve geçerli olduğunu; davalının, işten ayrıldıktan sonra müvekkilinin faaliyet gösterdiği coğrafi alan olan İstanbul'da, işten ayrılmasını müteakip yaklaşık bir sene sonra müvekkili ile bire bir aynı sektörde (hızlı yapıştırıcılar sektörü) faaliyet gösteren bir şirkette işe başlayarak haksız rekabette bulunduğunu ve sözleşmede belirlenen rekabet yasağını ihlal ettiğini, bu nedenle sözleşmede belirlenmiş olan cezai şartın müvekkiline ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, davalının haksız rekabetinin tespiti ve meni ile sözleşmede belirlenmiş rekabet yasağını ihlali nedeniyle cezai şarttan kaynaklanan 30.000,00 TL tazminatın davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili tarafından mahkememize sunulan cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı firmada 19.03.2013 tarihinden 30.11.2018 tarihine kadar satış yetkilisi olarak çalıştığını, üretim, planlama, pazarlama, tedarik, Mali politikalar, satın alma, arge, ham maddenin nerden alındığı gibi hususları bilmesinin ve bu bilgileri kullanmasının mümkün olmadığını, davacı şirkette ayrıca pazarlama bölümü olduğunu; Müvekkilinin, kendi rızası ile işten ayrılmadığını, davacı tarafından haklı neden olmaksızın sözleşmesinin feshedildiğini, davacı şirketin müvekkiline tazminatlarının ödenmesi karşılığında ibraname de dahil olmak üzere birkaç evrak imzalattığını, tazminatlarını alamayacağı endişe ve korkusu ile müvekkilinin evrakı imzalamaya mecbur kaldığını; müvekkilinin, çalışmak istemediğini söylese davacı tarafından tazminatlarının ödenmesinin hayatın olağan akışına ve işçi-işveren ilişkilerine aykırı olacağını; haklı bir sebep olmaksızın müvekkilinin iş akdi feshedilmiş olduğundan haksız rekabet yasağının sona erdiğini, rekabet yasağının şartları oluşmadığından davanın reddi gerektiğini; hizmet sözleşmesinin müvekkili tarafından işe başladığı tarihte değil de daha sonradan imzalattırıldığını, iş sözleşmesi ve sadakat sözleşmelerinin farklı ve sonraki tarihlerde imzalandığını, bu nedenle işbu sözleşmelerin geçersiz olduğunu; müvekkilinin şu an çalıştığı işyerinde davacı şirketten çıkarıldıktan 13 ay sonra çalışmaya başladığını, İstanbul gibi bir şehirde iki çocukla yaşayan müvekkilinin 3 yıl boyunca çalışmamasını beklemenin Anayasaya, yasalara aykırı olduğunu, işçinin iktisaden mahvına sebep olacağını; müvekkilinin, davacı işyerinden çıkarıldıktan sonra 11.07.2019-06.08.2019 arasında kapı kulpları vb. ürünleri satan ..... Dış Ticaret'te, 23.09.2019-11.10.2019 arasında temizlik ürünleri satan..... A.Ş.'de, 22.11.2019- 04.12.2019 arasında hırdavat işiyle uğraşan ..... Bağ. Elm. İth. İhr. A.Ş.'de çalıştığını, ..... Kimya'da çalışmaya başladığı dönemde asgari ücretle çalışmaya başladığını, mart ayına kadar 2.324 TL maaş alan müvekkilinin daha sonra 4. ayda sadece brüt 784 TL sonraki aylarda da pandemi sürecinde ücretsiz olarak izne çıkarıldığını, işçi çıkarılması yasağından dolayı işten çıkışının yapılamadığını, ..... Kimya'da müvekkilinin mart ayından bu yana pasif durumda, çalışmamakta olduğunu, davacıya ekonomik olarak zarar vermesinin mümkün olmadığını ve sözleşmede haksız rekabete ilişkin belirli bir yer, zaman ve işin türü itibariyle sınırlandırılma getirilmediğini, getirilmiş olsa bile aranan şartları taşımadığını, sözleşmenin geçersiz olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.Mahkememizin ...... Esas ..... sayılı █████/2021 tarihli kararı ile görevsizlik kararı verilmiş, dosya Bakırköy Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiş, Bakırköy ..... ASHM ..... Esas sayılı dosyasında verilen görevsizlik kararı davacı tarafından istinaf edilmiş, İBAM ..... HD ...... Esas ...... sayılı kararı ile görevli mahkemenin Ticaret Mahkemesi olduğu kararını vererek dosya mahkememizin ..... esasına kaydedilmiştir.Mahkememiz doyasına bilirkişi heyetinden rapor aldırılmış, bilirkişi heyeti ..... , ..... ve ......'dan rapor aldırılmış, bilirkişi heyeti sunmuş oldukları █████/2023 tarihli raporlarında özetle; "1) Davacı işverenin SGK'ya verdiği 30.11.2018 tarihli sigortalı işten ayrılış bildirgesinde davalının işten ayrılış kodunun 04 kodu olarak gösterilmesinin iş sözleşmesinin haklı bir neden olmaksızın işveren tarafından feshine tekabül ettiği, iş hukuku öğretisine ve yerleşik Yargıtay uygulamasına göre işverenin SGK'ya bildirdiği kod İle bağlı olduğu, resmi bildirimle istifa dilekçesi arasında çelişki olması halinde SGK'ya yapılan bildirimin esas alındığı, öte yandan hayatın olağan akışına da uygun olarak haklı neden olmadan feshin sonucu olarak davalının kıdem ve ihbar tazminatlarını aldığının da anlaşıldığı, sözleşmenin haklı bir sebep olmaksızın işveren tarafından feshedilmesi halinde rekabet yasağının sona ereceği (TBK m.447/.2); 2) Sayın Mahkeme rekabet yasağının sona ermediğini kabul ederse; 19.03.2013 tarihli Hizmet Sözleşmesinin 15. maddesinde öngörülen rekabet yasağı kaydı incelendiğinde; öngörülen 3 yıllık rekabet yasağı süresinin yasal düzenlemedeki temel tavanı aştığı, coğrafi sınırın gösterilmediği, rekabet yasağının konu yönünden kapsamının davacı şirketin faaliyet alanına özgülendiği, dava dışı şirketin iştigal alanının bu faaliyet ile örtüştüğü, mahkemenin TBK m.445/(.3'ü uygulayıp coğrafi kapsamı makul bir sınır olarak (İstanbul İli) ve 3 yıllık süreyi yasada öngörülen 2 yıllık süre ya da daha az bir süre olarak kabul etmek konusunda takdir yetkisini kullanırsa, rekabet yasağı kaydının, işçinin ekonomik geleceğini ve anayasal çalışma özgürlüğünü hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek sınırlamalar içermediğinin ve geçerli ve bağlayıcı olduğunun kabul edilebileceği ve Sayın Mahkeme tarafından ceza koşulu kabul edilirse hükmedilecek miktarın takdirinin mahkemeye ait olduğu (TBK m.1824.2); 3) Davacının, davalı eyleminin haksız rekabet olduğunu da ileri sürerek, haksız rekabetin tespit ve menini de istediği, davalının hangi fiilinin TTK uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğine, bu kapsamda örneğin işten ayrıldıktan sonra haksız rekabet yaratacak unsurların nakline imkân tanıdığına dair vb. bir eylemine ve delile rastlanmadığından bu konuda bir tartışma ve değerlendirme yapılamadığı; davacının, 07.07.2022 tarihli dilekçesinde ileri sürdüğü, dava dışı ........ Kimyasal'ın kayıtlarının incelenmesi ve gerek görülmesi halinde bilirkişi tarafından bizzat yerinde inceleme yapılması yönünde bilirkişilere yetki verilmesi, mahkemece bu yönde ara karar oluşturulması talebi konusundaki takdir ve kararın Sayın Mahkeme'ye ait olduğu; 4) Usul yönünden incelenen davacıya ait 2016-2022 arası dönemdeki, defter-i kebir ve yevmiye defterlerinin e-defter olarak tutulmuş olduğu, berat onaylarının zamanında alındığı, fiziki tutulan envanter defterinin açılış noter tasdikinin usulüne uygun ve zamanında yaptırıldığı 5) Davalının, dava dışı ........ Kimyasal..Ltd. Şti'de ne zaman işe başladığı hususunda herhangi bir belge bulunmamakla beraber, taraf beyanlarından 2020 dönemi başında işe başladığı ve dolayısıyla davalının işe başladığı 2020 dönemi ve sonrasında, davacı şirketin, önceden satış yaptığı (18) müşterisine, 2020-2021 ve 2022 dönemlerinde satış yapmadığı/yapamadığı ve bunların yıllık ortalama 624.925,30.TL tutarında olduğunun hesaplandığı; buna mukabil, davalının dava dışı ........ şirketinde çalışması ile davacının bu müşterilere satış yapamaması arasında herhangi bir bağlantı olup/olmadığı hususunda somut bir tespitin bulunmadığını" belirtmişlerdir.Mahkememiz dosyasının █████/2024 tarihli celsesinde dosyanın yeniden bilirkişi heyetine tevdine karar verilmiş, bilirkişi heyeti tarafından mahkememize sunulan █████/2024 tarihli ek raporlarında özetle; " Tarafların kök rapora karşı yaptığı itiraz beyanları ve Sayın Mahkemenizin görevlendirmesi çerçevesinde yapılan ek değerlendirmeler neticesinde, aşağıdaki ek tespit ve değerlendirmelerde bulunulmuştur; Kök Raporda ifade edildiği üzere, Davacı işverenin SGK'ya verdiği 30.11.2018 tarihli sigortalı işten ayrılış bildirgesinde davalının işten ayrılış kodunun 04 kodu olarak gösterilmesi iş sözleşmesinin haklı bir neden olmaksızın işveren tarafından feshine tekabül etmektedir. İş hukuku öğretisine ve yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, işveren SGK'ya bildirdiği kod ile bağlı olup, resmi bildirimle istifa dilekçesi arasında çelişki olması halinde SGK'ya yapılan bildirim esas alınır. Öte yandan, yine Kök Raporda belirtildiği üzere, hayatın olağan akışına da uygun olarak haklı neden olmadan feshin sonucu olarak davalının kıdem ve ihbar tazminatlarını aldığı da anlaşılmaktadır. Sözleşmenin haklı bir sebep olmaksızın işveren tarafından feshedilmesi halinde rekabet yasağı sona ermektedir (TBK m447/f.2). Her konuda olduğu gibi, rekabet yasağının sona erip ermediği konusundaki takdir de mahkemeye aittir. Kök Raporda da belirtildiği üzere, mahkemenin rekabet yasağının son ermediğini kabul etmesi durumunda, sözleşmede belirlenen 3 yıllık süreyi yasal sınıra çekmesi ya da yasal sürenin altında kabul etmesi, yine rekabet yasağı kaydının yer sınırı daraltılarak -örneğin davalı şirketin merkezinin bulunduğu İstanbul ile sınırlanarak- rekabet yasağı kaydının ayakta tutulması mahkemenin takdirinde olup, takdir yetkisini kullanırsa, rekabet yasağı kaydının, işçinin ekonomik geleceğini ve anayasal çalışma özgürlüğünü hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek sınırlamalar içermediği ve geçerli ve bağlayıcı olduğu kabul edilebileceği değerlendirilmiştir. Usul yönünden incelenen dava dışı ........ Kimyasal. Ltd. Şti.'ne ait 2019-2020 ve 2021 Nisan dönemine kadar olan defter-i kebir ve yevmiye defterinin, e-defter olarak tutulduğu, beratlarının usulüne uygun ve zamanında oluşturulduğu tespit edilmiştir. Hesap ve kayıt yönünden incelenen ........ Kimyasal..Ltd. Şti. yasal defterlerinde, dava dışı şirketin, davacının 2019 dönemi sonuna kadar satış yaptığı ve sonrasında satış yapamadığı 18 adet müşteriden yalnızca bir adet müşterisine 2020/Şubat döneminde KDV Dahil 5.439,75.TL tutarında satış yaptığı, diğer müşterilere herhangi bir satışının olmadığı tespit edilmiş olduğunu" belirtmiştir.Dava, haksız rekabetten kaynaklanan tazminat talebine ilişkindir.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davanın haksız rekabetten kaynaklı haksız rekabetin tespiti - meni bundan oluşan zarar ziyan ve cezai şarttan oluşan tazminat içerdiği, davalı tarafın ise haksız rekabet oluşturan bir haksız fiilin meydana gelmediği, cezai şartın oluşmadığını, karşı tarafa ekonomik bir zarar verilmeden asgari ücretle bir çalışmanın yapıldığını, davalının bir sene işsiz kalarak farklı alanlarda çalıştığını, buna ilişkin tanıkları olduğunu, tahkikatta taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinin incelenerek rekabet şartının olup olmadığı, sınırlarının belirtilip belirtilmediği, rekabet şartının ihlali tespit edilirse cezai şartının tespiti noktasında olduğu görülmüştür.TTK'nun 54. Maddesinde; haksız rekabete ilişkin bu kısım hükümlerinin amacının bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması olarak nitelendirilmiştir. Kanunun lafzına göre; dürüst davranma kuralı haksız rekabetin tanınmasında belirleyicidir. Hukuka uygun ve bozulmamış rekabet ortamında tüm katılanlar piyasanın tüm aktörlerinin dürüst davranış kuralına göre hareket edeceğine güvenir ve güvenmek hakkını haizdir. Yine kanun lafzına göre, hukuka uygun rekabet oyunun dürüstlük kurallarına, centilmenliğe uygun olarak oynandığı katışıksız, saf bir rekabettir. Bozulmamış rekabet ise güven duyulan, bir anlamda hilesiz demektir. Dürüstlük kuralını ihlal eden bu güvene aykırı hareket edilmiş olur ve bu da haksız rekabet oluşturur.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 54/2. maddesinde rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır denilerek haksız rekabetin tanımı yapıldıktan sonra 55. maddede dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ve ticari uygulamalar tahdidi olmaksızın sayılmış, hukuki sorumluluk başlıklı 56. maddede de haksız rekabet nedeniyle açılabilecek çeşitli davalar ve yapılabilecek talepler gösterilmiştir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanun’un 56. maddesinde haksız rekabet halinde fiilin haksız olup olmadığının tesbiti, haksız rekabetin meni, haksız rekabet sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılması ve diğer taleplerin yapılabileceği belirtilmiştir.Buna göre haksız rekabetin oluşması için öncelikle haksız rekabet teşkil eden eylemlerin ve maddi vakıaların ispat edilmiş olması ve varlığının kanıtlanması gereklidir.6102 Sayılı T.T.K nun 56/1-d maddesi uyarınca haksız rekabet eyleminde kusur varsa zarar ve ziyanın tazmini istenebilir hükmü uyarınca, mevcut olayımızda hükme esas alınan bilirkişi raporunda; dosya kapsamına göre davalının haklı neden olmadan feshin sonucu olarak kıdem ihbar tazminatı aldığı, yani davacının haksız yere davalıyı işten çıkardığı, bu durumda rekabet yasağının sona ereceğinin değerlendirildiği, rapora göre dava dışı şirketin davacı müşterilerinden sadece biriyle iş yaptığının tespit edildiği, davalının eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiği konusunda bu aşamada yeterli kanaate ulaşılamadığı tespit edilmiş ispat yükünün davacıda olduğu tanık beyanlarına göre mahkememizce haksız rekabetin oluştuğu kanaati oluşmadığı göz önüne alınarak davalının eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin ve davalının kusurunun ispatlanamadığı, tazminat talebi koşullarının oluşmadığı kanaatine varılarak ispatlanamayan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM-Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davanın REDDİNE,2-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 427,60-TL ilam harcından peşin alınan 512,33-TL harçtan mahsubu ile bakiye 84,73-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,4-Davalı tarafından sarf edilen 100,00-TL posta giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,6-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine,Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2024Katip .....¸e-imzalıdırHakim .......¸e-imzalıdır