İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin elektrik enerjisi satış sözleşmesinden kaynaklanan fesih ceza bedeli alacağı ile itirazın iptali ve reddedilen ihtiyati haciz talebine ilişkin istinaf kararı.
Özet: Elektrik enerjisi satış sözleşmesini haksız feshettiği iddia edilen davalı şirketten kaynaklanan fesih ceza bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasında, ilk derece mahkemesince alacağın yaklaşık olarak ispatlanamadığı gerekçesiyle reddedilen ihtiyati haciz talebinin incelendiği istinaf başvurusunda, uyuşmazlık noktası, İcra ve İflas Kanununun ilgili hükümleri uyarınca ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluşmadığıdır.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ3. HUKUK DAİRESİESAS NO
: ████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNUMARASI
: ████████ EDAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)KARAR TARİHİ
: █████/2025Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı borçlu şirket ile müvekkili şirketin Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi yaptığını, sözleşmede sözleşme ihlalinin sonuçları da kararlaştırıldığını, davalının imzaladığı sözleşmenin süresinden önce herhangi bir bildirimde bulunmadan tek taraflı fesih yaparak başka bir tedarikçinin portföyüne geçtiğini, davalının bu haksız feshi nedeniyle davacı müvekkil şirket fesih ceza bedeline hak kazandığını, müvekkili şirket tarafından Ek Protokol'ün 4.maddesine uygun olacak şekilde haksız fesih nedeniyle uğranılan zararın tazmini amacıyla fesih ceza bedelini tahakkuk ettirilerek fesih ceza faturası oluşturulduğunu, davalı şirketin sözleşmeyi feshettikten sonraki kalan fatura dönemleri arasında en yüksek fatura bedelli ceza bedeli olarak kendisine yansıtıldığını, davalının fesih ceza faturasını ödemediğini, faturanın ödenmemesi üzerine borcun tahsili amacıyla davalı/borçlu hakkında ... sayılı takip dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı/borçlunun borcunu ödemediği gibi hakkında başlatılan icra takibine de itiraz ettiğini, itiraz dilekçesinde borcunun bulunmadığı iddiasıyla takip konusu borca, faize ve ferilerine itirazda bulunan davalının amacı, bu anlamda söz konusu bedeli ödememek için bahaneler üretmekten ibaret olduğunu ileri sürerek öncelikle davalı/borçlu tarafın taşınır, taşınmaz malları ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerinde İİK m. 257 gereği dava ve takip kesinleşinceye kadar teminatsız veya Mahkemece uygun görülecek teminat karşılığında ihtiyati haciz konulmasına, ... sayılı dosyası ile yapılan takibe yönelik davalı-borçlunun haksız ve yersiz itirazının iptali ile asıl alacağa uygulanacak %108 yıllık 6183 sayılı yasa gereği değişecek oranlar üzerinden gecikme zammı, işbu gecikme faizi tutarına işleyecek %18 Katma Değer Vergisi ile birlikte takibin aynen devamına, avalının %20’den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin yetkili olmadığını, cezai şartın genel işlem koşulu olduğunu ve geçersiz olduğunu, davacı ile müvekkili arasında daha sonra yeni bir sözleşme imzalandığını, bu sözleşmede eski sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerin saklı tutulduğuna dair herhangi bir düzenleme yer almadığını, bu hususun, davacının eski sözleşmeden doğan cezai şart alacağı iddiasını ortadan kaldırdığını, yeni sözleşme, taraflar arasındaki hukuki ilişkiyi yenileyerek, eski sözleşmeyi sona erdirdiğini, davacının, cezai şart alacağını eski sözleşmeye dayandırmak istediğini, ancak sonradan imzalanan yeni sözleşmede cezai şart maddesi bulunmadığını, dolayısıyla, yeni sözleşme ile tarafların geçmişe dönük tüm haklarını yeniden düzenledikleri ve cezai şart hükmünün taraflarca artık uygulanmayacağını beyanla davanını reddini istemiştir.İlk Derece Mahkemesi tarafından; " talepte bulunanın ihtiyati haciz talebinin kabul edilebilmesi için muaccel ve rehinle temin edilmemiş bir alacağının bulunması gerektiği, yine alacaklının alacaklı sıfatını, borçlunun borçlu sıfatını (husumetini) ve alacağın muaccel olduğunu mahkemeye kanaat getirecek delillerle yaklaşık olarak ispatlaması gerektiği, mevcut delil durumuna göre alacağın yaklaşık olarak ispatlanamadığı, alacağın varlığının yargılamayı gerektirdiği" gerekçeleriyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.Karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; ihtiyati haciz koşullarının oluştuğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Dava, sözleşmeye dayalı cezai şart alacağının tahsili talebiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali ile ihtiyati haciz taleplerine ilişkindir.İstinafa gelen uyuşmazlık ise ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 257/1. Maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır (Yargıtay 19.HD'nin █████/2019 Tarih, █████████ E-█████████ K). Yaklaşık ispat konusunda, ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez.Somut olayda, davacı davalının sözleşmeyi bildirimsiz olarak feshettiğini sözleşmede düzenlenen cezai şart alacağının doğduğunu ileri sürmektedir.Buna göre, davalının sözleşmeyi süresinden önce haksız olarak ve bildirim yapılmaksızın feshettiği ile sözleşmede cezai şarta ilişkin düzenleme bulunup bulunmadığının yargılama sonucunda belirleneceği değerlendirildiğinde İİK'nın 257 maddesindeki koşulların gerçekleşmediği, mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmaktadır. İhtiyati haciz talep eden, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlandığını ya da kaçtığını ve yahut da alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunduğunu ispata yarar iddia ve delil de sunmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.K A R A R
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. █████/2025