Zonguldakta kullanım kadastrosuyla belirlenen parsellerde mülkiyet ve beyan şerhi ihtilafına ilişkin ilk derece mahkemesinin bozma sonrası davanın reddi kararının temyiz incelemesi.
Özet: Yüksek Mahkeme, kullanım kadastrosu sonucunda Hazine adına tespit edilip beyanlar hanesinde kullanıcı şerhi bulunan ve miras yoluyla edinildiği iddia edilen taşınmazlar hakkında davacının mevcut şerhlerin iptali ve miras payı oranında kendi adına tescil talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesinin önceki bozma kararına rağmen yeniden yaptığı yargılama sonucunda davanın reddine ilişkin kararını ve bu kararı onayan istinaf kararını, özellikle yeterli araştırma ve keşif yapılmadığı gerekçesiyle ikinci kez bozarak kaldırılmasına hükmetmiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ███████ E., ███████ K.HÜKÜM
: Davanın reddineTaraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen kullanım kadastrosu davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:K A R A RKullanım Kadastrosu sonucunda Zonguldak ili Merkez ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1518 ada 20 parsel sayılı 2.726,60 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı, 3303 sayılı Taşkömürü Havzasındaki Taşınmaz Malların İktisabına Dair Kanun'un (3303 sayılı Kanun) 3 üncü maddesi gereğince maden arama ve işletme faaliyetlerine müdahale edilemeyeceği, bundan doğacak zararlardan mülkiyet hakkına dayanılarak hak ve tazminat iddiasında bulunulamayacağı, yabancı uyruklu gerçek kişiler ve kendi ülkeleri kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip yabancı ticari şirketlerce iktisap veya sınırlı ayni hak tesis edilemeyeceği ve ... oğlu ... ...'ın kullanımında olduğu, üzerindeki fındık ağaçlarının ... oğlu ... ...'a ait olduğu şerhi yazılarak bahçe vasfıyla Hazine adına tespit edildikten sonra hükmen ifraz edilerek 1518 ada 27, 28 ve 29 sayılı parsellere ayrılmış, 1518 ada 27 sayılı parsel 1.078,73 metrekare yüzölçümü ile tespit gibi tapuya tesciline, 1518 ada 28 ve 29 sayılı sırasıyla 1.621,31 metrekare ve 26,56 metrekare yüzölçümündeki kısımlar ise tespit gibi Hazine adına tapuya tesciline, beyanlar hanesine "Taşınmaz ... kızı ... ve ... kızı ...'nın kullanımındadır" şerhi verilmiştir.Davacı ... vekili dava dilekçesinde, taşınmazların müşterek murisleri ... ’dan intikal ettiğini ve tüm mirasçıların hak sahibi olduğunu öne sürerek, taşınmazların beyanlar hanesindeki şerhlerin iptali ile miras payı oranında lehine kullanıcı şerhi verilmesi istemiyle dava açmıştır.Davalılar, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davanın reddine karar verilmiş; hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "dava konusu hükmen ifrazla oluşan 1518 ada 28 ve 29 parsel sayılı taşınmazların davacı ile Hazine dışındaki davalıların murisi ... ’dan geldiği, sağlığında kızları ... ve ...'ya satıp zilyetliğini devrettiğinin Zonguldak Kadastro Mahkemesinin 12.07.2013 tarihli ve ███████ Esas, ███████ Karar sayılı dava dosyası kapsamından sabit olduğu, her ne kadar anılan dosya, eldeki temyize konu dosya için kesin hüküm niteliğinde değil ise de tarafların ileri sürdüğü hususlar ve maddi olaylar yönüyle eldeki uyuşmazlık bakımından güçlü delil niteliğinde olduğu ve keşif yapılmamasının sonuca etkili görülmediği, bu nedenlerden ötürü, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 07.02.2022 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla; "İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olmadığı belirtilerek, taşınmaz başında yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişi, taraf tanıkları ve fen bilirkişisinin katılımı ile yeniden keşif yapılması, yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından tespit günü itibariyle taşınmazın fiilen kim veya kimler tarafından kullanıldığı konusunda maddi olaylara dayalı bilgi alınması, beyanlar arasında aykırılık bulunması halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılarak çelişkinin giderilmeye çalışılması, fen bilirkişisine yukarıda anılan dava dosyasında belirtilen krokiler uygulanarak, dava konusu taşınmazları kapsayıp kapsamadığı hususunda keşfi izlemeye elverişli harita düzenlettirilmesi ve daha sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi" gereğine değinilerek davacı vekilinin temyiz itirazları kabul edilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "Kadastro Mahkemesinin ███████ Esas sayılı dosyasının incelenmesinde anlaşıldığı üzere, dava konusu yerin kullanım kadastrosunda davalı ... ... adına tespitinin yapılması üzerine davacılar ... ve ... tarafından dava konusu yerin öncesinde murisleri ... 'un kullanımında iken satış sözleşmesi ile kendilerine devredildiği ve o tarihten beri kendilerince kullanıldığından, bu yeri 2003 yılından beri kendilerinin kullandığını ve ecrisilini ödediklerinden bahisle tespitin iptali davası açtıkları, yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilerek dava konusu edilen yerin "2/B kapsamında orman alanı dışına çıkarılan yer olarak Hazine adına tesciline ve taşınmazın ... ve ... 'nın kullanımındadır" şeklinde beyanlar hanesine şerh verildiğinin anlaşıldığı, her ne kadar davacı tarafından dava konusu yerin murisleri ... 'dan intikal ettiği ve tüm mirasçıların kullanımında olduğundan bahisle tapu kaydının iptali ile kendisi adına da kullanım şerhini işlenmesi talep edilmişse de tüm dosya kapsamı, incelen Kadastro Mahkemesi dosyası ve bu dosya içinde incelenen Zonguldak 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasına göre dava konusu yerin öncesinde muris ... tarafından davalı ... ve ...'ya kiralanmak sureti ile zilyetliğin devredildiği, daha sonrasında da dava konusu yerin Hazine yeri olması nedeni ile kulanım hakkının muris ... tarafından kızları davalılara 30.000 TL bedelle devredilerek zilyetliğin devredildiği ve davalıların en son yapılan kullanım kadastrosuna kadar taşınmazı kullandıklarının ve yapılan keşif ve alınan mahalli bilirkişi beyanları ve tanık beyanlarına göre dava konusu yerin tespit tarihinde davalılar tarafından kullanıldığının tespit edildiği ve kesinleşen Kadastro Mahkemesi dosyasında davacıların dava ettiği yerin bu dosya davalılarının kullanımlarına dayanak teşkil ettikleri satış sözleşmesine göre yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporlarına göre davalıların Kadastro Mahkemesi'nde dava ettikleri yer ile mahkememizce yapılan keşifte tespit edilen yerin krokilerinin karşılaştırılması sonucu aynı yeri kapsadığı ve tüm dosya kapsamına göre her ne kadar dava konusu yerin başlangıçta murisin kullanımında olmasına rağmen kullanımının kira sözleşmesi ve sonrasında satış sözleşmesi ile sona erdiği ve artık taşınmazda murisin kullanımının bulunmadığ ve davalıların dava konusu yeri tespit tarihi ve öncesinde fiilen kullandıkları anlaşıldığı için yapılmış bulunan tespit işleminin ve buna göre oluşturulan tapu kayıtlarında belirtilen kullanım durumunun iptalini gerektirecek bir neden bulunmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddiyle İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz edenden alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,13.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.