İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesinin, tapuda kayıtlı gayrimenkuldeki ortaklığın giderilmesi için sicilden terkin edilmiş yapı kooperatifinin ihyası talebine ilişkin istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, ortaklığın giderilmesi davasında davalı sıfatıyla yer alan ve 2013 yılında sicilden terkin edilmiş bir yapı kooperatifinin, tapuda hâlâ adına kayıtlı taşınmazlar bulunması nedeniyle ihyası ve ticaret siciline yeniden tescili talebini içeren bir davayı konu almakta olup, davacılar terkin edilen kooperatifin aktiflerinin tasfiye edilmeden sicilden silindiğini iddia ederken, davalılar kooperatifin kanuna uygun şekilde tasfiye edildiğini, davanın hak düşürücü süreyi aştığını ve davacının genel ihya talebi için hukuki yararı olmadığını savunmaktadır.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ45. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████KARAR NO
: ████████DAVA TARİHİ
: █████/2021KARAR TARİHİ
: █████/2021DAVA
: Kooperatifin İhyasıKARAR TARİHİ
: █████/20256100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilleri tarafından İstanbul İli Beylikdüzü İlçesi ... Mah. ... Ada ... Parselde kayıtlı gayrimenkul üzerindeki ortaklığın giderilmesi istemiyle Büyükçekmece 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı ile dava açıldığını, anılan taşınmazda ... Yapı Kooperatifi'nin pay sahibi olduğunu, bu nedenle ortaklığın giderilmesi davasında davalı sıfatının bulunduğunu ancak yargılama sırasında kooperatifin sicilden terkin edildiğinin tespit edildiğini, bunun üzerine Büyükçekmece 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasında █████/2021 tarihinde yapılan duruşma ara kararıyla terkin edilen kooperatifin ihyası hususunda dava açmak üzere süre verildiğini, kooperatifin terkin edilmeden önce merkezinin "... Sit. ... Cad. No:... ... Büyükçekmece/İST" adresinde olduğunu, Büyükçekmece 2.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasında davalı sıfatı ile davada yer alabilmesi ve yargılamanın yürütülmesi amacı ile ihyası gerektiğini, ayrıca tapuda halen kooperatif adına taşınmaz kayıtlı olduğundan esasen aktiflerinin tamamı tasfiye edilmeden sicilden terkin edildiğinin de anlaşıldığını beyan ederek, ... Yapı Kooperatifinin ihyası ile ticaret siciline tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Somutlaştırma yükümüne uyulmadan verilen dava dilekçesinin öncelikle açıklatılmasını, noksanlık tamamlanmaz ise davanın reddini talep ettiklerini, █████/2013 tarihli TTSG ile de tevsik edildiği üzere ... Yapı Kooperatifinin kanuna uygun olarak tasfiye ve sicilden terkin edildiğini, davacının yapılan ilanlara sessiz kalıp aradan 10 yıl geçtikten sonra huzurda bu davayı açmasının hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olup-olmadığının takdiri mahkemeye ait olmakla, şayet huzurda ikame edilen davada şirketin ihyasına karar verilecek olur ise dahi yargılama gideri yüklenmemesinin hukuk ve hakkaniyet icabı olduğunu, yapılan ilanlara rağmen gerekli yasal girişimde bulunmayan davacının bir de yargılama gideri talep etmesinin kabul edilemeyeceğini, kaldı ki davacının netice-i talebinde ... Yapı Kooperatifi'nin sadece Büyükçekmece 2.Sulh Hukuk Mahkemesi ████████ Esas sayılı dosyası bakımdan değil genel olarak ihyasını talep ettiğini, kooperatifin Büyükçekmece 2.Sulh Hukuk Mahkemesi ████████ Esas sayılı dosyası bakımından ihyası gerekse dahi kooperatifin genel olarak ihyası yönünden davacının hukuki yararının bulunmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. Davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün TTK.m.32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun şirket tasfiye memurunda olduğunu, müvekkilinin davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, beyanla açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; şirket ya da kooperatiflerin ihyasının 5 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu ve davanın zamanaşımına uğradığını, dava dilekçesinin somutlaştırması, detaylandırması ve açıklaması gerektiğini, zira davacının ne için kooperatifin ihyasını talep ettiğinin anlaşılır olmadığını, ... Yapı Kooperatifinin █████/2013 tarhinde kanuna uygun olarak tasfiye ve sicilden terkin edildiğini, davacının işbu davayı kötü niyetle açtığını, tasfiye edilmeden önce her türlü ilanın yapıldığını, davacıların şirketin tasfiye edildiğini duymadıklarını veyahut bilmediklerini iddia edemeyeceğini, davacılar hak düşürücü süreyi kaçırdıklarını ve şu an talep etmelerinin açıkça iyi niyet hükümlerini ihlal ettiğini, davacıların bahsi geçen Büyükçekmece 2. Sulh Hukuk Mahkemesi ████████ Esas sayılı dosyası bakımından kooperatifin genel ihyasını talep etmelerinin usule aykırı olacağını beyanla açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; ''Dava, hukukî niteliği itibariyle; 1163 sayılı Kooperatifler Kanunun 98.maddesi yollamasıyla TTK'nun 545.ve devamı maddeleri uyarınca açılmış kooperatifin ihyası ile ticaret siciline tescili davasıdır. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünden gönderilen sicil kayıtları incelendiğinde; ... sicil nosunda kayıtlı Tasfiye halinde ... Yapı Kooperatifinin tasfiye sonunda █████/2013 tarihinde sicilden terkin edildiği anlaşılmıştır. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından gönderilen sicil kayıtları incelendiğinde ihyası istenen kooperatifin terkin olmadan önce merkez adresinin Büyükçekmece/İstanbul olduğu, buna göre mahkememizin 6102 sayılı TTK'nun 547/1 maddesi anlamında kesin yetkili olduğu anlaşılmıştır.Yapılan yargılama, toplanan deliller, incelenen takip dosyası, ticaret sicil kayıtları birlikte değerlendirildiğinde; Kooperatiflerin tasfiyesinde 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 98.maddesi yollamasıyla 6102 sayılı TTK'nın 536 ilâ 548 maddelerinde düzenlenen anonim şirketlerin tasfiyesine ilişkin hükümler uygulanmaktadır. Kooperatiflerin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesiyle sona erer. Ancak tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz olarak yapılmış olması gerekmektedir. Tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise, tüzel kişilik ticaret sicilden silinmiş olsa bile kooperatif tüzel kişiliğinin sona erdiği kabul edilemez. Bir tüzel kişiliğin son bulmasını ifade eden fesih ve tasfiye işlemi aynı zamanda bir hukuki işlemdir. Bu karar ve işlemin hataya dayanması halinde gerçek anlamda bir tasfiye işleminden söz edilemez. Hata veya kasta dayalı şeklen gerçekleşmiş bir tasfiyenin kaldırılmasını, gerek o işlemi gerçekleştirenler, gerekse bundan zarar görenler isteyebilirler, ayrıca tasfiye halinde bulunan bir kooperatiften alacaklı olan kişinin yapılan ilanlara rağmen alacağını yazdırmaması alacağın düşmesini gerektirmez. Somut uyuşmazlıkta; davacılar, tasfiyesi tamamlanan kooperatif aleyhine açtığı davada taraf teşkilinin sağlanması amacıyla kooperatifin ihyası istemi ile huzurdaki davayı açmış olup davacıların dava açmakta hukuki yararının bulunduğu, buna göre kooperatifin ihya edilmesi gerektiğinden davanın kabulüne, kooperatifin tüzel kişiliğinin yeniden ihyasına, keyfiyetin karar kesinleştiğinde tescil ve ilanına ve eski tasfiye memurlarının ek tasfiye için yeniden tasfiye memuru olarak seçilmelerine" karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı ... vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki açıklamalarını tekrar ederek tasfiyeye dair yapılan ilanlara rağmen gerekli yasal girişimde bulunmayan davacı lehine yargılama giderine hükmedilmesinin kabul edilemez olduğunu, kendi ihmali ile davanın açılmasına davacı taraf sebebiyet verdiğinden yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerektiğini, ayrıca ... İşyeri Yapı Kooperatifi'nin sadece Büyükçekmece 2.Sulh Hukuk Mahkemesi ████████ E. sayılı dosyası bakımdan değil, genel olarak ihyasına karar verilmesinin de hukuka aykırı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır. Dava, tasfiye nedeniyle sicilden terkin edilen kooperatifin ihyası istemine ilişkindir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 98. maddesinde, bu kanunda aksine hüküm bulunmayan hususlarda Türk Ticaret Kanunu'ndaki anonim şirketlere ait hükümlerin uygulanacağı düzenlenmiştir. Türk Ticaret Kanunu'nun 547/1. maddesinde; "Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler.", aynı Kanunun 547/2. maddesinde; "Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir." düzenlemesi yer almaktadır. Ek tasfiye, tasfiye işlemleri tamamlanıp tasfiyenin bitirilmiş olmasına rağmen, daha sonra başkaca tasfiye önlemleri alınmasının zorunlu olduğunun anlaşılması halinde başvurulan geçici tedbirdir (Pulaşlı H.: Şirketler Hukuku Şerhi Cilt II, Ankara 2011, s. 1814). Dolayısıyla ek tasfiye ile yeni bir hukuki durum meydana getirilmemekte, esasen alınması ihmal edilmiş önlemler alınmaya çalışılmaktadır. Bu çerçevede tasfiye aşamasında değerlendirilmemiş ve dolayısıyla paylaşılmamış ortaklığın mal varlığı değerlerinin (örneğin ortaklığa ait taşınmaz veya parasal bakımdan değerli başka mallar ya da özellikle ortaklığa ait tahsil edilmemiş alacaklar) ortaya çıkması veya tasfiye aşamasında dikkate alınmamış ortaklık borçlarının bulunması ek tasfiyeye neden olabilecek durumlardır (Pulaşlı H., a.g.e., s. 1814; Şener O.H.: Teorik ve Uygulamalı Ortaklıklar Hukuku Ankara 2017, s. 657). Ek tasfiye nedenleri Kanunda da sınırlı sayıda belirlenmediğinden somut hakka dayanan tüm talepler, şirketin ek tasfiye sürecine girmesi bakımından geçerlidir (Erdoğan, Rumeysa; Anonim Şirketlerde Ek Tasfiye, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, Sayı 43, 2020, s. 115-144, s. 115, 122). Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun █████/2021 tarihli ███████-3184 E. █████████ K. sayılı ilamında açıklandığı gibi; "...Ek tasfiyede amaç; yapılması gereken bazı tasfiye işlemleri yapılmaksızın tasfiyesi kapatılan ve ticaret sicilinden terkin olunan şirketin, anılan eksik ve yapılması zorunlu tasfiye işlemlerinin yerine getirilmesi için tekrar tasfiye aşamasına döndürülmesidir. Niteliği itibariyle geçici bir önlem olan ek tasfiye, yapılması ihmal edilen tasfiye işlemlerinin tamamlanmasına kadar devam edecek olup bu durum TTK’nın 547.maddesinde de açıkça ifade edilmiştir (Tekinalp, Ünal: Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, 4. Bası, İstanbul 2015, s. 207, 208). Bu anlamda ek tasfiye, tasfiyenin gerçek anlamda tamamlanmasına hizmet etmekle şirketin önceki tasfiye işlemlerinin devamıdır. Her ne kadar anonim şirketlere ilişkin düzenlemeler arasında yer alsa da bu kural, tüm sermaye şirketleri ve kooperatiflerde de uygulama alanı bulur. Ayrıca anonim şirketlere ilişkin tasfiye usulü ve tasfiyede şirket organlarının yetkisine ilişkin hükümlerin limited şirketlere de uygulanacağına dair TTK’nın 643. maddesi uyarınca 547. madde düzenlemesi limited şirketlerde de uygulama alanı bulacaktır. Bu aşamada uyuşmazlıkla ilgili olarak terkin edilmiş olan bir şirketin bir davada taraf olarak yer alabilmesi bağlamında ek tasfiyenin rolü üzerinde de durulması ayrıca önem arz eden bir diğer husus olarak karşımızca çıkmaktadır. Yukarıda bahsi geçen kurallar gereğince herhangi bir ticaret şirketinin davada taraf olabilmesi, taraf ve dava ehliyetinin varlığına bağlıdır. Bahsedilen ehliyetler ise hukuken var olan bir tüzel kişiliği gerektirmektedir. Oysaki ticaret sicilinden terkin edilen bir şirketin tüzel kişiliği, terkin işlemiyle birlikte sona erecektir (TTK m. 545). Buradan hareketle tasfiyesi tamamlanmış veya tamamlanmamış, bir şekilde sicilden terkin edilmiş bir şirket ile ilgili veya onun aleyhinde bu gibi ihtiyacın doğması hâlinde şirket hakkında TTK’nın 547. maddesi çerçevesinde ek tasfiye prosedürünün tamamlanması gerekir. Bu tür bir ihtiyaçla ek tasfiye aşamasına döndürülerek ihya edilen şirketin ek tasfiyesi, açılan dava ile ortaya çıkan hukukî ihtilafın giderilmesi amacıyla sınırlı olacaktır. Ek tasfiye için TTK’nın 547. maddesine dayalı olarak açılan ve uygulamada “ihya” davası olarak adlandırılan davada mahkemece, talep kabul edilerek dava konusu şirketin ek tasfiye işlemleri için ihyasına karar verilmesi durumunda aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca, taraflarca talep edilmese dahi, tasfiye memuru atanarak tescil ve ilanına karar verilmelidir. Dolayısıyla geçici 7. madde kapsamında hukuka uygun olarak terkin edilen şirketin ihyasına ilişkin talebin kabul edilmesi hâlinde verilecek olan karar, sonradan ortaya çıkan hukukî ihtilafın çözümü amacıyla sınırlı olarak şirketin TTK’nın 547. maddesi anlamında ek tasfiye kapsamına alınması niteliğinde olduğundan mahkemece, ek tasfiye için tasfiye memuru tayin edilmelidir. Zira bu şirket geçici 7. madde kapsamında herhalde ticaret sicilinden terkin edilmesi gereken bir şirket olduğundan tayin edilecek tasfiye memuru tarafından neticede şirketin ticaret sicilinden terkini işlemi de yapılacaktır. Sonuç olarak yukarıda değinilen tüm bu düzenlemeler ışığında; geçici 7. madde kapsamında ticaret sicil müdürlüğünce münfesih sayılarak re’sen terkin edilen bir şirketin aynı maddenin 15. fıkrası kapsamında ihyasına yönelik olarak açılan davada, gerçekleştirilen re’sen terkin işleminin hukuka aykırılığının tespiti hâlinde verilecek ihya kararı, niteliği gereği terkin işleminin iptaline ilişkin olması nedeniyle TTK’nın 547. maddesinde düzenlenen ek tasfiye kapsamına girmeyeceğinden, ihya kararı yanında şirkete tasfiye memuru atanması gerekmez. Ancak geçici 7. madde kapsamında hukuka uygun şekilde gerçekleştirilen re’sen terkin işlemi sonrasında ortaya çıkan hukukî ihtilafların çözümü ve sonlandırılması amacıyla şirketin ihyasının gerektiği bir durumda geçici 7. maddenin 15. fıkrasına dayalı olarak açılan ihya davasında, terkin edilen şirketle ilgili oluşan ihtilafın çözümüyle sınırlı olarak verilecek olan ihya kararı, niteliği itibariyle ek tasfiye kapsamında verilen bir karar olduğundan TTK’nın 547/2. maddesi uyarınca ihya kararıyla birlikte ek tasfiye işlemlerini yürütmesi için tasfiye memuru atanması zorunludur..." Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin █████/2015 tarihli █████████ E. █████████ K. sayılı ilamı ise; "...Ticaret ortaklıklar gibi, kooperatifin de tüzel kişiliği bulunmaktadır. Kooperatifin tüzel kişiliği, ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için de, tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlanması gerekir. Şayet, tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmışsa, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile, kooperatifin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. Bir tüzel kişiliğin son bulmasını ifade eden fesih ve tasfiye işlemi, aynı zamanda Borçlar Hukukuna ilişkin bir hukuki işlem olup, bu karar ve işlemin hataya dayanması karşısında gerçek anlamda bir tasfiye işleminden söz edilemez. Hataya veya kasta dayalı, şeklen gerçekleşmiş bir tasfiyenin kaldırılmasının gerek o işlemi gerçekleştirenlerce, gerekse bundan zarar görenlerce istenebilmesi Borçlar Hukukunun temel kurallarından biridir. Buna yönelik düzenlemeye 6762 sayılı TTK hükümlerinde yer verilmemişse de, TTK'nın 1. Maddesi yollaması ile Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde, hataya dayalı bir hukuki işlemin düzeltilmesine olanak tanınması kaçınılmazdır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun █████/1999 gün ve 10-1 E; 1 K; █████/2007 tarih ve 10-358 E; 337 K. sayılı ilamları bu yöndedir.) Bu tür davalarda husumet, tasfiye işlerini eksik bırakarak, tasfiyeyi sonra erdiren en son görevdeki tasfiye kurulu üyeleri ile, terkin işlemini yapan yasal hasım Ticaret Sicil Memurluğu'na yöneltilmelidir...Öte yandan, mahkemece, 6102 sayılı TTK'nın 547/2. maddesi uyarınca kooperatifin anılan dosya ile sınırlı olmak üzere ek tasfiye için yeniden tesciline ve bu işlemleri yapmak üzere son tasfiye memurlarının veya yeni bir veya birkaç kişinin tasfiye memuru olarak atanmasına, kararın tescil ve ilanına, kararın bir örneğinin tescil ve ilan için Ticaret Sicil Memurluğuna gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, bu hususların tamamını kapsamayan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır." şeklindedir. Somut dosyada, kooperatif tasfiye nedeniyle sicilden terkin edilmiştir. Davacı tarafça açılan ortaklığın giderilmesi davasında, taşınmaz üzerinde kooperatifin de pay sahibi olması karşısında, davada taraf sıfatının sağlanabilmesi için kooperatifin ihyasına karar verilmesi zorunluluğu doğmuştur. Bu durumda ihya kararı verilmesi yerindedir. Ancak Büyükçekmece 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyası ile sınırlı olmak kaydıyla kooperatifin ihyasına karar verilmesi gerekirken, bu yönde bir sınırlama yapılmaksızın verilen karar hatalıdır. Davalı vekilinin istinaf talebinin bu yönden kabulü gerekmiştir. Davalı vekili ayrıca yargılama giderleri yönünden de istinaf yoluna başvurmuş ise de kooperatif adına kayıtlı ortaklığın giderilmesi davasına konu taşınmaz mevcut olmasına ve tasfiye memurlarının bu taşınmazı 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 81. maddesi uyarınca görevleri dahilinde bilebilecek durumda olmasına rağmen rağmen tasfiyesi gereken hususları eksik bırakarak tasfiye işlemlerini gerektiği gibi tamamlamamış olmaları karşısında davanın açılmasına sebebiyet verdikleri gözetilerek HMK'nın 326. maddesi dikkate alındığında yargılama giderlerinden davalı tasfiye memurunun sorumlu tutulmasında usul ve yasaya aykırı bir yön görülmediğinden bu yöndeki istinaf isteminin ise reddi gerekmiştir. Nitekim Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin █████/2015 tarihli █████████ E. █████████ K. sayılı kararı; "Davalı tasfiye memurları, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 81/5 ve 6, anasözleşmenin 87. maddesi uyarınca görevi olan tasfiyesi gereken hususları eksik bırakarak tasfiye işlemlerini gerektiği gibi tamamlamamış olduklarından, mahkemece, davanın açılmasına sebebiyet verdikleri ve yasal hasım konumunda bulunmadıkları gözetilerek, harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmaları gerekirken, aksi düşünce ile yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması ve davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi, bakiye karar ve ilam harcının davacıdan tahsiline karar verilmesi doğru olmamıştır." şeklindedir. Açıklanan nedenlerle; davalı ... vekilinin istinaf isteminin yazılı gerekçelerle kabulüne karar verilerek 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde yeniden hüküm tesis edilmiştir.H Ü K Ü M
: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.2 bendi uyarınca Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ E. ████████ K. sayılı ve █████/2021 tarihli kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİS EDİLEREK; a-Davanın KABULÜ ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı iken tasfiye nedeniyle sicilden terkin olan Tasfiye Halinde ... Yapı Kooperatifi'nin Büyükçekmece 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzere İHYASI ile ticaret siciline KAYDINA, b-Ek tasfiye işlemlerini yapması için eski tasfiye memuru olan davalılar ..., ... Ve ...'nun kooperatife tasfiye memuru olarak ATANMALARINA, c-Karar kesinleştiğinde TESCİL VE İLANINA, tescil ve ilan masraflarının ileride davalı tasfiye memurundan tahsil edilmek üzere şimdilik davacı tarafça KARŞILANMASINA, gerekli işlemlerin ilk derece mahkemesi tarafından yerinde getirilmesine, 2-İlk Derece Mahkemesi giderleri yönünden; a-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar ve ilam harcından, davacı tarafından peşin yatırılan 59,30 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davalılar ..., ..., ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına, b-Davacı tarafından posta ve tebligat gideri olarak sarf edilen toplam 162,60 TL yargılama giderinin, davalılar ..., ..., ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, c-Davacılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden, Dairemizin karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin, davalılar ..., ..., ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, ç-Davalı İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü yasal hasım olduğundan, bu davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, d-Yatırılan gider avansından artan miktar varsa karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince taraflara iade edilmesine, 6-İstinaf giderleri yönünden; a-Davalı ... tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, b-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, davalı ... tarafından yatırılan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 556,10 TL'nin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına, c-Davalı ... tarafından sarf edilen 269,90 TL (istinaf harç ve posta masrafı) istinaf yargılama giderinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalı ...'a verilmesine, ç-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalı ...'a karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince iade edilmesine, d-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. █████/2025