İşçilik alacakları ve hizmet tespiti davasında, yetersiz tanık beyanları ile eksik bordro incelemesi nedeniyle üst mahkemece iki kez bozulan davanın yargılama süreci.
Özet: Bu dava, bir işçinin, bir kısmı Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmeyen uzun süreli (2003-2012) çalışma döneminin tespiti ile kıdem, ihbar, fazla mesai ve hafta tatili ücreti alacaklarının tahsili talebine ilişkin olup; işveren, işçinin çalışma süresi ve niteliğini, SGK ise hak düşürücü süreyi öne sürerek davanın reddini talep etmiştir; yerel mahkemenin kısmen kabul kararı, işçinin kardeş ve amca oğlu gibi yakın tanıklarının beyanlarının yetersiz bulunması, tüm bordroların incelenmemesi ve komşu işyeri tanıklarının dinlenmemesi gibi eksiklikler nedeniyle iki kez bozularak, işçinin iş yerindeki sürekli çalışma ve ücretinin tereddüde mahal bırakmayacak şekilde belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır.
10. Hukuk Dairesi         ██████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

    SAYISI
    : ████████ E., ███████ K.
    Mahkeme kararı, davalı Kurum ve dahili davalılardan ..., ... vekilleri ve dahili davalı ... ile ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin davalı ...'a ait işyerinde hizmet akdi ile aralıksız olarak 27.11.2003 - 30.09.2012 tarihleri arasında çalıştığını, ancak işverenin çalışmalarını ...'ya 12.03.2011 tarihine kadar bildirmediğini, iş akdinin haksız fesih edildiğini, işverenin kanuni haklarını vermediğini belirterek sonuç olarak fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere 6319,56 TL kıdem tazminatı, 1132,20 TL ihbar tazminatı, 1000,00 TL fazla çalışma ücreti, 1000,00 TL hafta tatili ücreti olmak üzere toplam 9451,76 TL nin kanuni faizleri ile birlikte davalı ...'dan tahsiline ve davalıya ait işyerinde 27.11.2003- 30.09.2012 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
    II. CEVAP
    Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının müvekkilinin işyerinde 11.03.2011 tarihinde hamal olarak işe başladığını, primlerinin ödendiğini, davacının kavgacı mizaca sahip olduğunu, arkadaşları ve esnafla geçimsiz olduğunu, işyeri çalışanlarından ...'ü dövmüş olduğunu ve davacının iddialarının yerinde olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
    Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının 506 sayılı Kanun madde 79 ve 5510 sayılı Kanun madde 86'ya göre dava açtığını 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, iddiaların belgelerle ve inandırıcı delillerle ispatı gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
    III. MAHKEME KARARI
    Mahkemenin 02.06.2016 tarihli kararı ile "1-Açılan davanın kısmen kabul, kısmen reddine,
    2- Davacının davalı işverene ait işyerinde 27.11.2003-30.09.2012 tarihleri arasında asgari ücretin 2,23 katı ücretle, hizmet akdine dayalı olarak sürekli çalıştığının tespitine, Kuruma bildirilen sürelerin infaz aşamasında dikkate alınmasına,
    3- Fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir.
    IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
    A. İlk Bozma Kararı
    Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum ve davalılar murisi ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine (Kapatlan) 21. Hukuk Dairesinin 26.02.2018 tarihli kararında; "... Somut olayda; dinlenilen bordro tanıklarının davacının kardeşi ve amcasının oğlu oldukları, ayrıca bu tanıkların da dosyada mevcut dönem bordrolarında sadece davacının çalışmalarının bulunduğu dönemlerde çalışmalarının bulunduğu göz ardı edilerek, talep edilen döneme ait tüm bordrolar dosya arasına alınmadan ve başkaca bordro tanıkları dinlenilmeden, zabıta tarafından komşu işyeri tanıklarının tespitine ilişkin tutanak içeriğinin yeterli olmadığı dikkate alınmadan, bu itibarla; davacının davalıya ait işyerinde yaptığı iş tereddüte mahal bırakmayacak derecede belirlenmeden sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur.
    Mahkemece yapılacak iş; davalıya ait işyerinin talep edilen döneme ait tüm bordrolarını davalı Kurum'dan istemek ve özellikle davacının bildirimi bulunmayan dönemlerde çalışmaları bulunan kişiler arasından re'sen seçilecek bordro tanıklarını dinlemek, zabıtaya yeniden yazı yazılarak; talep edilen dönemde davalıya ait işyerine komşu işyeri sahipleri ile bu işyerlerindeki çalışmaları kayıtlara geçmiş kişilerin isimlerinin tespit edilmesini isteyerek bu kişileri dinlemek ve böylece davacının davalıya ait işyerinde geçen çalışmalarını ve yaptığı işin mahiyetini tereddüte mahal bırakmayacak derecede belirledikten sonra ücreti de buna göre değerlendirerek varılacak sonuca göre hüküm kurmaktan ibarettir." gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur.
    B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
    Mahkemenin 12.09.2019 tarihli kararı ile "1-Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, davacının davalı vefat eden ...'a ait 2.4617.01.01.0027571.044.01-69 sicil sayılı işyerinde 27.11.2003 - 11.03.2011 tarihleri arasında hizmet akdi ile tam gün süreli asgari ücret üzerinden çalıştığının tespitine,
    2-Fazlaya ilişkin tüm taleplerin subut bulmadığından reddine" karar verilmiştir.
    C. İkinci Bozma Kararı
    Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 15.09.2021 tarihli kararında; "Somut olaya dönüldüğünde, eldeki davada, bir kısım davalılar murisine ait işyerinin sebze meyve komisyonculuğu işi ile iştigal ettiği ve araştırma yapıldığı tarih itibariyle halen faal olduğu, bozma sonrası dinlenen bordro tanıklarının davacının yük indirme bindirme işi ile uğraştığı, çalışmasının sürekli olmadığı ve aralıklı/geçici olduğuna yönelik beyanları nazara alınmadan ve bozma ilamı gereği komşu işyeri araştırması yapılmış ve komşu iş yerleri tespit edilmiş olmasına rağmen komşu işyeri sahipleri ile bu işyerlerindeki çalışmaları kayıtlara geçmiş kişilerin isimleri tespit edilmeden ve bu kişiler dinlenilmeden hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır.
    Mahkemece yapılması gereken iş, komşu işyeri sahipleri ile bu işyerlerindeki çalışmaları kayıtlara geçmiş kişilerin isimlerinin tespit edilerek bu kişilerin dinlenmesi, tanık beyanları arasında çelişki oluşması halinde çelişkinin giderilmesi, davacı tarafından açılan işçilik davası olup olmadığı araştırılarak varsa celbinin sağlanması, davacının mesaisini tam zamanlı olarak bu işyerine hasredip hasretmediği, çalışmanın kısmi mi tam zamanlı mı olduğunun araştırılması, çalışmasının kısmi süreli çalışma olduğunun anlaşılması halinde; gerektiğinde uzman bilirkişi görüşü de alınmak suretiyle, hükme konu dönem içinde bir günde kaç saat çalışmış olabileceği, giderek haftalık ve aylık çalışma süreleri belirlenmeli ve yedibuçuk saat çalışma bir günlük çalışma hesabı ile kaç iş gününe karşılık olduğu hususu saptanarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek ve ücreti de buna göre değerlendirerek varılacak sonuca göre hüküm kurmaktan ibarettir." gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur.
    D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar
    Mahkemenin 13.02.2024 tarihli kararı ile "1-Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davacının davalı vefat eden ...'a ait 2.4617.01.01.0027571.044.01-69 sicil sayılı işyerinde 27.11.2003-11.03.2011 tarihleri arasında hizmet akdi ile tam gün süreli asgari ücret üzerinden çalıştığının tespitine,
    2-Fazlaya ilişkin tüm taleplerin subut bulmadığından reddine" karar verilmiştir.
    VI. TEMYİZ
    A. Temyiz Sebepleri
    Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyanla kararı temyiz etmiştir.
    Dahili davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyanla kararı temyiz etmiştir.
    Dahili davalı ... temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyanla kararı temyiz etmiştir.
    Dahili davalı ... temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyanla kararı temyiz etmiştir.
    Dahili davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyanla kararı temyiz etmiştir.
    B. Değerlendirme ve Sonuç
    Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.
    Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
    Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
    VII. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Davalı Kurum ve dahili davalılardan ..., ... vekilleri ve dahili davalı ... ile ...'ın yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
    Aşağıda yazılı fazla yatırılan temyiz harcının iadesine,
    Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,06.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!