Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde kaçak elektrik kullanımı iddiasıyla kesilen faturanın haksızlığının tespiti için açılan menfi tespit davası.
Özet: Bir şirket, iş yerinde yasa dışı elektrik kullanımı iddiasıyla elektrik dağıtım şirketi tarafından kesilen ve toplamda 290.000 TLyi aşan iki yüksek meblağlı kaçak elektrik faturasının haksız ve mesnetsiz olduğunu ileri sürerek menfi tespit davası açmıştır. Davacı, faturaların hukuka aykırı düzenlendiğini, elektriğinin usulsüz kesilerek ticari faaliyetlerinin durma noktasına geldiğini savunurken, davalı taraf ise kendi tespitleriyle davacının ticari işletmesinde şebeke giriş hattından harici ek alarak profesyonelce kaçak elektrik kullandığını ve faturaların mevzuata uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.

T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: █████████ Esas
KARAR NO
: █████████
DAVA
: Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi)
DAVA TARİHİ
: █████/2022
KARAR TARİHİ
: █████/2024
KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...... davalı kurum ile yaptığı abonelik sözleşmesi neticesi adına kayıtlı olan ...... Hizmet no'u tesisatla uzun süre enerji kullandığını, müvekkili şirkete gelen davalı kurum çalışanları müvekkilinin tesisatında kaçak kullanım olduğu gerekçesiyle müvekkiline 204.330,60-TL ve 86.236,84-TL'lik kaçak elektrik faturası yazmışlar ve hiçbir fatura da tarafına tebliğ edilmeden müvekkilin enerjisini kestiklerini, şirketin çalışamaz durumda olduğunu, resmi şekilde yönetmeliğe uygun bir kesme olmadığı halde sistemde kesme yapmış gibi gösterip bu dönemdeki kullanımı usulsüz ve kaçak gösterdiklerini, Mart 2022 dönemine ait iki kez ayrı ayrı kaçak fatura tahakkuk ettirildiğini, müvekkili davalı kurumun mevzuat hükümlerine aykırı olarak hesaplama yapması nedeniyle haksız ve mesnetsiz olarak fazla tahakkuk ettirilen ve bir kısmı fazla tahsil edilen borcu ödeme yükümü altında olduğunu, müvekkilinin enerjisi kesildiğini, enerji davalı kurumun tekelinde müvekkilinin başka bir yerden enerji alabilmesi ve bu fahiş miktarlı faturayı ödemesi de mümkün olmadığını, şu anda iş yerindeki faaliyetlerinin durduğunu, mümkün olmayacak zararlarla karşı karşıya kaldığını, davalı kurum enerji dağıtımını tekelinde bulundurduğundan bu hususu kendisine cebri bir yaptırım olarak kullandığını, dava konusu alacağa dayalı olarak yapılacak elektrik kesme işleminin hmk 389.maddede yer alan şartların bulunması nedeniyle dava sonuçlanıncaya kadar durdurulması, 07.04.2022 son ödeme tarihli 204.330,60-TL ve 86.236,84-TL'lik faturalar nedeniyle şimdilik. 10.000.00-TL borçlu olmadığının tespiti ile yargılama masrafları ile vekâlet ücretinin de davalı kuruma yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı/ borçlu "...... Mahallesi .... Caddesi .... Parkı İçi- Bağcılar" adresinde ticarethane (kafe) işlettiği, müvekkil kurum görevlilerince yapılan kontrolde, mahalde "şebeke giriş hattından ek almak sureti ile sigorta vasıtası ile kontrol edilecek şekilde harici hat üzerinden kaçak elektrik — kullanıldığı" tespit edilmiş ve dilekçemiz ekinde sunulu ..... seri nolu kaçak elektrik tespit tutanak düzenlendiğini, yapılan tespit üzerine, EPDK mevzuatı ve yönetmelik hükümleri uyarınca 07.04.2022 son ödeme tarihli 204.330,60-t1 bedelli ve 86.236,84-t1 bedelli kaçak tahakkuklar düzenlendiğini, borçlu, yasal abonelik üzerinden, yasal zeminde sayaçtan geçirmek yerine kötü niyetli olarak, profesyonelce kurulan bir harici hat düzeneği ile kaçak elektrik kullandığını, borçlunun işlettiği iş yerinde, yüksek miktarda elektrik tüketmekte (aydınlanma, ısınma, soğutma, pişirme vs.) olup, yüklü miktarda iş yapıp, bunun karşılığını hiçbir şekilde ödemediğini, izah edilen nedenlerle davacı yanın haklılığını yaklaşık olarak dahi ispat edememiş olduğundan mahkemece verilen tedbir kararından rücu edilmesine, talebin reddi halinde; alacağın tamamının %100 teminata bağlanmasına, alacak miktarı değerinde davacı borçlunun, taşınır, taşınmaz malları ile 3.kişilerdeki hak ve alacakları üzerine öncelikle ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir konulmasına, davacının açmış olduğu haksız davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
:
Dava, kaçak elektrik kullanımı nedeniyle kesilen faturalar nedeniyle menfi tespit istemine ilişkindir.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesi ile ilgili olması yada tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunun veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.
Diğer taraftan 6102 sayılı TTK'nın 19/2 maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin, diğeri içinde ticari iş sayılması davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, 6102 sayılı TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar dışında, ticari davayı ticari iş esasına göre değil ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
6335 Sayılı Kanununun 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı TTK'nın 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır.Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleriyle diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunununda ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 Sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemelerce re'sen incelenir.
Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur.
HMK Madde 2’ye göre, “Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk mahkemesidir.”
Vergi Dairesi cevabi yazısında davacının esnaf olduğu ve işletme hesabına göre defter tuttuğu belirtilmiş ve buna ilişkin kayıtlar sunulmuştur. Ticari işletme kaydının da bulunmadığı tespit edilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi'nin ..... esas, ..... karar sayılı ilamında; "Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.
Mevcut olayımızda; Vergi Dairesi yanıtına göre davacının esnaf sayıldığı, işletme hesabına göre defter tuttuğunun belirtildiği, davacının vergi beyannamelerine göre tacir vasfında olmadığı, davacının ticari işletme kaydının da olmadığı ve uyuşmazlığın da TTK'nın 4/2. maddesinin “a-f” bentlerindeki hususlara ilişkin olmadığı anlaşılmış olup, 6102 sayılı TTK’nın 6335 sayılı Kanunla değişik 5/3. maddesinde ise Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu düzenlemesine istinaden görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca usulden reddine,
2-HMK 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli BAKIRKÖY NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine,
3-HMK. 20 madde gereği süresi içerisinde kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten itibaren, kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ve taraflardan birinin kararı veren mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesine, aksi halde mahkemece davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına,
4-Yargılama, harç ve giderleri konusunda HMK. 331/2 madde gereğince görevli mahkemece değerlendirme yapılmasına,
5-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra görevli mahkemeye aktarılmasına,
Dair tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2024
Katip ......
¸e-imzalıdır
Hakim .......
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!