Sigortasız araçla meydana gelen ölümlü trafik kazasında destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinde KTK 109/2 uyarınca uzamış ceza zamanaşımı süresinin uygulanıp uygulanmayacağı.
Özet: Bu hukuki evrak, sigortasız aracın karıştığı ölümlü trafik kazası sonucu destekten yoksun kalma tazminatı talebini incelemektedir; ilk hakem heyetinin "trafik güvenliğini tehlikeye atma" suçuna dayalı 8 yıllık zamanaşımı ile reddettiği, ancak itiraz hakem heyetinin ölümle sonuçlanan kaza nedeniyle 15 yıllık uzamış ceza zamanaşımı süresinin geçerli olduğunu kabul ederek davacıya sigorta limiti dahilinde 125.000 TL tazminat ödenmesine karar verdiği davanın temyiz incelemesinde, Karayolları Trafik Kanununun 109/2 maddesi uyarınca cezayı gerektiren fiillerde uzamış ceza zamanaşımının uygulanması gerektiği ilkesi temel uyuşmazlık noktası olarak ele alınmaktadır.
4. Hukuk Dairesi         ███████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

    SAYISI
    : █████████ Değişik İş-2022/ 1052 Karar
    SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ
    SAYISI
    : İHK-██████████
    SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ
    SAYISI
    : K-███████████
    İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının eşi olan Nizamettin Demirelli'nin 16.08.2008 tarihinde 10 M 38141 plakalı trafik sigortasız aracı ile yaptığı tek taraflı kaza neticesinde vefat ettiğini, 15 yıllık zamanaşımı süresi olduğunu belirtip fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 5.300,00 TL destek tazminatının başvuru tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş,13.10.2022 tarihli dilekçe ile talebini 119.700,00 TL olarak ıslah etmiştir.
    II. CEVAP
    Davalı vekili cevap dilekçesinde; taleplerin zamanaşımına uğradığını, trafik güvenliğini tehlikeye atma suçu nedeni ile 8 yıllık zamanaşımı süresi olduğunu, desteğin kazada tam kusurlu olduğunu ve davacıya tazminat ödenmesi halinde desteğin mirasçılarına rücu edileceğinden, alacaklı ve borçlu sıfatları birleşeceğinden başvurunun reddi gerektiğini, poliçe limiti ve kusur oranı kadar sorumlu olacaklarını, kusur oranının belirlenmesi gerektiğini, desteğin uykusuz araç kullandığını bu nedenle müterafık kusur indirimi uygulanması gerektiğini, davalıya usulüne uygun başvuru yapılmadığını faiz talebinin reddi gerektiğini, avans faiz talebini kabul etmediklerini, vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
    III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
    Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kazada taksirle öldürme suçu değil, trafik güvenliğini tehlikeye atma suçu oluştuğu ve bu suç açısından Türk Ceza Kanunu'nun 179 ve 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, kaza tarihi itibari ile 8 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan başvurunun reddine karar verilmiştir.
    IV. İTİRAZ
    Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; söz konusu kazanın ölüm ile sonuçlanan kaza olduğu ve 15 yıllık uzamış ceza zamanaşımı süresine tabi olduğu ve kaza tarihi itibari ile 15 yıllık uzamış ceza zamanaşımı süresinin dolmadığı, bu nedenle Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına iştirak edilmediği ve davanın esasına girildiği, alınan bilirkişi raporu ile 188.838,00 TL tazminat belirlendiği ancak poliçe limitinin 125.000,00 TL olduğu, davacının talebini ıslah ettiği gerekçesi ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına, başvurunun kabulüne, 125.000,00 TL destek tazminatının 09.03.2022 tarihi itibari ile işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Sebepleri
    Davalı vekili temyiz dilekçesinde; taleplerin zamanaşımına uğradığı, desteğin kazada tam kusurlu olduğu, mirasçılara yapılacak ödemelerin rücu edilecek ve alacaklı ve borçlu sıfatının birleşecek olması nedeni ile taleplerin reddine karar verilmesi gerektiği, hesaplama yönteminin hatalı olduğu, temerrüde düşmedikleri gerekçeleri ile kararın bozulmasını talep etmiştir.
    B. Gerekçe
    Uyuşmazlık, trafik sigortasız aracın karıştığı 16.08.2008 tarihli trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalanın açtığı destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.
    1.Olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41. maddesinde (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi) haksız fiil tanımlanmış, 60. maddesinde de (TBK 72) haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine (TBK 72. maddesinde 2 ve 10 yıllık zamanaşımı süreleri öngörülmüştür) tabi olduğu belirtilmiştir.
    Buna karşılık 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109/1. maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler için, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak 10 yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Maddenin özellikle 2. fıkrasında "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa" ifadesi ile kanun koyucu, taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3.kişi) fiil cezayı gerektiriyor ise, uzamış ceza zamanaşımının uygulanacağını kabul etmiştir. Görüldüğü gibi, BK'nın 60 ve 2918 sayılı KTK'nın 109/2. maddesindeki düzenlemeler, zamanaşımı süresinin başlangıcı yönünden birbirine paraleldir. Aralarındaki tek fark, zamanaşımı süresinin trafik kazalarından doğan tazminat talepleri bakımından 1 yıl yerine, 2 yıl olarak öngörülmesidir. (TBK'nın 72. maddesi ile bu konuda da paralellik sağlanmıştır.)
    Haksız fiile dayanan tazminat isteminde zamanaşımının işlemeye başlayacağı tarih, zararın ve zarar sorumlusunun öğrenildiği andır.
    Açıklanan ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; kaza sonucu sadece davacının desteği sürücü vefat etmiş, başkaca kimse yaralanmamış, hayatını kaybetmemiştir. Kaza tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı TCK'ya göre söz konusu eylem trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu olup zamanaşımı süresi 8
    yıldır. Davaya konu trafik kazası 16.08.2008 tarihinde meydana gelmiş, dava ise 01.03.2022 tarihinde açılmıştır. Davalı taraf, davaya konu alacağın zamanaşımına uğradığı savunmasında bulunmuş olmasına rağmen, İtiraz Hakem Heyeti zamanaşımı savunmasını reddetmiştir.
    Açıklanan nedenlerle; olay tarihi ve dava tarihi dikkate alındığında KTK'nın 109/2. maddesindeki uzamış ceza zamanaşımı süresi içinde davanın açılmadığı gözetilerek davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir.
    2. Bozma nedeni ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
    VI. KARAR
    1. Gerekçe bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,
    2. Gerekçe bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
    Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,
    Dosyanın mahkemesine gönderilmesine
    12.02.2025 tarihinde Üye ...'ün farklı gerekçesi ile Üye ...'un karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
    (Karşı Oy)
    (Farklı Gerekçe)
    FARKLI GEREKÇE
    Dava; davacının desteği olan sürücünün %100 kendi kusuruyla meydana gelen trafik kazası sonucu ölümü nedeniyle ölenin desteğinden yoksun kalan mirasçının açtığı destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Davalı taraf süresinde zamanaşımı def'inde bulunmuştur.
    Uyuşmazlığın konusu trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin olduğundan somut olayda, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 109. maddesi uygulanacaktır. Anılan düzenleme uyarınca motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhâlde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş bulunursa bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.
    Öncelikle belirtilmelidir ki ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için eylemin suç teşkil etmesi yeterli olup mahkûmiyet veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi aranmayacağı gibi suçun çeşitli nedenlerle soruşturulamaması da ceza zamanaşımının uygulanmasını engellemez. Ceza mahkemesince suçun sanık tarafından işlenip işlenmediğinin kesin olarak hükme bağlandığı hâllerde hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin bu tespiti ile bağlı olmakla birlikte dava konusu eylemin suç teşkil edip etmediğini kural olarak hukuk hâkimi belirleyecektir.
    Somut davada davacının desteği olan sürücü Nizamettin Demirelli, sevk ve idaresindeki aracın kaza yapması sonucu %100 kusurlu olarak 16.08.2008 tarihinde vefat etmiş, dava ise 01.03.2022 tarihinde açılmıştır.
    Dairemizin çoğunluğu ile farklı kanaate vardığım husus, dava konusu eylemin suç teşkil edip etmediği, ediyorsa taksirle öldürme suçuna mı yoksa trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçuna mı vücut verdiği hususudur.
    a) Taksirle Öldürme Suçu Bakımından Değerlendirme
    5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 85. maddesi uyarınca kanun koyucu, taksirle bir veya birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma hâllerini cezai müeyyideye bağlamıştır.
    Söz konusu suçun konusu, taksirle bir kişinin öldürülmesi eylemidir. Ölenin desteğinden yoksun kaldığını iddia eden davacı, kanun gereği ölüme sebebiyet vermekten sorumlu olan aleyhine tazminat davası açmaktadır. Somut davada olduğu gibi kişinin tamamen kendi kusuruyla ölümüne neden olması hâlinde taksirle öldürme suçunun tek muhatabı ölenin kendisi olduğundan ölen bakımından cezayı gerektiren bir fiilden bahsedebilmek mümkün değildir. Dolayısıyla dava, destek bakımından cezayı gerektiren bir fiilden doğmadığından bu suç için öngörülen zamanaşımı süresinin eldeki tazminat davasında uygulanması mümkün değildir.
    b) Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçu Bakımından Değerlendirme
    5237 sayılı TCK’nın 179. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare eden; alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek hâlde olmasına rağmen araç kullanan kişiler cezalandırılmaktadır.
    Söz konusu suç TCK’nın “Topluma Karşı Suçlar” başlıklı üçüncü kısmının “Genel Tehlike Yaratan Suçlar” başlıklı birinci bölümünde yer almakta olup kasten işlenebilen bir suçtur. Tamamıyla kendi kusuruyla tek taraflı trafik kazasında ölümüne neden olan kişinin eyleminde davanın, cezayı gerektiren bir fiilden kaynaklandığından bahsetmek mümkün değildir. Çünkü davanın konusu, ölenin desteğinden yoksun kaldıklarını iddia eden kişilerin, kanun gereği ölüme sebebiyet vermekten sorumlu olanlar aleyhine açtıkları tazminata ilişkin olup, zarar trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan doğan bir sonuç değildir.
    Haksız fiilin konusu ölümle neticelenen trafik kazası sonucu ortaya çıkan zararın tazmini, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun konusu ise genel tehlike yaratan suçun cezalandırılmasına ilişkindir. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan kaynaklanan bir zarar ve bunun giderilmesinde yarışan haklar söz konusu olmadığı gibi ceza yargılamasının beklenmesiyle hukuk davası bakımından elde edilecek bir yarar da bulunmamaktadır. Aksi takdirde kişinin tamamen kendi kusuruyla ölümünden, diğer taraf aleyhine sonuç çıkarılmış olur ki kanun koyucunun amacının bu olmadığı açıktır.
    Öte yandan uzamış zamanaşımının benimsenmesinde kanun koyucunun bir diğer amacı da ceza ve hukuk yargılaması arasındaki paralelliği sağlamak ve ceza yargılaması için öngörülmüş zamanaşımı süresince suçtan zarar görenin hakkını arama imkânını kaybetmesini önlemektir. Böylece esasen; hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik, hukuki güvenlik, yargı kararlarındaki istikrar ve yargıya güven tesis edilmektedir. Buna karşılık kişinin tamamen kendi kusuruyla ölümüne neden olma eyleminden doğan zarar ile trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu arasında böyle bir bağlantı kurulabilmesi de mümkün değildir.
    Yukarıda açıklandığı üzere somut olayda tazminat davası, cezayı gerektiren bir fiilden doğmadığı için uzamış (ceza) zamanaşımı süresinin uygulanabilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla zamanaşımı süresinin, 2918 sayılı Kanun’un 109. maddesinin birinci fıkrası uyarınca zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhâlde, kaza gününden başlayarak on yıl olması gerektiği açıktır. Bu itibarla davanın açıldığı █████/2022 tarihi itibariyle ceza zamanaşımı değil, 2918 sayılı Kanun’daki iki ve on yıllık zamanaşımı süreleri dolduğu gerekçesiyle ve farklı düşünceyle kararın bozulması gerektiği görüşündeyim.
    KARŞI OY
    Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
    Borçlar Kanunu'nun 41. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 60. maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan maddi ve manevi zararın tazmini istemi ile açacağı davaların bağlı olduğu zamanaşımı süreleri özel olarak düzenlenmiştir. BK'nın 60. maddesinde üç türlü zamanaşımı süresi öngörülmüş olup bunlar, zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıllık subjektif ve nispi nitelikteki kısa zamanaşımı süresi, her halde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık objektif ve mutlak nitelikte uzun zamanaşımı süresi ile olağanüstü nitelikteki ceza zamanaşımı süresidir (EREN Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, B. 9, İstanbul 2006, s. 794). Buna karşılık, özel bir kanun hükmünün, özel olarak zamanaşımı süresi öngördüğü tehlike sorumluluklarında BK m. 60 uygulanmaz. 2918 sayılı KTK'nın 109/I. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." hükmüne, yine aynı kanunun 109/II. maddesinde ise, "Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir.
    Aynı fiil bazen hem sorumluluğu gerektiren, hem de ceza kanunlarına göre cezayı gerektiren bir fiil olabilir. Bu fiile göre Ceza Kanununun daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörüldüğü hallerde, tazminat davasının daha önce zamanaşımına uğraması tutarlı bir çözüm oluşturmaz. Zira cezalandırma, müeyyide olarak tazminattan daha ağırdır. Bu sebeple, kanun koyucu uyum sağlamak amacıyla ceza davası için öngörülen zamanaşımı süresince tazminat davasının da devamını temin bakımından genel olarak BK 60/II (6098 sayılı TBK m. 72/I), özel olarak da KTK 109/II. maddesinde düzenleme yapmıştır.
    Burada üzerinde durulması gereken, 2918 sayılı KTK'nın 109. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin, tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece fiilin Ceza Kanununa göre cezayı gerektiren bir fiil olmasının yeterli olması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece fiilin cezayı gerektiren bir eylem olmasını yeterli görmekte; bunun dışında, eylemi gerçekleştiren fail hakkında soruşturma yapılmasını, ceza davası açılmış olması veya mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı koşulu aranmamaktadır. Dahası, söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlular (örneğin işleten veya ...) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür (HGK'nın 10.10.2001 gün ███████-652-705, HGK'nın 16.04.2008 gün 2008/4-326-325 ve HGK'nın 05.06.2015 gün ███████-2198 E. 2015-1495 K. sayılı kararları ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir).
    Somut olayda dosya kapsamından 16.08.2008 tarihinde gerçekleşen tek taraflı trafik kazası sonucu araç sürücüsü olan davacının desteğinin vefat ettiği anlaşılmakta olup, işbu dava ise 01.03.2022 tarihinde açılmıştır. Yukarıda açıklandığı üzere, KTK'nın 109/II. maddesinde öngörülen ceza zamanaşımı süresinin uygulanması için kamu davasının açılmış olması veya mahkumiyet kararı verilmiş bulunması aranmamakta olup cezayı gerektiren fiilin varlığı yeterlidir. Ölümle sonuçlanan söz konusu trafik kazası da bu anlamda cezayı gerektiren bir fiil niteliğindedir. Yasa koyucunun amacı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca tehlike sorumluluğunu doğuran olaylarda sorumlulara karşı daha uzun zamanaşımı süresi içerisinde yönelmeyi sağlamaktır. KTK'nın 109. maddesinin 2. fıkrasındaki “cezayı gerektiren fiil” ifadesinin seçilmesi zamanaşımı yönünden yukarıda da açıklandığı gibi soruşturma veya kovuşturma yapılması koşullarının aranmadığı sonucunu doğurmaktadır. Buna göre suça konu eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 85. ve 66/1-d maddelerinde öngörülen 15 yıllık ceza zamanaşımı süresi dikkate alındığında zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır. Açıklanan sebeplerle mahkemece davalının zamanaşımı itirazının reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, davalı vekilinin bozma nedenine göre incelenmeyen temyiz itirazlarının incelenmesi gerekirken, sayın çoğunluğun sürücü desteğin eylemi trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu olarak nitelendirilerek 8 yıllık zamanaşımı süresinin ve değişik gerekçe ile ceza zamanaşımı yerine 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğundan bahisle davanın zamanaşımından reddedilmesi gerektiği yönündeki bozma gerekçesine katılmıyorum.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!