Tarım Bağ-Kur sigortalılık tespiti davasında, muafiyet belgesiyle kesilen sigortalılık süreleri ve emeklilik hakkı talebinin reddi üzerine davacı vekilinin temyiz incelemesi.
Özet: Davacı vekilinin, müvekkilinin sürekli ve kesintisiz tarımsal faaliyetleri nedeniyle belirli dönemler için tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitini, prim borçlarına ilişkin yapılandırmadan yararlanmasını ve 30.12.2020 tarihinden itibaren emekli maaşına hak kazanmasını talep ettiği sigortalılık tespiti davasında, davalı Kurum, davacının muafiyet belgesi nedeniyle sigortalılığının durdurulduğunu ve emeklilik için yeterli süresi olmadığını savunmuştur; ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi davanın reddine karar vermiş olup, dosya davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay incelemesindedir.

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Rize İş MahkemesiSAYISI
: ███████ E., ███████ K.Taraflar arasındaki Sosyal Güvenlik Kanunu kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalılık tespiti davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I.DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyette bulunarak üretmiş olduğu yaş çay ürünlerini ...'a ait ... Çay Fabrikası Müdürlüğünde sattığını, tarımsal faaliyetinin sürekli ve kesintisiz olduğunu, tarımsal faaliyeti gereği ilgili Kurum ve Kuruluşların üyesi olduğunu, üretmiş olduğu yaş çay ürün bedellerinden prim borcuna karşılık olmak üzere 2926 sayılı Kanun gereğince Bağ-Kur kesintileri yapıldığını, 30.12.2020 tarihinde davalı Kuruma başvuruda bulunduklarını, 01.01.2014 tarihinden itibaren Sosyal Güvenlik Kurumunun üretici ve tarım sigortasına ait borcu olup olmadığının üreticinin bağlı olduğu ilgili ... Genel Müdürlüğüne bildirilmesi halinde kesintilerin yapıldığı, bildirilmemesi halinde üreticinin bağlı olduğu ilgili fabrika tarafından herhangi bir tevkifat kesintisi yapılmadığını, yasal düzenlemeden önce Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğünce 2001 - 2014 tarihleri arası re'sen tevkifat kesintilerinin yapıldığını, 01.01.2014 tarihinden sonra ise tevkifat kesintilerinin ve borcu hususuna ilişkin işlemlerin Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğünce re'sen değil talep doğrultusunda tevkifat kesintilerinin yapıldığını, 01.01.2014 tarihinden sonra tüm idari ve hukuki sorumlulukların davalı Kuruma ait olduğunu, müvekkilinin sigortalılık tescil kaydının yasadan doğduğunu belirterek müvekkilinin yasal şartların oluştuğu dönemlerde Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine, tespitine karar verilecek dönemlere ilişkin prim borçları bakımından 7256 sayılı Kanun'un ve devamı maddelerinin getirdiği ödeme kolaylığından faydalanması gerektiğinin tespitine, 30.12.2020 tarihinde 17165392 kayıt numarası ile 7256 sayılı Kanun'un hükümlerinden faydalanmak için ve bu tarihte taleplerinin kabul edilmesi halinde emekli şartlarının oluşmuş olması nedeni ile emekli işlemleri gerçekleşmiş olacağından 30.12.2020 tarihinden itibaren emekli maaşına hak kazanılmasına karar verilmesine talep ve dava etmiştir.II.CEVAP1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesi ile davacıya ait Kurum dosyasının tetkiki sonucu, 5510 sayılı Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının b bendinin 4 numaralı alt bendine göre tarımsal faaliyette bulunanlar sigortalı sayıldığından Rize Ziraat Odasından yapılan bildirim tarihi olan 22.02.2013 tarihi itibariyle re'sen tescilinin yapılarak sigortalılığının başlatıldığını, 5510 sayılı Kanun'un sigortalı sayılmayanlar başlıklı 6. maddesinin (ı) bendi "... tarımsal faaliyette bulunan ve yıllık tarımsal faaliyet gelirlerinden, bu faaliyete ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın aylık ortalamasının, bu Kanunda tanımlanan prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katından az olduğunu belgeleyenlerin..." sigortalı sayılmayacağını, buna göre davacının Rize Ziraat Odasından alarak ibraz etmiş olduğu 28.02.2013 tarihli muafiyet belgesine istinaden sigortalılığını aynı tarih itibarıyla durdurulduğunu, davacının Kuruma olan prim borçlarının ve durdurulan sigortalılık sürelerinin yapılandırılması için 7256 sayılı Kanun'dan yararlandırılması talebini içerir 30.12.2020 dilekçesine istinaden 3869 gün sayısı karşılığı borç yapılandırma işlemi yapılarak hesaplanan borç tutarının davacıya elden tebliğ edildiğini, davacının 30.12.2020 tarihi itibarıyla yaşlılık aylığı bağlanmasına yetecek sigortalılık süresi olmadığı gibi yapılandırılan prim borçlarını yeterli sigortalılık süresi olsa dahi Kuruma olan borçlarını talep tarihi itibarıyla ödemediğinden yaşlılık aylığı bağlanması talebinin de reddi gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.III.İLK DERECE MAHKEME KARARIİlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile davanın reddine karar vermiştir.IV.İSTİNAFA.İstinaf Sebepleri1.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dosyaya sunulmuş olan ek bilirkişi raporu ile önceden 14.02.2022 tarihli bilirkişi Belgin Bilgin tarafından sunulmuş olan raporda 28.02.2013 ile 30.12.2020 tarihleri arasında Türkiye Ziraat Odaları Birliği tarafından davacının 2014 - 2015 - 2016 - 2017 - 2018 - 2019 - 2020 yıllarında tarımsal faaliyette bulunan ve aylık tarımsal faaliyet gelirlerinden bu faaliyete ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutan aylık ortalamasının bu Kanunda tanımlanan prime esas günlük kazanç alt sınırından düşük olduğundan muafiyet kapsamına girdiğinin bildirildiğini dosya kapsamında düzenlenen 03.07.2022 tarihli ziraat mühendisi bilirkişi raporu ile tespit edilen gelirlerinin dönemin prime esaslarının alt sınırının 30 katı ile karşılaştırıldıklarında prime esas günlük kazanç alt sınırdan düşük olduğunu, bu durumda 5510 sayılı Kanun'un sigortalı sayılmayan başlıklı 6. maddesinin ı bendi uyarınca sigortalı sayılamayacağına ilişkin görüş önceki bilirkişi raporu ile bağdaşmadığı gibi raporunun usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava dilekçesinde ve bilirkişi raporlarında belirtmiş olduğu şekilde davacının murisi ... ve yine murisi ...’un kardeşi olan Ziilfıye Kuk'un vefat ettiğini, alt soyunun bulunmadığını, mirasın tamamının ...’a intikal ettiğini ve ... ile Zülfıye Kuk’un veraset ilamları dosyaya sunulmuş olup her iki murisin de mirasçılarının davacı ... ile kardeşleri olan Naciye Çelik, Selma Sari olduğunun anlaşıldığını, davacının kendisine annesi muris ve teyzesinden taşınmaz intikal ettiği gibi eşinin Dursun ... Bülbül’ün de vefat etmiş olması nedeni ile eşinden de taşınmaz gelmekte olup ve bu taşınmazlar üzerinde bulunan tarım arazilerini kullandığını, davacının annesi ve teyzesinden intikal eden taşınmazlarla ilgili Rize 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.07.2000 tarih ve ████████ Esas ████████ Karar sayılı ilamında murislerinden kendilerine intikal eden tüm taşınmazların miktarının tespitine ilişkin dava açılmış olup bu kararın dosyaya sunulduğunu, dosyaya sunulmuş olan tüm tapu kayıtlarından davacıya intikal eden taşınmazların ve fiilen kullandığı tüm tarım arazileri bilirkişi tarafından irdelenerek hesaba alınmadığını hesap hatası yapıldığını, davacının kardeşleri olan Naciye Çelik ile Selma Sarı’nın Bağ-Kur sigortalılığının tespiti için dava açtıklarını, kesinleşmiş ilamların ekte sunulduğunu, ilamlardan anlaşılacağı gibi davacı ile diğer kız kardeşlerini murislerinden gelen taşınmazları hisse payları oranına göre bölerek ve tarım faaliyetlerinde bulunarak davacının diğer kardeşlerinin 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalı kapsamında olduğunu ve bu haklardan faydalandığını, davacının ise eşinden de taşınmazlar intikal etmiş olması sebebi ile kullanmış olduğu tarım arazisi alanının daha fazla olduğunu, davacı üzerinde kayıtlı bulunan üretici hesap çay cüzdanına kayıtlı bulunan dekar haricinde kayıt dışı bulunan tarım arazilerinin de bulunduğunu ve çay hasatından elde etmiş olduğu çay ürünlerini ...’a ait fabrikalar haricinde özel sektöre ait çay fabrikalarına sattığını, bunun dosyaya yansıtılmadığını, davacının davalı Kuruma dava açmadan önce 30.12.2020 tarihinde 17165392 kayıt numaralı başvuru dilekçesinde davalı Kuruma dilekçe ekinde Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğüne ait ... Çay Fabrikası Tarım Kısım Müdürlüğü tarafından düzenlenen belgelerin 2001 tarihinden 2020 tarihine kadar bu dönemlere ilişkin satılan yaş çay kg miktarı bedel ve bedel üzerinden 2001 tarihinden 2014 tarihine kadar tevkifat kesintisine ilişkin belge ve bu belgede 2014 tarihinden itibaren tevkifat kesintisinin yapılmadığı 2014 tarihinden itibaren tevkifat kesintisi yapılmamasının sebebinin 01.01.2014 tarihinden itibaren yapılan değişiklikle ve bu uygulamada ... Genel Müdürlüğünün bünyesinde tarım faaliyetinde bulunan tüm üreticilerin T.C kimlik numaralarının ve her yıl ne kadar çay sattığına dair üreticilere ait belgelerin SGK Ankara merkezindeki bilgi işlem kısmına ...'a ait havuz kısmı olarak bilinen yere bilgilerin aktarıldığını, 01.01.2014 tarihinden itibaren SGK'nın üretici ve tarım sigortasına ait borcu olup olmadığı üreticinin bağlı olduğu ilgili ... Genel Müdürlüğüne bildirilmesi halinde kesintilerin yapıldığı bildirmemesi halinde 01.01.2014 tarihinden itibaren ... Genel Müdürlüğüne bağlı olduğu üreticinin bağlı olduğu ilgili fabrikadan her hangi bir tevkifat kesintisi yapılmadığını, bu yasal düzenlemeden önce Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğünce 2001 ile 2014 tarihleri arası resen tevkifat kesintilerinin yapıldığı 01.01.2014 tarihinden sonra ise tevkifat kesintilerinin ve borcu hususuna ilişkin işlemlerin Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğünce re'sen değil talep doğrultusunda tevkifat kesintilerinin yapıldığını, 01.01.2014 tarihinden sonra tüm idari ve hukuki sorumlulukların davalı Kuruma ait olduğunu, davalı Kuruma müvekkilinin yukarıda belirtilen tarih ve kayıt numaralı işlem ile davalı Kurumca sadece davacıya ait başvuru dilekçesindeki taleplerinin 01.06.2002 tarihi ile 30.04.2008 tarihleri arasındaki talepleri kabul edilerek davacının yapılandırmadan faydalanmak için 24.135,88 TL bedel karşılığında borçlarından 3869 gün sayısı verildiğini, diğer taleplerinin kabul edilmediğini, bu durum ekte sunulan davacının kardeşleri tarafından açılmış olan dava sonucu aynı hisse payı oranında tarım arazisi ve taşınmazlara sahip olduğu halde 2926 sayılı Kanun'dan faydalanarak emekli olduklarını, davacının da Tarım Bağ-Kur sigortalının belirttiği şekilde 01.06.2000 tarihi ile 30.04.2008 tarihleri arası 3869 gün sigorta gününün kabul edilmesi 3869 gün karşılığı 24.135,88 TL bedelin alınmış olması, sigortalının başlanmış bulunması davacının tarım faaliyetine sigortalının başlangıç tarihinden itibaren 01.06.2002 tarihinden 30.12.2020 tarihleri arasında fiili ve hukuki olarak her hangi bir değişkenlik olmadığı, aksine davacının tarım faaliyetinin sürekli devam ettiğini ve üretici olduğuna ilişkin dosyaya sunulan belgelerle sürekli çay ürünün sattığını ve çay bedellerinin ödendiğini bu durumun değişmediğinin sabit olduğunu, davacının 30.04.2008 tarihine kadar sigortalı olarak kabul edilip 3869 gün 24,135,88 TL bedel karşılığı sigortalının kabul edilmesinden sonra fiili durumun değişmediğinden sigortalı olarak kabul edilmemesinin hukuka ve yasaya aykırı olduğu gibi tabiatın kuralına da aykırı olduğunu, burada esas olan sigortalının başlangıç tarihi olan 01.06.2002 tarihinden 30.12.2020 tarihine kadar fiili durumunun değişip değişmediği tarım faaliyetine ara verip vermediği göz önüne alındığında davacının 5510 sayılı Kanun kapsamında 2926 sayılı Kanun'un Tarım Bağ-Kur sigortalının hükümlerinden faydalanmasının gerektiğinin açıkça anlaşıldığını, bu nedenle ek bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, davacının 30.04.2008 tarihine kadar sigortalı olarak kabul edilip 3869 gün 24.135,88 TL bedel karşılığı sigortalının kabul edilmesinden sonra fiili durumun değişmediğinden davalı Kurumun Kanun değişikliği yapmış olsa bile davacının önceden Tarım Bağ-Kur sigortalı olarak kabul edilmiş olması sonraki yapılan yasal değişiklerin hukuki durumunu değiştirmeyeceği gibi davalı Kurum taleplerini işlem tarihinden sonra yeniden sigorta pirimi ödemek koşulu ile sigortalığını kabul etmesinin önceki yasal haklarının verilmemesinin, hukuk devleti güveni ve ilkesiyle de bağdaşmadığını ve hukuka ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini belirterek kararı istinaf etmiştir.B.Gerekçe ve SonuçBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri nazara alındığında; davacının, Bağ-Kur sigortalılığın tespiti ile 7256 sayılı Kanun'dan faydalandırılmasını talep ettiği, dava açılmadan önce Kuruma başvuru dava şartının gerçekleştiği; niza konusu dönemde davacının yıllık tarımsal faaliyetlerinin gelirlerinden faaliyete ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarların aylık ortalamalarının prime esas günlük kazanç alt sınırlarının bilirkişi raporuyla belirlendiği ve Ziraat Odasınca davacının gelirinin muafiyet kapsamına girdiğinin bildirilmiş olması nazara alındığında 5510 sayılı Kanun'un 6. maddesine göre davacının Tarım Bağ-Kur sigortalılığın terkinine yönelik Kurum işleminde hata bulunmadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmemesinin yerinde olduğu; Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.C. Gerekçe1. Uyuşmazlık ve Hukuki NitelendirmeUyuşmazlık, Tarım Bağ-Kur sigortalılık istemine ilişkindir.2. İlgili Hukuk6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371. maddeleri, diğer ilgili maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri, 2926 sayılı Kanun.V.TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı müvekkil 30.12.2020 tarihinde 17165392 kayıt numaralı başvuru dilekçesinde davalı Kuruma müvekkil dilekçe ekinde Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğüne ait Cami Dağı Çay Fabrikası Tarım Kısım Müdürlüğü tarafından düzenlenen belgede 2001 tarihinde 2020 tarihine kadar bu döneme ilişkin satılan yaş çay kilogram miktarı, bedeli ve bedel üzerinden 2001 tarihinden 2014 tarihinde kadar tevkifat kesintisine ilişkin belge ve sunulan bu belgede 2014 tarihinden itibaren tevkifat kesintisinin yapılmadığı 2014 tarihinden itibaren tevkifte kesintisi yapılmamasının sebebi 01.01.2014 tarihinden itibaren yapılan değişiklikle ve uygulamada ... Genel Müdürlüğünün bünyesinde tarım faaliyetinde bulunan tüm üreticilerin TC Kimlik Numaraları ve her yıl ne kadar çay sattığına dair üreticilere ait belgelerin Sosyal Güvenlik Kurumu Müdürlüğü Ankara Merkezindeki ‘Bilgi İşlem Kısmına ...’a ait ‘Havuz Kısmı’ olarak bilinen yere bilgiler aktarıldığını, 01.01.2014 tarihinden itibaren Sosyal Güvenlik Kurumunun üretici ve tarım sigortasına ait borcu olup olmadığı üreticinin bağlı olduğu ilgili ... Genel Müdürlüğüne bildirilmesi halinde kesintilerin yapıldığı bildirilmemesi halinde 01.01.2014 tarihinden itibaren ... Genel Müdürlüğünce üreticinin bağlı olduğu ilgili fabrika tarafından herhangi bir tevkifat kesintisi yapılmadığı, bu yasal düzenlemeden önce Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğünce 2001-2014 tarih arası re'sen tevkifat kesintilerinin yapıldığı 01.01.2014 tarihinden sonra ise tevkifat kesintilerinin ve borcu hususuna ilişkin işlemler Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğünce re'sen değil talep doğrultusunda tevkifat kesintilerinin yapıldığı, 01.01.2014 tarihinden sonra tüm idari ve hukuki sorumluluklar davalı Kuruma ait olduğu, davalı Kuruma müvekkil yukarıda belirtmiş olduğu tarih ve kayıt numaralı işlemle davalı Kurumca sadece müvekkile ait başvuru dilekçesindeki taleplerinin 01.06.2002 tarihi ile 30.04.2008 tarihleri arasındaki talepleri kabul edilerek ve yapılandırmadan 24.135,88 TL bu bedel karşılığı da borçlanılan 3869 gün sayısı verildiği, davacı müvekkil 01.06.2002 tarihinden ve halen bugüne kadar fiilen tarım üreticilik sıfatı devam etmektedir. Tarım üreticisi olduğuna ilişkin ve davalı Kuruma yapılan başvuru 30.12.2020 tarihli 17165392 başvuru kayıt numaralı dilekçeleri dosya da mevcuttur. Davacı müvekkilimin Bağ-Kur sigortalılığı 01.06.2002 tarihinde başlamıştır. Sonra da yapılan yasa değişikliği davacı müvekkilinin aleyhine işlemiştir. Bir Kanun çıktığı zaman geriye doğru işlemez bu hukuki bir kuraldır. Kanunların geriye işlemez hukuki kural olduğu halde davacı müvekkilime bu hukuki dayatmanın yapılması kazanılmış hakların, müktesap hakları ortadan kaldırmadığı, davalı Kurumun, kendi kusur ve eylemlerinden doğan hukuki sorumluluktan kendisi sorumludur. Hukuksal yönden Devletin Kurum ve Kuruluşlarının, idarelerinin eylemlerinden ötürü kusursuz sübjektif hukuki sorumluluğu bulunduğu tüm bunlara rağmen davalı Kurum 01.06.2022 tarihi ile 30.04.2008 tarihleri arasında talepleri kabul ederek ve yapılandırmadan 24 135,88 TL bu bedel karşılığı 3869 gün sayısı davacı müvekkile verildiği, diğer talepler kabul edilmemiştir. Davalı Kurumun bu tutumu hukuken kabul edilebilinir bir hukuki durum olmadığı gibi hukukun temel ilkelerine, Devletin hukuk ve sosyal devleti olması, sosyal bir devlet anlayışına da aykırı ve kazanılmış hakların korunması gerekirken elinden alınmış olması eşitlik ilkesine de aykırıdır. Müvekkilin sigortalılık tescil kaydı Kanun'dan doğmaktadır. Müvekkil Kuruma re'sen tescil edilmediğinden 7256 sayılı Kanun'ların getirdiği ödeme kolaylığından da faydalanması gerektiğini ileri sürerek iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.B. Değerlendirme ve Gerekçe1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,13.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.