11. Hukuk Dairesinin, bir önceki mahkeme kararına rağmen devam eden iltibas ve haksız rekabet iddiasıyla ticaret unvanı ve marka hakkına tecavüz davası.
Özet: Bu hukuki uyuşmazlık, davacının 1986dan beri kullandığı "..." ticaret unvanı ve 1987den beri tescilli "..." markasının, davalının kendi ticaret unvanında yer alan "..." ibaresiyle marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu iddiasına dayanmaktadır; davacı, unvandaki iltibas yaratan kısmın ticaret sicilinden silinmesini, kullanımın engellenmesini, maddi ve manevi tazminat ile yoksun kalınan kazancın tahsilini talep ederken, davalı ise kendi unvanının davacı ile yeterli farklılığı taşıdığını, iltibasın söz konusu olmadığını, davacının markasının kullanım zorunluluğunu yerine getirmediğini ve davanın haksız menfaat sağlamaya yönelik olduğunu savunmaktadır.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ Esas, █████████ KararHÜKÜM
: Davanın kısmen kabulüİLK DERECE MAHKEMESİ
: Çorlu 3. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ███████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davacının "... Tam Tekstil Sanayi ve Ticaret AŞ" ibareli ticaret unvanının 1986 yılından bu yana adına kayıtlı olduğunu, ... unvanını 30 seneyi aşkın bir süredir her türlü mecrada kullanmakta olduğunu, bunun yanında müvekkilinin "..." markasını, "98324" marka sicil numarası ile 1987 yılından itibaren yenilemelerle birlikte kullandığını, davacı ...'un markanın kullanım hakkını ekli lisans sözleşmesi ile birlikte davacı şirkete devrettiğini, davalının ise müvekkili şirketin ticaret unvanına tecavüz ederek haksız rekabette bulunduğunu, ticaret siciline 1998 yılında kayıt olan davalı şirketin, anılan unvanın kök unsurunda yer verilen "..." ibaresini haksız ve izin almadan kullanması üzerine İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ████████ E. sayılı açılan davada anılan mahkemece "davalının ticaret unvanında yer alan "..." sözcüğünün ticaret sicilinden silinmesine" karar verildiğini, davalı şirketin tüm bu hukuki girişimler sonucunda ticaret unvanını değiştirdiğini, ancak değiştirdiği ticaret unvanıyla da halen iltibasa ve haksız rekabete neden olduğunu, davalı şirketin "..." kök unsurunu ticaret unvanında kullanarak müvekkili şirketin unvanı ile karışıklığa yol açtığını ve haksız rekabet oluşturan eylemleri ile marka hakkına tecavüze devam ettiğini, taraf şirketlerin aynı sektörde faaliyet gösterdiklerini, her ikisinin de ihracat yapan tekstil şirketleri olduğunu ve muhatap oldukları kişiler ile hitap ettikleri müşteri çevresinin aynı olduğunu, bu sebeplerle müvekkili şirketin açıkça zarara uğradığını ileri sürerek 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 29 uncu maddesi kapsamında marka hakkına tecavüz oluşturan ve aynı Kanun'un 52 ve 56 ncı maddelerine göre müvekkilinin unvanına ve aynı Kanun'un 149 uncu madde delaletinde marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitini, kanuna aykırı kullanımın ve tecavüzün önlenmesini, men'ini, davalının ticaret unvanında yer alan "..." ibaresinin ticaret sicilinden silinmesini ve terkinini, davalının anılan ibareyi kullanmasının haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitini ve haksız rekabetin men'ini, tecavüzün sonucu oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, 6769 sayılı Kanun'un 150 nci maddesine göre şimdilik 5.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminatın en yüksek banka reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, ayrıca davalının aynı Kanun'un 151 inci maddesi gereği yoksun kalınan kazanç karşılığı tazminata mahkum edilmesini, mahkeme hükmünün ilanını, davalının iltibas yaratan unvanının, içinde bulunduğu ve reklamı yapılan, sanal erişim imkanı olan tüm adres ve web sitelerinden ve internet üzerinden yapılan tüm yayınlardan kaldırılmasını talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ... yönünden davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, müvekkili şirketin ticaret unvanını marka olarak kullanmadığını, ticaret siciline kayıtlı unvanın ticaret siciline tescil edildiği şekilde müvekkili şirketçe kullanılmasının da marka kullanımı sayılamayacağından ... yönünden davanın bu yönüyle de esastan reddi gerektiğini, markaların kullanımı zorunlu olup 5 yıl boyunca kullanılmamaları halinde terkini gerektiğini, ... markasının tescil edildiği şekilde kullanıldığına yönelik delil olmadığını, davacı şirketin de yıllardır gayri faal, fiilen ölü bir şirket konumunda olduğunu, müvekkilinin ticari unvanının görünüm itibarıyla ve sonraki ekleri itibarıyla davacı şirket unvanından yeterli farklılığı taşıdığını ve iltibasın söz konusu olmadığını, ticaret sicilinde tescilli bir unvanın ticaret sicilinden terkin edilinceye kadar tescil edildiği şekilde kullanılmasının aynı taraflar arasında görülen ve kesinleşen İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ████████ E. ████████ K. sayılı ilamında belirtildiği üzere hiçbir biçimde haksız rekabet veya marka tecavüzü teşkil etmediğini, davanın tamamen haksız menfaat elde etmeye yönelik açıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesince, davacı şirketin ... ibaresini 1986 yılında tescil ettirerek ticaret unvanında kullanmaya başladığı, davalı şirketin ise ilk olarak 1998 yılında ... ticaret unvanını tescil ettirerek kullandığı, daha sonra 2016 tarihinde unvan değişikliğine gidildiği ve dava konusu "..." ibaresinin bu tarihten itibaren unvanda kullanılmaya başlandığı, yine "...+şekil" ibaresinin marka olarak TÜRKPATENT nezdinde davacı ... adına 16.02.2017 tarihinde tescil edildiği, taraflar arasında "..." ibaresinin ticari unvan olarak kullanımından kaynaklı önceki uyuşmazlığa ilişkin davanın İstanbul (Kapatılan) 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırıldığı, bu davada ilk derece mahkemesince davalının ticaret unvanında yer alan ... kelimesinin ticaret unvanından silinmesine karar verildiği ve verilen bu kararın Yargıtay onamasından geçerek kesinleştiği, davalı şirketçe 2016 yılında unvan değişikliğine gidilerek "..." ibaresi şirketin ticaret unvanında kullanılmaya başlanmış ise de bu ibarenin de şirketlerin birbiriyle karıştırılması ihtimalini ortadan kaldırmadığı, unvanlar arasındaki iltibası sona erdirecek mahiyette olmadığı, zira taraf şirketlerin benzer iş kollarında faaliyet gösterdiği ve her iki şirketin ticaret unvanının ayırt edici unsurları olan "..." ve "..." ibarelerinin okunuş ve işitsel yönden birbirlerinin aynısı olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 52 nci maddesi uyarınca davalının unvanının davacı şirketin ticaret unvanına tecavüz oluşturduğunun tespiti ve sicilden terkinine yönelik talebin hukuka uygun bulunduğu, davacının maddi bir zararının tespit edilememesi karşısında maddi tazminat isteminin reddine, davalının, davacıyla aralarında görülen bir başka davada verilen mahkeme kararıyla sicilden terkin edilen '...' ibaresinden sonra bilinçli olarak, önceki ibareyle oldukça benzer ve karıştırılma ihtimali yüksek '...' ibaresini unvanında kullanması şeklindeki eyleminde kusurlu olması ve davacı şirketi yeniden terkin davası açmak zorunda bırakması karşısında manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar vermek gerektiği, davalının tescile güvenerek giriştiği faaliyetlerin haksız rekabet teşkil etmeyeceği, bu nedenle sair istemlerin reddi gerektiği, davacının kendi adına tescilli "..." markasının davalı tarafından üretimde, ihracatta ve pazarlamada kullanıldığı iddiasında olmasına rağmen davalının ... markası altında tescil konusu emtiayı kullanarak üretim veya satış yaptığını, davalının bu markayı kullandığını ispata yarar herhangi bir delil sunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının ticaret unvanında yer alan "..." kelimesinin, 6102 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi uyarınca davacı şirketin ticaret unvanına tecavüz oluşturduğunun tespitine, davalının ticaret unvanında yer alan bu kelimenin ticaret sicilinden silinmesine, takdir edilen 10.000,00 TL tutarındaki manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı şirkete verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine davacı ...'un davası yönünden davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIBölge Adliye Mahkemesince █████████ numaralı ... şekil markasının 25 inci sınıfta 31.12.1997'de, ██████████ numaralı ... markasının 20.03.2012'de davacı ... adına, ███████████ numaralı ... şekil markasının 18.12.2015 tarihli başvuruya istinaden 16.02.2017 tarihinde 25 inci sınıfta davacı ... adına sicile tescil edildiği, dosyada davalı adına marka kaydına rastlanmadığı, Mahkemece alınan bilirkişi raporunda ... alan adında davalı şirketin ... markasının ayırt edilemeyecek kadar benzerini markasal olarak kullandığının tespit edildiği, bu tespitin yerinde olduğu, davalı kullanımının iltibasa neden olabileceği, davacı ...'un markaya tecavüz talebinin bu yönden kısmen kabulü gerektiği, davalının ... markasını emtia üretim, satışında vb şekilde kullandığı ispat edilemediğinden sair hususlara ilişkin tecavüz iddiasının ise reddi gerektiği, davacı yanca gönderilen ihtarname ve delil tespit dosyasının davaya konu "..." ibaresinin kullanımına değil, önceki unvan olan "..." ibaresinin kullanımına yönelik olduğu, ticaret unvanının tescilinin tek başına markaya tecavüz oluşturmayacağı, ancak markasal olarak kullanıldığının ispat edilmesi halinde marka hakkına tecavüz oluşturacağı, bu durumda, davacı tarafça ihlal süresi ispatlanamadığından maddi tazminat isteminin reddi gerektiği, manevi tazminat isteminin davacı ... yönünden kabulü gerekirken lisans hakkı sahibi şirket yönünden tazminata karar verilmesinin yerinde görülmediği, dava tarihi itibarı ile davacı ... adına tescilli markalardan ███████████ numaralı ... şekil markasının tescil tarihinden itibaren 5 yıllık süre geçmediğinden bu marka yönünden kullanmama definin ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurularını kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davalının ticaret unvanında yer alan "..." ibaresinin ticaret unvanından terkinine, davalının ... alan adlı internet sitesindeki ... ibareli markasal kullanımının davacının markasına tecavüz oluşturduğunun tespitine, tecavüzün men'ine, "..." ve "...+ ŞEKİL" İbareli markasal kullanımların internet sitesinden çıkarılmasına, takdir edilen 10.000,00 TL tutarındaki manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.V. TEMYİZ İNCELEMESİ1. Uyuşmazlık ve Hukuki NitelendirmeUyuşmazlık, davalının ticaret unvanının davacının marka ve ticaret unvanına tecavüz oluşturacak şekilde markasal kullanıp kullanılmadığı, buradan varılacak sonuca göre davalı kullanımlarının aynı zamanda haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı, maddi manevi tazminat istemlerinin yerinde olup olmadığı hususlarında toplanmaktadır.2. İlgili Hukuk1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendinin ikinci alt bendi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.2.6769 sayılı Kanun'un 29, 52, 56, 149 ve 150 nci maddeleri3. 6102 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi3. Değerlendirme1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.2. Davacı diğer talepleri yanında maddi tazminat talebinde de bulunmuş olup, maddi tazminatı SMK 151/2,b hükmü uyarınca mütecavizin elde ettiği net kazanca göre hesaplanmasını istemiştir. Bu durumda Mahkemece mütecavizin tecavüz döneminden önceki, tecavüz dönemi ve tecavüz sona ermişse tecavüzden sonraki, yani rapor tarihine kadarki döneme ilişkin mütecavizin tüm ticari defter, belge ve finansal tabloları, tecavüz dönemine ilişkin davalının tüm ticari defterleri incelenerek davalının unvanını markasal kullanmaktan dolayı elde ettiği tüm kar belirlenip tazminat miktarının varsayımsal olarak saptanması, tazminat miktarının varsayımsal olarak belirlenememesi durumunda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 50. maddesi uyarınca somut olaya uygun bir miktar belirlenip hüküm altına alınması gerekirken tazminat hesaplanamadığından davacının buna ilişkin talebinin reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.VI. SONUÇ
: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının tüm, davacının diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacılara iadesine, 17.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.