"Matematik Doktoru" ibaresinin tescilsiz kullanımına dayalı gerçek hak sahipliği iddiasıyla açılan marka hükümsüzlüğü davasında davacının taleplerinin alt ve istinaf mahkemelerince reddedilerek Yargıtay tarafından onanması.
Özet: Bir yayıncılık şirketinin, tescilsiz olarak kullandığı "Matematik Doktoru" ibaresine dayanarak, davalı tarafından kötü niyetle tescillendiğini iddia ettiği "Matematik Doktoru" ve "Matematik Doktoru Yayınları" markalarının hükümsüzlüğünü talep ettiği davada, ilk derece mahkemesinin davacının eskiye dayalı kullanımının davalı markalarına karşı öncelikli hak sağlamadığı gerekçesiyle davayı reddetmesi ve bu kararın istinaf ile temyiz incelemelerinde de hukuka uygun bulunarak onanması neticesinde, davacı tarafın tüm talepleri kesin olarak reddedilmiştir.

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ Esas, ████████ KararHÜKÜM
: Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ
: Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla)SAYISI
: ████████ E., ████████ K.Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.Kararın asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:KARARI. DAVA1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili İsabet Yayıncılığın 2009 yılından bu yana yayıncılık sektöründe faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin "matematik doktoru" ibaresini etkin yaygın ve çekişmesiz bir biçimde tescilsiz marka olarak kullandığını, davalının ██████████ nolu "Matematik Doktoru" ve ██████████ numaralı "Matematik Doktoru Yayınları" ibareli markanın maliki olduğunu, müvekkilinin "TYT Matematik Doktoru İsabet Yayınları" ve "AYT Matematik Doktoru İsabet Yayınları" ibareli kullanımlarının markasal kullanım olduğunu ileri sürerek gerçek hak sahipliği ve davalının kötüniyetli olduğu iddasına dayalı olarak davalı markalarının hükümsüzlüğüne, sicilinden terkinine, terditli olarak müvekkilinin kullanımlarının davacı markasına tecavüz oluşturmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde, asıl davadaki iddialarına markaların yeni malikine karşı ileri sürerek taleplerini tekrar etmiştir.II. CEVAP1.Asıl dosyada davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu markanın dava tarihinden önce dava dışı ...’e devredilmesi nedeniyle kendisine husumet yöneltilmesini mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde, açılan davayı kabul etmediklerini, davacının eskiye dayalı kullanımı ile müvekkili markalarının farklı olduğunu, dava konusu markaların tescilinden 5 yıl geçtikten sonra iş b u davanın açıldığını, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesince, davacının "LYS Doktoru" ve "YGS Doktoru" şeklindeki kullanımlarının, davalının tescilli “matematikdoktoru” ve “matematik doktoru yayınları” ibareli markaları karşısında eskiye dayalı kullanım sayılamayacağı, davacının eskiye dayalı tescilsiz kullanım nedeniyle üstün ve öncelikli hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davaların ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. Hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIBölge Adliye Mahkemesince, istinaf edilen İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.V. TEMYİZ İNCELEMESİ1. Uyuşmazlık ve Hukuki NitelendirmeDava, önceye dayalı hak sahipliği iddiasına dayalı olarak açılan markanın hükümsüzlüğü davasıdır.2. İlgili Hukuk6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 7, 25, 29 uncu maddeler.3. DeğerlendirmeYapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, yerinde görülmeyen davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden asıl ve birleşen davada davacıya yükletilmesine, 17.12.2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.MUHALEFET ŞERHİDavacı eskiye dayalı tescilsiz kullanım nedeniyle gerçek hak sahipliği iddiasına dayalı olarak, davalıya ait 25.06.2015 tarihinde tescil edilen ██████████ sayılı “matematik doktoru” ve04.01.2018 tarihinde tescil edilen ██████████ sayılı “matematik doktoru yayınları” ibareli markaların hükümsüzlüğünü talep etmiştir.Mahkemece, davacının, sınav ismi olan “YGS” ve “LYS” ifadelerini görsel olarak öne çıkarıp, büyük puntolarla ortada kullandığı, “DOKTORU” ifadesinin de “YGS” ve “LYS” ifadeleriyle aynı renk ve altta kullandığı, bu hali ile iki ibarenin bütünlük oluşturduğu, “Matematik” ifadesinin ise en üstte farklı renkte olduğu, ayrıca davacı tarafından Matematik ibaresi yerine Türkçe, Coğrafya, Tarih, Felsefe, Kimya, Fizik, Edebiyat vb. gibi ifadelerin de aynı dizaynda kullanıldığı, bir başka deyişle “matematik” ifadesinin değişken bir ders ismi olarak kullanıldığı gerekçesi ile davacının kullanımın esasen"LYS Doktoru" ve "YGS Doktoru" şeklinde bir kullanım olarak kabul edilmesi gerektiği, bu kullanımın da davalı markalarından farklı bulunduğu gerekçesi ile davaların reddine karar verilmiştir.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 25 inci maddesi markanın hükümsüzlüğü sebeplerini sayarken aynı kanunun 6 inci maddesine de atıf yapmakta olup 6 ıncı maddenin üçüncü fıkrası "Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir." hükmüne haizdir. Bu durumda taraf markaları arasındaki işaretlerin benzerliği değerlendirmesinde önceki markanın ayırt edicilik düzeyi, kapsadığı mal/hizmetler yönünden tanımlayıcılığı ve bu nedenle zayıflığı ya da kullanımla sonradan yüksek ayırt edicilik veya tanınmışlık kazanıp kazanmadığı gibi hususlar incelenirken işaretler de parçalara ayrılmadan ve bütüncül olarak değerlendirilir, görsel, sescil ve kavramsal benzerlik ya da farkların, markanın genel izleniminde bıraktığı etki esas alınarak değerlendirme yapılır. Bununla birlikte, markalar arasında yapılacak karşılaştırmada işaret arasında işletmesel kökenin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir.Somut olayda davacının tescilsiz önceye dayalı kullanım iddiasındaki işaretler yukarıda belirlenen ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde, kullanımın esas unsurunun "doktor" ibaresi olduğu, tüketici nezdinde davalı markalarının seri marka yaratmak amacı ile oluşturulduğu intibanın doğacağı, buna göre tarafların markaları, yazı karakteri, kullanılan renkler ve genel görünüm bakımından benzer olup, mal ve hizmet sınıfları ile sektörel benzerlik de nazara alındığında markalar arasında ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğunun kabulü ile sonucuna göre karar vermek gerekirken mahkemece davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını düşündüğümüzden Sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılmamaktayız.