Eczanede çalışan işçinin sigorta primlerinin eksik bildirilmesi nedeniyle açtığı hizmet tespit davasında hak düşürücü süre itirazlarının Yargıtay tarafından incelenmesi.
Özet: Davacı, davalıya ait işyerinde çalıştığı dönemde sigortalılık primlerinin eksik ödendiğini ve bazı çalışma sürelerinin hiç bildirilmediğini belirterek bu hizmetlerin tespiti ve primlerin tamamlanmasını talep etmiş; davalı ve feri müdahil, davacının çalışma sürelerini ve davanın hak düşürücü süreye tabi olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuş; ilk derece mahkemesi ise tanık beyanlarını esas alarak davacının toplam 822 gün daha eksik bildirilen sigortalılık hizmetinin tespitine karar vermiş, bu karar davalı ve feri müdahil tarafından istinaf edilmiştir.
10. Hukuk Dairesi         ██████████ E.  ,  ████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

    SAYISI
    : █████████ E., █████████ K.
    İLK DERECE MAHKEMESİ
    : Bulancak 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
    SAYISI
    : ████████ E., ████████ K.
    Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekili ve fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 15.05.2000 tarihi ile 02.02.2008 tarihleri arasında davalı ...'ya ait Martı Eczanesinde işçi sıfatı ile çalıştığını, davacının bu çalışması esnasında işveren tarafından sigortalı yapıldığını ve sigorta primlerinin ödendiğini bildiğini, davacı iş akdi davalı tarafından sonlandırıldıkton sonra, kendisene ait SGK kayıtlarının incelenmesi sonucunda, işe giriş bildiriminin davalı tarafından 2001 yılının Ocak, Şubat ve Mart ayları haricinde ve askere gidip geldiği 15 aylık süre dışında 2004 yılı Ocak ayına kadar fiilen çalışmış olduğu dönemi Kuruma bildirmediğini ve SGK primlerini ödemediğini tespit ettiğini, bu durumun davacının sigortalılık süresinin ciddi oranda eksik hesaplanmasına neden olduğunu, davalının tam çalıştığı halde geç bildirim yapılan ve eksik prim ödenen günlerinin sigortalık hizmetlerinden sayabilmesi ve eksik ödenen primlerin işverene tamamlattırılması için dava açma zaruretinin hasıl olduğunu bildirerek tüm bu nedenlerle davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
    II. CEVAP
    1- Davalı vekili cevap dilekçesi ile davacının, müvekkili olan davalı tarafın yanında çalışmaya başladıktan çok kısa bir süre sonra (2-3 ay) askere gitmiş olduğunu, dava dilekçesinde iddia edildiği gibi davacının müvekkiline ait iş yerinde 15.05.2000'de başlayıp askerlik başlangıcına kadar süregelen bir çalışması olmadığını, zira davacının hizmet dökümündeki 30.11.2001 tarihli çıkış dikkate alındığında (yani işçi askerlik sebebiyle işten ayrıldığında) işe başladığını iddia ettiği tarihle (15.05.2000) bu çıkış tarihi (30.11.2001) arasında 15 aydan fazla bir süre olduğunu, askerliği öncesi davacının müvekkilinin yanında bu kadar uzun süreli çalışmadığını, davacının iddia ettiği gibi müvekkiline ait işyerinde işe başladıktan sonra en fazla 2-3 ay gibi bir süreyle çalıştığını, öte yandan yine davacının hizmet dökümündeki çıkış tarihlerinden olan 30.11.2001 ile ikinci giriş tarihi 11.03.2004 tarihi arasında yaklaşık 30 ay gibi bir süre olduğunu, askerlik hizmetinin 15 aylık bir dönem olduğunu dikkate aldıklarında diğer 15 aylık süre zarfında davacının işyeri ile bir iş ilişkisinin olmadığının açığa çıkacağını, yani davacının askerliği sonrası müvekkilinin yanında hemen işe başlamamış olup, (müteakiplik unsuru gerçekleşmemiş olup) hizmetinin mecburi hizmet nedeniyle (mecburen) kesilmiş olduğundan da söz edilemeyeceğinden (yani aralıksız çalışmış sayılamayacağından) davacının davalı işyerindeki askerlik öncesi çalışmasını, askerlik sonrası çalışmasına katılmaması gerektiğini, buna bağlı olarak da kabul etmemekle beraber davacının müvekkiline ait iş yerinde çalışmaya başladığını iddia ettiği 15.05.2000 tarihi ile 30.11.2001 tarihi arası çalışmasının hak düşürücü süreye uğradığını, davacının hizmet dökümündeki ikinci giriş tarihi olan 11.03.2004 sonrası çalışması ise 02.02.2008'de son bulduğunu, açılan davanın hizmetinin geçtiği yılın sonu olan 2008 senesi sonundan itibaren de dava tarihine kadar olan süre zarfında yine 5 yıllık hak düşürücü sürenin fazlasıyla geçtiğini bildirerek tüm bu nedenlerden dolayı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
    2- Fer'i müdahil Kurum vekili ise açılan davanın beş yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, Kurum kayıtlarının aksinin tanık anlatımları ile ispatlanamayacağını bildirerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin 18.05.2021 tarihli kararı ile değerlendirilen tanık beyanları çerçevesinde davacının davalı işverenlikte bu süreden fazla ve talep konusu dönemi kapsayacak şekilde çalıştığı mahkememizce kabul edilmekle, davacının davasının kabulü ile 44719180172 TC nolu davacı ...'nın davalıya ait 14276 sigorta sicil nolu Martı Eczanesi isimli iş yerinde Kuruma bildirilenler dışında;
    -15.05.2000-31.12.2000 tarihleri arasında 225 gün,
    -01.01.2001-31.12.2001 tarihleri arasında 260 gün,
    -01.01.2002-07.12.2002 tarihleri arasında 337 gün olmak üzere toplam 822 gün daha 506 sayılı Kanun'a tabi olarak asgari ücretli sürekli ve kesintisiz bir şekilde hizmet aktine istinaden çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
    IV. İSTİNAF
    İlk Derece Mahkemesinin 18.05.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 01.11.2023 tarihli kararı ile "davacının işe giriş bildirgesi 20.04.2001 tarihinde verilmiş olup 15.05.2000 tarihinden bu tarihe kadarki dönem yönünden dava tarihi itibarıyla hak düşürücü süre geçmiştir. İlk Derece Mahkemesince, hak düşürücü süreye tabi dönem yönünden kabul kararı verilmesi ve davacının dava dilekçesinde prime esas kazancının tespitini talep etmemesine rağmen HMK'nın 26 uyarınca talep aşılarak prime esas kazancın da tespiti hatalı ise de söz konusu yanlışlıkların, Dairemizce, ...353/b-2 uyarınca yeniden yargılama yapılmadan ve duruşma açılmadan giderilmesi mümkün olmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir" gerekçesiyle davalının ve fer'i müdahilin istinaf başvurularının, HMK'nın 353/b-2 maddesi uyarınca ayrı ayrı kabulü ile Bulancak Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin 18.05.2021 tarih, ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararının kaldırılmasına,
    Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine,
    a-44719180172 TC no.lu davacı ...'nın davalıya ait 14276 sicil no.lu Martı Eczanesi işyerinde 20.04.2001 - 31.12.2001 tarihleri arasında 146 gün ve 01.01.2002 - 07.12.2002 tarihleri arasında 337 gün olmak üzere toplam 483 gün daha 506 sayılı Kanun kapsamında hizmet akdi ile çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
    V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
    Bölge Adliye Mahkemesinin 01.11.2023 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, 506 sayılı Kanun'un 79 uncu maddesinde bildirilmeyen hizmetlerle birlikte prime esas kazancın da belirleneceği açık olup, Mahkemece bu hususun aksine değerlendirme yapıldığı, hizmet tespiti talebi içinde ne kadar prime esas kazançla ve ücretle çalıştığının tespitinin de yer aldığı dikkate alınmadan yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek bozulmasına karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne 44719180172 T.C. nolu davacı ...'nın davalıya ait 14276 sicil nolu Martı Eczanesi işyerinde, Kuruma bildirilenler dışında 20.04.2001 - 31.12.2001 arasında 146 gün ve 01.01.2002 - 07.12.2002 arasında 337 gün olmak üzere toplam 483 gün daha 506 sayılı Kanun kapsamında hizmet akdi ile ve asgari ücretle çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
    VI. TEMYİZ
    A. Temyiz Sebepleri
    1-Davalı vekili temyiz dilekçesinde; hak düşürücü süre yönünden hatalı değerlendirme yapıldığını, davanın tümden reddi gerektiğini, yargılama giderlerinin hatalı olarak belirlendiğini beyan etmektedir.
    2-Fer'i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde; hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddi gerektiğini, esas yönünden ise tanık beyanlarına göre hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, tanık ifadelerinin Kurum ve işyeri kayıtlarıyla uyumlu olması gerektiğini beyan etmektedir.
    B. Değerlendirme ve Gerekçe
    Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının davalı işyerinde geçen çalışmalarına ilişkin hizmet tespiti istemine ilişkindir.
    Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
    Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
    VII. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Davalı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgilisinden alınmasına,
    08.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!