İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesinin, itirazın iptali davasında arabuluculuk dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden ret kararının istinaf incelemesi sonucu verilen kararı.
Özet: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasında, alacaklı davacının icra takibine konu ettiği alacağının haksız itiraz üzerine iptalini ve kötü niyet tazminatını talep etmesine karşılık, borçlu davalının ise ödemelerin komisyon alacağı olduğunu ve davacının kötü niyetli davrandığını ileri sürdüğü uyuşmazlıkta, ilk derece mahkemesi arabuluculuk dava şartı eksikliği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar vermiş; davacı vekili ise arabuluculuk tutanağının süresinde sunulduğunu, esasa girilmesi gerektiğini ve davalının tacir olmaması nedeniyle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken davanın usulden reddedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararı istinaf etmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ18. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████KARAR NO
: ████████TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2024NUMARASI
: ████████ Esas, ████████ KararDAVANIN KONUSU
: İtirazın İptaliKARAR TARİHİ
: █████/2025Taraflar arasındaki itirazın iptali davasında; verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulduğundan, dosyanın tevdi edildiği Dairemiz Başkanı ... tarafından incelendikten sonra, yapılan müzakerede de ön inceleme ve usule ilişkin eksikliğin bulunmadığının anlaşılması üzerine, işin esasına geçilmek suretiyle dosya üzerinden heyetçe yapılan inceleme sonunda;GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin alacaklarını almak için Büyükçekmece ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine giriştiğini, borçlu tarafın haksız ve kötü niyetli bir şekilde borca itiraz ettiğini, müvekkilinin davalıya açıkça borç gönderdiğini, verdiği borçların geri ödenmesini istediğini, itirazın iptal edilmesini, %20'den aşağı olmamak üzere davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin davalının uhdesinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile müvekkilinin bir dönem ticaret yaptıklarını, müvekkilinin emeğinin karşılığı olan bir kısım komisyon ödemesini davacıdan banka ödemesi ile aldığını takibe konu ödemelerin müvekkilin taşınmaz satışından komisyon bedeli olarak hak kazandığı alacakları olduğunu, müvekkilinin yabancı oluşunun ve Türkçe bilgisinin kısıtlı olması sebebiyle davacı tarafından kötü niyetli olarak "borç" açıklaması ile gönderildiğini, davacı şirketin üstüne düşen edimlerini yerine getirmemesi, baş gösteren anlaşmazlıklar sebebiyle birlikte iş yapma faaliyetlerini sona erdirdiklerini, davacı şirketi yetkilisi ve oğullarının müvekkile karşı tehdit, yağma, hırsızlık, hakaret ve konut dokunulmazlığının ihlali suçları başta olmak üzere sair suçlar işlediğini, müvekkilinin davacı şirket yetkilisi ve oğullarını savcılığa şikayet etmesi sebebiyle karşı tarafça davaya konu icra takibi başlatıldığını beyan etmekle davanın reddini, Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı ilamsız icra takibinin iptalini, takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak koşuluyla kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince;arabuluculuk dava şartı yokluğu gerekcesiyle TTK.nun 5/A m.si ile 6100 s.HMK.nun 114/2 m.si ve 115/2.m.si hükümlerine göre " ..Davanın USULDEN REDDİNE,.. " karar verilmiş, bu karar davacı vekilince istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; " ..Görülmekte olan işbu dosyada görevli olan Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açılmış fakat Asliye Hukuk Mahkemesi görevsiz olması nedeniyle davayı usulden ret etmiş ve görevli mahkeme olduğunu düşündüğü Asliye Ticaret Mahkemesi'ne göndermiştir. Fakat Asliye Ticaret Mahkemesinde yapılan araştırmada davalının ticari bir kaydı bulunmadığı tespit edilmiştir. Yine müvekkilde dava konusu paraları ticari amaç ile vermemiş borç amacı ile vermiştir. Ayrıca Görev meselesinin resen ele alınması gerektiğinden Asliye Ticaret Mahkemesince karşı görevsizlik kararı verilmesi gerekirken Dava usulden ret edilmiş olup, bu durum hatalıdır. Sadece sırf bu sebeple kararın bozulması gerekmektedir. Nitekim Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından davalının tacir olup olmadığı sorgulanmış ve tacir olmadığı sonucuna varılmıştır. İş bu dava görevsizlik kararı sonrasında açılmıştır. Yine işbu dosyada esasa girilmeden arabuluculuk tutanağı dosyaya sunulmuş olup, süresinde dosyaya arabuluculuk tutanağı sunulmuştur. Tüm bunlara birlikte; Yargıtay 17. Hukuk Dairesi █████████ E. ████████ K. Sayılı kararında ; 'Ticaret Mahkemesince davanın esasına girilmeden arabuluculuk işleminin tamamlandığı anlaşıldığından mahkemece esasa girilerek karar verilmesi gerekmektedir.' demektedir. İş bu dosyada esasa girilmeden arabuluculuk evrakı dosyaya sunulmuş olup, mahkemece esasa girilmesi gerekmekte iken esasa girilmeden usulden davanın ret edilmesi hatalı olmuştur,.. " şeklindeki beyanlarıyla İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; " ..Yerel Mahkeme tarafından █████/2024 tarihli kararında, "Dava tarihi olan █████/2023 tarihi itibariyle yürürlükte bulunan TTK'nin 5/A maddesine göre, itirazın iptali davası açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması ve dava dilekçesinin ekine arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın sunulması gerektiği, yasal düzenleme dikkate alındığında söz konusu dava şartının noksanlığı sonradan giderilebilecek nitelikte olmadığı, bunun üzerine arabuluculuk son tutanağını sunmak üzere 1 hafta kesin süre verildiği, Davacı Vekili'nin sunmuş olduğu dilekçesinde ... numaralı arabuluculuk aşamasının yapılan kontrollerde; davacı taraf arabulucuya başvurmadan █████/2023 tarihinde eldeki davayı açmış, dava tarihinden sonra █████/2024 tarihinde arabulucuğa başvurularak son tutanağın █████/2024 tarihinde düzenlendiği anlaşıldığı, dolayısıyla, dava şartı olan arabuluculuk yoluna dava açıldıktan sonra başvurulduğu, davacı tarafından arabuluculuk faaliyetine başlanmadan dava açıldığından eldeki davada dava şartının gerçekleşmediği sonucuna varılmakla TTK'nin 5/A maddesi hükümleri gözetilerek HMK'nin 114/2 ve 115/2 maddeleri hükümleri gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine", şeklinde hüküm kurulmuş olup verilen kararın usul ve yasaya uygun olması nedeniyle onanmasına karar verilmesi talep olunur. Arabuluculuk Kanunu m.18/A’nın 2’nci fıkrasının son cümlesinde, “Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.” denilmekle usulî olarak davanın reddedileceğini hükme bağlamıştır. Ticari uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesinde düzenlenmiş olup, “Bu Kanunun 4’üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.” hükmünü içermektedir. HMK 115’inci maddesi şu şekildedir; "1.Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. 2. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. " Davacı tarafça Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra, Asliye Ticaret Mahkemesince tensip tutanağı düzenlendikten sonra tensip tutanağında belirtilen 1 haftalık kesin süre içerisinde tutanak sunulmamış olup, Kanunda ve Yerleşmiş içtihatlarda yer alan yasal süreye uyulmadan zorunlu dava şartı arabuluculuk başvurusu yapılmıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle, Arabuluculuk Kanunu m.18/A’nın 2’nci fıkrası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesi ve 6100 Sayılı HMK 115’inci maddesi düzenlemeleri doğrultusunda, süreye uyulmadan zorunlu dava şartı arabuluculuk başvurusu yapılması nedeniyle dava şartı yerine getirmediğinden, Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, ████████ E., ████████ K. █████/2024 tarihli kararının onanmasına,.. " karar verilmesini ve istinaf taleplerinin reddini talep etmiştir. Dava; tacirler arası itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 S.HMK 114/2 ye göre; "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." denilerek özel kanunlarla da özel dava şartı getirildiğinden resen inceleme yapılacağı sabittir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun “Dava şartı olarak arabuluculuk" başlıklı 18/A. maddesine göre; (1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesine göre; TTK'nın 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Somut dava, tacirler arası ticari nitelikli bir davası olduğundan, TTK'nın 5/A maddesi kapsamında arabuluculuk dava şartına tabidir. 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesinin 2. fıkrasına göre, davacıya arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın ibrazı için bir haftalık kesin süre verilmesi ve sonucuna göre işlem yapılması, aynı maddenin son cümlesine göre ise, arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerekir. Somut olayda,tacirler arası uyuşmazlığın dava tarihi itibariyle davanın arabuluculuğa tabi olduğu, Mahkemece davacı vekiline arabuluculuk son tutanağını sunmak üzere verilen bir haftalık kesin süre içerisinde arabuluculuk son tutanağının sunulmadığı, bu şekilde dava açılmadan önce arabuluculuk kurumuna başvurulmamış olduğunun anlaşıldığı, anılan dava şartının dava açıldıktan sonra tamamlanmasını mümkün kılan yasal bir düzenlemenin mevcut olmadığı ve bu hali ile arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden Mahkemece HMK madde 115. maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Bu değerlendirmeler ile dava konusu uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenlemeler doğrultusunda, tüm dosya kapsamında toplanan delillere göre; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK m. 353/1-b-1 uyarınca oy birliğiyle esastan reddine karar verilmesi sonuç ve kanaatine varılmakla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1.HMK m. 353/1-b-1 gereğince davacının istinaf başvurusunun esastan REDDİNE, 2.İstinaf incelemesinin duruşmasız yapılması nedeni ile AAÜT m. 2/2 hükmü uyarınca davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 3.Alınması gereken harçlar peşin olarak yatırıldığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 4.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK' nun 360 ıncı maddesi yollamasıyla, madde 323 uyarınca istinafı talep eden üzerinde bırakılmasına, 5.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, Dair, HMK m. 361 uyarınca, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde temyiz yolu açık olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, █████/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.