İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, davalının LPG alım satım sözleşmesi ihlali sonrası Dubai Tahkim Merkezi kararı olan yabancı hakem kararının tanınması ve tenfizi davası.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının, likit petrol gazı alım satım sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlık neticesinde, mal teslimatını yapmayan ve peşinatı iade etmeyen davalı aleyhine Birleşik Arap Emirlikleri Dubai Milletlerarası Tahkim Merkezince verilen, 337.800 ABD Doları ana para, faiz, masraf ve avukatlık ücretini kapsayan bir hakem kararının New York Sözleşmesi uyarınca Türkiyede tanınması ve tenfiz edilmesi talebiyle açtığı davayı özetlemektedir; davalı taraf ise talebin hukuka aykırı olduğunu ve yasal itiraz haklarının saklı olduğunu savunmaktadır.

T.C.

İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Tanıma Ve Tenfiz
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tanıma Ve Tenfiz davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında likit petrol gaz (LPG) alım satımı hususunda ...,... numaralı anlaşma imzalandığını, taraflar arasındaki alım satım sözleşmesine uygun olarak mal bedeline mahsup edilmek üzere birincisi mal bedelinin 610'una denk olan 112.600 ABD Dolarını 19.01.2023 tarihinde ve ikincisi mal bedelinin % 20'sine denk olan 225.200 ABD Dolarını 10.02.2023 tarihinde olmak üzere toplam 337.800 ABD Doları'nı davalı tarafa ödendiğini, davalı taraf, 30.01.2023 tarihinde taraflar arasındaki alım satım sözleşmesine uygun olarak bir Teyit İhbarı düzenlendiğini, ilk mal teslimatın 12.02.2023 - 18.02.2023 tarihleri arasında yapılacağını teyit ettiğini, taraflar arasındaki alım satım sözleşmesine ve davalı tarafın düzenlediği Teyit İhbarı belgesine göre davalı, ilk mal teslimini 2023 yılının Şubat ayı içinde ve 12 ile 18 Şubat tarihleri arasında gerçekleştirmesi gerektiğini, ancak davalı tarafından hiçbir mal teslimi gerçekleştirilmediğini, Davalı tarafın temerrüdü nedeniyle müvekkilinin İtalyan avukatı..., 07 Mart 2023 tarihinde, borçlu karşı tarafın mal teslim borcunu yerine getirmediğini, 09.03.2023 tarihine kadar ödenmiş olan peşinat toplamı 337.800 ABD Dolarının iadesini veya mal teslimine ilişkin belgelerin temin edilmesini, aksi halde taraflar arasındaki alım satım sözleşmesinin feshedilmiş sayılacağını ihtar edildiğini, davalı tarafın 07 Mart 2023 tarihine kadar mal bedeli peşinatı 337.800 ABD Dolarını müvekkiline iade ettiğini, olması ve mal teslimine ilişkin belgeleri temin etmemesi nedeniyle, yine müvekkilinin İtalyan avukatı ..., davalı tarafa 10 Mart 2023 tarihinde gönderdiği ihtar mektubuyla taraflar arasındaki alım satım sözleşmesinin davalı tarafça esaslı surette ihlal edildiğini, ödenen peşinatın iade edilmeyip mal teslimine ilişkin belgelerin de 09.03.2023 tarihine kadar teslim edilmediğini, bu nedenle taraflar arasındaki ...,...numaralı alım satım sözleşmesinin feshedildiğini, ödenmiş peşinat toplamı 337.800 ABD dolarının derhal iadesinin talep ve dava haklarının saklı tutulduğununun ihtar edildiğini, buna rağmende mal teslimatının gerçekleştirilmediğini, davalı tarafından müvekkili gerçek dışı bahanelerle oyalayan ve verdiği sözlere rağmen peşinat iadesi borcunu da yerine getirmediğini, müvekkili ile davalı ile arasında ... sayılı alım satım sözleşmesinden doğan uyuşmazlık nedeniyle Birleşik Arap Emirlikleri Dubai'de yerleşik Dubai Milletlerarası Tahkim Merkezi (DIAC) nezdinde tahkim davası açıldığını, alım satım sözleşmesinde yer alan 11. Maddede uyuşmazlıkların Dubai Emirliği hukukuna göre Dubai Milletlerarası Tahkim Merkezi'nde Dubai Milletlerarası Tahkim Merkezi (DIAC) Tahkim Kuralları tahtında ve tek hakem tarafından İngilizce yapılacak tahkim yargılaması yoluyla halledileceği düzenlendiğini, tahkim yargılamasına devam ettiğini ve neticeten tek hakem tarafından oluşturulan 4 Aralık 2024 tarihli Hakem Kararı ile davalının taraflar arasındaki alımı satım sözleşmesine aykırı davrandığına, davalının davacıya 337.800 ABD Doları ana para, ana para 337.800 ABD Doları için 17 Mart 2023 tarihinden hakem kararının oluşturulduğu 4 Aralık 2024 tarihine kadar geçen süre için yıllık 465 oranında hesaplanan 29.106,33 ABD Doları faiz, ana para 337.800 ABD Doları için 5 Aralık 2024 tarihinden fiili ödeme gününe kadar işlemek üzere yıllık 945 oranında faiz, 90.200 AED (Birleşik Arap Emirlikleri Dirhemi) ve 12 SG$ (Singapur Doları) masraf ile 10.000 Avro avukatlık ücreti ödemesine karar verildiğini, hakem kararı Birleşik Arap Emirlikleri Dubai'de oluşturulduğunu, hem Birleşik Arap Emirlikleri hem de Türkiye, Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Hakkındaki 10 Haziran 1958 tarihli New York Sözleşmesi hükmü “işbu sözleşme tabii veya hükmi şahıslar arasında zuhur eden ve tanınması ve icrası bahis mevzuu devlet arazisinden gayri bir devlet arazisinde verilen hakem kararlarının tanınması ve icrası hakkında tatbik olunur” şeklinde olduğunu, davalı hakem kararı ile hüküm altına alman borçlarını ödemediği için huzurdaki davayı açma zarureti hasıl olunduğunu, İstanbul 4. İcra Dairesinin ██████████ esas sayılı dosyasında davalı aleyhinde icra takibi başlatıldığını, davalı taraf takibe itiraz ettiğini, Duba Milletlerarası Tahkim Merkezi (DIAC) 230117 sayılı dosyasında oluşturulan 04.12.2024 tarihli hakem kararının tanınması ve tenfizine karar verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talebinin hukuka aykırı olduğunu, kesinleşmiş yabancı mahkeme kararının tanınması ve tenfizi talebi sonrasında davalıya itiraz hakkı MÖHUK m. 55/2 uyarınca tanındığını, davalı taraf hâkimin re’sen inceleyeceği konular dışında kalan hususlar hakkında inceleme yetkisine haiz olduğunu, yabancı ilamın kısmen veya tamamen yerine getirilmiş olması ile birlikte, kamu düzeninden kaynaklanan bir engelin olması veya yabancı mahkemede görülen dava esnasında davalı tarafa itiraz ve savunma hakkının tanınmadığı gibi itiraz taleplerinin gündeme gelmesi mümkün olduğunu, bu durumda hâkim belirtilen durumun incelemesini kanuni sınırlar içinde tartışacak ve karar vereceğini, her ne kadar taraflar önce dostane çözüm amacıyla dubai tahkim yetkisini kabul etmişlerse de aynı sözleşmenin 15. Maddesinde genel şart ve hükümlerin sözleşmeye dahil olduğunu belirtildiğini, Genel şartlar bölümünde ise sözleşmede ihtilaf halinde Birleşik Arap Emirlikleri “BAE” mahkemelerinin münhasır yargı yetkisine tabi olmayı kabul ettiklerini, sözleşmenin genel şartlar bölümünün 47. maddesinde belirtildiğini, öncelikle Birleşik Arap Emirlikleri ve Mahkemelerinin Yargı Yetkisine tanırken bir taraftan da tahkim merci belirlendiğini, sözleşmede birbirleri ile çelişen 2 madde varken bu tahkim anlaşmasının sıhhatine gölge düşürdüğünü, tahkim iradesinin kesin ve açık olması gerektiğini, taraflar arasındaki tahkim anlaşmasının Yargıtay nezdinde geçerli sayılabilmesi için tahkim iradesinin mutlak ve hiçbir tereddüte yer vermeyecek şekilde sözleşmede mevcut bulunması gerektiğini, diğer bir hususun yargılama sürecinde tahkim merci tarafından müvekkiline herhangi bir celp-davet gelmediğini, müvekkilinin yokluğunda karar verildiğini, bu hususun hem New York sözleşmesine hem de anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi çerçevesinde koruna altına alınmış savunma hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, tahkim kararı kesinleşmemesi nedeniyle icrai kabiliyet kazanmadığını, kararın tanınması ve tenfizinin mümkün olmadığını savunarak haksız davanın usul ve esastan reddi ile yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin de davacı tarafa yüklenmesini istemiştir.
DELİLLER
:
İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesinin...D.İş sayılı dosyası, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyası, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün...esas sayılı dosyaları dosyamız arasına alınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;
Dava, hukuki niteliği itibariyle, Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkında New York Sözleşmesi (New York Sözleşmesi)'nin IV ve V. maddeleri uyarınca yabancı hakem kararının tenfizi talebine ilişkindir.
3731 nolu Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkındaki New York Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun 08.05.1991 tarihinde kabul edilerek 21.05.1991 tarihli Resmî Gazetede yayınlanmıştır. Yasanın 1. maddesinde, 10 Haziran 1958 tarihli Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkındaki New York Sözleşmesinin, ikinci maddedeki beyanın yapılması suretiyle onaylanmasının uygun bulunduğuna yer verilmiştir. 2. maddede, Türkiye Cumhuriyetinin sözleşmenin 1. maddesinin 3. paragrafına uygun olarak sözleşmeyi sadece karşılıklılık esasına göre bu sözleşmeye taraf olan bir devlet ülkesinde verilmiş olan hakem ve tenfizi hakkında uygulanacağı, ayrıca sözleşmeyi yalnız akdi veya akit dışı hukuki münasebetlerden kaynaklanan ve kendi iç hukukuna göre ticari mahiyette sayılan uyuşmazlıklar hakkında uygulanacağının beyan edildiği belirtilmiştir.
Hakem kararı Birleşik Arap Emirlikleri Dubai'de oluşturulmuştur. Tahkimin yapıldığı ülke olan Birleşik Arap Emirlikleri ile tenfizin talep edildiği ülke Türkiye, Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Hakkındaki 10 Haziran 1958 tarihli New York Sözleşmesi'ne taraftır. Bu Sözleşme 5718 sayılı MÖHUK'un 1. maddesinde, Kanun'un uygulama alanı düzenlenmiştir. Anılan maddede, yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde uygulanacak hukukun, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, yabancı kararların tanınması ve tenfizinin bu kanunla düzenlendiği, Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu milletlerarası özel hükümlerin saklı olduğu belirtilmiştir. Bu düzenlemeye göre MÖHUK hükümlerinin ve New York Sözleşmesi'nin yarıştığı durumlarda Sözleşme hükümleri uygulanmalıdır (AKINCI, Ziya, Milletlerarası Tahkim, İstanbul, 2020, s.450-451). Bu açıklamalar ışığında, iş bu davada New York Sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiği belirlenmiştir.
Prensip olarak yabancı hakem kararlarının tenfizi istemlerinde tenfizi istenen kararın şeklî ve maddi anlamda kesinleşmesi gerekir. New York Sözleşmesi'nin IV/1-e maddesinde de yabancı hakem kararının tenfizi için, kararın taraflar açısından bağlayıcı hâle gelmiş olması şartına bağlanmıştır. New York Sözleşmesi'nin IV. maddesine göre, Türk mahkemelerinde açılacak tenfiz davasında, dava dilekçesi ile birlikte hakem kararının onaylanmış aslı veya aslına uygunluğu onaylanmış bir suretinin, hakem kararının dayandığı tahkim şartı veya sözleşmenin usulüne uygun aslı veya aslına uygunluğu onaylanmış bir suretinin, şayet karar ve tahkim şartı ya da sözleşmesi tenfiz ülkesinin resmi dilinde değilse, hakem kararı ile tahkim sözleşmesi veya şartının usulüne uygun ve onaylı tercümelerinin eklenmesi zorunludur.
Yabancı hakem karalarının Türkiye’de sonuç doğurabilmesi o kararın Türk Mahkemelerinde tanınmasına veya tenfizine karar verilmiş olmasına bağlıdır. New York Sözleşmesi’nin 1. maddesinde uygulama alanı gösterilmiştir. 2. fıkrada ,yabancı hakem kararının tanımı yapılmıştır .Sözleşmenin V . maddesinde tenfiz engelleri ( tenfiz talebinin reddi sebepleri ) sınırlı olarak sayılmıştır. Bunlar ; a) Sözleşmeye uygulanacak hukuka göre ehliyetsiz olduğunu ya da anlaşmanın tabi olduğu hukuka göre ve böyle bir seçim yapılmamışsa hakem kararının verildiği yer kanunlarına göre hükümsüz olduğu; b)Hakemin/ hakem heyetinin seçiminden veya hakemlik prosedüründen usulü dairesinde haberdar edilmediğini ya da diğer bir sebeple iddia veya savunma hakkından yoksun bırakıldığını; c) Hakem kararının, tahkim sözleşmesinde ya da şartında yer almayan bir uyuşmazlığa İlişkin olduğunu ya da tahkim anlaşmasının veya tahkim şartının sınırlarını aşan hükümler içerdiğini, tahkim anlaşmasının ya da şartının sınırlarını aşan kısmın ayrılması mümkünse, tahkim anlaşması içinde kalan kısmın tanınmasına ya da tenfizine karar verilebileceği; d) Hakem heyetinin oluşumumun veya hakemlik usulünün tarafların anlaşmasına veya anlaşma olmayan hallerde tahkim yeri kanun hükümlerine uygun olmadığını; e) Hakem kararının taraflar için henüz mecburi olmadığı veya verildiği memleket kanunlarına göre ya da tahkimin tabi olduğu hukuk kurallarına göre yetkili bir merci tarafından iptaline karar verildiği yahut icranın geri bırakıldığı iddiası ve mahkemece; a) Tanıma ve tenfiz talebinin yapıldığı ülke kanunlarına göre hakem kararına konu uyuşmazlığın tahkime elverişli olmadığı; b) Hakem kararının kamu düzeni kurallarına aykırı olduğudur .
Görüldüğü üzere Sözleşme, iki grup tenfiz engeli düzenlemiştir. Birinci gruptakiler davalı tarafından savunma olarak ileri sürülüp ispat edilmesi gereken tenfiz engelleri, ikinci gruptakiler ise mahkemece resen gözetilecek tenfiz engelleridir.
Esasen tanıma ve tenfiz davalarında taraflar, maddi vakıaların yeniden tartışılmasını isteyemez ve tenfiz davasında mahkemece yapılacak inceleme, tanıma ve tenfiz engellerinin mevcut olup olmadığıyla sınırlıdır. Mahkeme, hakem kararının maddi hukuk yönünden isabetli olup olmadığı denetleyemez. Aleyhine tanıma ve tenfiz talep edilen taraf, ancak tenfiz şartlarının bulunmadığını (tenfiz engellerinin mevcut olduğunu) öne sürerek itiraz edebilir. Yani uyuşmazlığın esasına ilişkin savunma sebeplerine dayanamaz ve bunlara ilişkin olarak delil gösteremez.
Bu hukuki açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde; Öncelikle resen incelenmesi gereken iki tenfiz engeli değerlendirilmelidir.
Bunlardan birincisi, uyuşmazlığın Türk hukuku bakımından tahkime elverişli olup olmadığıdır. Taraflar arasındaki tahkim yargılamasına konu uyuşmazlık davacının alıcı davalının satıcı olduğu LPG alım satımına ilişkin anlaşmadan kaynaklanmakta olup, uyuşmazlığın bütünüyle tarafların tasarrufuna tabi ve tahkime elverişli bir uyuşmazlık niteliğinde olduğu belirlenmiştir. Uyuşmazlığın yabancılık unsuru içerdiği ve tahkime elverişli olduğu anlaşılmaktadır.
Resen dikkate alınacak tenfiz engellerinden ikincisi ise kamu düzenine aykırılıktır. Kamu düzenine aykırılık bir tenfiz engeli ise de kamu düzeni kavramının, hakem kararının esasının incelenmesi sonucunu doğuracak genişlikte yorumlanmaması gerekir. Kavram oldukça önemli olmakla birlikte, kanunlarda yapılmış bir tanımı yoktur. Pozitif mevzuatta yapılmış bir kamu düzeni tanımı yoktur. Kavramın içeriği, yargısal ve bilimsel içtihatlarla doldurulmaya çalışılmaktadır . Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 2010/1 E.- 2012/1 K. sayılı, 10.02.2012 tarihli kararında, kamu düzeni kavramı tanımlanmıştır.
Davalı vekili kamu düzenine aykırılık bakımından, müvekkiline yargılama sürecinde tahkim merci tarafından herhangi bir celp-davet gelmediği, müvekkilinin haberi olmadan ve savunması alınmadan yokluğunda karar verildiğini ileri sürmüş ise de davacı tarafça 19 Mayıs 2023 tarihinde ...'a başvurulduğu, DIAC tarafından atanan tek hakemin 23 Mayıs 2024 tarihinde tarafları ön inceleme toplantısına davet ettiği, davalının cevap vermediği, hakemin, 07 Haziran 2024 tarihinde davalıya ön inceleme toplantısına katılacağını teyit etmesi için 11 Haziran 2024 tarihine kadar süre verdiğini ve davalının cevap vermediği takdirde ön inceleme duruşmasının 13 Haziran 2024 tarihinde yapılacağının ihtar edildiği, davalının cevap vermediği, bunun üzerine tek hakemin, ilk toplantının 13 Haziran 2024 günü yapılmasına karar verdiği, hakemin, 12 Haziran 2024 tarihinde taraflara ilk toplantıya online katılım sağlamaları için link ve taslak görev belgesi ile usuli zaman çizelgesi gönderdiği, davalı tarafça katılım gösterilmediği, 24 Haziran 2024 tarihinde hakemin, taslak görev belgesini davalıya gönderdiği ve varsa yorumlarını 27 Haziran 2024 tarihine kadar bildirmesini emrettiği, Dubai Tahkim Kuralları m. 32 (c) hükmüne uygun olarak, taraflardan biri tahkim yargılamasına katılmasa dahi tahkim yargılamasına devam edilmesi mümkün olması ve hakem dosyadaki dilekçe ve delil durumuna göre hakem kararını oluşturmaya yetkili olduğundan ve benzer düzenleme DIAC Tahkim Kuralları m. 29.1 hükmünde de yer aldığından, hakem tarafından usule uygun olarak 28 Haziran 2024 tarihinde 1 nolu Görev Belgesi'nin oluşturulduğu, görev belgesinin eki eki olan Usuli Zaman Çizelgesi'nde dilekçelerin sunulması gereken tarihlerin belirtildiği, davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmadığından 11 Ağustos 2024 tarihinde hakem, davalıya süresinde cevap dilekçesi sunmadığını hatırlatıp ve cevap dilekçesini 16 Ağustos 2024 tarihine kadar sunması için yeniden süre verdiği, uzatılan sürede de cevap dilekçesi sunulmadığı takdirde davalının cevap dilekçesi sunmaktan feragat etmiş sayılacağını ve tahkim yargılamasına devam edileceğinin ihtar edildiği, ve buna göre Dubai Tahkim Kanunu m. 32 (b) ve DIAC Tahkim Kuralları m. 29.3 uyarınca, tahkim yargılamasına devam edildiği anlaşılmakla, hakem yargılamasının usulüne uygun şekilde yapıldığı ve hakem yargılaması sırasında davalıya savunmalarını ileri sürme ve kanıtlama imkanı sağlandığı dosya kapsamındaki belgelerden anlaşılmaktadır. Esasen, davalının da bu yönlere ilişkin esaslı ve kanıtlanmış bir savunması da bulunmamaktadır.
Davalının bir diğer savunması; sözleşmenin 15. Maddesinde genel şart ve hükümlerin sözleşmeye dahil olduğu, sözleşmede birbirleri ile çelişen 2 madde varken bu tahkim anlaşmasının sıhhatine gölge düşürdüğünü, tahkim iradesinin kesin ve açık olması gerektiğidir. Bu hususta yapılan incelemede taraflar arasında yapılan sözleşmenin 11. Maddesinde uyuşmazlıkların Dubai Milletlerarası Tahkim Merkezi (DIAC) Tahkim Kuralları tahtında ve tek hakem tarafından İngilizce yapılacak tahkim yargılaması yoluyla halledileceği düzenlendiği, tahkim iradesinin mutlak ve hiçbir tereddüte yer vermeyecek şekilde sözleşmede mevcut bulunduğu, davalı tarafça bahsedilen 15. Maddenin sözleşmede belirtilmeyen diğer hüküm ve koşullar için düzenlendiği sonuç olarak davalının itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Davalının tahkim kararının kesinleşmemesi nedeniyle icrai kabiliyet kazanmadığına ilişkin itirazı yönünden ise; davada tenfizi talep olunan yabancı Hakem Kararı hakkında, verildiği ülkede iptal davası açıldığı, hükmün icrasının geri bırakılması talebinde bulunulduğuna ilişkin bir beyan ya da delil sunulmamıştır. Bu husustaki iddiayı ispat külfeti, aleyhine tenfiz istenen tarafın üzerindedir. Aleyhine tenfiz istenen davalı, hakem kararının verildiği ülkede iptal edilmiş veya icrasının geri bırakılmış olduğunu iddia ve ispat etmek suretiyle söz konusu hakem kararının Türkiye’de tenfiz edilmesini engelleyebilir. ( ..., Milletlerarası Tahkim, s. 397). (aynı yönde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi
43. Hukuk Dairesi'nin ████████ E, ████████ K sayılı ilamı)
Açıklanan gerekçelerle, davanın kabulü ile, Dubai Milletlerarası Tahkim Merkezi'nin (DIAC) 230117 sayılı dosyasında oluşturulan 04.12.2024 tarihli hakem kararının tanınması ve tenfizine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile, Dubai Milletlerarası Tahkim Merkezi'nin (DIAC) 230117 sayılı dosyasında oluşturulan 04.12.2024 tarihli hakem kararının tanınması ve tenfizine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 615,40 TL karar harcından peşin alınan 427,60 TL hacın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
4-Davacı tarafından yargılama sırasında yapılan; 427,60 TL peşin harç, 427,60 TL başvuru harcı, 60,80 TL vekalet harcı, 215,00 TL posta ve tebligat masraflarından oluşan toplam 1.131‬,00 yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
5-Taraflarca yatırılan ve artan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı; 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345. maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK. 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır
"Bu belge 5070 Sayılı Kanun hükümlerince elektronik imza ile imzalanmıştır."

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!