Kredi sözleşmesinde kefalet miktarının belirtilmemesi sebebiyle kefaletin geçersizliği ve bankanın kötü niyetli icra takibi üzerine hükmedilen kötü niyet tazminatı kararının temyizi.
Özet: Bu hukuki evrak, bankanın üçüncü şahsın kredi borcuna ilişkin müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığını iddia ettiği kredi genel sözleşmesi uyarınca davalıya karşı başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali talebiyle açtığı davada; ilk derece mahkemesi ile bölge adliye mahkemesinin, yürürlükteki yasal mevzuat gereği kefalet sözleşmesinde kefalet miktarının belirtilmemesi nedeniyle sözleşmenin geçersiz olduğuna ve bankanın bu sözleşmeye dayanarak takip başlatmasının kötü niyetli olduğuna hükmederek davayı reddetmesi üzerine, bankanın bu kararı temyiz etmesiyle oluşan süreci ve temel uyuşmazlığı değerlendirmektedir.
11. Hukuk Dairesi         ████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

    SAYISI
    : ███████ Esas, █████████ Karar
    HÜKÜM
    : Esastan ret
    İLK DERECE MAHKEMESİ
    : Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi
    SAYISI
    : ████████ E., ████████ K.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    KARAR
    I. DAVA
    Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkil bankanın Kars Şubesi ile dava dışı borçlu ... arasında imzalanan kredi genel sözleşmesine istinaden adı geçen dava dışı borçluya ticari krediler açıldığını ve kullandırıldığını, davalı borçlunun ise 26.06.2012 tarihli 500.000,00 TL bedelli kredi genel sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladıklarından borcun tamamından ve işleyecek temerrüt faiz ve ferilerinden müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, bu kredilerin ödenmemesi nedeniyle 17.10.2016 tarihi itibariyle borçlunun kredi hesaplarının kat edildiğini, kat edilen tarih itibariyle tespit edilen 342.351,19 TL borç bakiyesinin ödenmesi için gönderilen ihtara rağmen ödenmeyen borcun tahsili amacıyla icra takibine başladıklarını, davalıların borca itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, dava konusu olayda davalıların müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile kredi genel sözleşmesini imzaladıklarını ve bu kredi sözleşmesine istinaden kredi kullandırıldığını ileri sürerek davalıların Erzurum 3. İcra Müdürlüğünün █████████ E. sayılı takip dosyasına yapmış oldukları yasal dayanaktan yoksun itirazlarının iptaline, alacağın %20'sinden az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
    II. CEVAP
    Davalı vekili cevap dilekçesinde; kredi genel sözleşmesindeki imzaların davalıya ait olmadığının değişik iş dosyası ile tespit edildiğini, imzalardan dolayı suç duyurusunda bulunduklarını, takibe konu kredilerde kefalet miktarlarının yazılı olmadıklarını, diğer kefil olan ... Metal Ltd. Şti.'ne ait olan imzaların da sahte olduğunu, davacının kötü niyetli hareket ettiğini savunarak davanın reddine ve %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacı taraftan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesince, davacı banka ile dava dışı borçlu ile 26.06.2012 tarihli 500.000,00 TL bedelli kredi genel sözleşmesinin imzalandığı, sözleşmeye davalının kefil sıfatıyla imza attığı ancak kefalet sözleşmesinde kefil olarak yer alan davalının yalnızca isim ve adresi ile birlikte imzasının bulunduğu, kefalet miktarı yazılı olmadığı gibi kefaletin müşterek veya müteselsilen olduğuna dair herhangi bir ibarenin de bulunmadığı, sözleşmede kefalet miktarının yazılı olmaması nedeniyle kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğu sonucuna varıldığından, adi kefalet olarak dahi değerlendirilmesine yasal olarak imkan bulunmadığı, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin tarihi itibariyle 818 sayılı Borçlar Kanunu(818 sayılı Kanun) hükümlerine tabi olduğu, kefalet sözleşmesi geçerliliğinin yazılı şekilde yapılmasına ve kefalet miktarının belirli olmasına bağlı kılındığı, bir güven kurum olan davacı banka, kredi sözleşmesinin imzalanması sırasında kefalete ilişkin hükümlerin geçerliliği noktasında gerekli dikkat ve ihtimamı göstermek, kefalet sözleşmesinin geçersiz olup olmadığını bilebilecek durumda olması nedeniyle geçersiz kefalet sözleşmesine dayanarak, davacı bankanın icra takibine başlamış olması haksız ve kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın reddi ile asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 53.075,93 TL tutarında kötü niyet tazminatının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
    IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
    Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
    V. TEMYİZ İNCELEMESİ
    1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
    Uyuşmazlık, davacı banka ile dava dışı 3. şahıs arasında imzalanan genel kredi sözleşmesini kefil sıfatıyla imzalayan davalının kefaletinin geçerli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
    2. İlgili Hukuk
    1.2004 İcra İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
    2.818 sayılı Kanun'un 484 üncü maddesi.
    3. Değerlendirme
    Dava, genel kredi sözleşmesine dayanan borcun tahsili amacıyla başlatılan takibe karşı vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın reddine dair kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince kararın usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
    Davacı banka ve dava dışı 3. şahıs arasında imzalanan 26.06.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinin tarihi itibari ile tabi olduğu 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 484 üncü maddesi uyarınca kefalet sözleşmesinin geçerliliğinin, yazılı olmasına ve kefilin sorumlu olacağı belirli bir miktarın sözleşmede belirlenmiş olması koşuluna bağlıdır. Dava konusu ve takip dayanağı 26.06.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinde kredi limitinin 500.000,00 TL olduğu açıkça gösterilmiştir. Bu durumda mahkemece kredi limitinin aynı zamanda kefalet sorumluluğunu belirlediği düşünülerek bir karar verilmesi gerekirken sözleşmede kefalet miktarının yazılı olmaması nedeni ile kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğu şeklindeki hatalı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
    VI. SONUÇ
    : Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.12.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!