Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun, 667 sayılı KHK ile meslekten ihraç edilen kamu görevlisinin FETÖ iltisakı iddialarına ilişkin delillerin yetersizliği kararı temyiz incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, bir hakimin 667 sayılı KHK kapsamında FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğu gerekçesiyle meslekten çıkarılmasına yönelik kararın, Danıştay Beşinci Dairesi tarafından yetersiz delil nedeniyle iptal edilmesi üzerine, bu iptal kararının temyizen incelenmesi talebini içermektedir; zira Daire, davacının ceza mahkemesinde beraat etmesi, bazı internet sitelerine erişim sağlaması, belirli kitaplar bulundurması ve evinde 1 dolar banknotlar ele geçirilmesi gibi hususları, tek başına örgütle bağlantısını gösteren yeterli delil olarak değerlendirmemiştir.

T.C.
D A N I Ş T A YİDARİ DAVA DAİRELERİ KURULUEsas No
: █████████Karar No
: █████████TEMYİZ EDEN (DAVALI)
: ... KuruluVEKİLİ : Av. ...KARŞI TARAF (DAVACI)
: ...İSTEMİN KONUSU
: Danıştay Beşinci Dairesinin █████/2022 tarih ve E:██████████, K:█████████ sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ
:Dava konusu istem
: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun) 3. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi istenilmiştir.Daire kararının özeti
: Danıştay Beşinci Dairesinin █████/2022 tarih ve E:██████████, K:█████████ sayılı kararıyla;Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde; davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ise ciddi görülmeyerek işin esasına geçilmiş,"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;...Ağır Ceza Mahkemesinin ...tarih ve E
:..., K:... sayılı kararı ile davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği, bu kararın █████/2019 tarihinde kesinleştiği,Dijital materyallerin incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporu yönünden, davalı idarece, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu belirtilen www.bugun.com.tr, www.kimseyokmu.org.tr, www.herkul.org ve www.zaman.com.tr isimli sitelere giriş yapıldığına dair dijital kalıntıların bulunduğunun görüldüğü,Her ne kadar davalı idare tarafından, davacının FETÖ ile iltisaklı olup örgütün propagandasını yapan internet sitelerine giriş yapması hususunun davacının FETÖ ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu ileri sürülmüşse de, sadece bu sitelere giriş yapılmış olmasının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı bulunduğunun göstergesi olarak kabulüne olanak bulunmadığından davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği,Davacının evinde yapılan aramada ele geçirilen kitap ve materyaller yönünden, davacının ikametgahında yapılan █████/2016 tarihli arama sonucunda düzenlenen arama ve el koyma tutanağında yer alan, bir adet İncil, yazarı E.P. olan "...'nın Çocukları ...ve ...", yazarı M.B. olan "Padişahım Çok Yaşa" adlı kitaplar ile FETÖ/PDY terör örgütü lideri Fetullah Gülen "İnsanlığın iftihar tablosu Hz. Muhammed (S.A.V)" yazılı CD kutusunun içerisinden iki adet "İnsanlığın iftihar tablosu Hz. Muhammed (S.A.V) ibareli CD ve bir yüzünde 11 Eylül (Belgesel) diğer yüzünde cevapsız arama DVD ibareli DVD'lerin ele geçirilmesi hususunun, davacının anılan örgütle bağlantısı bulunduğunu gösteren başka bir delille desteklenmediği görüldüğünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığı,Diğer taraftan, gerek adli yargıda gerekse idari yargıda dava dosyalarına yansıyan bilgilerden, örgütün mensuplarına motivasyon sağlamak amacıyla örgüt lideri Fetullah Gülen tarafından gönderildiği ileri sürülen 1 Dolarlar dağıttığı, örgüt mensuplarının verilen bu 1 Dolarlara kutsallık atfederek üstlerinde ya da korunaklı bir yerde sakladıkları anlaşılmış ise de, uyuşmazlıkta davacının adreslerinde yapılan aramalar sonucu yirmi dört adet 1 Dolar bulunması hususunun, davacının örgütle bağlantısı bulunduğunu gösteren başka bir delille desteklenmediği görüldüğünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı,Davacıyla ilgili ihbar, şikayet ve soruşturma bilgileri yönünden, Dairelerince yapılan █████/2021 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen █████/2022 tarihli cevapta, "..Davacı hakkında ... esas (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin...sayılı dosyası) sayılı soruşturma dosyasında Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarihli ve ...9 sayılı kararı ile meslekten çıkarma kararının bulunduğu ve kararın kesinleşmesi nedeniyle yeniden karar verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği ayrıca Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı dosyasında,... tarih ve ... karar sayılı kararı ile kısmen şikayetin işleme konulmamasına, kısmen karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği bunun dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı.." belirtildiğinden, davacı hakkındaki ihbar/şikayet ve soruşturma bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,Sosyal çevre bilgileri yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı,Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan diğer delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin █████/2021 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşıldığı,Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı,Bunun yanında, davacı tarafından dava açma süresi geçtikten sonra verilen, Danıştay Genel Yazı İşleri Müdürlüğü kayıtlarına █████/2019 tarihinde giren savunmaya cevap dilekçesinde, dava konusu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi talep edilmiş ise de, dosyanın tekemmül aşaması dikkate alındığında ayrı bir davanın konusunu oluşturabilecek nitelikte olan ve davanın genişletilmesi yasağı kapsamında kalan bu istemin incelenme imkanının bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı,Öte yandan, davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceğinin de açık olduğu gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Davalı idare tarafından, usule ilişkin itirazlarının karşılanmadığı, dava konusu işlemin bir disiplin işlemi olmadığı, Dairece davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle irtibat ve iltisaklı olduğu noktasında katı bir bakış açısıyla sonuca varıldığı, davacının hâkimlik ve savcılık mesleğinde kalmasının uygun olup olmaması yönünden yapılan değerlendirmede sübut derecesinin aranmasının usul ve yasaya aykırılık oluşturduğu, Dairenin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatları nedeniyle meslekten çıkarılmalarına karar verilen hâkim ve savcılar tarafından açılan davalarda verdiği bir kısım ret kararlarında yer alan değerlendirmeler ile işbu dosyadaki gibi verilen iptal kararlarının gerekçelerinde ciddi çelişkiler bulunduğu, dijital materyal delilin hangi gerekçe ile davacının örgütle irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığına dair Daire tarafından kararda yer verilmiş bir gerekçe mevcut olmadığı gibi, birden fazla siteye ilişkin kalıntı bulunduğu, davacının teknik veriler ile teknik temeli olmayan savlarla inkar yoluna gittiği, anılan örgütle bağlantılı yayına ait ele geçen materyalin diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde davacının söz konusu örgütle irtibat ve iltisakını ortaya koyan destekleyici bir delil olduğu, dosyaya sunulan her delilin "başka delillerle desteklenmediği" gerekçesiyle ve salt davacının beyanları esas alınarak uyuşmazlığın çözümü yoluna gidilmesinin hatalı olduğu, bu davalarda ilgililer hakkındaki her delilin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisakı gösterdiği, davacıdan ele geçirilen 1 Dolar hususunda başkaca tanık beyanı, somut tespit veya başkaca herhangi bir bilgi ve belge aranmasının isabetsiz olduğu ve hukuka aykırılık oluşturduğu, tanık İ.Y.'nin beyanında, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçundan soruşturma işlemlerine başlanıldığında adliyedeki odasında arama yapıldığı esnada üzerinde taşıdığı dolarları yakın koruması tanığa verirken anılan dolarların geçen sene yurt dışı seyahatinden kalma dolarlar olduğunu beyan ettiği, ancak kendi savunmasında mezkur dolarların yapacağı düğününde dağıtmak üzere biriktirdiğini beyan ettiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, bahsi geçen dolarların bulunma sebebinin çelişkili bir şekilde ifade edildiğinin görüldüğü, bu noktada tanığın beyanının hiçbir şekilde değerlendirilmeye alınmadığı ve çelişkinin giderilmediği, kararın eksik incelemeye dayalı olarak hatalı verildiği, ayrıca, düğün için biriktirilecek paranın davacının üzerinden çıkmasının da hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu dolarların kutsallık atfedilerek örgüt ile irtibatlı ve iltisaklı kişilerin üzerlerinde veya korunaklı bir yerde sakladıkları gerçeği karşısında anılan delilin kabul edilmemesinin hukuka ayrılık teşkil ettiği, o tarihte (darbe girişiminden hemen sonra) anılan dolarların bulundurulmasının örgüt üyeliğini veya irtibatını gösteren bir durum olmamasına rağmen, davacının anılan dolarları tanığa verirken açıklama yapma ihtiyacı duyması ve mezkur dolarları tanığa teslim etmesinin izaha muhtaç olduğu, tek başına bu durumun bile davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koymaya yeterli olduğu, idareleri tarafından ihbar ve şikâyet dilekçeleri, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 97. maddesi kapsamında disiplin hukuku bağlamında ele alınarak değerlendirildiğinden salt şikayet dilekçesi üzerine Kurul tarafından verilen karar sonucuna göre hareket edilmesinin hatalı değerlendirmeye yol açacağı gibi dilekçede somut tespitlerle desteklenen iddiaların dikkate alınmamasının da doğru olmadığı, ceza mahkemesince deliller değerlendirilerek davacının eylemlerinin sempatizanlık boyutunda olduğu yönünde tespite ulaşıldığı ve bu hususun gerekçeli kararda ifade edildiği, Dairece bu hususun yok sayıldığı ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Davacı tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ
: Temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Kurulumuzun █████/2024 tarihli ara kararına davalı idarece verilen cevabın dosyaya sunulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten, dosyadaki belgeler incelendikten ve davalı idare tarafından █████/2023 tarihli ek beyan dilekçesinin eki olarak dava dosyasına sunulan CD içerisinde yer alan video izlendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE
:MADDİ OLAY
:Türkiye’de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini "Yurtta Sulh Konseyi" olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından █████/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu █████/2016 tarihinde, ülke genelinde █████/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar █████/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve █████/2018 tarihinde kaldırılmıştır.█████/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, █████/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise █████/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve... sayılı kararıyla, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir.Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.Öte yandan, davacının ceza yargılaması sonucunda ...Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle silahlı terör örgütüne üyelik suçundan beraatine karar verildiği ve kararın █████/2019 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.İLGİLİ MEVZUAT
:1) AnayasaAnayasa’nın Başlangıç kısmında, Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu Millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasa'da gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı belirtilmiş ve 176. maddesinde de Anayasa'nın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirten başlangıç kısmının, Anayasa metnine dâhil olduğu kuralı getirilmiştir.Anayasa'nın 5. maddesi
: "Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."Anayasa’nın 6. maddesi
: “Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır.Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz."Anayasa’nın 9. maddesi
: "Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır."Anayasa’nın 13. maddesi
: "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."Anayasa’nın 14. maddesi
: "Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz. ..."Anayasa’nın dava konusu kararın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi: "Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrası: "Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz."Anayasa’nın 36. maddesi
: "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz."Anayasa’nın 138. maddesinin birinci fıkrası: "Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler."Anayasa’nın 139. maddesi
: "Hâkimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz.Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır."Anayasa’nın 140. maddesinin ikinci fıkrası: "Hâkimler, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre görev ifa ederler."Anayasa’nın 159. maddesinin birinci fıkrası: "Hâkimler ve Savcılar Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar."Aynı maddenin sekizinci fıkrası
: "Kurul, adlî ve idarî yargı hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar. ..."2) AİHSAİHS'in 6. maddesinin birinci fıkrası
: "Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar alenî olarak verilir. Ancak, demokratik bir toplum içinde ahlak, kamu düzeni veya ulusal güvenlik yararına, küçüklerin çıkarları veya bir davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde veyahut, aleniyetin adil yargılamaya zarar verebileceği kimi özel durumlarda ve mahkemece bunun kaçınılmaz olarak değerlendirildiği ölçüde, duruşma salonu tüm dava süresince veya kısmen basına ve dinleyicilere kapatılabilir."AİHS'in 8. maddesi
: "Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir."AİHS'in 15. maddesi
: "Savaş veya ulusun varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike halinde her Yüksek Sözleşmeci Taraf, durumun kesinlikle gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla, bu Sözleşme’de öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabilir.Yukarıdaki hüküm, meşru savaş fiilleri sonucunda meydana gelen ölüm hali dışında 2. maddeye, 3. ve 4. maddeler (fıkra 1) ile 7. maddeye aykırı tedbirlere cevaz vermez.Aykırı tedbirler alma hakkını kullanan her Yüksek Sözleşmeci Taraf, alınan tedbirler ve bunları gerektiren nedenler hakkında Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne tam bilgi verir. Bu Yüksek Sözleşmeci Taraf, sözü geçen tedbirlerin yürürlükten kalktığı ve Sözleşme hükümlerinin tekrar tamamen geçerli olduğu tarihi de Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne bildirir."3) Kanun667 sayılı KHK'nın değiştirilerek kabul edilmesine dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrası: "Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen …hâkim ve savcılar hakkında hâkimler ve savcılar yüksek kurulu genel kurulunca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir. Bu kararlar, Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Meslekten çıkarma kararlarına karşı ilgili kanunlarda yer alan hükümler uyarınca itiraz edilmesi veya yeniden inceleme talebinde bulunulması üzerine verilen kararlar da Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Görevden uzaklaştırılanlar veya görevlerine son verilenlerin silah ruhsatları ve pasaportları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından on beş gün içinde tahliye edilir."Üçüncü fıkrası
: "Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler hakkında da 4 üncü maddenin ikinci fıkrası hükümleri uygulanır."Aynı Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrası: "Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; görevinden çıkarılanların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bu fıkrada sayılan görevleri yürütmekle birlikte kamu görevlisi sıfatını taşımayanlar hakkında da bu fıkra hükümleri uygulanır. ..."4) Etik İlkelerHâkimler ve savcılar Anayasa ve kanunlarla kendilerine verilen görev ve yetkileri, yazılı olsun ya da olmasın evrensel anlamda hâkim ve savcıları bağladığı hususunda kuşku bulunmayan etik kurallara tabi olarak yerine getirmelidirler.Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun █████/2006 tarih ve 315 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilmiş ve Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünce tüm hâkim ve savcılara genelge olarak duyurulmuş olan "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri"nde bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat korunan değerler olarak sayılmıştır. Yine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun █████/2006 tarih ve 424 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilerek Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü tarafından tüm hâkim ve savcılara duyurulan Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri” de Bangalor İlkeleri ile benzer ilkeleri içermektedir.Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde hâkimin; herhangi bir yerden herhangi bir sebeple doğrudan ya da dolaylı olarak gelebilecek her türlü dış etki, rüşvet, baskı, tehdit ve müdahaleden uzak şekilde, olaylara ilişkin kendi değerlendirmesine dayanarak ve hukuka dair kendi vicdani anlayışı ile uygun biçimde yargı işlevini bağımsız olarak yerine getirmesi; mahkeme içerisinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olması; sürekli kamu gözetiminin öznesi durumunda olan hâkimin, sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları kabul etmek durumunda olduğu ve bunu özgürce ve kendi iradesiyle yapması, özellikle yargı vazifesinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranması; diğer vatandaşlar gibi ifade, inanç, dernek kurma ve toplanma özgürlüğüne sahip olduğu ancak bu hakların kullanılmasında, yargı mesleğinin onurunu, yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını koruyacak şekilde davranması gerektiği hususları belirtilmiştir.HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki NiteliğiAnayasa’nın 139. maddesinde hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. █████/1983 tarih ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" kenar başlıklı 53. maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir.Dolayısıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır.667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir.Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi ile "terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen" üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bu kişiler hakkında uygulanmak üzere olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte yeni bir tedbir getirilmiştir.Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir.Anayasa Mahkemesi █████/2019 tarih ve E:███████, K:███████ sayılı kararında iltisaklı kavramını "kavuşan, bitişen, birleşen", irtibatlı kavramını ise "bağlantılı" olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır.2) Kişiselleştirme ve Delillerin DeğerlendirilmesiYargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet veya iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.Dava konusu kararın dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür.Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında açılan ceza soruşturmasında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına veya ceza davasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan açılan ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi Kurulumuz tarafından yapılacak idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır.Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince;Davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan yapılan yargılama sonucunda verilen ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı beraat kararında, davacının adreslerinde yapılan aramalar sonucunda elkonulan dijital materyaller üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen rapora ilişkin olarak, "(...)Sanık ...'in adreslerinde yapılan aramalar sonucunda elkonulan dijital materyaler üzerinde Malatya İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü görevlilerince yapılan inceleme neticesinde █████/2018 tarihinde düzenlenen inceleme raporunda sanığın dijital materyallerinde www.bugun.com.tr, www.kimseyokmu.org.tr, www.herkul.org ve www.zaman.com.tr isimli web sitelerinin URL adresleri ve URL adreslerine ait kalıntılar bulunmasının yukarıda açıklanan Yargıtay kararları doğrultusunda tek başına örgüt üyeliği veya örgüte yardım etme suçuna sübut vermeyeceği anlaşıldığından tek başına sanığın örgüt üyesi olduğunun kanıtı olarak mahkememizce delil olarak değerlendirilmemiştir. Sanığın bu eyleminin örgüt sempatizanı seviyesinde kaldığı kanaatine varılmıştır(...)" değerlendirmesine yer verilmiştir.Davacının ikametgahında yapılan █████/2016 tarihli arama sonucunda düzenlenen arama ve el koyma tutanağında, FETÖ/PDY terör örgütü lideri Fetullah Gülen "İnsanlığın iftihar tablosu Hz. Muhammed (S.A.V)" yazılı CD kutusunun içerisinden iki adet "İnsanlığın iftihar tablosu Hz. Muhammed (S.A.V)" ibareli CD ve bir yüzünde "11 eylül (Belgesel)", diğer yüzünde "cevapsız arama DVD" ibareli DVD'ler bulunarak el konulduğunun belirtildiği; Ovacık Adliyesinde eşyalarının bulunduğunu beyan ettiği odada yapılan █████/2016 tarihli arama sonucunda düzenlenen arama tutanağında, "Gülen Hareketi İncelemeleri 1" isimli Işık Yayınevine ait bir adet kitaba el konulduğunun belirtildiği görülmüş; bu hususa ilişkin olarak davacının yargılandığı ceza mahkemesi kararında, "Sanık ...'in adreslerinde yapılan aramalarda FETÖ/PDY elebaşına; ve dahi FETÖ/PDY'ye müzahir yayınevlerine ait kitapların ele geçirilmesinin yukarıda açıklanan Yargıtay kararları doğrultusunda tek başına örgüt üyeliği veya örgüte yardım etme suçuna sübut vermeyeceği anlaşıldığından tek başına sanığın örgüt üyesi olduğunun kanıtı olarak mahkememizce delil olarak değerlendirilmemiştir. Sanığın bu eyleminin örgüt sempatizanı seviyesinde kaldığı kanaatine varılmıştır." değerlendirmesi yapılmıştır.Davacının eşyalarının bulunduğu evde yapılan █████/2016 tarihli arama sonucunda düzenlenen arama ve el koyma tutanağında da, valiz içerisinde yapılan aramada, 1 (bir) adet A serisi, 13 (on üç) adet B serisi, 1 (bir) adet C serisi, 1 (bir) adet D serisi, 1 (bir) adet E serisi, 2 (iki) adet F serisi 3 (üç) adet L serisi, 1 (bir) adet K serisi ve 1 (bir) adet I serisi olmak üzere 24 (yirmi dört) adet 1 (bir) Amerikan Dolarının bulunarak el konulduğu belirtilmiş, bu hususa ilişkin olarak, polis memuru olarak görev yapan İ.Y.'ye ait, Ovacık TEM Büro Amirliğince düzenlenen █████/2016 tarihli bilgi alma tutanağında, "...Ben Ovacık hakimi olan ...’in 2015 yılı Ekim ayından gözaltına alındığı 17.07.2016 tarihine kadarki sürede koruması olarak görev yaptım... 17.07.2016 günü saat:01-02 saatleri arasında hakim bey bana savcı beyin kendisini adliyeye çağırdığını söylemesi üzerine birlikte Adliye binasına geldik. Geldiğimizde koridorda İlçe Emniyet Amirliğinde görevli polis arkadaşlar ve amirimiz A.E. salonda beklemekteydiler. Savcı Ö.D. hakim beyi gelir gelmez içeriye odasına alarak görüştüler. Çıktıktan sonra görevli polis arkadaşlara gerekli talimatları vererek öncelikli olarak hakim beyin odasını aramaya başladılar. Bu aramada savcı bey ve amir bey de arama için odada bulunuyorlardı. Hakim bey hatırladığım kadarıyla arama esnasında odanın dışında bana hitaben "İsmail, beni muhtemelen yarın Tunceli'ye götürecekler, ev eşyalarının taşınmasını takip et" diyerek cebinden çıkarmış olduğu Türk lirası paralardan bana uzatarak "şunları kira olarak şoföre verirsin” ve diğer çıkarmış otduğu yaklaşık 10-15 adet kadar olabilecek bozuk olduğunu gördüğüm ancak kaç dolar olduğunu bilmediğim bir miktar doları da bana vererek "al bu da sende kalsın, bu dolarlar geçen yaz yurt dışı seyahatimden kalma” dedi. Ben, kendisinin verdiği dolarları alarak diğer Türk lirası ile ilgili olarak para size lazım olur ben bunları almayayım, eşya gittiği zaman karşı taraftan kirasını öderler, dolarları da eşyanızın içerisine koyarak ailenize gönderirim dedim. Almış olduğum bir miktar doları orada bulduğum bir zarfa koyarak arama işlemleri bitene kadar yanında bulundum. Daha sonra işlemler sabah bittiğinde kendisi adliyede kaldı. Ben de eşyaların gönderilmesi işini takip etmek üzere oradan ayrıldım... hakim beyin eşyalarını da yükün arka tarafına ilave etmek suretiyle tamamı yüklendi. Kendisine ait mavi ya da lacivert olduğunu hatırladığım tekerlekli ve çek çek özellikli çantasının dış fermuarlı cebine bana vermiş olduğu dolarları zarf ile birlikte çantasına koydum ve memleketi olan açık adresini bilmediğim Afyonkarahisar ili Kızılören ilçesinde bulunan babasının ikametine babasına ait 05...52 numaralı telefon numarasını şoföre vermek suretiyle gönderdim..." şeklinde beyanda bulunulduğu; davacının savunmalarında, ele geçirilen 24 (yirmi dört) adet 1 (bir) Amerikan Dolarının düğününde kullanılmak için bekletilen banknotlar olduğunu beyan ettiği görülmüş olup, tanık İ.Y.'nin, yakın korumalığını yaptığı davacının kendisine anılan Dolarları verirken Dolarların geçen sene yurt dışı seyahatinden kalma dolarlar olduğunu belirttiğine yönelik beyanı ve davacının, söz konusu Dolarları yapacağı düğününde dağıtmak üzere biriktirdiğine yönelik savunmaları karşısında, bahsi geçen Dolarların bulunma sebebinin çelişkili bir şekilde ifade edildiği anlaşıldığından, davacının savunmalarına itibar edilmemiştir.Davalı idare tarafından, Daire kararının temyizi sonrasında ek beyan dilekçesi eki olarak dava dosyasına sunulan CD içerisinde bulunan ve "YouTube" paylaşım platformu üzerinde yer alan "KHK TV" isimli kanalda paylaşılan "Terörden Mağdur Olan Hakimken Bir Gecede KHK İle Terörist İlan Edildi" başlıklı videoda yer alan davacının açıklamalarının özetle, "..., 1977, Afyonkarahisar doğumluyum. Hakimlik görevini yaparken, KHK ile mesleğimden çıkarıldım şuan mesleğe iade davam Danıştay'da sürüyor... 15 temmuz günü Ankara, İstanbul illerinde darbe girişimi yapıldı sabah bir liste yayınlandı, 16 temmuz sabahı, Hakimler ve Savcılar Kurulu listesi olduğu söyleniyordu, kendi adımı da o listede gördüm... 40 yaşında hapse atılmışım... 23 ocak 2018'de tahliye oldum. 555 gün sonra yargılama başladı. Aslında dosya bomboş yani konulan... saçma kriterin biri dahi yoktu. Zaten o kriterlere saçma kriterler diyorum ama biri bile yoktu. Neden 555 gün kaldım? Soruşturma aşamasında Burdur hakimi ve Ovacık hakimi bir karar veremediler, benim dosyam soruşturma aşamasında tam altı savcılık değiştirdi. madem 555 gün tuttuk bu adamı madem dava bari açalım dediler heralde dava açıldı. Antalya'da ilk duruşmada tahliye edildim. 12 Mart 2019'da beraat kararı verildi Savcılık da beraat kararı talep etmişti. CMK 141 gereği tazminat davası açtım haksız koruma tedbirleri, haksız tutuklama sebebiyle. Ben 2013'te bu davalara bakmıştım, haksız koruma sebebiyle açılan tazminat davalarında hakim olarak görev yaptım. 2013 rakamıyla vasıfsız bir kişinin bir günlük gözaltısına 1000 TL manevi tazminat verildi. Ama şuan bir yargıç olarak ben 555 gün tutulmama rağmen annem hastalanmasına rağmen babam kanser olmasına rağmen bu süreçte bana verilen 555 güne 90 bin TL yani günlük 116 lira 117 lira bir şey yapıyor. 2020 rakamı bu, tabiki ben bunu istinafa götürdüm şimdi istinafta benim hukuk mücadelem devam ediyor. Sadece kendi adıma değil, şunu da anlatmak isterim ki beraat ettiğim duruşmada babam da vardı sadece ikimiz varız, küçük bir oda SEGBİS'le bağlandık. Beraat kararı verildikten sonra babam çok sevindi. Ama benim duygu durumumda bir değişiklik yok, arabayla eve giderken oğlum sen beraat etmedin mi, evet baba dedim, niye sevinmiyosun dedi, baba dedim nasıl sevineyim bu kadar mağdur, masum insan eziyet altındayken sadece rahatladım dedim. Biraz önce söylemiştim sanırım aslında zindandan çıktığımda en samimi arkadaşım bana sarıldı ağladı sadece... Ben zindanda olduğum için bana eziyet edildiği için annem, babam hastalandılar. Bazıları cezaevi der, ama ben zindan diyorum. Çünkü cezaevi gerçekten suç işleyenler için oluşturulmuş bir hukuk kurumu aslında, ama masumlar hatta ben masumiyet de kabul etmiyorum, mağdurlar çünkü masum ile mağduriyet arasında fark var; masum olmak için önce şüpheli olmanız gerekir, çünkü sizden şüphelenmeleri gerekir sonra masummuş denir, ben bunu da kabul etmiyorum. Ben o şüpheli olmayı da kabul etmiyorum. Bence mağdurum birçok, onbinlerce insan gibi mağdurum. İşte biz buna artık KHK mağdurları diyoruz. Ben KHK'lı yargıcım, ama çoğunun korku duygusu adalet duygusunun önüne geçmiş durumda. Mecelle'de bi tabir vardır, hakim tanımı, hakim, fehim, metin olmalıdır. Ben hakimlik süremde bu özellikleri taşımak için elimden geleni sarf ettim... Bu mesleği yapmayı göze alan adam adalet için her şeyi göze almalı, sürülmeyi göze almalı, meslekten çıkarılmayı göze almalı, hapsedilmeyi göze almalı. Tabi ki ben hapsedildim diye zevk almıyorum, bu bir eziyet ama Anayasa'nın bana verdiği güvence aslında beni korumuyor, insanların hukuki güvenlik hakkını koruyor. Tamam sen aydın bir insansın, ama Ergenekon davasında da şöyle yapılmadı mı? Şu kadar kişi ölmedi mi? Doğru, acının, ölümün sayısı olmaz ... bey, o zaman 7 kişi öldü hatırladığım kadarıyla acılar içinde öldüler. Ama basın yazardı, kamuoyu bilgi sahibi olurdu. Şuan hiç kimse, ölürken kimsenin haberi yok, bir çeşit ölüme terk edildiler, iş bulamıyorlar, ben yıllardır kamuda çalıştığım için son yıllarda yüksek maaşlı çalıştığım için biraz param vardı, evim vardı, evimi sattım geçimimi öyle sağlıyorum. Şimdi avukatlığım geldi ama birçok kamu çalışanı gerçekten ekonomik sıkıntı içinde, mücadelemizde hep hukuk çerçevesinde olmalı, demokrasi talep edeceğiz, hukuk talep edeceğiz, bu hukuksuzlukta ısrarla hukuk talep edeceğiz. Ben dedim ki burda, "Arkadaşlar 8 yıl, çünkü azami Anayasa gereği 8 yıl tutabilirler, tutuklu 8 yıl burda kalacakmış gibi adapte olun" dedim "yoksa perişan olursunuz". Bazı savcı arkadaşlarım daha genç arkadaşlar, "Hakim bey, biz suç mu işledik? yarın çıkarız." dediler. Ben de dedim ki: "Umut tek başına gerçekten sizi bitirir, umutsuzluk da bitirir."... Devlet dediğimiz aygıt, ordusu olan, polisi olan, çok büyük bi güç. Yani hukukla olmazsa o güç suçluları ezdiği gibi yerine göre suçsuzları da masumları da ezebilir. Hukuk olmadığında, ben suç ve cezaya inanırım, suçlu bile olsa insan, insan haklarına bağlı bir şekilde ona muamele edilmeli. Onun suç fiiline bakılmaz, onu doğuran anaya bakılır, onun insan olduğuna bakılır. Bana çok sordular, idam olmalı mı diye, dedim ki, idamlık suç var mıdır? Vardır, ülkede idam olursa kimin idam olacağı belli olmaz, bu ülkede Atatürk'e iki kere idam kararı çıktı, yakalasalar asacaklardı. Gebe kadın asıldı bu ülkede, yasalarımız, infaz yasası gereği gebe kadın asılmaz, en azından çocuğunu doğurması ve emzikten kesilmesi beklenir. 18 yaşın altında çocuk asılmaz, asıldı bu ülkede. Genelkurmay başkanı terörist başı denildi. Ben şunu diyorum, bir asker bulunduğu konum gereği illegal biçimde darbeci olabilir ama terörist olmaz asker. Ben bunu böyle düşünürken o Ergenekon davasında, ama şuan çıkıyor FETÖcü hakimler, FETÖ, fetullahçı demek de değil, fetullahçı terör örgütü demek. Kanun'un tabiriyle ben terörist hakimi miyim? Ben beraat ettim, ama sen bu yaftayı yapıştırdın. Ben bu vatanın has evladıyım... Oyunculukta da ilerlemeyi düşünüyorum ama yüzümün tanınmasını da çok istemedim açıkçası. Çünkü bana bu eziyeti yaptıkları halde göreve dönmem gerektiği an artist olmuş bu adam diye göreve dönmeme engel olurlar diye de çok da yüzümün tanınmasını istemedim..." şeklinde olduğu anlaşılmıştır."YouTube" adlı çevrimiçi video platformunda oluşturulan "KHK TV" isimli kanala ilişkin olarak UYAP kayıtlarının incelenmesinden, A.E.Y. isimli kişi hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan yapılan yargılama sonucunda Osmaniye 2. Ağır Ceza Mahkemesinin █████/2024 tarih ve E:███████, K:████████ sayılı kararı ile, "İddia, sanık savunması, tanıkların beyanı, dijital materyallere ilişkin teknik inceleme ve analiz raporları, kolluk araştırma tutanakları ve dosyada bulunan diğer tüm bilgi ve belgelerden anlaşılacağı üzere; sanığın üniversite döneminde 1990'lı yıllarda FETÖ'ye müzahir Işık evlerinde kaldığı, 2000'li yılların başından itibaren ise örgüte müzahir medya kuruluşlarında çalışmaya başladığı, bu kapsamda örgüte müzahir Cihan Haber Ajansı adına yurt dışında da görev aldığı, belli süre sonra Anadolu Ajansı adına muhabirlik ve çeşitli görevler üstlendikten sonra örgütsel bağlantısı gerekçe gösterilerek 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Anadolu Ajansınca iş akdinin feshedildiği, bu süreçten sonra gazetecilik mesleğinin getirdiği hareket alanı ve haber verme hakkının kullanılması şeklinde örgütsel faaliyetlerine devam ederek, Youtube adlı video paylaşım platformunda 'KHK TV' adlı kanalın kuruculuğunu ve yöneticiliğini yaptığı, örgütle iltisakları nedeniyle kamu görevinden uzaklaştırılan/çalışma izni iptal edilen şahıslarla yapılan röportajların yayınlandığı, röportajı yayınlanan şahısların bir çoğu hakkında silahlı terör örgütü üyesi olmak suçu bakımından adli işlem yürütülerek atılı suçtan mahkum edilen şahıslar oldukları, ancak yapılan röportajlarda bu hususlardan bahsedilmeksizin mağduriyet algısı yaratılarak örgütsel bağlılığı diri tutmaya çalıştığı, kendisinin kullanımında olan sosyal medya hesaplarından bu minvalde haber ve etkinliklere ilişkin paylaşımlarda bulunduğu, yurt dışında kaçan örgüt üyeleriyle iletişim halinde olduğu, yurt dışına giden örgüt üyelerini gidilen ülkede yaşayan örgüt üyelerine yönlendirdiği, örgüt üyelerinin birbirleriyle evlenmeleri bakımından aracılık ettiği, örgüt üyelerinin bir araya geldiği etkinlikler düzenleyerek bu etkinliklere örgüt üyelerini davet ettiği, örgütün güncel kripto haberleşme programı olan Signal üzerinden örgütsel faaliyetlerine devam ettiği, açık kimlik ve adres bilgileri tespit edilemeyen Newzatt isimli şahsa; 'evet ama ben de annem de cemaatçi bizim suçumuz ne' şeklinde cevap verdiği, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün organik ve hiyerarşik yapısı içerisinde bulunduğu, yukarıda anlatılan eylemleri ile örgütün organik yapısına dahil olan ve örgütsel eylemlerinde çeşitlilik, süreklilik, yoğunluk ve devamlılık unsuru bulunan sanığın, bu suretle örgütün kuruluş amaçlarına, faaliyet ve eylemlerini benimsediği ve gönüllü olarak örgüt hiyerarşisine girdiği, silahlı terör örgütü ile süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösterecek ya da sempati boyutunu aşacak nitelikte örgütle organik bağını ortaya koyacak şekilde örgüte üye olma suçunu işlediği, her ne kadar kendi adına ve KHK TV adlı platform adına 'Patreon' ve 'Kaunas' adlı bağış platformları üzerinden oluşturduğu üyeliklerle yurt içinde ve yurt dışında yaşayan örgüt üyelerinden bağış topladığı, söz konusu bağış platformlarına yönetici olarak giriş yaptığının dijital materyal inceleme raporundan anlaşıldığı, yine söz konusu platformlar üzerinden yatan bağışların nakit olarak çekilmesini sağlayan 'payoneer' adlı yurt dışı kaynaklı ödeme kuruluşunun debit kartlarının sanığın ikametinden ele geçirildiği, sanığın diğer örgüt üyelerine anlık olarak bağışların ne kadar olduğu hususunda bilgi sağladığı da göz önüne alındığında söz konusu hesapların kullanımının kendisinin kontrolünde olmadığı yönünde savunmasına itibar edilmeyerek sanığın farklı kanallardan maddi destek sağlamak isteyen örgüt üyelerini dahi söz konusu platforma yönlendirerek örgüte fon toplama şeklinde gerçekleşen eylemini gazeteci kimliğinin arkasına gizleyerek söz konusu saikinin ortaya çıkmasını gizlemeye çalıştığı, söz konusu platformların yurt dışı merkezli olması nedeniyle terörizmin finansmanı kapsamında elde edilen fonun net büyüklüğünün tespit edilememesi karşısında sanığın örgüt üyeleriyle paylaştığı dosyamıza yansıyan bilgiler ışığında aylık 1000-1500 Amerikan Doları gelirin elde edildiği sabit ise de; sanığın eylemlerinin bir bütün halinde silahlı terör örgütüne üye olma suçuna vücut vereceği" gerekçesiyle 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.Her ne kadar, "KHK TV" isimli kanalda paylaşılan videoda, davacı tarafından mağduriyet kavramından yola çıkılarak açıklamalarda bulunulduğu anlaşılmışsa da, yapılan açıklamalarda, FETÖ/PDY terör örgütünü veya örgüt üyelerini eleştiren herhangi bir ifadenin yer almadığı, yine "KHK TV" isimli kanalın kuruculuğu ve yöneticiliğini yaptığı tespit edilen A.E.Y.'nin mahkumiyetine ilişkin Osmaniye 2. Ağır Ceza Mahkemesinin yukarıda gerekçesine yer verilen █████/2024 tarih ve E:███████, K:████████ sayılı kararında, anılan kanala yönelik, örgütle iltisakları nedeniyle kamu görevinden uzaklaştırılan/çalışma izni iptal edilen şahıslarla yapılan röportajların yayınlandığı, röportajı yayınlanan şahısların bir çoğu hakkında silahlı terör örgütü üyesi olmak suçu bakımından adli işlem yürütülerek atılı suçtan mahkum edilen şahıslar oldukları, ancak yapılan röportajlarda bu hususlardan bahsedilmeksizin mağduriyet algısı yaratılarak örgütsel bağlılığın diri tutulmaya çalışıldığı, kanal adına 'Patreon' ve 'Kaunas' adlı bağış platformları üzerinden oluşturulan üyeliklerle yurt içinde ve yurt dışında yaşayan örgüt üyelerinden bağış toplandığı şeklinde tespitlere yer verildiği dikkate alındığında, davacının açıklamalarının propaganda niteliğinde açıklamalar olduğu sonucuna varılmıştır.Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacının dijital materyallerinde FETÖ/PDY ile iltisaklı olan web sitelerinin URL adresleri ve URL adreslerine ait kalıntıların bulunmasına yönelik tespit, yapılan aralamalarda FETÖ/PDY elebaşına ve FETÖ/PDY'ye müzahir yayınevlerine ait kitaplar ve DVD'ler ile 24 (yirmi dört) adet 1 (bir) Amerikan Dolarının (A, B, C, D, E, F, K, L ve I olmak üzere 9 farklı seri) ele geçirilmiş olması hususları ve "KHK TV" isimli kanalda davacı tarafından yapılan açıklamaların niteliğinin birlikte değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.3) Dava Konusu Kararın Temel Hak ve Özgürlükler Bağlamında DeğerlendirilmesiDava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığı hususunun, AİHS ve Anayasa bağlamında, kanunilik, meşru amaç ve demokratik bir toplumda gerekli olma ile ölçülülük ilkeleri doğrultusunda irdelenmesi gerekmektedir.Dava konusu karar, davalı idare tarafından, 667 sayılı KHK’nın 3. maddesi uyarınca tesis edilmiştir. Anılan KHK, 6749 sayılı Kanun'la TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmiş ve █████/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Sonuç olarak davacı hakkında dava konusu kararın tesis edildiği tarih itibarıyla bu karara dayanak KHK'nın yürürlükte olduğu ve öngörülen anayasal usul dâhilinde daha sonra kanunlaştığı görülmektedir. Bu nedenle özel hayata saygı hakkına müdahale niteliği taşıyan dava konusu karar, öngörülebilir ve belirli bir kanun hükmü uyarınca tesis edilmiş olup müdahale kanunilik şartını taşımaktadır.Dava konusu karar, FETÖ ile üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibatı bulunan ilgililer hakkında ülkenin içinde bulunduğu tehdit ve kamu düzeninin bozulması ihtimali doğduğundan ivedi şekilde karar alma zorunluluğu nedeniyle ve millî güvenliğin, kamu düzeninin ve başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla tesis edilmiştir. Bu nedenle FETÖ ile iltisak ve irtibatı olan ve dava konusu kararın tesis edildiği tarih itibarıyla kamu gücünün güçlü bir tezahürü niteliğinde yargı yetkisi kullanan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale meşru bir amaca dayanmaktadır.Dava konusu karar ile davacının özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale, zorlayıcı bir toplumsal gereksinim olarak ortaya çıkmıştır. Nitekim 15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan darbe teşebbüsü nedeniyle "ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlike"nin bulunduğu açıktır (Alparslan Altan/Türkiye, B. No: ████████, █████/2019, §§ 71-75). Bu tehlike, ulusun ve Devlet teşkilatının varlığı için tehdit teşkil eden, kamu düzenini etkileyen, olağandışı bir kriz niteliğindedir. Bununla birlikte darbe teşebbüsünün faili olan FETÖ'nün, yukarıda belirtildiği üzere atipik ve kendine özgü niteliği göz önüne alındığında, bu tehlikeye karşı alınan ve davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren dava konusu tedbirin de yaşanan özellikli durumun ortaya çıkardığı zorunluluktan ve bu durumun faili olan örgütün Devleti ele geçirmeyi amaç edinen niteliğinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle anılan olağanüstü koşullar altında ve olağan demokratik düzene geri dönebilmek amacıyla söz konusu terör örgütü ile iltisak ve irtibatı bulunan davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren tedbirin demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği açıktır.Bu itibarla, demokratik kurumlara ve demokratik toplum düzeninin bizatihi kendisine karşı yapılan darbe teşebbüsü sonrasında, bahse konu teşebbüsün faili olan FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle hakkında tesis edilen dava konusu karar ile yargı mensubu olarak görev yapması nedeniyle üstün kamu gücü ayrıcalığına sahip olan davacının, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşılmıştır.4) Sonuç olarakDava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir.Bu itibarla, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali yolundaki Daire kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.KARAR SONUCU
:Açıklanan nedenlerle;1. Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne;2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle dava konusu kararın iptaline ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu █████/2022 tarih ve E:██████████, K:█████████ sayılı kararının BOZULMASINA,3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,4. Kesin olarak, █████/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.