Uluslararası yolcu taşımacılığı şoförünün eksik bildirilen hizmet sürelerinin tespiti davasında, işveren ve kurumun temyiz taleplerini reddeden Bölge Adliye Mahkemesi kararı onandı.
Özet: Bir sürücünün, 1996-2009 yılları arasında işveren tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna eksik bildirilen hizmet sürelerinin tespitini talep ettiği davada, ilk derece mahkemesinin belirli dönemlere ait çalışma günlerini ve günlük ücretlerini belirlemesinin ardından, davalı işveren ve kurumun hak düşürücü süre, delil yetersizliği ve yazılı ispat gerekliliği gibi itirazlarla yaptığı istinaf başvurularının bölge adliye mahkemesince reddedilmesi üzerine, temyiz incelemesi sonucunda yüksek mahkeme, bölge adliye mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğunu ve temyiz nedenlerinin bozmayı gerektirir nitelikte olmadığını tespit ederek kararı onamıştır.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Bakırköy 17. İş MahkemesiSAYISI
: ███████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I.DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, 1996 yılı Mayıs ayından 28.05.2009 tarihine kadar davalıya ait ...,...,...,plaka sayılı uluslararası yolcu taşımacılığı yapılan araçlarda şoför olarak aralıksız ve fiilen çalıştığını, ancak çalışmalarının Kuruma eksik bildirildiğini, son aldığı ücretin de 2.550,00 TL olduğunu ileri sürerek, davacının, 01.05.1996 – 01.05.2005 ve 02.09.2008 – 28.05.2009 tarihleri arasında Kuruma bildirilmeyen sürelerde hizmetlerinin tespitini istemiştir.II.CEVAP1.Davalı işveren vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının çalıştığı tüm sürelerdeki hizmetlerinin Kuruma eksiksiz bildirildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.2.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; hak düşürücü sürenin geçtiğini, çalışma olgusunun yöntemince ispatlanması gerektiğini, Kurum resmi kayıtlarının esas olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.III.İLK DERECE MAHKEME KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne; davacının; 30.10.2000 – 31.12.2000 arası 60 gün günlük 5.000.000 TL,01.01.2001 – 31.12.2001 arası 360 gün günlük 7.000.000 TL,01.01.2002 – 31.03.2002 arası 90 gün günlük 7.400.025 TL,01.04.2002 – 30.06.2002 arası 90 gün günlük 9.262.400 TL,01.07.2002 – 31.03.2003 arası 270 gün günlük 10.919.443 TL,01.04.2003 – 30.06.2003 arası 90 gün günlük 13.103.332 TL,01.07.2003 – 01.01.2004 arası 180 gün günlük 15.267.194 TL,01.01.2004 – 30.06.2004 arası 180 gün günlük 18.320.633 TL,01.07.2004 – 31.12.2004 arası 180 gün günlük 14.805.000 TL,01.01.2005 – 01.05.2005 arası 120 gün günlük 16.290.000 TL (eski para birimi ile) davalı nezdinde çalıştığının tespitine, fazlaya dair istemin reddine, karar verilmiştir.IV.İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.V.TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.B. Temyiz Sebepleri1.Davalı işveren vekili temyiz dilekçesinde özetle; hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacının çalıştığı tüm sürelerdeki hizmetlerinin Kuruma eksiksiz bildirildiğini, tanık beyanlarında geçtiği üzere davacının.... Turizm firmasına bağlı çalışan şoför olduğunu, adı geçen firmanın da davaya dahil edilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunda belirtilen tarih aralıklarında davacının yurt dışına giriş çıkış yapmış olmasının tek başına davalı bünyesinde çalışmış olduğuna delil teşkil etmediğini, kaldı ki davacının yurt dışına giriş çıkış yaptığı tarihlerin süreklilik arz etmediğini, tanık beyanlarının çalışma olgusunu kanıtlamaya yeterli olmadığını, çelişkiler içerdiğini belirterek, davalı lehine olan tespitler yapılmadan eksik ve hatalı hazırlanan bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle, usul ve yasaya aykırı verilen kararın temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir.2.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacının çalışmaları bakımından Kurum resmi kayıtlarının esas olduğunu, aksi iddiaların yazılı delillerle ispatlanması gerektiğini, çalışma olgusunun salt tanık anlatımlarına dayalı olarak kanıtlamasına muvafakatları bulunmadığını, dava açılmasına sebebiyet vermeyen Kurum aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek, usul ve yasaya aykırı verilen kararın temyizen bozulmasını istemiştir.C. Değerlendirme ve SonuçUyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgilisinden alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,04.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.