Mirasçıların mal kaçırma amaçlı muvazaa iddiasıyla açtığı tapu iptali ve tescil davasında, kadastro öncesi nedene dayalı hak düşürücü süre ve yolsuz tescil iddialarının temyiz incelemesi.
Özet: Mirasbırakanlarının mal kaçırma amaçlı muvazaalı işlemlerle devrettiği ileri sürülen taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ve adlarına tescili talepli davada, mahkemece kadastro tespitlerinin kesinleşme tarihi ile dava tarihi arasında on yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın reddedilmesi üzerine, davacılar vekili, kadastro tutanaklarında sahtecilik ve usulsüzlük iddialarının yeterince değerlendirilmediğini, yolsuz tescil iddiaları ve kadastro işlemlerindeki sahtelikler göz önüne alındığında hak düşürücü sürenin uygulanamayacağını savunarak kararı temyiz etmiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ███████ E., ███████ K.Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine dair verilen karar; davacılar vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 11.02.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.Belli edilen günde, temyiz eden davacılar vekili Avukat ... geldi, davetiye tebliğine rağmen davalılar vekili gelmedi. Yokluğunda duruşmaya başlandı, gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacılar; mirasbırakanları ... ...'in maliki olduğu 122 ada 4, 131 ada 24 ve 25, 132 ada 1 ve 2, 135 ada 3, 137 ada 42, 144 ada 1, 2 ve 26, 159 ada 10, 160 ada 4, 5, 7, 8 ve 9 ile 166 ada 30 parsel sayılı taşınmazların kayden satış gösterilmek suretiyle davalılara temlik edildiğini, yapılan işlemlerin kız çocuklarından mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.II. CEVAPDavalılar; dava konusu taşınmazların bir kısmının muris babaları tarafından kendilerine 1973 yılında resmi yollarla bağışlandığını, diğer bir kısım taşınmazın ise muristen intikal etmeyen taşınmazlar olduğunu, dava konusu taşınmazların kadastro tespitlerinin kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında on yıllık hak düşürücü sürenin de geçtiğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazların kadastro tespitinin 16.12.2008 tarihinde, 159 ada 10 parselin tutanağının ise 15.10.2009 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 21.11.2019 tarihinde açıldığı, davanın kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptal ve tescil davası niteliğinde olduğu, bu kapsamda dava açılması için belirlenen hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince dava konusu taşınmazların kadastro tespitlerinin kesinleştiği tarih ile; dava tarihine kadar 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde yazılı on yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu, kadastro öncesi tapusuz olan taşınmazlarda muvazaa iddiasının dinlenemeyeceği, tapulu taşınmazlarda murisin kadastrodan önce ölmesi halinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde yazılı hak düşürücü sürenin uygulanacağı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairenin, 01.12.2021 tarih, █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazlar başında keşif yapılarak Harçlar Kanunu′nun 16. maddesi uyarınca dava değerinin belirlenmesi ve ondan sonra işin esası değerlendirilerek bir karar verilmesi gereğine değinilerek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371/1-a maddesi uyarınca bozulmasına hükmedilmiştir.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda dava konusu taşınmazların kadastro tespitinin 16.12.2008 tarihinde kesinleştiği, 159 ada 10 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin ise 15.10.2009 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 21.11.2019 tarihinde kadastro öncesi nedene dayalı olarak tapu iptali ve tescil iddiasıyla açıldığı, tutanaklarda sahtecilik yahut usulsüzlük yapıldığına dair iddianın da bu kapsamda kaldığı, davanın açıldığı tarih itibariyle10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.VI. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacılar vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemece davanın yanlış nitelendirildiğini, kadastro tutanaklarında sahtecilik ve usulsüzlük yapıldığına dair ıslah taleplerinin hiç değerlendirilmediğini, somut olayda çekişmeli taşınmazların tapu kayıtlarının oluşumuna esas kadastro işlemlerinde sahtelik ve usulsüzlük yapıldığını, yolsuz tescil iddiasının değerlendirilmediğini, taşınmazların kadastro tutanaklarının sahtecilik suretiyle oluştuğunun anlaşılması halinde yapılan tescillerin yolsuz nitelikli olacağını, bu halde hak düşürücü sürenin uygulanamayacağını, kadastro tespit tutanaklarında yer alan imzaların sahte olduğu, tutanakta imzası bulunan yerel bilirkişi listesinin usulsüz şekilde oluşturulduğu, muris muvazaası iddiaları yönünden araştırma yapılmadan davanın reddine hükmedildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, kadastro öncesi nedene dayalı açılan davalar yönünden hukuki gerekçeden bağımsız olarak hak düşürücü sürenin yürürlük bulacağı anlaşılmakla; davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VII. KARARAçıklanan sebeplerle;Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Aşağıda yazılı 435,50 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına,Davalı taraf duruşmaya katılmadığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,Dosyanın Of 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,11.02.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.