Yargıtay 2. Ceza Dairesi, kamu malına zarar verme suçunda ikinci tekerrür sonrası denetimli serbestlik kararının infaz hâkimince verilmesi gerektiğini vurgulayarak hükmü düzelterek onadı.
Özet: Yüksek Mahkeme, kamu malına zarar verme suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin temyizini yetkisizlik nedeniyle reddederken, sanığın temyizini kabul etmiş; ancak, ikinci kez tekerrür hükümleri uygulanan sanık hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına mahkemece karar verilmesinin infaz hâkiminin yetkisinde olduğu gözetilmeksizin hüküm kurulmasını hatalı bularak, denetimli serbestlik ibaresinin çıkarılması suretiyle kararı düzelterek onamıştır.

B O Z M A Ü Z E R İ N E
MAHKEMESİ
:Asliye Ceza MahkemesiSAYISI
:████████ E., ████████ K.SUÇ
:Kamu malına zarar vermeHÜKÜM
:MahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
:OnamaI.Sanık müdafiinin, sanık hakkında kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;Konya 19. Asliye Ceza Mahkemesinin, bozmaya uyularak kurulan 13.04.2022 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü;Sanığın bozma sonrası savunmasının alındığı 23.02.2022 tarihli duruşmada, müdafii talebinin olmadığını belirttiği gibi, 5271 sayılı CMK'nın 150/2-3. maddesi gereğince de sanığa zorunlu müdafii atanmasını gerektirecek bir durum bulunmadığı anlaşıldığından, hükmü temyize yetkisi bulunmayan sanık müdafiinin temyiz isteminin, 1412 sayılı CMUK'nın 317. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak REDDİNE,II.Sanık hakkında kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;Sanık hakkında kurulan hükmün, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;Sanık hakkında, 5237 sayılı TCK'nın 58. maddesi uygulanıp ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre cezanın infaz edilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verildiği, ancak 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 108/3. maddesinde belirlenen ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına mahkemesince karar verilemeyeceği bu hususun aynı Kanun'un 108/4. maddesi uyarınca infaz hakiminin görevi kapsamında infaz aşamasında değerlendirilebileceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı Kanun'un 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün olduğundan, hüküm fıkrasından ''...sanığın cezasının infazından sonra hakkında denetimli serbestlik tedbirinin kanunda öngörülen şekilde uygulanmasına" şeklindeki ibarenin çıkarılmasına karar verilmek suretiyle hükmün DÜZELTİREK ONANMASINA, dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.