İş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan işçinin maddi ve manevi tazminat taleplerinin işveren kusur oranıyla Yargıtayda incelenmesi.
Özet: İş kazası sonucu sürekli iş göremez hale gelen davacı işçi, işvereni aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açmıştır. Davalı işveren, tüm eğitim ve koruyucu donanımları sağladığını belirterek sorumluluğunun bulunmadığını savunmuştur. İlk derece mahkemesi, bilirkişi raporları doğrultusunda işverenin %70, koruyucu gözlük kullanmadığı için davacının ise %30 oranında kusurlu olduğuna hükmetmiştir. Mahkeme, davacının iş kazası nedeniyle uğradığı zararlar karşılığında toplam 448.370,67 TL maddi tazminat ve 35.000 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar vermiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Bakırköy 13. İş MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalıya ait iş yerinde çalışırken geçirdiği iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğradığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı olmak üzere 100,00 TL maddi tazminatın ve 50.000,00 TL manevi tazminatın 13.03.2013 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 02.09.2021 tarihli dilekçesi ile maddi tazminata ilişkin talebini 229.688,57 TL olarak arttırmıştır.Davacı vekili birleşen dava dilekçesi ile 20.01.2022 tarihli hesap raporunda tazminatın 483.092,83 TL hesaplandığını belirterek asıl davada talep arttırımıyla talep ettiği miktardan bakiye 253.404,26 TL maddi tazminatın kaza tarihinden faizi ile tahsilini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacıya tüm eğitimlerin verildiğini, kişisel koruyucu donanımların sağlanmış olduğunu, yapılan iş ile zarar arasında işverenin sorumluluğuna gidilmesini sağlayan illiyet bağının kesildiği bu halde işverenin tazminat sorumluluğunun bulunmadığını, kusurunun bulunmadığını beyan ederek davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 21.08.2019 tarihli YSK düzeltme kaydı ile davacının maluliyetinin %31,2 olduğunun bildirildiği, YSK tarafından belirlenen maluliyet oranının hükme esas alındığı, 25.02.2019 tarihli ilk kusur raporunda, davalı tarafından meslek eğitimi, iş tanım tutanağı hazırlandığı ve koruyucu donanım verildiği, ağır ve tehlikeli işlerde çalışabileceğine dair sağlık raporu bulunduğu ve periyodik muayenelerin yapıldığı, gece vardiyasında çalışabileceğine dair hekim raporu bulunsa da, her işveren işçilerin sağlığını ve güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak, bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu, alınan önlemlere uyulup uyulmadığını denetleme görevi de bulunduğu, davalı şirketin %70 oranında kusurlu olduğu, davacının %30 kusurlu olduğunun belirtildiği; kusur raporuna yapılan itiraz sonrası 3 kişilik bilirkişi heyetinden alınan 21.06.2019 tarihli bilirkişi raporunda da davalı şirketin %70, davacının olay tarihinde 41 yaşında ve aklı ... olduğunu, tel çekme sırasında koruyucu gözlük kullansaydı kazanın meydana gelmeyeceği, davacının hatalı hareket ettiği kanaatiyle %30 oranında kusurlu olduklarının belirtildiği, bilirkişi heyet raporunun hükme esas alındığı, maddi zararın hesabı konusunda 09.11.2022 tarihli bilirkişi ek raporunda; geçici iş göremezlik ödeneğinin tamamı ve ilk PSD'nin rücuya tabi kısmının tenzili ile 446.837,32 TL maddi tazminat hesaplaması yapıldığı ancak geçici iş göremezlik ödemesinin rücuya tabi kısmı 3.577,79 TL olup resen yapılan tenzil sonucunda maddi tazminatın 448.370,67 TL olduğunun hesaplandığı, bilirkişi raporunda bilinmeyen pasif dönem gelir hesabında başlangıç 2022 bitiş 2036 olarak dönemler gösterilmişse de başlangıç 2033 bitiş 2047 olarak düzeltildiği, maddi hatanın sonuca etkili olmadığının görüldüğü, davacının 448.370,67 TL maddi zararının olduğu kabul edilerek taleple bağlı kalınarak ıslah dilekçesi doğrultusunda 229.688,57 TL maddi tazminat talebinin kabulüne karar verildiği, tarafların mali ve sosyal durumları, kusur oranı, 6/███████ gün 1966/7-7 sayılı içtihatı birleştirme kararının içeriği ve öngördüğü koşulların olayda gerçekleşme biçimi, hak ve nesafet kuralları nazara alınarak manevi tazminatın takdir edildiği, iş kazası tarihi 13.02.2013 tarihi olup davacı vekilinin talebi 13.03.2013 olduğundan faiz başlangıcının taleple bağlı kalınarak 13.03.2013 olarak kabul edildiği, birleşen Bakırköy 51. İş Mahkemesinin ███████ Esas sayılı dosyası bakımından; asıl davada alınan bilirkişi raporu sonrası resen yapılan hesaplamada 448.370,67 TL maddi tazminat belirlemesi yapılarak 229.688,57 TL hüküm altına alınıp bakiye kalan 218.682,10 TL maddi tazminatın kabulüne karar verilerek fazlaya dair talebin reddine karar verildiği gerekçesiyle "asıl dava yönünden; davanın kısmen kabulü ile 229.688,57 TL maddi tazminatın 13.03.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 35.000,00 TL manevi tazminatın 13.03.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine; birleşen dava yönünden; davanın kısmen kabulü ile 218.682,10 TL maddi tazminatın 13.03.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir.IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, 13.02.2013 tarihinde davalı ait iş yerinde tel çekme makinesinde çalışırken telin savrularak gözüne gelmesi üzerine iş kazası geçirdiği, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu tarafından sürekli iş göremezlik oranının %31,2 olarak tespit edildiği, davalı vekilinin, sürekli iş göremezlik oranına yargılama aşamasında itiraz etmediği, 6100 sayılı HMK'nın 357/1 maddesi gereğince ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların dinlenilmesinin mümkün olmadığı, hükme esas alınan ve alanında uzman A sınıfı iş güvenliği uzmanından oluşan heyet tarafından düzenlenen kusur raporunda, davacının %30 oranında, davalı işverenin ise %70 oranında kusurlu bulunduğu, hükme dayanak alınan iş bu bilirkişi raporlarında, olay tarihinde yürürlükte olan 6331 sayılı Kanun’un öngördüğü koşulları gözönünde tutarak ve özellikle iş yerinin niteliğine göre iş yerinde uygulanması gereken işçi sağlığı ve iş güvenliği tüzüğünün ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin, iş yerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususları ayrıntılı bir biçimde incelemek suretiyle kusurun aidiyetini ve oranını hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptadığından kusur raporundaki değerlendirmelerin oluşa, dosya kapsamına ve iş güvenliği mevzuatına uygun olduğu, dosya içerisinde yer alan kusur raporlarının tamamının birbirini teyit eder nitelikte olduğu anlaşıldığından davalı tarafın bu hususlardaki istinaf itirazları yerinde görülmediği ; ancak, mahkemece alınan ilk kök raporda maddi tazminat miktarı 230.512,35 TL olarak hesaplanmış olup davacı vekilinin iş bu hesap raporuna itiraz etmediği, davalı vekilinin itirazı üzerine alınan 31.03.2021 tarihli 1.ek raporda bir kısım hesap hataları düzeltilmek suretiyle maddi tazminat tutarının 229.688,57 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilinin, bu 1.ek hesap raporuna açık bir itiraz sunmadan hesaplanan miktar üzerinden aynen talebini artırdığı, Mahkemece, davacı vekilinin 31.03.2021 tarihli 1.ek hesap raporuna itiraz etmediği ve hesaplanan iş bu miktarın davalı yönünden usulü kazanılmış hak oluşturduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğu, bu kapsamda, alınan 10.10.2023 tarihli hesap raporundaki geçici iş göremezlik dönemine ilişkin maddi hesap hatasının düzeltilmesi halinde dahi tazminat miktarı, 31.03.2021 tarihli 1.ek hesap raporunda hesaplanan miktarın çok üzerinde olduğundan davalı tarafın istinaf başvurusunun bu yönden kısmen kabulü ile, 31.03.2021 tarihli 1.ek raporda yapılan hesaplamaya itibar ile, 229.688,57 TL maddi tazminata hükmedildiği; kazanın oluşumundaki kusur oranı, sonucunda meydana gelen elem ve ızdırabın derecesi, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, özellikle 26.6.1966 gün ve 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme kararının içeriği dikkate alındığında, davacı için hükmedilen manevi tazminat miktarlarının düşük belirlendiği sonuç ve kanaatine varılarak davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu yönden kabulü ile manevi tazminat miktarının 50.000,00 TL olarak takdiri yönünde karar vermek gerektiği, davacı vekilinin belirsiz alacak davası olarak açtığı 20.06.2018 tarihli asıl davada yargılamanın devamında 02.09.2021 tarihli dilekçesiyle maddi tazminat alacağını 229.688,57 TL olarak belirlediği, ek hesap raporuna itibarla açılan birleşen kısmi davaya itibar edilerek hüküm kurulmasının hatalı olduğu sonuç kanaatine varılarak birleşen ek davanın reddine karar verildiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına;" asıl dava yönünden, davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 229.688,57 TL'nin taleple bağlı kalınarak 13.03.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının manevi tazminat talebinin kabulü ile 50.000,00 TL'nin taleple bağlı kalınarak 13.03.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, birleşen dava yönünden davanın reddine " karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1.Davacı vekili; Bölge Adliye Mahkemesince, bilirkişi raporuna itiraz edilmediği için davalı yararına usulü müktesep hak doğduğu ve ayrıca belirsiz alacak davası üzerine ek dava açılamayacağı gerekçeleri ile ek davanın reddine karar verildiğini, maddi tazminatın karar tarihine yakın verilerle hesaplanması ve özellikle asgari ücretteki değişikliğin kamu düzeninden olup resen dikkate alınması gerektiğinden, bu durumun usulü kazanılmış hakkın istisnası olduğunu, belirsiz alacak davası olarak açılan davada, yargılama devam ederken davacının zararının arttığını kararın bozulmasını talep etmiştir.2.Davalı vekili; iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin tam olarak verildiğini, davacının kazaya kendi ihmali ve dikkatsizliği ile sebebiyet verdiğini, dosyada hukuki dayanaktan yoksun olarak davalı müvekkile %70 oranında kusur atfedildiğini, maluliyet oranının yüksek olduğunu, bilirkişi hesap raporunda da çok açık hatalar bulunduğunu, çıplak ücretten değil eklentilerin de katılarak hesaplama yapılmış olmasının son derece hatalı olduğunu, 2023 ve 2032 yılları arası dönemin hem aktif dönem hem de bilinmeyen dönem hesabına konu edilerek aynı yıllar için fahiş miktarda tazminat hesabı yapıldığını, pasif dönemde davacının asgari ücretin altında ücret ile çalışacağının kaçınılmaz olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu ileri sürmüştürB. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.A) Davalı vekilinin manevi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.Dosya içeriğine göre, temyize konu edilen miktarların Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında bulunduğu anlaşılmakla bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.B) Taraf vekillerinin maddi tazminata ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle,1.Davalı vekilinin manevi tazminat istemine yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE,2.Davacı ve davalı vekillerinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,03.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.