Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin, Adana Barosunun önceki kiracısının kaçak elektrik kullanımından doğduğu iddia edilen borcun menfi tespiti ve haksız enerji kesintisinin giderilmesi talepli davasına ilişkin gerekçeli kararı.
Özet: Adana Barosu, sahibi olduğu sosyal tesisinde daha önce faaliyet gösteren bir işletmeciden kaynaklandığını iddia ettiği kaçak elektrik kullanım bedellerinin haksız yere kendisine yüklendiği ve bu gerekçeyle elektrik arzının hukuka aykırı şekilde kesildiği iddiasıyla elektrik dağıtım şirketine karşı menfi tespit davası açmıştır. Baro, fiili kullanıcı olmadığı döneme ait borçlu olmadığının tespitini, aboneliğinin devamını, elektrik arzının kesilmesiyle oluşan muarazanın menini ve telafisi güç zararları önlemek amacıyla elektrik tedarikinin acilen yeniden sağlanması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.

T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ████████
TÜRK MİLLETİ ADINAT.C.ADANA2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO
: ████████KARAR NO
: ████████HAKİM
:...KATİP
: ...DAVACI ...VEKİLİ
: Av. ...DAVALI
:...DAVA
: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2022KARAR TARİHİ
: █████/2022GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: ...Davacı tarafından açılan davanın yapılan açık yargılaması sonunda;DAVANIN ÖZETİDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; baroların kamu hizmeti gören ve aynı zamanda Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Örgütleri olduğunu, müvekkili Adana Barosunun ... Çukurova/Adana adresinde kaim taşınmazın maliki olup söz konusu taşınmaz Adana Barosu Sosyal Tesisleri olarak faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin kendi maliki olduğu taşınmazda faaliyet göstermeye başlaması ile birlikte ... Dağıtım AŞ şirket nezdinde, abonelik işlemleri başlatıldığını ve abonelik kurmasına izin verildiğini, müvekkilinin söz konusu sözleşmenin kurulması akabinde elektrik kullanımlarına ilişkin davalı şirket tarafından düzenlenen tüm faturaları zamanında ödediğini, Adana Barosu Sosyal tesislerini işletme kirası ile işleten şirket daha önce ... olduğunu ve müvekkilinden önceki şirket olan ... Adana Barosu ile yapmış olduğu sözleşmesi gereği ... tesisleri Sitesi. : Çukurova/ADANA adresinde bulunan yasal abone ve fiilen kullanıcısı olduğunu, işletmeci şirket sözleşmenin sona ermesi ile ilgili taşınmazda faaliyetlerine son vererek ayrıldığını, ancak davalı şirket tarafından, müvekkile gönderilen 04.10.2022 tarihli yazısında, "... adına Elektirik Piyasası Yönetmeliği’nin ilgili hükümlerinin yasakladığı şekilde elektrik enerjisi kullanıldığı, bu nedenle şirketinizce kaçak elektrik kullanımına dair tutanak düzenlendiği ve tutanaklar gereğince tahakkuk eden bedellerin ödenmediği belirtilerek; tutanakların ödenmesi aksi halde tesisatın enerji arzının sonlandırılacağı" iletildiğini, davalı kurumun söz konusu yazına 14.10.2022 tarihli dilekçe ile cevap verildiğini, davalı kurumca herhangi bir cevap verilmediğini, müvekkilini kaçak kullanıma, davalı şirket tarafından tek taraflı ve sözleşmeye ve hukuka aykırı olarak düşürüldüğünü, müvekkilinin kendisine fatura edilen tüm tüketimlerin bedellerini öderken davalı şirket tarafından fiilen kullanıcı dahi olmadığı dönem için bir borcun ödenmesinin talep edilmesi ve ödenmemesi üzerine elektrik arzı sonlandırıldığını, taşınmazın elektrik arzı hukuka ve yasaya aykırı olarak sonlandırıldığını, müvekkili aleyhine tanzim edilmiş bir tespit tutanağının dahi bulunmadığını, abone ve kullanıcının farklı olduğu bir ihtar ile müvekkilienin borçlu konumuna düşürülerek akabinde elektirik arzı sonlandırıldığını, davalı şirketin, dava dışı borçlunun eski adresi ile aynı adreste faaliyet sebebi ile fiili kullanıcı olduğu iddiası ile Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Örgütü olan Baro'yu kaçak kullanıcı durumuna düşürdüğünü, haksız ve hukuksuz olarak işlem tesis ettiğini, Adana Barosu ilgili taşınmazın maliki olduğunu, bu işlemi neticesinde normal kullanım bedeli dışında müvekkil şirketten kaçak hesabına göre fatura kestiğini, usul ve yasaya aykırı olarak kesilen bu kaçak kullanım bedelli faturalarını kabul etmediklerini beyan ederek öncelikle müvekkil bahsi geçen adreste, Adana Barosunun Sosyal Tesis işletmeciliğini yaptığını, aynı zamanda her hafta avukat meslektaşların en az 4 düğün/ nişan organizasyonu yapıldığını, müvekkil şirketin enerji arzının yeniden tesis edilmemesi durumunda, müvekkilin uğrayacağı zararların telafisi mümkün olmayacağı gibi düğün organizasyonu yapan 3. Kişiler yönünden de telafisi mümkün olmayacak sonuçlar doğuracağından enerji arzının devamı doğrultusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve muarazanın menine, aboneliğin devamına ve borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmış, maddenin (a) bendinde bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ile çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve çekişmesiz yargı işi sayılacağı belirtilmiştir. Bir uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olabilmesi için, her iki tarafın da Ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir.Aksine düzenleme bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalara bakmakla görevlidir. (TTK'nın 5/1.)TTK'nun 3. maddesi ise, ”Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir” hükmünü içermektedir.Ticari davalar, mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'da düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez.6102 Sayılı TTK.nun 12.maddesine "bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla hakla bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Anılan Yasanın 11.maddesinde "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir." 15.maddesinde de " İster gezici olsun ister bir dükkanda veya sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanan ve geliri 11.maddenin 2.fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır. Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu'na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi █████████ Esas █████████ Karar)Bu açıklamalar ışığında dava dosyası incelendiğinde mutlak ticari dava ya da nispi ticari dava olmadığı, bu sebeple görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu kanaatine varılarak Mahkememizin görevsiz olması nedeniyle Usulden Red kararı verilmiştir. (Benzer Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13 Hukuk Dairesi'nin 2022/.E, 2022/.K sayılı)Görev hususu HMK 114/c maddesi gereğince dava şartı olup, dosya üzerinden görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi, 6100 sayılı HMK’nın 30, 115/1. ve 138. maddeleri ve usul ekonomisi uyarınca mümkün olduğundan (Hukuk Genel Kurulu ███████-2141E. ████████ K.) mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki hüküm hukuka uygun bulunmuştur.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-6100 sayılı HMK.nun 114/1-c maddesi delaletiyle 6100 sayılı HMK.nın 115/2 maddesi gereğince davanın mahkememizin görevsizliği nedeniyle DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE,2-6100 sayılı HMK.nın 20/1 maddesi gereğince taraflardan birinin süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli ve yetkili ADANA NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE3-Dosyanın süresi içerisinde görevli mahkemeye gönderilmesi istenir ise, HMK 331/2 maddesi gereğince, harç ve yargılama giderlerine görevli mahkemede karar verilmesine,4-İhtiyati tedbirin ve Ara buluculuk ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe veya zabıt katibine yapılacak beyanla Adana İstinaf Mahkemesi’nin ilgili dairesine gönderilmek üzere Mahkememize yapılacak olan istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi █████/2022KatipHakime- imzalıdır