Kayseri Bölge Adliye Mahkemesinde, 220.000 TLlik bononun zorla alındığı iddiasıyla açılan menfi tespit davasında icra takibinin durdurulması talebinin incelenmesi.
Özet: Davacı şirket, davalı tarafından 220.000 TL bedelli bir bonoya dayanılarak başlatılan icra takibine karşı menfi tespit davası açarak, bononun temsilcisinden zorla alındığını, sonradan doldurulduğunu ve altta yatan ticari bir borca dayanmadığını iddia etmiş; icra takibinin durdurulmasını ve kötü niyetli takip tazminatı ödenmesini talep ederken, davalı ise zorla alma iddialarını reddederek senedin yasal hamil olduğunu ve kambiyo senedinin illetten mücerret niteliğini savunmuştur.

T.C.
KAYSERİBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ6. HUKUK DAİRESİESAS NO
: ████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2024ESAS NO
: ████████KARAR NO
: █████████DAVANIN KONUSU
: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ
:█████/2025İSTİNAF KARAR YAZIMTARİHİ
:█████/2025Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2024 tarih ve ████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamına karşı ,davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket hakkında davalı tarafından █████/2023 tarihinde Kayseri Genel İcra Dairesi nezdinde; █████/2022 düzenleme tarihli, █████/2023 vade tarihli ve 220.000,00-TL bedelli bonoya dayanılarak ... Esas sayılı takip dosyası ikame edilerek haciz işlemelerine başlanıldığını, takip dayanağı bononun müvekkilinden zorla alındığını, bu senede dayalı olarak müvekkilinin herhangi bir borcu bulunmadığını, davalının ve müvekkili firma yetkilisinin daha önceden de aralarında ticaret bulunması sebebiyle birbirlerini tanıdıklarını, davalının dava dışı başka bir şahısla olan ticari sıkıntısı sebebiyle 2022 yılında müvekkili firmanın yetkilisi ...'ın işyerine gelerek, olay çıkararak tehditlerde bulunduğunu, yine işyerinde bulunan başkaca şahıslarla tartıştığını ve zorla firma yetkilisi ...'tan boş senet aldığını, akabinde müvekkilinin davalı ile görüşmeye çalıştığını, davalının senedi teminat olarak elinde tuttuğuna dair beyanlarda bulunduğunu, sürecin devamında davalının aldığı bu senedi 220.000,00-TL bedel ile doldurarak; müvekkili firma yetkilisini arayarak "sana 220.000,00 Lira ceza kestim bunu ödeyeceksin." diyerek tehdit ettiğini, başkaca kişilere de tehdit ettirdiğini, bu durum üzerine müvekkilinin konuyla alakalı olarak Emniyet Müdürlüğü'ne giderek şikayetçi olduğunu, davalı tarafından senedin █████/2022 düzenleme tarihi, █████/2023 vade tarihi olarak düzenlenerek işleme koyulduğunu, savcılık soruşturma dosyasının ██████████ Soruşturma sayılı ve halen derdest olduğunu, her ne kadar kambiyo senetleri borçtan mücerret olsa da somut olayda senet yağması durumu mevcut olduğunu, takibe konu senedin malen kayıtlı olup ticari hayatın bir gereği olarak; mal verildiğine karine olduğunu, mahkemece tarafların ticari defter ve tarafların ticari faaliyetleri incelendiğinde söz konusu senedin ve bu senede bağlı herhangi bir mal alımının iki tarafın da ticari defterlerinde yer almadığının açık şekilde görüleceğini, davalı ile müvekkili arasında bu senede dayalı herhangi bir mal alımının gerçekleştirilmediğini, takip nedeniyle müvekkili şirkete yönelik hacizlerin devamı halinde müvekkilinin hesaplarının ve pos cihazlarının bağlı olduğu hesapların, malları üzerindeki haciz sebebiyle büyük ölçüde mağduriyet yaşayacağını, ticari faaliyetine devam edemeyeceğini İİK'nun 72/3. maddesinin "İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir." hükmü gereğince icra takibinin dava sonuna kadar geçici olarak durdurulmasına tensiple karar verilmesini talep ettiklerini belirterek █████/2022 düzenleme tarihli, █████/2023 vade tarihli ve 220.000,00-TL bedelli bonoya dayanak Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas numarası ile başlatılan takipte borçlu olmadığının tespitini, dava sonuna dek icra dosyasındaki paranın alacaklıya ödenmemesi için %15 teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesini, kötüniyetli alacaklının takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkiline karşı borcu olmadığı ve müvekkilinin senedi davacıdan zorla aldığı iddiasını hiçbir şekilde kabul etmediklerini, müvekkilinin davacıdan hiçbir şekilde zorla senet almadığını, takibe konu edilen senedi müvekkilinin hukuki ve yasal olarak elinde bulunduran hamil olarak icra takibine koyduğunu, senet yağmasının iftira olduğunu, iki tarafın da ticaretine ilişkin olarak defterlerinde senede konu alışverişin yer almadığı hususunu da kabul etmediklerini, senedin illetten mücerret bir evrak olduğunu, senede konu borcu doğuran hukuki ilişkiden bağımsız olduğunu, defterlerde yer almamasının senedin niteliğine etki etmediği gibi davacıyı da borçtan kurtarmayacağını, defter incelemesine muvafakat etmediklerini, davacının ve firmasının müvekkiline vermiş olduğu başkaca çek ve senetler de olduğunu, müvekkilli ile ticaretler yaptıklarını belirterek fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile davanın reddini, öncelikle tedbirin kaldırılmasını, davacının haksız ve kötüniyetli olarak dava açması sebebiyle asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda "...Somut olayda Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ██████████ Soruşturma dosyasında yürütülen soruşturma sonucu müşteki ...'ın ilk ifadesinde senetle ilgili ayrıca şikayetçi olacağını belirttiği, ek beyanında senedin icraya konulduğunu ve senedin zorla kendisinden alındığını beyan etmiş ise de, senedin zorla alındığına dair herhangi bir delilin bulunmadığı gibi müşteki ve şüpheli ...'nın aralarında ticaret ilişkisi olduğunu beyan etmekle senedin ayrıca bedelsiz olduğuna ilişkin de delil bulunmadığı anlaşıldığından bahisle atılı bedelsiz senedi kullanmak suçundan kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, bu karara davacının itirazı üzerine Kayseri 3. Sulh Ceza Hâkimliği'nin █████/2023 tarihli ve █████████ D. İş sayılı kararı ile itirazın reddine kesin olarak karar verildiği, █████/2023 tarihinde davalı ...'nın davacı şirket yetkilisi olan ...'a yönelik tehdit ve hakarette bulunduğundan bahisle cezalandırılması istemiyle Kayseri 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ███████ Esas sayılı dava dosyası üzerinden kamu davası açıldığı görülmüştür. İncelenen savcılık soruşturma dosyası ve ceza mahkemesi dosyası içeriğine ve mahkememizce dinlenilen tanık anlatımlarına göre dava konusu senedin davalı tarafından davacı şirket yetkilisi olan ...'tan korkutma, cebir ve şiddet altında alındığını gösterir delil bulunmamaktadır. ...'ın kardeşi ...'ın tanık olarak verdiği ifadesinde "... Ondan sonra olay daha fazla uzamasın diye ağabeyim ve ben ...'yı yemeğe götürecektik. Arabasının torpidosunu açtı oradan bir senet çıkardı. Ağabeyim ...'tan o senedi imzalamasını istedi. Torpidosunu açtığında silahını ben kendim bizzat gördüm. Silahı toripidodaydı. Ağabeyim orada senedi imzaladı. Senedin üzerinden ne yazdığını okumadım. Bu araba ...'nın arabasıydım. Ağabeyim ile arabadan indiğimizde senedi neden imzaladın diye sordum. Olaylar daha fazla büyümesin diye imzaladığını söyledi. ... ile zaten ticaretimiz vardı ama aldığımız mal karşılığı çek vermiştik. O çeklerin hepsi ...'de mevcuttu. Bu olaydan çok sonrasına kadar o çeklerin bedelini de ödedik zaten. Ama bu senedin bedelinin ne olduğunu kimse bilemedi. ... " şeklindeki anlatımları da senedin korkutma, cebir ve şiddet altında alındığını ispata yeterli değildir. Zira ...'ın savcılık soruşturması sırasında verdiği ifadesinde davalıya borç senet verdiğini ve imza attığını ifade etmişse de davalının korkutması üzerine senet imzaladığı yönünde bir beyanın olmadığı görüldüğü gibi, korkutma yolu ile senet aldıklarını ileri sürdüğü davalı ... ile ...'ın birlikte yemeğe gitmesi hayat tecrübelerine ve hayatın olağan akışına uygun değildir. Mevcut delil durumu itibarı ile dava konusu senedin korkutma, cebir ve şiddet altında düzenlendiği ve davalıya verildiğine yönelik davacı iddialarının ispatına yönelik yeterli ve kesin delil bulunmadığı değerlendirilmiştir. Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak, uygun bir asıl borç ilişkisine dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye, bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan bu ilişki "kambiyo ilişkisi" olarak anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu "kambiyo taahhüdü"nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl/temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. Bu genel açıklamadan sonra, hemen belirtmelidir ki bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bonoyu düzenleyen, asıl borçlu durumundadır (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 779/1). Bu aşamada, menfi tespit konulu eldeki davada, ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 72. maddesi gereğince, borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında, borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 s.TMK m.6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu, borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu senedin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, senedin teminat senedi olduğunu ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. Aynı ilkeler, Yargıtay HGK'nun █████/2003 gün ve ███████-781 Esas ve ████████ Karar sayılı ilamında da benimsenmiştir. Yukarıda yapılan tüm açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: davacı, kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespitini istediğine göre, konunun hem kambiyo hem de ispat hukuku açısından ele alınıp, değerlendirilmesi gerekir. Somut olayda, davacı borçlu, emre yazılı 220.00,00-TL bedelli bonoda yer alan imzasını inkâr etmiş değildir. Senet sebepten mücerret olmakla, davacının ileri sürdüğü korkutma iddialarını ispat edemediği görülmektedir. Davalı tarafından davacı aleyhine bonoya dayanılarak takip yapılmış, davacı takibe konu edilen senedin korkutma altında düzenlendiği ve irade bozukluğu olgusuna dayanmış ve borcu bulunmadığını ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Davalı ise iddianın yersiz olduğunu savunmuştur. Davacı vekili yargılama aşamasında diğer nedenlerin dışında davalının ticari defterlerini ibraz etmemesi nedeniyle müvekkilinin iddialarının ispat edildiğinin kabulü gerektiği iddiasına da dayanmıştır. Bu aşamada somut uyuşmazlıkta davalının ticari defterlerini ibraz zorunluluğu olup olmadığının ve HMK'nun 219, 220 ve 222. maddelerinin uygulanmasının mümkün olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir. HMK'nun 219. maddesinin ikinci fıkrasındaki hüküm uyarınca ticari defterlerin HMK'nun 199. maddesi anlamında belge olarak kabulü gerekir. İspat yükü üzerinde olan davacı davalının ticari defterlerinin ibrazını isteyebilmesi için HMK'nun 194. maddesi hükmü uyarınca istenilen bu belge hakkında bilgi vermesi, dayandığı vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırması gerekmektedir. Menfi tespit davasına konu bononun da ticari defterlere kaydedilmesi zorunluluğu da bulunmadığından davalının ticari defterlerine belge anlamında delil olarak dayanması mümkün değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun █████/2022 tarihli, ███████-173 Esas ve ███████ Karar sayılı ilamı bu doğrultudadır. Benzer görüş Pekcanıtez, Hakan/Özekes, Muhammet/Akkan, Mine/Korkmaz, Hülya Taş; Pekcanıtez Usûl Medeni Usûl Hukuku, C II, İstanbul 2017, s. 1813, 1814. isimli kaynak kitapta da paylaşılmıştır. Kaldı ki davacı bedelsizlik iddiasını HMK'nun 200 ve 201. maddesi hükümleri uyarınca kesin delille (yazılı delille) ispatlaması gerektiğinden ticari defterlerin HMK'nun 219/2. maddesi uyarınca belge olarak kabul edildiği durumlarda belge delili kesin delil niteliğinde olmadığından bedelsizlik iddiasını ispatlamaya da yeterli değildir. Eldeki somut olayda davacı taraf yemin deliline dayanmıştır. Davacının dava dilekçesinin deliller bölümünde yemin deliline dayandığından davacı tarafa yemin teklif edip etmeyeceğini bildirmesi, yemin teklif edecek ise yemin metnini sunması için kesin süre verilmiş, kesin süreye uymamanın sonuçları usulünce ihtar edilmiştir. Kesin süre içerisinde davacı tarafça yemin metni sunulmamıştır. Bu açıklamalar ve önceki hükümde yer alan gerekçeler ışığında mahkememizce davasını usulüne uygun yasal delillerle kanıtlayamadığı nedeniyle davacının ispatlanamayan menfi tespit davasının reddine karar vermek gerekmiştir.İİK'nun 72/3-4. maddesinde icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında borçlunun gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın %15'inden aşağı olmamak üzere göstereceği tazminat karşılığında mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebileceği, dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararının kalkacağı, buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış olmaktan dolayı doğan zararını gösterilen teminattan alacağı, alacaklının uğradığı zararın aynı davada takdir olunarak karara bağlanacağı, bu zararın herhalde yüzde %40'tan aşağı tayin edilemeyeceği hüküm altına alınmış, 6352 sayılı yasa ile yapılan değişiklikle █████/2012 tarihinden itibaren %40 oranı %20 olarak değiştirilmiştir. Bu yasal düzenleme doğrultusunda davalı alacaklı lehine tazminata hükmedilebilmesi için alacaklı aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerekir. Somut olayda, mahkememizce █████/2023 tarihli ara kararı ile ihtiyati tedbir kararı verilmiştir. Bu nedenle ihtiyati tedbir dolayısıyla davalının alacağını geç almış olmaktan dolayı doğan zararı bulunduğundan İİK'nun 72/4. maddesinin yasal koşulları gerçekleştiğinden, yine cevap dilekçesinde talep edildiğinden İİK'nun 72/4. maddesi uyarınca harçlandırılan takip konusu alacak olan 221.178,36-TL'nin takdiren %20'sı oranında tazminatının davacıdan alınarak verilmesine karar verilmelidir. İzah edilen tüm nedenlerle karar tesis edilmiştir.1-Davanın REDDİNE,2-İİK'nun 72/4. maddesi uyarınca 221.178,36-TL'nin takdiren %20'si oranında tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine..." dair karar verilmiştir.İş bu kararı davacı vekili süreside istinaf etmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinden özetle; davalı ve müvekkili firma yetkilisinin daha önceden de aralarında ticareti bulunması sebebiyle birbirlerini tanıdıklarını, davalı dava dışı başka bir şahısla olan ticari sıkıntısı sebebiyle 2022 yılında müvekkili firmanın yetkilisi ...'ın iş yerine gelerek olay çıkararak tehditlerde bulunduğunu, iş yerinde bulunan başkaca şahıslarla tartıştığını, zorla firma yetkilisi ...'tan boş senet aldığını, müvekkilinin şirket olduğunu, ticari faaliyeti dışında kambiyo senedi tanzim etmesinin mümkün olmadığını, yerel mahkeme tarafından davalı alacaklı lehine alacağın %20 si kadar tazminata hükmedilmesinin doğru olmadığını, bu yönden kararın kaldırılması gerektiğini, tüm bu nedenlerle yerel mahkeme ilamının kaldırılmasını, haklı davalarının kabulü ile █████/2022 düzenlenme tarihli █████/2023 vade tarihli 220.000,00 TL bedelli bonodan kaynaklı borcunun olmadığının tespitini, alacağın %40 ından aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve karşı vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:Dava, menfi tespit talebine ilişkindir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; davcının dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddialarına, davalının cevap dilekçesindeki savunmalarına, toplanan delillere, ilk derece mahkemenin somut olaya yönelik kanıtları takdirinde ve hukuki ilişkiyi nitelendirilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamasına, dava/ takip konusu senedin davacının elinden zorla/tehditle çıktığı iddiasının ispatlanamamasına, istinaf edilen kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere göre istinaf eden davacı vekilinin yukarıda yazılı istinaf sebeplerinin hiçbirinin yerinde olmadığı görülmüştür. Bu durumda, ilk derece mahkemesince somut uyuşmazlık yönünden davanın reddine karar verilmesinde, keza davacı borçlunun talebi üzerine ihtiyatı tedbir kararı verilmesi, ihtiyati tedbire ilişkin teminatın yatırılması ve bu bağlamda icra dairesine yazı gönderilmesi yani ihtiyati tedbirin uygulanmış olması nedeniyle davalının alacağına geç kavuşmasına davacı tarafça sebebiyet verilmiş olması nazara alındığında davalı alacaklı lehine %20 oranında tazminata hükmedilmesinde de usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı değerlendirilmiştir.Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. Maddesi gereğince istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davacı vekilinin söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek davacı taraf vekilince yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin istinafa konu edilen █████/2024 tarih ve ████████ E. - █████████ K. sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-İstinaf eden davacıdan alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve davacının yaptığı istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-a bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi. █████/2025