Uluslararası taşıma hizmetlerinden kaynaklanan 72.318,60 USD alacağın tahsili amacıyla açılan itirazın iptali davasında, borçlu davalının kötü niyetli itirazı ve varlık kaçırma iddiaları ele alınmaktadır.
Özet: Davacı şirket, davalı şirkete sunduğu uluslararası taşıma hizmetlerinden kaynaklanan 72.318,60 USD tutarındaki alacağını tahsil edemeyince icra takibi başlatmış; davalı şirketin ani ve yüksek hacimli hizmet talepleri sonrasında borç bakiyesini ödemekten imtina etmesi, iletişimi kesmesi, şirket varlıklarını kötü niyetle boşaltma ve adres değiştirme şüpheleriyle takibe haksız itiraz etmesi üzerine, itirazın iptali, borcun tahsili, kamu bankalarının en yüksek faiz oranıyla borcun devamı ve %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebiyle dava açmıştır.

T.C.

İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
:████████ Esas
KARAR NO
:████████
DAVA
:İtirazın İptali
DAVA TARİHİ
:█████/2024
KARAR TARİHİ
:█████/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin, davalı şirketin talep ve başvurusu üzerine 2022 yılının sonlarından itibaren, davalı şirkete uluslararası taşıma hizmetleri sunmaya başladığını, bu hizmetlerin karşılığında 2024 yılının başlarına kadar düzenli şekilde ödendiğini, 2024 yılının başlarında ise daha öncesinde hiç talep etmediği hacimlerdeki taşımalar için hizmet talep ettiğini ve bir anda büyük bir ticari büyüme gerçekleştirecekmiş gibi 22 gün içinde üst üste hizmet almaya başladığını ve bu kısa süre içinde davacı şirkete cari ekstresinde daha önce ulaştığı en yüksek rakamın dahi 8 katına ulaşan bir borç bakiyesi elde ettiğini, bu tarihler arasında ufak ufak ödemeler alınsa da, bu ödemelerin dikkat çekmemek adına yapıldığının sonrasında anlaşıldığını, bir kısım ödemelerden sonra kalan 72.318,60-USD için iletişime geçildiğinde davalı şirket yetkilisinin davacı şirketi bir süre oyaladığını, bir noktadan sonra ise mali durumlarının çok kötü olduğu ve borçları ödemeyeceklerini beyan etmeye başladığını, kısa sürede gerçekleştirdikleri bu ticaretlerden gelen gelirlerin akıbeti konusunda da hiçbir bilgi vermeden iletişimi kestiklerini, sonrasında sektörel çevreden şirketin iflas başvurusunda bulunacağı, şimdiden şirkete ya da yetkililere ait malvarlıklarını usulsüz şekilde üçüncü şahıslara devrettiği ve şirketi borçlandırdıkları istihbar edildiğini, kişilerin kendilerine ulaşmalarını engellemek amacıyla şirket merkezlerinin adreslerini değiştirdiklerini ve tüm iletişim yollarını kapattıklarını tespit ettiklerini ayrıca adres değişikliği ile olası icra takiplerinin semeresiz bırakılmak niyetinin de açık olduğunu, ilgili adresin, ticari faaliyetin yürütülebileceği bir yer olmadığını, boş bir arsa olduğunu, davalı şirketin, davacı şirket ve kuvvetle muhtemel diğer bazı şirketlerden yüklü şekilde hizmet aldığını, bu hizmetlerden kazandıkları paralarla amacına ulaştıklarını ve şirketin içi boşalttıklarını, davacı şirketin, cari hesap ve faturalardan kaynaklı alacağını davalı yandan tahsil edemeyince, .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin kötü niyetli itirazı üzerine takibin haksız olarak durdurulduğunu, davacı şirket tarafından arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu, ancak taraflar arasında gerçekleşen arabuluculuk müzakereleri anlaşmama ile sonuçlandığını, taraflar arasında taşıma hizmetlerinden kaynaklı cari şekilde işleyen hesap ilişkisi bulunduğunu, davacı şirket tarafından muhtelif tarihlerde davalı yan talimat ve onayı ile tam ve eksiksiz bir şekilde hizmet sunulmasına ve ilgili faturaların davacı tarafından davalı firmaya gönderilmesine ve itiraz edilmemesine rağmen, davalı şirketin bu tarihe kadar kötü niyetli bir şekilde cari şekilde işleyen hesap ilişkisi ve faturalardan kaynaklanan borcunu ödemekten imtina ettiğini, taraflar arasında muhtelif tarihlerde yapılan e-posta yazışmalarından, davacı şirket tarafından sunulan hizmetin eksiksiz ve ayıpsız olduğunun, davacının, davalı şirketten 72.318,60 USD alacaklı olduğu hususlarında uyuşmazlık bulunmadığının anlaşılabileceğini, davalı tarafın borcunu açıkça ikrar ve kabul ettiğini, davalı şirketin, taşıma hizmeti kaynaklı cari şekilde işleyen hesap bakiyesinin ödenmesinden sorumlu olduğunun açık olduğunu, davacı şirketin ticari defter ve kayıtları incelendiğinde doğruluğu ve haklılığının açıkça ortaya çıkacağını, davalı borçlunun; borcun faizine ilişkin itirazlarının da yerinde olmadığını, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, davalı borçlunun temerrüte düşürülmüş olduğundan, davalının takip tarihinden itibaren kamu bankalarının aynı yabancı para türünden 1 yıl vadeli mevduat hesabına uyguladıkları en yüksek faiz oranından sorumlu olduğunu, davalı şirketin icra takibini uzatmak maksadıyla borca itiraz ettiğini beyan ederek; öncelikle davacı şirketin alacağı için borçlunun borcunu karşılayabilecek derece de taşınır, taşınmaz malları ve 3. kişilerdeki hak ve alacakları, banka hesapları üzerine teminatsız olarak, ihtiyati haciz konulmasını, .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasına yapılan kötü niyetli itirazın iptaline, icra takibinin talep edilen miktar ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren kamu bankalarının aynı yabancı para türünden 1 yıl vadeli mevduat hesabına uyguladıkları en yüksek faiz oranı üzerinden devamına, davalının haksız itirazı sebebiyle alacağının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirkete dava dilekçesi, ekleri, tevzi formu ve tensip tutanağının █████/2024 tarihinde tebliğ edildiği, süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşıldı.
DELİLLER VE GEREKÇE
:
Davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde; arabuluculuk son tutanağının bir suretini, taraflar arasındaki e mail yazışmalarının çıktılarını, davalı şirketin █████/2024 tarihli ticaret sicil gazetesi çıktısını sunmuş olduğu görüldü.
.... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının bir suretinin UYAP sisteminden çıkartılarak dosyaya alınmış olduğu, dosyanın tetkikinde alacaklı ... tarafından borçlu ... aleyhine 72.318,60 USD asıl alacak üzerinden icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçlu şirket vekili Av. ...'in e tebligat adresine █████/2024 tarihinde gönderildiği, █████/2024 tarihinde mevzuat gereği tebliğ edildiği sayıldığı, borçlu vekilinin █████/2024 tarihli dilekçesi ile icra takibine, yetkiye, ödeme emrine, asıl alacağa, işletilmiş faize, faiz oranına, işleyecek faize, borca ve borcun tüm ferilerine itiraz ederek takibin durdurulması ile yetkili icra müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmesini talep ettiği, .... İcra Müdürlüğü'nün █████/2024 tarihli tensip tutanağı ile borçluya gönderilen ödeme emri tebligat parçası henüz dosyaya dönmediği, tebligat parçası döndüğünde süresinde değil ise itirazın yeniden değerlendirilmesine, mevcut durumda takibin İİK 62, 66. maddeleri uyarınca durdurulmasına dair karar verildiği anlaşıldı.
Mahkememizin █████/2024 tarihli ara kararı ile tarafların edimlerini yerine getirip getirmediği hususunun yargılamayı gerektirdiği, faturaların alacağın varlığını yaklaşık ispata elverişli olmadığı, cari hesap mutabakatının da sunulmadığı anlaşılmakla ihtiyati haciz talebinin reddine dair karar verildiği, kararın davacı vekilince istinaf edildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin █████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamı ile "İhtiyati haciz talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine," dair karar verildiği anlaşılmıştır.
İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne yazılan yazıya verilen cevapta davacı ve davalı şirketin sicil kayıtlarının gönderilmiş olduğu görüldü.
Uyuşmazlık konusunun; davacı şirketin tam ve gereği gibi ifa ettiğini iddia ettiği taşımalar açısından davalıdan alacağı bulunup bulunmadığı, bulunuyor ise miktarı ile icra dairesinin yetkisine itiraz noktalarında toplandığı anlaşıldı.
Dava, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesi uyarınca davacının davalıdan olan alacağına ilişkin başlatılan icra takibinde itirazın iptali istemine ilişkindir.
İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesine göre takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir.
İtirazın iptali davalarında dava konusu farklı sebeplere dayanabileceği için görev ve yetki hususu, dava konusunun niteliğine göre HMK ve özel kanunlar çerçevesinde gözetilmesi gerekir.
İtirazın iptali davaları, icra takibine bağlı davalar olup, takibe dayanak belgelere bağlı olarak yargılama yapılır. Yargıtay HGK’nun █████/2020 tarih, ███████-2076 E. ve ████████ K. sayılı ilamında belirtildiği üzere itirazın iptali davaları icra takibine bağlı davalardır. Alacağın varlığının genel hükümlere göre ispatlanması imkânı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. Bu sebeple itirazın iptali davalarında alacaklı, takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamaz. Bu davaların konusu, icra takibine konu alacağın varlığıdır. Bu yönüyle itirazın iptali davalarının alacak davalarından farklı bir yönü bulunmamaktadır.
Davacı alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit olması gerekir. Alacağın likit olmasından kasıt, alacağın belirlenebilir olmasıdır. İstanbul BAM 12. HD’nin ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı ilamında bir alacağın likit olmasında ‘ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi’ ölçütünün uygulanması gerektiği vurgulanmıştır. Bunun yanında davalı borçlu yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının takibinde haksız olması ve kötü niyetli olması gerekir.
İtirazın iptali davaları icra takibi ile sıkı sıkıya bağlı olup, alacaklının usul ve yasaya uygun bir takip başlatmış olması ile borçlunun itirazının usul ve yasaya uygun olması İİK md. 67 uyarınca özel dava şartı niteliğindedir ve mahkemece re’sen gözetilmesi gerekir. Takipte ya da itirazda usul ve yasaya aykırılık olması halinde itirazın iptali davasının görülmesi mümkün değildir. Somut olayda dava konusu .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, davacının takip talebi üzerine █████/2024 tarihinde ödeme emri düzenlendiği, aynı tarihte borçlu tarafından ödeme emrine itiraz edildiği görülmüştür. █████/2024 tarihli ödeme emrinde yapılan hata sebebiyle davacı alacaklının █████/2024 tarihli talebi üzerine icra müdürü re’sen █████/2024 tarihinde ikinci bir ödeme emri düzenlemiştir. Düzenlenen ikinci ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ edildiği, tebligat tarihine göre anlaşılmıştır. Davalı borçlu tarafından düzenlenen ikinci ödeme emrine karşı itiraz dilekçesi sunulmamıştır.
İcra müdürlüğü tarafından düzenlenen █████/2024 tarihli ilk ödeme emrinde toplam alacağın iki ayrı yerde 72.318,60 USD ve 7.231.860,00 USD olarak takip talebine aykırı şekilde çelişki yaratarak gösterilmesi ödeme emrini sakatlamaktadır. Bunun yanında İİK md. 58/3 gereği yabancı para alacakları için başlatılan takiplerde alacağın TL cinsinden karşılığının ödeme emrinde yer alması takip şartı iken, █████/2024 tarihli ödeme emrinde alacağın USD cinsinden olmasına rağmen, alacağın TL karşılığına ödeme emrinde yer verilmemesi hatalıdır. Zira İİK md. 58 uyarınca takip talebinde ‘alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarı ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizi’nin gösterilmesi zorunludur. Yabancı para taleplerinde, talep edilen bedelin TL karşılığının takip talebinde ve ödeme emrinde gösterilmesi kamu düzenine ilişkin bir husustur. İstanbul BAM 23. HD’nin █████████ Esas ve ████████ Karar sayılı ilamında bu husus “İİK'nın 58/3. maddesi gereğince alacaklı yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığını takip talepnamesinde ve buna bağlı olarak düzenlenen ödeme emrinde göstermek zorundadır. Bu husus kamu düzeni ile ilgili olduğundan süresiz şikayete tabidir.” şeklinde belirtilmiştir. Dolayısıyla yabancı para alacakları yönünden takip talebinde ve ödeme emrinde bedelin TL karşılığının gösterilmemesi, takibi usul yönünden sakatlamaktadır. Bu husus kamu düzeninden olduğundan ve özel dava şartı sayıldığından mahkemece kendiliğinden incelenmesi gerekir.
█████/2024 tarihli ödeme emrinin usul ve yasaya aykırı olması üzerine, davacı alacaklının talebi üzerine icra müdürlüğü █████/2024 tarihinde kendiliğinden yeni bir ödeme emri düzenlemiştir. Yargıtay 12. HD’nin ██████████ Esas ve █████████ Karar sayılı ilamı “Borçlu adına tebliğ edilmiş bir icra emri varken, bu icra emri iptal edilmeden yenisi çıkarılamaz. Bu husustaki şikayet bir hakkın yerine getirilmemesinden kaynaklı şikayet niteliğinde olup İİK'nun 16/2 maddesi uyarınca süresiz şikayete tabidir.” şeklinde olup; somut olayda ilk düzenlenen ödeme emri iptal edilmeden re’sen ikinci bir ödeme emri düzenlenmesi hukuka uygun değildir. Bununla beraber her ne kadar ikinci ödeme emri düzenlenmesi hukuka aykırı olsa da davalı borçlunun itirazı ilk ödeme emrine karşı yapılmıştır. İkinci ödeme emrine yapılan bir itiraz bulunmamaktadır. Yargıtay 12. HD’nin █████████ Esas ve █████████ Karar sayılı ilamında “Öte yandan Dairemizin, Hukuk Genel Kurulu’nca da aynen benimsenen yerleşik uygulamasına göre, alacaklının talebiyle icra müdürlüğünce borçluya ikinci kez ödeme emri tebliği, ona yeni bir itiraz hakkı tanır (HGK.nun 13.12.2006 tarih ve ███████-███████ sayılı kararı).” şeklinde karar verilerek borçlunun ödeme emrinin ikinci kez tebliğ ile birlikte yeni bir itiraz hakkının bulunduğu vurgulanmıştır.
Yukarıda açıklanan sebeplerle eldeki itirazın iptali davasına konu icra takibinde düzenlenen █████/2024 tarihli ödeme emrinin takip talebine uygun olmaması ve takip şartlarını taşımaması sebebiyle usul ve yasaya aykırı olması, ilk ödeme emri iptal edilmeden ikinci ödeme emrinin düzenlenmesinin hukuka uygun olmadığı ve düzenlenen ikinci ödeme emrine karşı davalı borçlunun yeni bir itiraz hakkı varken itiraz etmemiş olması, borçlunun itirazının usul ve yasaya aykırı olan ilk ödeme emrine karşı yapılmış olması gözetilerek, takip süreci usule uygun olarak yürütülmediğinden İİK md. 67 uyarınca özel dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
HUAK 18/A-(13) ve (14). Fıkrası hükümleri gereğince arabuluculuk gideri olarak... Dava Şartı Dosya No: ...sayılı dosyasından arabulucu olarak atanan Fatih Kandemir tarafından arabuluculuk gideri olarak sistem üzerinden yapılan inceleme neticesinde sarf kararı düzenlenmediğinden, tarafların arabuluculuk oturumuna katıldıkları gözetilerek, ilerde sarf kararı düzenlenmesi halinde 2024 yılı Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca arabulucuya ödenecek olan 3.600,00 TL arabuluculuk ücret bedelinin, davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verildiği dikkate alınarak davacı aleyhine yükletilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Davacının davasının dava şartı yokluğundan reddine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 30.327,61 TL'den mahsup edilerek fazla yatırılan 29.712,21‬ TL harcın davacın davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 7/2 gereği hesap ve takdir olunan 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
5-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, zorunlu arabuluculuk başvurusu yapıldığı ancak sarf kararı düzenlenmediği görülmekle; Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenecek olan 2024 Yılı Arabuluculuk Asgari Ücret tarifesi uyarınca hesaplanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
-Sarf kararı düzenlendiğinde; arabuluculuk ücretinin tespit edilenden eksik/fazla olması durumunda bakiye miktarın iadesine ya da tahsiline ilişkin talep halinde işlem yapılmasına,
6-Fazla yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı (kısa kararda maddi hata olarak taraf vekillerinin yüzüne karşı olarak yazılmıştır) kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!