Balıkesirde mera komisyonunca tahsis edilen parsellerin orman vasfını taşıdığı gerekçesiyle komisyon kararının iptali ve orman vasfıyla tescil davası temyiz incelemesi.
Özet: Taraflar arasındaki mera komisyonu kararının iptali ve tescil davasında, Balıkesir Mera Komisyonu tarafından mera olarak tescil edilen ancak halihazırda fıstıkçamı ağaçlarıyla orman niteliği taşıdığı iddia edilen parsellerle ilgili olarak, ilk derece mahkemesi, bilirkişi raporları, eski tarihli hava fotoğrafları ve yerel tanıklıklarla sabitlenen, taşınmazların orman karakteri taşıdığı, toprak koruma ve su rejimine katkıda bulunduğu, hayvancılık için uygun olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne ve taşınmazların orman vasfıyla Maliye Hazinesi adına tesciline karar vermiştir. İstinaf Mahkemesi de, usul eksiklikleri giderildikten sonra yapılan yeniden yargılamada verilen bu kararı onamıştır.

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.KARAR
: İstinaf başvurusunun reddineİLK DERECE MAHKEMESİ
: Sındırgı Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ███████ K.Taraflar arasındaki mera komisyon kararının iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:K A R A RDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; İşletme Müdürlüğünün Sındırgı Orman İşletme Şefliğince ... Mahallesi 1126 parsel, 378 parsel 1140 parsel nolu taşınmazların orman vasfı ile tahsisi için Balıkesir ili mera komisyonundan istenildiğini, Balıkesir ili mera komisyonunun 19.08.2016 tarihli ve 901 sayılı kararı ile, 1976 tarihinde geçen kadastroda mera olarak tahsis edildiğinden bahisle talebinin reddine karar verildiğini, Sındırgı Orman İşletme Şefliğince Küçükbükü Mahallesi, 1126 parsel 378 parsel ve 1140 parsel nolu taşınmazların büro ve arazide yapılan incelemelerinde taşınmazların 4342 sayılı Mera Kanunu'nun (4342 sayılı Kanun) 14 üncü maddesine göre tahsis değişikliği yapılmadan veya mahkeme kararı ile meralık vasfı kaldırılmadan orman sınırları içine alınarak parseller üzerinde ağaçlandırma yapılmasının 4342 sayılı yasaya aykırı olduğundan bahsedildiğini, ancak söz konusu parsel üzerinde zaten mevcut halde 10-15 yaşlarında fıstıkçamı fidanlarının olduğu ve kapalılık oluşturarak orman vasfını taşıdığı ormanla bütünlük oluşturduğu, fıstık çamlarının meyve verme olgunluğuna geldiğinde köy ve civarında yaşayan insanların kalkınmasını teşvik edip yöre halkına ekonomik katkı sağlayacağından bu ormanların devamının sağlanmasının yararlı olacağını, tapunun özel sicilinde Balıkesir Mera Komisyonu tarafından mera vasfı ile tescili yapılan Karağaç Mahallesi 1126 parsel, 378 parsel 1140 parsel sayılı taşınmazların orman vasfı ile maliye hazinesi adına kayıt ve tescilini, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.Yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, verilen kararın davalı Hazine vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilamı ile karar kaldırılmıştır.Yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince; kaldırma ilamında belirtilen eksiklikler giderilerek ilgili kamu kurumları usulüne uygun olarak davaya dahil edildiği ve taraf teşkilinin sağlandığı, bir yerin orman olup olmadığı hususunda yapılacak araştırma için taşınmazın en eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritalarının getirtildiği, mahallinde keşif yapıldığı, 08.12.2017 tarihli orman bilirkişi heyeti raporuna göre dava konusu 1126, 378 ve 1140 parsel sayılı taşınmazların orman ağaç ve ağaçcık türleriyle kaplı ve kapalı olmalarından orman muhafaza karakteri taşıdıkları, eğimlerinin fazla olmasından toprak muhafaza karakteri taşıdıkları ve erozyona meyilli oldukları, eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafına göre evveliyatlarının orman arazisi olduğu, 3116 sayılı Kanun ile orman rejimine girdikleri, 766 sayılı ilk tesis tapulama çalışmaları yapılan Karaağaç köyünde, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) ilk metnine göre, 1970-1971 yılında ilk ve bir kez olarak Orman Serisi (kıtası) bazında yapılan orman tahdit çalışmaları esnasında, orman sayılan yerlerden oldukları halde, orman tahdit sınırları dışında kalmış ormanlardan olduklarının anlaşıldığı, dava konusu çekişmeli parsel zemininde üzerinde bulunan orman ağaç ve ağaççıklarına ait orman bitki örtüsü florasının şiddetli yağış sonrası oluşan zararlı akışları, taşkınları toprak erozyonunu toprağının strüktür ve tekstürünün bozulmasını önleyici su verimini arttırıcı etkisi meyli erozyon şiddeti iklim ve su rejimine olan tesir dereceleri ile seri ve bölme bütünlüğü gibi esaslar da dikkate alınarak hayvancılıkta kullanılmasında yarar bulunmayan yerlerden olduğu, keşif mahalinde dinlenen mahalli bilirkişilerce de parsellerin uzun süredir (40-50 sene) ekilip biçilmediği ve kimse tarafından kullanılmadığının belirtildiği, kaldırma ilamından sonra alınan orman bilirkişi heyeti raporu ile kaldırma kararından önce alınan raporun uyumlu olduğu, taşınmazların ortalama eğimlerinin %20 civarında olduğu, 1953 tarihli hava fotoğrafında ilgili parsellerin büyük kısmı koyu renkte orman kapalılığında olduğu, parseller üzerinde yer yer 90-100 yaşında çam ağaçlarının görüldüğü, dolayısıyla parsellere ait bitki örtüsü, eğimleri, toprak yapıları ve evveliyatları itibariyle 6831 sayılı Kanun hükümlerine göre devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan orman sayılan yerlerden oldukları sonucuna varıldığı, keşif esnasında parsellerin farklı bölgelerden çekilen renkli fotoğraflarda da bu hususun gözlemlendiği, çekişmeli taşınmazların gerek tespit tarihi gerekse tahsis tarihi itibariyle eylemli orman olup orman sınırlarının her ne suretle olursa olsun daraltılamayacak olması ile salt orman toprağının dahi orman sayılan yerlerden olduğunun anlaşıldığı, 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12 nci maddesinin 3 üncü fıkrasına eklenen "Bu hüküm iddianın ve taşınmazın niteliği ile devlet yada diğer kamu tüzel kişilikleri olsa dahi tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır" hükmü ve 5841 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na Eklenen Geçici 10 uncu maddesindeki (Bu Kanunun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır) hükmü, Anayasa Mahkemesinin 12.5.2011 tarihli ve ███████-77 sayılı kararı ile iptal edildiği, gerekçeli iptal kararının 23 Temmuz 2011 tarihli ve 28003 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmesi nedeniyle kamu malı niteliği ile açılan davalarda bu hükmün uygulama olanağının bulunmadığı, Orman Yönetimince açılan davada mera olarak sınırlandırılan parselin orman savına dayalı olarak tapuya tesciline ilişkin talep, kamu malı niteliğinde bulunduğundan bir süreye tabi olmaksızın yöntemince her zaman açılabilecek ve 3402 sayılı Kanun'un 12/3 üncü maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı, eylemli olarak orman özellikleri gösteren yerlerin orman vasfında olacağı Yargıtayın birçok kararında vurgulandığı (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23.2.2005 tarihli ve ███████-96 Esas, ███████ Karar Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 25.01.2000 tarihli ve █████████ Esas, ████████ Karar), Özellikle Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 18.12.2003 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamında eylemli olarak orman olduğu kanaatine varılan ve bilirkişi raporuyla da belirlenen yerlerde artık mera, yaylak, kışlak v.s iddialarının da dinlenmeyeceğinin belirtildiği, keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarında da taşınmazların eylemli biçimde orman olduğu hususunun saptandığı, 6099 sayılı Kanun ile 3402 sayılı Kanuna Eklenen 36/A maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerektiği hususu ile davanın kabulüne karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesince; alınan bilirkişi raporlarına göre çekişmeli taşınmazların yörede 1970-1971 yılında Orman Serisi (kıtası) bazında yapılan orman tahdit çalışmaları esnasında, orman sayılan yerlerden oldukları halde, orman tahdit sınırları dışında kalmış ormanlardan oldukları, dava konusu çekişmeli parseller zemininde üzerinde bulunan orman ağaç ve ağaççıklarına ait orman bitki örtüsü florasının şiddetli yağış sonrası oluşan zararlı akışları, taşkınları toprak erozyonunu toprağının strüktür ve tekstürünün bozulmasını önleyici su verimini arttırıcı etkisi meyli erozyon şiddeti iklim ve su rejimine olan tesir dereceleri ile seri ve bölme bütünlüğü gibi esaslar da dikkate alınarak hayvancılıkta kullanılmasında yarar bulunmayan yerlerden olduğu, sürülecek, ekilip dikilecek alanlardan olmadığı, keşif mahallinde dinlenen mahalli bilirkişilerce de parsellerin uzun süredir (40-50 sene) ekilip biçilmediği ve kimse tarafından kullanılmadığının belirtildiği, taşınmazların evveliyatları ve halen eylemli olarak ormancılık faaliyetleri ve ekonomisi yönünden 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1 inci maddesinde tanımı yapılan orman tanımı içine girdikleri ile orman sayılan yerlerden olduğu anlaşıldığından davanın kabulüne dair mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir husus bulunmadığı sonucuna varılmakla davalıların istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili ve Sındırgı Belediye vekili tarafından; taşınmazın mera olduğu, yöre halkının hayvancılıkla uğraştığı, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, bozulması talebiyle temyiz edilmiştir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekili ve dahili davalı ... vekili temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.SONUÇ
: Açıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz eden Sındırgı Belediye Başkanlığından alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,06.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.