Hizmet tespiti davasında, iş mahkemesinin eksik araştırma ve soyut tanık beyanlarıyla yetinerek verdiği kararın, Yargıtayca kapsamlı resen delil toplama gerekliliğiyle bozulması.
Özet: Yüksek Mahkeme, hizmet tespiti davasında yerel mahkemenin, davacının 1999-2007 yılları arasındaki çalışma iddiasını yalnızca soyut tanık beyanlarına dayanarak kabul etmesini eksik inceleme olarak nitelendirmiştir; sosyal güvenlik hakkının korunması ve hak kayıplarının önlenmesi amacıyla bu tür davaların kamu düzeninden olması nedeniyle özel bir özenle yürütülmesi gerektiğini vurgulayarak, yerel mahkemenin tarafların sunduğu delillerle yetinmeyip, resen araştırma yaparak işverenin bordrolarını, dönemdeki diğer çalışanların ve komşu işyerlerinin bilgilerini, sigortalının kayıtlara geçmeme nedenlerini, kurum müfettiş incelemelerini detaylı bir şekilde araştırması ve tüm delilleri birlikte değerlendirerek şüpheye yer bırakmayacak bir sonuca ulaşması gerektiğini belirtmiş ve hükmü bozmuştur.
10. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ██████████ K.
    "İçtihat Metni"

    Mahkemesi
    :İş Mahkemesi
    No
    : 166-158
    Davacı, davalılardan işveren yanında, 23.08.1999-27.03.2007 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
    Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
    01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7. maddesinin “Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, █████/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga █████/1983 tarihli ve 2926 sayılı, 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine göre sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler” hükmü ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın █████. maddesi olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde, re'sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
    Eldeki dava dosyasına konu olayda; mahkemece, yapılan araştırma ve inceleme, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Mahkemece, dinlenen tanık beyanlarına göre hüküm kurulmuş ise de, tanıkların bu döneme yönelik çalışma olgusu konusundaki beyanları, soyut nitelikte olup, herhangi bir somut veriye dayanmadığından, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Hal böyle olunca, Mahkemece, öncelikle, işverenin Kurum nezdindeki ihtilaf konusu döneme ait tüm dönem bordroları getirtilerek, dava konusu dönemde davacı ile birlikte çalışan ve işverenin bordrolarında kayıtlı kişiler ile aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler (tanık sıfatı ile beyanı alınan kişiler haricinde) ile çalışmaların geçtiği iş hanında iş yeri sahipleri resen zabıta marifetiyle saptanarak, belirlenen kişilerin beyanlarının denetlenmesi için hizmet cetvelleri ve vergi kayıtları celp edilerek, çalışmaların varlığı ve süresi yönünden bilgi ve görgülerine başvurulmalı, bunun dışında sigortalının kayıtlarda gözükmeyen çalışmalarının hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği ya da bildirim dışı kaldığı hususu gereğince tespit edilerek, davalı işyerinde tespiti istenen dönemde Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa, belgeler getirtilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde; iş yerinin kapsamı, kapasitesi ile, işin ve işyerinin niteliği nazara alınmalı, 1999, 2000 ve 2002 yıllarındaki ücret ödeme makbuzları ve 26.03.2007 tarihli Kurum yoklama memuru tespiti de göz önünde bulundurularak, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip, deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
    Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
    O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
    SONUÇ
    : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 11.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!