Evsizlik mazeretiyle sokağa çıkma yasağı ihlali idari para cezalarına itirazda 5326 ve 1593 sayılı kanunların uygulanması ile Covid-19 cezalarına ilişkin güncel yasal düzenlemeler.
Özet: Bu içtihat metni, COVID-19 sokağa çıkma yasağını ihlalden kesilen idari para cezasına karşı yapılan itirazın reddi sonrasında, kabahatlının evsizlik durumu ve uygulanan kanun maddesinin hatalı olduğu iddialarıyla sunulan kanun yararına bozma talebini ele almakta; salgınla mücadele kapsamında verilen idari para cezaları için 7420 ve 7456 sayılı Kanunlarla getirilen iade imkanına dair yeni yasal düzenlemelerin, somut olayın hukuki durumu üzerindeki belirleyici etkisi değerlendirilmektedir.

MAHKEMESİ
:Sulh Ceza HâkimliğiSAYISI
: █████████ D.İşKABAHATLİ
: ...KABAHAT
: 5326 sayılı Kanun'a muhalefetKabahatli hakkında, 5326 sayılı Kanun'a muhalefet kabahatinden iki kez 392,00 TL idari para cezası uygulanmasına karar verildiği, kabahatli tarafından bu kararlara karşı başvuruda bulunulduğu, İzmir 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 08.04.2021 tarihli ve █████████ D.İş sayılı kararı ile başvurunun reddine karar verildiği belirlenmiştir.Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 23.11.2022 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.01.2023 tarihli ve KYB - ███████████ sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:I. İSTEMYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26.01.2023 tarihli ve KYB - ███████████ sayılı kanun yararına bozma isteminin;“Dosya kapsamına göre;1-Kabahatlinin, █████/2020 ve █████/2020 tarihlerinde sokağa çıkma yasağını ihlal ettiğinden bahisle hakkında iki ayrı idari yaptırım karar tutanağı düzenlenmesini müteakip, anılan idari paracezalarına karşı kabahatli tarafından kalacak bir yeri olmadığı ve evsiz olduğu gerekçesiyle başvuruda bulunulması üzerine, Hâkimlikçe sokağa çıkma yasağının muteriz tarafından geçerli bir mazereti olmaksızın ihlal edildiğinin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespit edildiğinden bahisle başvurunun reddine karar verilmiş ise de, kabahatlinin █████/2020 tarihli dilekçesinde kalacak bir yeri olmadığına ve sokaklarda yaşadığına dair beyanda bulunması, █████/2020 tarihinde kolluk tarafından düzenlenen tutanakta ise kabahatlinin ikamet adresi belirtmediğinin anlaşılması karşısında, somut olayda kabahatlinin kabahate konu emre aykırı davranışı gerçekleştirme kastı bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla, belirtilen tarihlerde kabahatliye ait sabit bir yerleşim yerinin mevcut olup olmadığı araştırılarak, sonucuna göre kabahatlinin hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden, başvurunun anılan nedenle kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde,2-Kabule göre de;1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun, salgın hastalıklarla mücadele ve genel sağlığın korunması amacıyla çıkarılması nedeniyle, Covid 19 pandemisi kapsamında alınan tedbirlerde öncelikle uygulanması gereken özel norm niteliğinde olduğu, dolayısıyla salgını önlemeye yönelik olarak Umumi Hıfzıssıhha Meclisi tarafından anılan Kanun'un 27. maddesi uyarınca alınan geçici olarak sokağa çıkma kısıtlaması tedbirinin 1593 sayılı Kanun'un 282. maddesinin ikinci kısmında yer alan “zorunluluk” kavramı içerisinde değerlendirilmesi ve bu kararlara aykırı hareket edenlerin de zorunluklara uymadıkları gerekçesiyle bu madde kapsamında yaptırımlara tabi tutulmaları gerektiği, muteriz hakkında, anılan tedbire uymadığı gerekçesi ile somut olay bakımından uygulanma imkanı bulunmayan 5326 sayılı Kanun'un 32. maddesi uyarınca idari yaptırım kararı verildiği cihetle, başvurunun kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde, isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.II. GEREKÇEHer ne kadar kabahatli hakkında COVID-19 pandemisi kapsamında alınan tedbirlere riayet etmemesi nedeniyle 1593 sayılı Kanun'a muhalefet kabahatinden uygulanan idari para cezasına karşı başvurusuna yönelik verilen kararın kanun yararına bozulması talep edilmiş ise de; 09.11.2022 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7420 sayılı Kanun'un Geçici 4. maddesi ile "24/4/1930 tarihli ve 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ile 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu kapsamında COVID-19 salgın hastalığının ülkemizde yayılmasını önlemek amacıyla 11/3/2020 tarihinden itibaren bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar verilen ve bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ilgilisine tebliğ edilmemiş olan idari para cezaları tebliğ edilmez, tebliğ edilmiş olanların tahsilinden vazgeçilir. Bu maddenin yürürlük tarihinden önce işlenen söz konusu kabahatler için idari para cezası verilmez, tahsil edilmiş olan idari para cezaları iade edilmez." şeklinde düzenleme getirildiği, bilahare Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve ███████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile son cümledeki "... tahsil edilmiş olan idari para cezaları iade edilmez.." ibaresinin iptal edilmesi üzerine, bu kez 15.07.2023 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 7456 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile 7420 sayılı Kanun'un Geçici 4. maddesine "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce tahsil edilen idari para cezaları, █████/2024 tarihine kadar tahsilatı yapan idari birime yapılacak başvuru üzerine Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenecek usul ve esaslara göre iade edilir." şeklinde bir fıkra eklendiği, bu düzenlemeler ile COVID-19 pandemisi kapsamında alınan tebirlere riayet etmemek fiilleri ile ilgili olarak 5326 ve 1593 sayılı Kanun'lar uyarınca idari para cezası verilmemesinin, kesilen idari para cezalarının ilgilisine tebliğ edilmemesinin, tebliğ edilmiş olanların tahsilinden vazgeçilmesinin, tahsil edilenlerin ise ilgilinin başvurusu halinde iade edilmesinin öngörüldüğü cihetle, kanun yararına bozmamüessesinin ülke sathında uygulama birliğini sağlamak ve farklı uygulamalar sebebiyle oluşabilecek kayıpların önlenmesi açısından kabul edilmiş bir olağanüstü kanun yolu olduğu da gözetildiğinde, isteme konu kararın kanun yararına bozulmasında bir hukuki fayda kalmadığı anlaşılmıştır.III. KARARYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.02.2025 tarihinde karar verildi.