İnanç sözleşmesiyle bankaya devredilen taşınmazın geri alım hakkının bankanın protokol ihlali ve yüksek bedel talebi nedeniyle kullanılamaması üzerine açılan tazminat davası.
Özet: Dava, davacının borçlarına karşılık bankaya devrettiği taşınmazın protokolde belirtilen 18 aylık geri alım hakkını kullanmak istemesi üzerine, bankanın geri alım bedeline güncel ekspertiz değeri farkı ve ek masraflar ekleyerek protokole aykırı davrandığı iddiasıyla açtığı maddi tazminat talebini konu almakta; davacı, bankanın taahhüt ettiği koşullarda taşınmazı geri vermediğini ve kendisini oyalandığını ileri sürerken, davalı banka ise protokolün 4.1 maddesi uyarınca borçluların bankaya kalan borçları olması durumunda güncel ekspertiz değeri ile geri alım bedeli arasındaki farkın ödenmesi gerektiğini, davacının bu şartları yerine getirmediğini ve sadece taşınmazın değerini sorduğunu savunarak davanın reddini talep etmektedir.

T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Tazminat (İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2020
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ve diğer borçlular ile davalı------ arasında borçlarına ilişkin olarak bir protokol yapıldığını ve bu protokol kapsamında müvekkilinin vefa borcu ile 18 ay içerisinde geri alım hakkı kendisinde olmak suretiyle mülkiyeti kendisinde bulunan ---- bölümde bulunan taşınmazını davalı ------- borcun karşılığında devrettiğini. söz konusu protokole göre banka protokolün imzasından itibaren 18 ay içerisinde yazılı olarak talepte bulunulması hâlinde söz konusu taşınmazı 500.000 TL masraflar talepte bulunulan tarihe kadar işleyecek yıllık yüzde 12 vade farkıyla müvekkilimize yahut onun göstereceği bir üçüncü kişiye devredeceğini, müvekkilinin protokoldeki şartların gerçekleşmesi üzerine █████/2018 tarihinde bankaya devretmiş olduğu taşınmazın sözleşmede kendisine tanınmış olan geri alım hakkını kullanmak üzere -------- tarihinde başvuruda bulunduğunu ve taşınmazın geri alım hakkını kullanmak istediğini, masrafların kendisine bildirilmesini talep ettiğini, müvekkilinin bu başvurusuna bir yanıt verilmediğini ve müvekkilinin daha sonraları şifahen yaptığı görüşmelerde müvekkilinin sürekli oyalandığını, bankanın geri alım talebine yanıt vermediğini gören ve kendisini oyaladığını fark eden müvekkilinin bu sefer █████/2020 tarihinde bankaya ----- yevmiye no'lu evrağı marifetiyle ihtar çektiğini ve -----tarihinde yazılı olarak yaptığı başvuruyu yineleyerek ilk başvuru tarihi olan -----tarihi esas alınarak satış bedeli ve masraflarının kendisine bildirilmesini talep ettiğini, bunun üzerine davalı ----------sayılı yazı ile müvekkilinin cevap verildiğini ve vade farkı ilk başvuru tarihi olan █████/2020 tarihi itibariyle hesaplanması gerekirken ------- tarihi baz alınarak hesaplandığını ve kendisine sözleşmeye aykırı olarak ekstra masraflar çıkarılarak satış bedelinin 585.950 TL güncel ekspertiz raporuyla bu bedel arasındaki fark olan 64.050 TL olduğunu, bankanın güncel ekspertiz raporu ile satış bedeli arasındaki farkı istemesi protokole aykırı olduğunu zira bu durumun protokolün 4.1 maddesinde "borçluların bakiye borcunun kalması hâlinde" şartına bağlı olduğunu. Oysa ki borçluların bankaya herhangi bir borcu kalmadığı gibi banka ne bahsettiği ekspertiz raporunu müvekkilimize iletmiş ne de borçluların ne tür ve ne miktarda borçlarının kaldığı hakkında bilgi vermediğini, dolayısıyla ortada müvekkiline iletilen bir rapor olmadığı gibi istenen bedelin protokole de aykırı olduğunu, satış bedelinin █████/2020 tarihi itibariyle hesaplanması gerekirken █████/2020 tarihi baz alınarak hesaplanmasının da bankanın kötü niyetini gösterdiğini, sözleşmede zikredilen █████/2020 tarihine kadar müvekkilimizin inançla imzalayarak gayrimenkulünü devrettiği sözleşmeyi protokolde yer alan hükümlere göre ilgili gayrimenkul müvekkiline devredilerek sözleşmenin tamamlanması mümkün olmadığını belirterek, müvekkilinin uğramış olduğu zarar sebebiyle maddi tazminatın █████/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ---, müvekkili bankanın -------- firmasının risklerini temin etmek üzere gayrimenkulü üzerinde alacaklı müvekkili banka lehine ipotek tesis ettirmiş olduğunu, taşınmazın, protokolde belirtilen borçları karşılığında, davacıya 18 ay süreyle geri satım vaadi verilerek, her türlü haciz ve takyidattan ari olarak 500.000 TL bedelle, 27.12.2018 tarihinde bankalarınca satın alınmış olduğunu, davacının 27.01.2020 tarihli dilekçesinde, taşınmazın kendisine veya 3. Şahsa devrine ilişkin bir talep olmayıp, sadece gayrimenkulün değerinin kendisine bildirilmesine ilişkin bir talebin mevcut olduğunu, davacının bu isteğinin şifahi olarak karşılanmış olduğunu, davacı ile müvekkili banka arasında imzalana protokolün, 4.1. maddesi ile tarafların ------ geri satım tarihinde Borçluların Bankaya herhangi bir nedenle bakiye borcunun kalması halinde, bu şekilde hesaplanacak geri satım bedelinin geri satım tarihinde banka tarafından taşınmaza yapılacak güncel ekspertiz değerinden düşük olması halinde borçluların, bu yüksek ekspertiz. değeri ile söz konusu tutar arasındaki farkı Bankaya nakden ve defaten ödeyeceklerini, ödemezler ise Bankanın taşınmazları geri satım yükümlülüğünün olmayacağını, bu yönde Bankadan herhangi bir talepte bulunmayacaklarını, dava açma ve diğer yasal haklardan şimdiden vazgeçtiklerini kabul beyan ve taahhüt edecekleri hususunda anlaşmış olduklarını, Protokolün hükmü açık olup, davacının protokolün gereğini yerine getirmemiş olduğunu, davacının MK 2 'de düzenlenen dürüstlük ilkesinden uzak hareket etmekte olduğunu, Protokolde bakiye borç kalması halinde, geri satım işleminin yapılması hususunda da anlaşma yapılmış ve buna ilişkin olarak, müvekkil bankaca, 21.04.2020 tarihinde 418 sayılı yazı ile geri satım işleminin şartlarının davacıya bildirilmiş olduğunu, ancak davacının hakkını kullanmamış olduğunu, davacının davasının temelini oluşturan 27.01.2020 tarihine göre hesap yapılması talebinin, kendisinin de imzalamış olduğu protokole aykırı olduğunu, protokolde satış bedelinin nasıl hesaplanacağının açık olarak belirtildiğini, buna göre taşınmazın Bankaya devredildiği tarihten itbbaren geri satım tarihine kadar hesaplamaların yapılacağının belirlenmiş olup, müvekkili bankaca protokol doğrultusunda hesaplamaların yapılmış olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.Mahkememizce dava konusu taşınmaza ait tapu kaydı ve satış akit tabloları getirtilmiş ve incelenmesinde;---- vasıflı taşınmazın ----- yevmiye nolu “Satış” işlemi ile davalı .-----kayıtlı olduğu anlaşılmıştır.Mahkememizce alınan bilirkişi raporları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının geri alım alma hakkını kullanması için sözleşme ile kendisine yüklenen bedel tevdi yükümlülüklerini yerine getirmediği anlaşıldığından, davalı bankanın geri alım hakkının kullandırılmamasından dolayı tazminat yükümlülüğü bulunmadığı saptanmıştır.Tetkik edilen dosya kapsamı bütün olarak değerledirildiğinde;Dava, taraflar arasında yapılan protokol uyarınca davacının taşınmazının inançlı işlem ile devirden itibaren 18 ay içerisinde geri alım hakkı kendisinde olmak üzere dava dışı ------ kredi borçlarına karşılık olmak üzere davalıya devrettiği, ancak davacının süresinde ileri sürdüğü geri alım hakkı kapsamında taşınmazın kendisine devredilmediğinden bahisle uğradığı zararın tazmini talebine ilişkindir.Davalı ile davacı --------- imzalanan protokol ile Protokolün tüzel kişi tarafların Bankaya olan borçlarının düzenlendiği, davacının da aralarında bulunduğu gerçek kişilerin bu borçlara kefil sıfatıyla sorumlu bulundukları, bu borcun ödenmesi bakımından 500.000 TL bedelle dava konusu taşınmazın bankaya devrinin sağlanacağı, bu miktarın ilgili tüzel kişi borçluların borçlarından mahsup edileceği kararlaştırılmış Protokolün 4. Maddesinde vefa hakkının şartlarının belirlendiği görülmüştür.---- işlemi ile davalı ----kayıtlı olduğu anlaşılmıştır.Davacı tarafından------- ihtarnamesi ile davalı bankaya, geri alım hakkının kullanıldığının, bu tarih itibariyle belirlenecek değerin bildirilmesinin aksi takdirde dava yoluna başvurulacağının bildirildiği anlaşılmıştır. Davalı bankanın cevabi yazısında davacıya, 27.01.2020 tarihli dilekçeye istinaden davacıya şifai bilgi verildiğini, ancak davacının satış müracaatında bulunmadığını, -----tarihi itibariyle kapatma bedelinin 585.950 TL olduğunu, güncel ekspertiz değerinin 650.000 TL olduğunu, bakiye farkın 64.050 TL olduğunu, risk bulunması durumunda farkın istenebileceğinin kararlaştırıldığını bildirdiği anlaşılmıştır.Tüm dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında imzalanan protokol ile iade şartlarının şu şekilde belirlendiği; iade için temel şartın satış bedelinin yıllık %12 faizi ve masrafları ile birlikte ödenmesi olup bunun yanında ayrıca güncel değerden kaynaklanan farkın da istenebileceği, güncel değer farkının talep edilme şartının borçluların herhangi birinin davalıya herhangi bir nedenle bakiye borcunun kalması hali olarak gösterildiği, diğer şartın ise davalı tarafından ---------- verilen iki teminat mektubu bedelinin bloke edilmesi olduğu, davacının davalıdan tazminat talep edilebilmesi için, davacının vefa hakkının kullanılmasına yönelik şartları gerçekleştirmesi gerekmekte olup davalı bankanın hesaplanabilir alacağını oluşturan 500.000 TL bedel, Satış masrafları, Yıllık % 12 üzerinden işleyecek faiz, Faizin BSMV'si şeklindeki alacağı konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, davacı tarafından bu miktarın bankaya bloke edilmesi zorunluluğunun yerine getirilmediği, Banka tarafından miktara yönelik muaraza çıkartılmış bulunması ve güncel ekspertiz değeri ile aradaki farkın istenmesinden bağımsız olmak üzere davacının söz konusu bedeli, davalı nezninde bloke etmesinin talepte bulunmasının ilk şartını olduğu, bu şartın yerine getirilmediği, yine davacı tarafından iki teminat mektubu bedelinin bankaya bloke edilmesi şartının da yerine getirilmediği, bu haliyle davalı Banka tarafından sözleşmeye aykırı davranıldığı söylenemeyeceğinden, bundan kaynaklanan zararın da talep edilmesi mümkün olmayacağı kanaatiyle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın REDDİNE,
Karar harcı olan 615,40 TL'nin dava açılırken peşin olarak alınan 54,40 TL'den mahsubu ile bakiye kalan ‭561‬,00 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
Davacı tarafından yapılan harç masrafı ve yargılama gideri masraflarının davacı üzerinde bırakılmasına,
Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca takdir edilen 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine,
Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
7155 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 13.fıkrası ve yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacı taraftan tahsili ile hazine adına irat kaydına,
Gider avansından sarf edilmeyen fazla yatan miktarın karar kesinleştiğinde IBAN/hesap numarası bildirilmesi halinde buraya, aksi halde PTT ile konutta ödemeli olarak davacıya İADESİNE,
Dair, davacı ve davalı vekillerinin yüzüne karşı, kararın taraflara tebliğinden 2 haftalık süre içinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!